- Katılım
- 9 Eyl 2006
- Mesajlar
- 265
- Konu Yazar
- #1
Motosiklet efsanesi Osman Gürsoy vefat etti.
Orduda 1960'ların ünlü Vespa şehir motosikletiyle, 5 kez dünyayı gezen Osman Gürsoy (85), yaşama veda etti. Ordu'dan bu motosikletiyle 19 kez Londra'ya da gidip gelen Gürsoy, gezilerde yaklaşık 3 bin saat motor üzerinde kaldı. Ömrünün büyük bölümünü motosiklet üzerinde geçiren Gürsoy, bu güne kadar 215 bin kilometre yol kat etti. Türk ve yabancı motosiklet tutkunlarının efsanesi olarak tanınan Gürsoy, hatırları ve tecrübeleriyle birçok kişiye de ilham kaynağı olmuştu.
Osman Gürsoy bundan 40 yıl önce 6 beygirlik küçük motoru ile 200 bin km ye yaklaşan uzun yolculuklar yaptı. Osman Gürsoy, ilkokulu bitirdikten sonra okulu bırakıp çalışmaya başladı. Bakırcı çıraklığı yaparken, ustası Osman Gürsoy'un hayranlıkla baktığı BSA motosikletine dokunmasına izin bile vermiyordu. O günlerden itibaren bir motosiklet alıp, seyahat etme hayal etti. Kuzeninin verdiği İngilizce sözlükle İngilizceye olan merakı ve dünyanın çeşitli yerlerinden edindiği mektup arkadaşları sayesinde dil öğrendi.
Yalova'ya taşındıktan sonra motosiklet hayaline kavuşuncaya kadar bisiklet kullanmaya devam etti. Kazandığı ilk paralarla bisikletine 50cc.'lik (Dem marka) bir motor monte ederek 40.000 km yol yaptı. Yalova'dan Kuşadası'na oradan İstanbul'a yol alırken bir keresinde ayağı yerden kesilir. Küçük motoru, rüzgar yüzünden dayandığı ağaçtan kurtularak yakındaki göle uçar. Osman Gürsoy motosikletini o kadar sever ki, onu gölden çıkarıp kurutup tamir eder ve yeniden kullanır. 1960'ların başında İngiltere'ye çalışmaya gitti.
LONDRA'DAN ORDU'YA 19 KEZ KÜÇÜK MOTOSİKLETLE GELDİ
O yıllarda çok az kişinin yabancı dil bilmesi sayesinde yolu açılmış olur. Londra'da kalabilmek için her türlü işte çalışır. İngiltere'de tanıştığı motosiklet tamircisi Hary Pendir'den çok şey öğrenir. İngiltere'de satın aldığı ikinci el Vespa motosikleti çıkacağı yolculukların asıl başlangıcı olur. 150 cc lik ve sadece 6 beygirlik bir motordur bu. 1969'da Londra'dan memleketi Ordu'ya tatil için giderken yolculuk için motorunu kullanmaya karar verir.
Fitili ateşleyen bu yolculuktan sonraki 35 yıl boyunca Vespa'sıyla Londra Ordu arasını tam 19 kez kat edecektir. Üstelik her seferinde ayrı bir güzergâh izler. Vize alamadığı Arnavutluk ve 'pahalı olduğunu duyduğu Finlandiya hariç Avrupa'nın tamamını gezer. Her ülkede dostlar edinir, onlarla mektuplaşarak iletişimini koparmaz. Dünyanın çevresini 5 kez dolaşacak kadar yol yapar. Motoruna yerleştirdiği ses kayıt cihazı ile kayıt yaparak o yıllarda sesli günlük oluşturur. Canon fotoğraf makinesi ile gittiği her yerde özellikle tabelalar önünde fotoğraf çeker.
