- Katılım
- 8 Tem 2004
- Mesajlar
- 7,735
- Konu Yazar
- #1
Atinada iki gün geçirmek hem doyasıya gezmek, hem de dinlenmek için çok güzel bir fırsat olmuştu. Bu tarz kısa sürede uzun yol yapmayı gerektiren sürüşlerin ortalarında bir yerinde ekstradan bir gün dinlenmek motosiklet üzerinde konsantrasyonu yeniden kazanmak için çok önemli.
İkinci günün sabahında yine erkenden kalkıp kahvaltımı yaptım. Sıradaki konaklama şehrim olan Patras, Atinaya sadece 200 km uzaklıkta olmasına rağmen, yolun neredeyse 100 kmsinde yol yapım çalışması vardı. Bu nedenle planladığım süreden daha geç vakitte otelime vardım.
Adonis Hotel, Patrasda yer alan otobüs terminaline çok yakın. Anladığım kadarıyla bu terminal çevredeki plajlara ve turistik yerlere yolculuk edenleri taşıyan otobüslere ait (otobüsten plaj çantalarıyla inenlerden dolayı bu kanıya vardım). Benim böyle bir vaktim olmadığı için daha çok Patrasnın içini gezdim.
Patras, bir liman şehri. İtalyaya giden feribotlar buradan kalkmakta (İtalya feribotları için bildiğim bir de Igoumenitsa var). Bu nedenle İtalyan turist sayısı dikkatimi çekti. Yunanistanın doğusunda yaşayanları bize benzetiyordum, aynı şekilde batısında yaşayanlarda da İtalyan havası sezdim, tabi psikolojik de olabilir
Otele varır varmaz TripAdvisor üzerinden önemli noktaları not ettim ve gezmeye başladım. Kuzeye doğru yürüdükçe şehir sanki terk edilmiş gibiydi, birçok dükkan kapalı (yani içerileri bomboş, camları pislik içindeydi) sokaklar bomboştu. Sonradan anladım ki hayat şehrin tam tersi istikametinde, yani güneyinde başlıyormuş
Patras Kalesi, Agios Sofia Klisesi, Roma Su Kemerleri gördüğüm yerlerden bazıları. Gezi videomun fragmanının başında yer alan sahil de yine Patrasda yer alıyor. Güneyde çok daha fazla gezilecek yer olduğunu maalesef Patrasdan ayrıldıktan sonra öğrendim. Patrasa bir gün tekrar yolumun düşmesini istiyorum, çünkü hak ettiği kadar gezemediğimi düşünüyorum.
Son olarak Patrasya gitmeyi düşünen arkadaşlarıma bir önemli tavsiyem şu olacak, Patrasnın Caravel isimli birkaç tane şubesi olan meşhur pastanesi var. Mutlaka bunlardan birine giderek dondurma yiyin, gerçekten hayatımda yediğim en lezzetli dondurmaydı sanırım. Dondurma üzerine konulan özel soslar da ayrı bir tat katıyor, mutlaka denemelisiniz.
Lefkada
Ertesi gün yine erkenden hazırlanıp Lefkadanın Nydri kasabasına doğru yol aldım. Patras Lefkada arasındaki yol yine sakin yollardandı. Yol çalışmasının olmadığı, geniş otobanlardan yayıla yayıla giderken etrafı da izleme fırsatım oldu. Lefkadaya girerken iki yolu birleştirmek için tam yolun ortasına feribot koymuşlar. Evet evet, duran feribotun bir kapısından binip, diğer kapısından iniyorsunuz.
Lefkada, esasen İyon Denizinde bir ada ve ana karaya ince uzun bir yol ile bağlı. Daha şehrin girişinden itibaren güzelliğiyle beni büyüledi ve sanırım Yunanistanda gezdiğim şehirler arasında doğal güzelliğiyle ilk 3tedir. Nydri, Lefkadadan biraz daha içeride olan turistik bir kasaba. Lefkadadaki turizm merkezleri olarak adlandırabileceğimiz kasabaların en büyüğü. Nydriden diğer adalara gün boyu feribotlar var. Bu nedenle gündüz nüfusu, insanlar bu adalara yöneldiğinden akşam nüfusuna göre çok daha az.
Summer Bed Nydri isimli küçük odacıkların olduğu bir yerde konakladım. Odamda bir adet ranza, buzdolabı ve mini ocak vardı. Tam karşıda yer alan marketten dilediğinizi alıp odanızda yiyebilirsiniz. Kaldığım en temiz yerlerden biri olduğunu da ayrıca vurgulamak isterim.
Facebooktaki fotoğrafımız olay olan (
Lefkada, tarihi bir geziden öte birkaç gün kalıp kafa dinleyip denize girmek için gidilmesi gereken bir yer izlenimi bıraktı bende. TripAdvisordan burayla ilgili pek tarihi yer bulamadım, ancak yine tek gün kalmama rağmen iyi dinlendim diyebilirim.
Yine Patras ile birlikte tekrar görmek istediğim (bu sefer adalarına da gitmek istediğim) şehirlerden bir tanesi. Kimbilir, belki batı Yunanistan için başka bir seyahat planlarım.
devam edecek