- Katılım
- 21 Mar 2009
- Mesajlar
- 5,554
- Konu Yazar
- #1
Doğadaki tüm canlılar gibi, insanoğlunun da yaşamının bir sınırı vardır. Ancak bazı insanlar vardır ki yaşamları boyunca yaptıkları eserlerle, insanlığa yapmış oldukları hizmetlerle yaşamlarından sonra da varlıklarını sürdürürler.
Yaşamını milletine adayan, çökmüş bir imparatorluğun enkazından yepyeni ve güçlü bir devlet yaratan eşsiz bir lider, seçkin bir devlet adamı, büyük bir komutan ve çağın yetiştirdiği dâhilerden biri olan Atatürk, bu ender insanlardan biri, belki de en büyüğüdür.
Atatürk, hem milli mücadele, hem de Cumhuriyeti inşa sürecinde daima ileriye bakmış, ileriye yürümüştür. Bu yürüyüşünde ise yaptığı her değişim bir devrimdir.
Atatürk, duygusal değil, akılcı bir devrimcidir.
Atatürk ve Atatürk devrimciliği, yalnızca Onun yaşamış olduğu dönemin koşullarına göre değil, bizim yaşadığımız dönemin koşullarına ve sorunlarına göre de değerlendirilmelidir. Böyle bir değerlendirme duygusal olmamalıdır. Böyle bir değerlendirme Atatürk'ü tabulaştırma eğilimine de dayanmamalıdır.
Atatürk'ü tabulaştırmak, Atatürkçülüğe en aykırı düşen harekettir. Atatürk’ün kendisi, Türk toplumunu yüzyıllarca geride tutan yasaklara karşı çıkmış, o yasakları yıkmış olan gerçek bir devrimciydi.
Bugün, Atatürk’ün yolundan giden bizlere düşen görev; yüzümüzü geleceğe dönmek, ufkumuzu geniş, hedeflerimizi büyük tutmak, O’nu ve devrimlerini içi boş bir tutuculukla savunmak yerine, Atatürk devrimciliğinin, bugünkü koşullar içinde nasıl olması, nasıl uygulanması gerektiğini araştırmaktır.
Atatürk’ü ve mirasını bu aydın düşünce ile savunmaya hiç yılmadan devam etmek, O’nun manevi şahsına saygı gösterilmesinin en büyük ifade şeklidir.
Atatürk’ün yeni nesilden beklediği de budur.
Bunun için, 10 Kasım’ları, aydınlık geleceğimize yönelik atılımlarımızın esin kaynağı haline getirmeliyiz. Atatürk’e saygının gereğinin bu olduğuna, O’nun manevi huzuruna ancak bu şekilde başımız dik alnımız açık olarak çıkabileceğimiz inancında olmalıyız.
Atamızın en büyük emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne her yönü ile sahip çıkacağımıza söz vererek onu bu ölüm yıldönümünde bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz..
(Kendi konuşmamdan alıntıdır)
Engin K.
Son düzenleme: