- Katılım
- 6 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,546
- Motosikleti
- Honda Crf 250 L (2020), Honda Sh 125i
- Konu Yazar
- #1
İki hafta önce 2. Adana Karataş Kış Kampı'nı gerçekleştirdik.
Aslında bu kamp, geçen yıl olduğu gibi, 2016'nın son haftasonu gerçekleşecekken, erteleme nedeniyle (ilk kez bir kampı erteledik) 2017'nin ilk kampı oluverdi. Ama güzel de oldu.
20 Ocak Cuma sabahı, bir gece önce yüklediğim (artık kamp malzemelerim sadece çantalara sığabiliyor. Sosislere ihtiyaç kalmadı) Küheylan'la hazırlığımızı tamamladık ve yola çıkmak üzere garajda buluştuk.

Giderken işyerime uğrama gafletinde bulununca öğle saatlerinde yola çıkabildim. Bu arada uzaktaki bulutlar Antakya'nın üzerine gelmişti.
Yakıtımı aldım ve,

Yağmurda yola koyuldum. (İlerisi açık gibi)

Yanılmamışım. Dağı tırmanırken yağmur durdu.

Bir çırpıda Dörtyol semalarındaydım. Burada Yunus ve Murat'la buluşacağım.

Buluşma gerçekleşti. Tek çıktığım yola, üç kişi devam edeceğiz.

Az ötede Erzin Opet var. Alışmışız orada durmaya. İhtiyaç molası verdik.

Sonrasında Adana'ya doğru devam ettik.



Adana'dayız. Mehmet Çulcu ile buluşacağız.

Çok beklemedik, Çulcu göründü.

Hoşbeş faslı.

Çulcu da eski 1000 kullanıcısı. O da benim gibi, 10 yılda üç adet 1000 sahibi oldu. Sıcağı sıcağına Küheylan'ı inceliyor.

Ve Karataş'a doğru yola koyuluyoruz.


Adana-Karataş 40 km. Bir çırpıda Karataş'tayız.

Vakit kaybetmeden alışverişimizi yaptık.

Bu arada Yücel de yolda. O dağlardan, tepelerden gelmeyi tercih etmiş. (Belki bir ayı bulurum diye düşünmüş. Boğmak için tabii. Ayıboğan ya...)



Nihayetinde, Karataş içindeki, sahilde yer alan ve gerekli izinlerimizi resmi olarak aldığımız, Milli Parklar'a ait kamp alanımıza intikal etmiş olduk.

Geçen yıl kamp yaptığımız nokta iyiydi. Direkt aynı noktaya konuşlandık.

Biraz kirlenmişiz.

Biz alışveriş yaparken Çulcu sağolsun odunumuzu temin etmiş.

Tam bu sıralar Mersin'den Aykut Alkan yetişti.

Bu dakikada yolda kullandığım Lumix'i çantaya atıp, durağan hallerde kullandığım 400D'yi çıkardım.

Çadırlarımızı kurduk.


Ve soğuk olacağını tahmin ettiğimiz geceyi geçirmek üzere, akşamüstü kamp ateşimizi yaktık.


Odunlar biraz yaş. Etraftan topladıklarımızla ateşi takviye ediyoruz.



Ateşi yakma gayreti ısıttı zaten. Yemek işimizi hallediyoruz.

Bekçimiz de var. (Şaka değil. Kamp boyu kampımızı bırakmadığı gibi, başka köpecikleri de yaklaştırmadı.)

Cuma akşam kamp alanında 4 kişiydik. Bunun da keyifi ayrı.

5 olduk. Nesli, biraz geç te olsa yetişti.


Ve güzel sürpriz. İskenderun'dan arkadaşlarımız ziyaretimize geldiler.



Çadır kurulumuna yardım.

Ve sonrasında bolca, keyifli sohbetler...

Ziyaretçilerimiz müsaade istediler. Yolcu ediyoruz.

Aykut otelde kalacak. Ertesi sabah görüşmek üzere diyerekten Aykut'u da yolcu ediyoruz.

Kaldık 4 İlk gece. Normal.

Geç saatlere kadar,

Keyifli sohbetler sonrasında,

Çadırıma kaçtım. (Derece eksi'lere düştü)

Cumartesi sabah enfes bir manzaraya uyandım.
Normalde gece uykum 5-6 saattir. Burada ilk gün 9 saat, ikinci gün 11 saat uyumuşum. Koruluğun temiz, denizin iyotlu havası rahatlattı sanırım.