3 BİN SAAT DÜNYA TURU
Osman Gürsoy'un Vespa motoruyla dünya turuna çıkması 1980'de uğradığı, İtalya'daki Vespa fabrikasında da şaşkınlık yarattı. Altı beygirlik şehir motosikletiyle dünyayı dolaşan Osman Gürsoy'un azmi dolayısıyla ona yeni bir Vespa hediye edildi. Eski motoruyla yollara devam eden Gürsoy, Amerika'ya gitmeyi kararlaştırarak, yollara düştü. Gemiye kargoya verip uçakla gittiği Newyork'tan başladığı seyahatini Kanada'ya kadar uzatarak geniş bir seyahat yaptı. 80 yaşından sonra Ordu Boztepe'deki evine yerleşen Gürsoy, atölyesinde tamir yaparak vakit geçiriyordu. Motor tutkunlarının sık sık ziyaret ettiği Gürsoy'un belgeseli de çekildi.
Erkin YEŞİL'in Osman GÜRSOY amcamız ile yaptığı röportaj.
1970′li yıllarda, Vespa motosikleti ile Ordu-Londra arasını tam 19 kez, ardından A.B.D ve Kanadayı karış karış gezen Osman Gürsoyun hikayesi
Türkiyenin ilk motosikletli gezgini Osman Gürsoyun ismini hala duymayanlarımız var. Hele onunla tanışmış, hikayelerini dinleme şansını bulmuş bir avuç insan var desek abartmış olmam.
Osman Gürsoy bundan 40 yıl önce 6 beygirlik küçük motoru ile 200 bin km ye yaklaşan uzun yolculuklar yapmış. Osman amcanın başından geçenler biz dahil birçok motorcuya yön gösterecek, ilham verecek hikayelerle dolu. Kendi ağzından dinlediğim dinleme şansı bulduğum hayat hikayesi çok ilgi çekici.
Osman Gürsoy, ilkokulu bitirdikten sonra okulu bırakıp çalışmaya başlar. Bakırcı çıraklığı yaparken, ustası Osman Gürsoyun hayranlıkla baktığı BSA motosikletine dokunmasına izin bile vermez. O günlerden itibaren bir motosiklet alıp, seyahat etme hayali başlamış olur. Tam da bu yıllarda amcasının oğlu kendisine Türkçe-İngilizce bir kitap verir. İngilizceye olan merakı ve dünyanın çeşitli yerlerinden edindiği mektup arkadaşları sayesinde dilini ilerletir. Bu sırada Yalovaya taşınır, İngilizcesi sayesinde NATO üssündeki bir lokalde garsonluk yapmaya başlar. Gürsoy motosiklet hayaline kavuşuncaya kadar bisiklet kullanmaya devam eder. Kazandığı ilk paralarla bisikletine 50cc.lik (Dem marka) bir motor monte ederek 40.000 km yol yapar. Yalovadan Kuşadasına oradan İstanbula yol alırken bir keresinde ayağı yerden kesilir. Küçük motoru, rüzgar yüzünden dayandığı ağaçtan kurtularak yakındaki göle uçar. Osman Gürsoy motosikletini o kadar sever ki, onu gölden çıkarıp kurutup tamir eder ve yeniden kullanır.
Bir arkadaşı aracılığı ile İngilteredeki bir firmaya iş başvurusunda bulunur ve 1960ların başında İngiltereye çalışmaya gider. O yıllarda çok az kişinin yabancı dil bilmesi sayesinde yolu açılmış olur. Aslında İngiltereye gitmek için ilk başvurduğunda vize alamaz. Ama pes etmez ve sonunda İngiltereye gider. Londrada kalabilmek için her türlü işte çalışır. İngilterede tanıştığı motosiklet tamircisi Hary Pendirden çok şey öğrenir.
İngilterede satın aldığı ikinci el Vespa motosikleti çıkacağı yolculukların asıl başlangıcı olur. 150 cc lik ve sadece 6 beygirlik bir motordur bu. 1969da Londradan memleketi Orduya tatil için giderken yolculuk için motorunu kullanmaya karar verir. Fitili ateşleyen bu yolculuktan sonraki 35 yıl boyunca Vespasıyla Londra Ordu arasını tam 19 kez kat edecektir. Üstelik her seferinde ayrı bir güzergâh izler.
Vize alamadığı Arnavutluk ve pahalı olduğunu duyduğu Finlandiya hariç Avrupanın tamamını gezer. Her ülkede dostlar edinir, onlarla mektuplaşarak iletişimini koparmaz. Dünyanın çevresini 5 kez dolaşacak kadar yol yapar. Motoruna yerleştirdiği ses kayıt cihazı ile kayıt yaparak o yıllarda sesli günlük oluşturur. Canon fotoğraf makinesi ile gittiği her yerde özellikle tabelalar önünde fotoğraf çeker.
Osman Gürsoyun motor üzerinde 3000 saate tekabül eden, toplam 180 bin kilometreyi bulan yolculuğu 1980de uğradığı, İtalyadaki Vespa fabrikasında da şaşkınlık yaratır. Altı beygirlik şehir motosikletiyle dünyayı dolaşmayı başarması üretici marka için de büyük bir olaydır. Neticede ona yeni bir Vespa hediye etmeye karar verirler. Gürsoy yeni aldığı motorla küçük bir kaza yapınca, onu satar ve emektar Vespasını kullanmaya devam eder. Sonraki durağıysa Amerikadır. Vespasını kargoya verip New Yorkun yolunu tutar. Amerikayı bir ucundan bir ucuna 50 günde dolaşır. Kanadada Montreale kadar uzanmayı da ihmal etmez. Yolda onu gören polisler çok şaşırır ve uzun süre takip ederler.
Gürsoy, henüz 70li yıllarda motosikletinin arkasında oturan eşiyle konuşabilmek için kaskın içine telsiz yerleştirmeyi akıl etmiş ve bugün bluetoothla gerçekleştirilen bu iletişimi o zaman kendi imkânlarıyla sağlamayı başarmış. Aynı şekilde motosikletine radyo ve ses kayıt cihazına bağlı bir mikrofon yerleştirmeyi başarmış. Daha ilginciyse bir de hovercraft yapmış olması. Üstelik hâlâ işler durumda olan bir hovercraftı yaşadığı evin bahçesinde duruyor. Mucitliği sayesinde zor durumlarda hep bir çözüm yolu bulmuş yollarda.
Osman Gürsoyun en büyük üzüntüsü, 19 kez gidip geldiği Ordu- Londra arasını 20. Kez yapamamış olması. Yaptığı yolculukları da insanlara duyuramaması. 80 yaşındaki Osman Abi artık çocukluk yıllarını geçirdiği Ordudaki Boztepe Köyüne geri dönmüş. Artık uzun yolculuklara çıkmasa da Vespasını hala köyde kullanıyor.Bahçesindeki atölyesinde motorunun bakımlarını da kendi yapıyor. Doğduğu şehir Orduda tanınsa da, motosiklet camiasından kendisini bilen, ziyaretine gelen pek fazla kişi olmamasının üzüntüsünü yaşıyor. Yaşadığı renkli hayattan sonra, Boztepede dinlenmeye çekilmiş adeta.
Ben kendisini 2 kez ziyaret etme şansına eriştim. Her zaman babacan tavrıyla karşıladı beni. Onu tanımak çok büyük bir kazanç gerçekten. Yolu Karadenize Orduya düşenlerin Osman Gürsoyu mutlaka tanımasını isterim.
Sizi çok sıcak karşılayacağına eminim :salut:
Erkin YEŞİL - 28 Temmuz 2017
Tolga BAŞOL'un yönetmenliğini yaptığı "Ordu, Texas: 1970lerde Kuzey Amerika ve Avrupayı Vespayla turlayan Osman Gürsoyun hikayesi" adlı belgeselden bir kesiti ekliyorum.
Orduda 1960'ların ünlü Vespa şehir motosikletiyle, 5 kez dünyayı gezen Osman Gürsoy (85), yaşama veda etti. Ordu'dan bu motosikletiyle 19 kez Londra'ya da gidip gelen Gürsoy, gezilerde yaklaşık 3 bin saat motor üzerinde kaldı. Ömrünün büyük bölümünü motosiklet üzerinde geçiren Gürsoy, bu güne kadar 215 bin kilometre yol kat etti. Türk ve yabancı motosiklet tutkunlarının efsanesi olarak tanınan Gürsoy, hatırları ve tecrübeleriyle birçok kişiye de ilham kaynağı olmuştu.
Osman Gürsoy bundan 40 yıl önce 6 beygirlik küçük motoru ile 200 bin km ye yaklaşan uzun yolculuklar yaptı. Osman Gürsoy, ilkokulu bitirdikten sonra okulu bırakıp çalışmaya başladı. Bakırcı çıraklığı yaparken, ustası Osman Gürsoy'un hayranlıkla baktığı BSA motosikletine dokunmasına izin bile vermiyordu. O günlerden itibaren bir motosiklet alıp, seyahat etme hayal etti. Kuzeninin verdiği İngilizce sözlükle İngilizceye olan merakı ve dünyanın çeşitli yerlerinden edindiği mektup arkadaşları sayesinde dil öğrendi.
Yalova'ya taşındıktan sonra motosiklet hayaline kavuşuncaya kadar bisiklet kullanmaya devam etti. Kazandığı ilk paralarla bisikletine 50cc.'lik (Dem marka) bir motor monte ederek 40.000 km yol yaptı. Yalova'dan Kuşadası'na oradan İstanbul'a yol alırken bir keresinde ayağı yerden kesilir. Küçük motoru, rüzgar yüzünden dayandığı ağaçtan kurtularak yakındaki göle uçar. Osman Gürsoy motosikletini o kadar sever ki, onu gölden çıkarıp kurutup tamir eder ve yeniden kullanır. 1960'ların başında İngiltere'ye çalışmaya gitti.
LONDRA'DAN ORDU'YA 19 KEZ KÜÇÜK MOTOSİKLETLE GELDİ
O yıllarda çok az kişinin yabancı dil bilmesi sayesinde yolu açılmış olur. Londra'da kalabilmek için her türlü işte çalışır. İngiltere'de tanıştığı motosiklet tamircisi Hary Pendir'den çok şey öğrenir. İngiltere'de satın aldığı ikinci el Vespa motosikleti çıkacağı yolculukların asıl başlangıcı olur. 150 cc lik ve sadece 6 beygirlik bir motordur bu. 1969'da Londra'dan memleketi Ordu'ya tatil için giderken yolculuk için motorunu kullanmaya karar verir.
Fitili ateşleyen bu yolculuktan sonraki 35 yıl boyunca Vespa'sıyla Londra Ordu arasını tam 19 kez kat edecektir. Üstelik her seferinde ayrı bir güzergâh izler. Vize alamadığı Arnavutluk ve 'pahalı olduğunu duyduğu Finlandiya hariç Avrupa'nın tamamını gezer. Her ülkede dostlar edinir, onlarla mektuplaşarak iletişimini koparmaz. Dünyanın çevresini 5 kez dolaşacak kadar yol yapar. Motoruna yerleştirdiği ses kayıt cihazı ile kayıt yaparak o yıllarda sesli günlük oluşturur. Canon fotoğraf makinesi ile gittiği her yerde özellikle tabelalar önünde fotoğraf çeker.