Küheylan'la ilk kampım. Önce O'nu kontrol ediyorum.

Sonra etrafta kısa bir tur.
Sağolsun ormancı arkadaşlar Murat'ın da girişimiyle bize iki tane piknik masası getirmişler.


Bu arada, Husky Sawaj Ultra 2 çadırımla ilk kampım. Oldukça hafif bir çadır. (1,5 kğ) İki kişilik olarak satılsa da, eşyalarla birlikte tek kişi rahatlıkla barınabiliyor. (Eşyasız iki kişi kalabilir.)

Murat, kahvaltı için ekmek almaya gitmişti.


Balıkçılar...



Günaydınlar...

Bu sabah ateşi Nesli yakacak. (Ne de olsa ormancı kızı)



Aykut tam zamanında.

Be*****ek gibi.


İşşte bu kadarr...Nesli için iş değil zaten. Bundan sonra kamp ateşi Nesli'ye ait.

İçi dolu çaydanlık...
Murat, sahildeki çaycıdan ödünç almış. Ne de iyi etmiş...

Sabah serinliğinde sıcak çay gibisi yok.

Haydi kahvaltıya...


Enfes mi enfes...(Çok keyifliydi)




Çulcu'lar geldi.


Sevilay'ın ilk işi Küheylan'ı incelemek oluyor. Ne de olsa eski gözağrısı.


Avukatımız bir idi, iki oldu. Çulcu'ların manevi kızları Çağla, ziyaretimize gelmiş.

Fulya ile Mehmet, Okay ile Mete...Aynı zamanda kamp alanına intikal ettiler.

-Az yüklemişsin Fulya...





Yeni gelenlere ''hoşgeldiniz'' seramonisi.

Ooo, Jack amca da gelmiş.


Yücel, nihayet dağlardan inip kampa dahil oldu.


Hadi çadırları kuralım.



Kahve mii ? Ele sağlık.

Hem de odun ateşinde...

Her geçen dakika keyifimiz katlanarak artıyor.

Adana'dan Murat...

İskenderun'dan Ercüment ailesiyle gelmiş kampa.



Erzin'den Hasan.

Aslında bu kamp, geçen yıl olduğu gibi, 2016'nın son haftasonu gerçekleşecekken, erteleme nedeniyle (ilk kez bir kampı erteledik) 2017'nin ilk kampı oluverdi. Ama güzel de oldu.
20 Ocak Cuma sabahı, bir gece önce yüklediğim (artık kamp malzemelerim sadece çantalara sığabiliyor. Sosislere ihtiyaç kalmadı) Küheylan'la hazırlığımızı tamamladık ve yola çıkmak üzere garajda buluştuk.

Giderken işyerime uğrama gafletinde bulununca öğle saatlerinde yola çıkabildim. Bu arada uzaktaki bulutlar Antakya'nın üzerine gelmişti.
Yakıtımı aldım ve,

Yağmurda yola koyuldum. (İlerisi açık gibi)

Yanılmamışım. Dağı tırmanırken yağmur durdu.

Bir çırpıda Dörtyol semalarındaydım. Burada Yunus ve Murat'la buluşacağım.

Buluşma gerçekleşti. Tek çıktığım yola, üç kişi devam edeceğiz.

Az ötede Erzin Opet var. Alışmışız orada durmaya. İhtiyaç molası verdik.

Sonrasında Adana'ya doğru devam ettik.



Adana'dayız. Mehmet Çulcu ile buluşacağız.

Çok beklemedik, Çulcu göründü.

Hoşbeş faslı.

Çulcu da eski 1000 kullanıcısı. O da benim gibi, 10 yılda üç adet 1000 sahibi oldu. Sıcağı sıcağına Küheylan'ı inceliyor.

Ve Karataş'a doğru yola koyuluyoruz.


Adana-Karataş 40 km. Bir çırpıda Karataş'tayız.

Vakit kaybetmeden alışverişimizi yaptık.

Bu arada Yücel de yolda. O dağlardan, tepelerden gelmeyi tercih etmiş. (Belki bir ayı bulurum diye düşünmüş. Boğmak için tabii. Ayıboğan ya...)