3 BİN SAAT DÜNYA TURU
Osman Gürsoy'un Vespa motoruyla dünya turuna çıkması 1980'de uğradığı, İtalya'daki Vespa fabrikasında da şaşkınlık yarattı. Altı beygirlik şehir motosikletiyle dünyayı dolaşan Osman Gürsoy'un azmi dolayısıyla ona yeni bir Vespa hediye edildi. Eski motoruyla yollara devam eden Gürsoy, Amerika'ya gitmeyi kararlaştırarak, yollara düştü. Gemiye kargoya verip uçakla gittiği Newyork'tan başladığı seyahatini Kanada'ya kadar uzatarak geniş bir seyahat yaptı. 80 yaşından sonra Ordu Boztepe'deki evine yerleşen Gürsoy, atölyesinde tamir yaparak vakit geçiriyordu. Motor tutkunlarının sık sık ziyaret ettiği Gürsoy'un belgeseli de çekildi.
Erkin YEŞİL'in Osman GÜRSOY amcamız ile yaptığı röportaj.
1970′li yıllarda, Vespa motosikleti ile Ordu-Londra arasını tam 19 kez, ardından A.B.D ve Kanadayı karış karış gezen Osman Gürsoyun hikayesi
Türkiyenin ilk motosikletli gezgini Osman Gürsoyun ismini hala duymayanlarımız var. Hele onunla tanışmış, hikayelerini dinleme şansını bulmuş bir avuç insan var desek abartmış olmam.
Osman Gürsoy bundan 40 yıl önce 6 beygirlik küçük motoru ile 200 bin km ye yaklaşan uzun yolculuklar yapmış. Osman amcanın başından geçenler biz dahil birçok motorcuya yön gösterecek, ilham verecek hikayelerle dolu. Kendi ağzından dinlediğim dinleme şansı bulduğum hayat hikayesi çok ilgi çekici.
Osman Gürsoy, ilkokulu bitirdikten sonra okulu bırakıp çalışmaya başlar. Bakırcı çıraklığı yaparken, ustası Osman Gürsoyun hayranlıkla baktığı BSA motosikletine dokunmasına izin bile vermez. O günlerden itibaren bir motosiklet alıp, seyahat etme hayali başlamış olur. Tam da bu yıllarda amcasının oğlu kendisine Türkçe-İngilizce bir kitap verir. İngilizceye olan merakı ve dünyanın çeşitli yerlerinden edindiği mektup arkadaşları sayesinde dilini ilerletir. Bu sırada Yalovaya taşınır, İngilizcesi sayesinde NATO üssündeki bir lokalde garsonluk yapmaya başlar. Gürsoy motosiklet hayaline kavuşuncaya kadar bisiklet kullanmaya devam eder. Kazandığı ilk paralarla bisikletine 50cc.lik (Dem marka) bir motor monte ederek 40.000 km yol yapar. Yalovadan Kuşadasına oradan İstanbula yol alırken bir keresinde ayağı yerden kesilir. Küçük motoru, rüzgar yüzünden dayandığı ağaçtan kurtularak yakındaki göle uçar. Osman Gürsoy motosikletini o kadar sever ki, onu gölden çıkarıp kurutup tamir eder ve yeniden kullanır.
Bir arkadaşı aracılığı ile İngilteredeki bir firmaya iş başvurusunda bulunur ve 1960ların başında İngiltereye çalışmaya gider. O yıllarda çok az kişinin yabancı dil bilmesi sayesinde yolu açılmış olur. Aslında İngiltereye gitmek için ilk başvurduğunda vize alamaz. Ama pes etmez ve sonunda İngiltereye gider. Londrada kalabilmek için her türlü işte çalışır. İngilterede tanıştığı motosiklet tamircisi Hary Pendirden çok şey öğrenir.
İngilterede satın aldığı ikinci el Vespa motosikleti çıkacağı yolculukların asıl başlangıcı olur. 150 cc lik ve sadece 6 beygirlik bir motordur bu. 1969da Londradan memleketi Orduya tatil için giderken yolculuk için motorunu kullanmaya karar verir. Fitili ateşleyen bu yolculuktan sonraki 35 yıl boyunca Vespasıyla Londra Ordu arasını tam 19 kez kat edecektir. Üstelik her seferinde ayrı bir güzergâh izler.