Nihayetinde, Karataş içindeki, sahilde yer alan ve gerekli izinlerimizi resmi olarak aldığımız, Milli Parklar'a ait kamp alanımıza intikal etmiş olduk.

Geçen yıl kamp yaptığımız nokta iyiydi. Direkt aynı noktaya konuşlandık.

Biraz kirlenmişiz.

Biz alışveriş yaparken Çulcu sağolsun odunumuzu temin etmiş.

Tam bu sıralar Mersin'den Aykut Alkan yetişti.

Bu dakikada yolda kullandığım Lumix'i çantaya atıp, durağan hallerde kullandığım 400D'yi çıkardım.

Çadırlarımızı kurduk.


Ve soğuk olacağını tahmin ettiğimiz geceyi geçirmek üzere, akşamüstü kamp ateşimizi yaktık.


Odunlar biraz yaş. Etraftan topladıklarımızla ateşi takviye ediyoruz.



Ateşi yakma gayreti ısıttı zaten. Yemek işimizi hallediyoruz.

Bekçimiz de var. (Şaka değil. Kamp boyu kampımızı bırakmadığı gibi, başka köpecikleri de yaklaştırmadı.)

Cuma akşam kamp alanında 4 kişiydik. Bunun da keyifi ayrı.

5 olduk. Nesli, biraz geç te olsa yetişti.


Ve güzel sürpriz. İskenderun'dan arkadaşlarımız ziyaretimize geldiler.



Çadır kurulumuna yardım.

Ve sonrasında bolca, keyifli sohbetler...

Ziyaretçilerimiz müsaade istediler. Yolcu ediyoruz.

Aykut otelde kalacak. Ertesi sabah görüşmek üzere diyerekten Aykut'u da yolcu ediyoruz.

Kaldık 4 İlk gece. Normal.

Geç saatlere kadar,

Keyifli sohbetler sonrasında,

Çadırıma kaçtım. (Derece eksi'lere düştü)

Cumartesi sabah enfes bir manzaraya uyandım.
Normalde gece uykum 5-6 saattir. Burada ilk gün 9 saat, ikinci gün 11 saat uyumuşum. Koruluğun temiz, denizin iyotlu havası rahatlattı sanırım.

Küheylan'la ilk kampım. Önce O'nu kontrol ediyorum.

Sonra etrafta kısa bir tur.
Sağolsun ormancı arkadaşlar Murat'ın da girişimiyle bize iki tane piknik masası getirmişler.


Bu arada, Husky Sawaj Ultra 2 çadırımla ilk kampım. Oldukça hafif bir çadır. (1,5 kğ) İki kişilik olarak satılsa da, eşyalarla birlikte tek kişi rahatlıkla barınabiliyor. (Eşyasız iki kişi kalabilir.)

Murat, kahvaltı için ekmek almaya gitmişti.


Balıkçılar...



Günaydınlar...

Bu sabah ateşi Nesli yakacak. (Ne de olsa ormancı kızı)



Aykut tam zamanında.

Be*****ek gibi.


İşşte bu kadarr...Nesli için iş değil zaten. Bundan sonra kamp ateşi Nesli'ye ait.

İçi dolu çaydanlık...
Murat, sahildeki çaycıdan ödünç almış. Ne de iyi etmiş...

Sabah serinliğinde sıcak çay gibisi yok.

Haydi kahvaltıya...


Enfes mi enfes...(Çok keyifliydi)




Çulcu'lar geldi.


Sevilay'ın ilk işi Küheylan'ı incelemek oluyor. Ne de olsa eski gözağrısı.


Avukatımız bir idi, iki oldu. Çulcu'ların manevi kızları Çağla, ziyaretimize gelmiş.

Fulya ile Mehmet, Okay ile Mete...Aynı zamanda kamp alanına intikal ettiler.

-Az yüklemişsin Fulya...





Yeni gelenlere ''hoşgeldiniz'' seramonisi.

Ooo, Jack amca da gelmiş.


Yücel, nihayet dağlardan inip kampa dahil oldu.


Hadi çadırları kuralım.



Kahve mii ? Ele sağlık.

Hem de odun ateşinde...

Her geçen dakika keyifimiz katlanarak artıyor.

Adana'dan Murat...

İskenderun'dan Ercüment ailesiyle gelmiş kampa.



Erzin'den Hasan.































































































































































































































