Vize alamadığı Arnavutluk ve pahalı olduğunu duyduğu Finlandiya hariç Avrupanın tamamını gezer. Her ülkede dostlar edinir, onlarla mektuplaşarak iletişimini koparmaz. Dünyanın çevresini 5 kez dolaşacak kadar yol yapar. Motoruna yerleştirdiği ses kayıt cihazı ile kayıt yaparak o yıllarda sesli günlük oluşturur. Canon fotoğraf makinesi ile gittiği her yerde özellikle tabelalar önünde fotoğraf çeker.
Osman Gürsoyun motor üzerinde 3000 saate tekabül eden, toplam 180 bin kilometreyi bulan yolculuğu 1980de uğradığı, İtalyadaki Vespa fabrikasında da şaşkınlık yaratır. Altı beygirlik şehir motosikletiyle dünyayı dolaşmayı başarması üretici marka için de büyük bir olaydır. Neticede ona yeni bir Vespa hediye etmeye karar verirler. Gürsoy yeni aldığı motorla küçük bir kaza yapınca, onu satar ve emektar Vespasını kullanmaya devam eder. Sonraki durağıysa Amerikadır. Vespasını kargoya verip New Yorkun yolunu tutar. Amerikayı bir ucundan bir ucuna 50 günde dolaşır. Kanadada Montreale kadar uzanmayı da ihmal etmez. Yolda onu gören polisler çok şaşırır ve uzun süre takip ederler.
Gürsoy, henüz 70li yıllarda motosikletinin arkasında oturan eşiyle konuşabilmek için kaskın içine telsiz yerleştirmeyi akıl etmiş ve bugün bluetoothla gerçekleştirilen bu iletişimi o zaman kendi imkânlarıyla sağlamayı başarmış. Aynı şekilde motosikletine radyo ve ses kayıt cihazına bağlı bir mikrofon yerleştirmeyi başarmış. Daha ilginciyse bir de hovercraft yapmış olması. Üstelik hâlâ işler durumda olan bir hovercraftı yaşadığı evin bahçesinde duruyor. Mucitliği sayesinde zor durumlarda hep bir çözüm yolu bulmuş yollarda.
Osman Gürsoyun en büyük üzüntüsü, 19 kez gidip geldiği Ordu- Londra arasını 20. Kez yapamamış olması. Yaptığı yolculukları da insanlara duyuramaması. 80 yaşındaki Osman Abi artık çocukluk yıllarını geçirdiği Ordudaki Boztepe Köyüne geri dönmüş. Artık uzun yolculuklara çıkmasa da Vespasını hala köyde kullanıyor.Bahçesindeki atölyesinde motorunun bakımlarını da kendi yapıyor. Doğduğu şehir Orduda tanınsa da, motosiklet camiasından kendisini bilen, ziyaretine gelen pek fazla kişi olmamasının üzüntüsünü yaşıyor. Yaşadığı renkli hayattan sonra, Boztepede dinlenmeye çekilmiş adeta.
Ben kendisini 2 kez ziyaret etme şansına eriştim. Her zaman babacan tavrıyla karşıladı beni. Onu tanımak çok büyük bir kazanç gerçekten. Yolu Karadenize Orduya düşenlerin Osman Gürsoyu mutlaka tanımasını isterim.
Sizi çok sıcak karşılayacağına eminim :salut:
Erkin YEŞİL - 28 Temmuz 2017
Tolga BAŞOL'un yönetmenliğini yaptığı "Ordu, Texas: 1970lerde Kuzey Amerika ve Avrupayı Vespayla turlayan Osman Gürsoyun hikayesi" adlı belgeselden bir kesiti ekliyorum.
Ekli dosyalar
Moderatör tarafında düzenlendi: