- Katılım
- 13 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,547
- Konu Yazar
- #1
Merhaba
01.10.2006 Pazar günü Borusan OTO Adana - Mersin 2007 Model motosikletlerin tanıtım gününü düzenliyordu. Bizede telefon ile bildirdiler. Kulüp olarak buraya gitmeye karar verildi. Ancak ben genede yakın bir mesafede olsa görmek istediğim yerlerden birine gitmek istiyordum. Cumartesi günü eski adıyla Misis yeni adıyla Yakapınar'a gitmeyi kararlaştırdım ve benle Oğuz'da gelmek istedi. Bugün sabah 9:30'da buluşup yola koyulduk. Geri kalanını resimlerle anlatmaya devam edeyim.
Oğuz ve Ben Misis girişindeyiz.
Bu resimde kayasertac ile telefonda görüşüyorum. Aslında Oğuz burda motorunu çekmek istemiş ama kareye bende dahil olmuşum :mrgreen:
Misisin içine girdiğimizde bir amcaya "Emmi Misis Mozaik müzesi yakın mı?" diye sordum. Amcam direkt "Ben seni götürürüm yiğenim" dedi ve amcayı aldığımız gibi müzenin yolunu tuttuk. İşte müze içinden resimlere geçiyoruz. Ama önce Misis hakkında ufak bir bilgi.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Misis
Bu eserleri görünce eski insanların sanata ve güzelliğe ne kadar önem verdiğini daha iyi anlıyorum. Etrafımıza baktığımızda beton ve demir yığınından başka birşey göremiyoruz malesef
Bu musluk taşı ve diğer mezar taşları bölgenin müslümanlık döneminden eserler. Çok güzeller.
Bu pencere pervazıda yahudilik döneminden kalma bir kalıntı. Dikkat ederseniz yahudi yıldızını görebilirsiniz.
Bu eserlerde Hitit döneminden kalma. Zeytin yağı çıakrtmak için kullanılıyor. Ortası oyuk ve yanlarında gördüğünüz süzülme kanallarından yağ süzülüyor.
Buda bir Hitit dönemi el değirmeni.
Bu gördüğünüz Bizans dönemine ait bir lahit.
Bunlarda değişik dönemlerden lahitler.
Bu da Roma dönemi eseri bir bina parçası.
Oğuz ve Ben sütunların arasında poz verirken.
Oğuz büyük değirmen taşlarının yanında.
Değirmen taşları görülmekte.
Evet bir mancınık güllesi görülmekte. (Düzeltme yapılacaktır)
Bu eserde Hitit döneminden bir kabartma. Bu taş çok sert, delikli ve işlemesinin çok zor olduğu bize müze yetkilisi tarafından söylendi.
Gene Osmanlı döneminden eserlerimiz.
Sıra geldi en güzel kısma. Mozaiklerin bulunduğu binaya giriyoruz. İşte mozaiklerimiz. Bu mozaiklerin en önemli özelliği çok küçük taşlardan yapılmış olması ve dünyada bu tip mozaiğin bulunduğu 2. yer olduğu söylendi. Eşsiz bir eser.
Bu mozaiğimiz ibranice yazılmış. Yani yahudilik döneminden.
Arkadaşlar mozaiğin bu bölümünde nuh tufanına ve Nuh peygambere değinilmiş. Dikkat ederseniz Hayvan figürlerini görürsünüz. Ortadaki sandıktaki yazıda Nuh'un Sandığı yazmaktaymış.
Ve diğer mozaikler.
Oğuz ve Ben kuru tahıl küpüyle poz verirken.
Roma dönemi eseri.
Bu mozaiklerde bina dışında sergileniyor.
İşte motorlarımız.
Müzeyi gezmemiz bitti ve son olarak tarihi Misis köprüsünü bir görelim dedik. İşte Misis köprüsü ama önce gene kısa bir bilgi.
Su çok güzel akıyor. Niyetli olmam sebebiyle susuzluktan kavrulmam burada bir nebze hafifliyor ve su sesiyle mest oluyoruz.
Nehrin ileri kısımları.
Böyle tarihi bir mekanda poz vermezsek olmaz. İşte Oğuz ve Ben.
Oğuz'un özel isteğiyle işte Oğuz'un motoru.
Köprüde biraz kafa dinleikten sonra bize rehberlik yapan emmi'yi de alarak Misis çıkışına gittik. Emmi'yi indirip teşekkür ettikten sonra Ç.M.S.K'ya geri döndük. Vardığımızda Borusan' a gitmek için motorcuların toplandığını gördük. İşte kulüp önü resimler.
Yağız abi telefonda görüşmekte.
Motorlar.
Tüm arkadaşlar toplandıktan sonra Borusan Oto Adana'ya doğru yola çıktık. Bol rüzgarlı bir yolculuktan sonra hedefe vardık.
K1200R üzerinde ben. Müthiş bir motor.
Ve diğer BMW modelleri.
Test sürüşünde herkes eğlendi diyebilirim. Yağmurun yağmaya başlaması biraz can sıktı ama genelde olumlu geçti. Ben bir toplantıya gideceğimden dolayı ve oruç olmamın verdiği halsizlik sebebiyle mekanı erken terk ettim. Çok güzel bir gün oldu benim için.
Bir gezi raporununda sonuna geldik. Diğer bir gezimizde görüşmek üzere.
01.10.2006 Pazar günü Borusan OTO Adana - Mersin 2007 Model motosikletlerin tanıtım gününü düzenliyordu. Bizede telefon ile bildirdiler. Kulüp olarak buraya gitmeye karar verildi. Ancak ben genede yakın bir mesafede olsa görmek istediğim yerlerden birine gitmek istiyordum. Cumartesi günü eski adıyla Misis yeni adıyla Yakapınar'a gitmeyi kararlaştırdım ve benle Oğuz'da gelmek istedi. Bugün sabah 9:30'da buluşup yola koyulduk. Geri kalanını resimlerle anlatmaya devam edeyim.
Oğuz ve Ben Misis girişindeyiz.
Bu resimde kayasertac ile telefonda görüşüyorum. Aslında Oğuz burda motorunu çekmek istemiş ama kareye bende dahil olmuşum :mrgreen:
Misisin içine girdiğimizde bir amcaya "Emmi Misis Mozaik müzesi yakın mı?" diye sordum. Amcam direkt "Ben seni götürürüm yiğenim" dedi ve amcayı aldığımız gibi müzenin yolunu tuttuk. İşte müze içinden resimlere geçiyoruz. Ama önce Misis hakkında ufak bir bilgi.
Misis antik kenti, Ceyhan Nehri kenarında, tarihi İpek Yolu üzerinde kurulmuş, Adana'dan sonra gelen ikinci bir geçit durumundadır.
Misis'in tarihi, antik kentin üzerinde bulunduğu ve Neolitik Çağ'la tarihlenen höyük ile başlar. Misis'i Truva kahramanlarından Mopsos'un kurmuş olduğu söylenmektedir. Hitit, Asur , Makedonya ve Seleukosların eline geçmiş, Roma ve Bizans devirlerinde de önemli bir merkez olmuştur.M.S. 8. yüzyıldan itibaren Abbasiler döneminde yeniden imar edilmiştir. 1517 yılından sonra Osmanlı Devleti 'nin hâkimiyetine girmiş olan Misis'te bugün ayakta kalmış olan eserler M.S. 4. yüzyıla ait bir bazilikanın mozaik taban döşemeleri,dokuz gözlü bir taş köprü, akropol deki surlar, sukemeri ve hamam kalıntıları ile Osmanlı ve Selçuklu dönemi 'nden kalan Havraniye Kervansarayı ve tek kubbeli mescittir.AYRICA MİSİS 'DE LOKMAN HEKİM' İN ÖLÜMSÜZLÜK İLACINI KAYBETTİĞİ RİVAYET EDİLMEKTEDİR.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Misis
Bu eserleri görünce eski insanların sanata ve güzelliğe ne kadar önem verdiğini daha iyi anlıyorum. Etrafımıza baktığımızda beton ve demir yığınından başka birşey göremiyoruz malesef
Bu musluk taşı ve diğer mezar taşları bölgenin müslümanlık döneminden eserler. Çok güzeller.
Bu pencere pervazıda yahudilik döneminden kalma bir kalıntı. Dikkat ederseniz yahudi yıldızını görebilirsiniz.
Bu eserlerde Hitit döneminden kalma. Zeytin yağı çıakrtmak için kullanılıyor. Ortası oyuk ve yanlarında gördüğünüz süzülme kanallarından yağ süzülüyor.
Buda bir Hitit dönemi el değirmeni.
Bu gördüğünüz Bizans dönemine ait bir lahit.
Bunlarda değişik dönemlerden lahitler.
Bu da Roma dönemi eseri bir bina parçası.
Oğuz ve Ben sütunların arasında poz verirken.
Oğuz büyük değirmen taşlarının yanında.
Değirmen taşları görülmekte.
Evet bir mancınık güllesi görülmekte. (Düzeltme yapılacaktır)
Bu eserde Hitit döneminden bir kabartma. Bu taş çok sert, delikli ve işlemesinin çok zor olduğu bize müze yetkilisi tarafından söylendi.
Gene Osmanlı döneminden eserlerimiz.
Sıra geldi en güzel kısma. Mozaiklerin bulunduğu binaya giriyoruz. İşte mozaiklerimiz. Bu mozaiklerin en önemli özelliği çok küçük taşlardan yapılmış olması ve dünyada bu tip mozaiğin bulunduğu 2. yer olduğu söylendi. Eşsiz bir eser.
Bu mozaiğimiz ibranice yazılmış. Yani yahudilik döneminden.
Arkadaşlar mozaiğin bu bölümünde nuh tufanına ve Nuh peygambere değinilmiş. Dikkat ederseniz Hayvan figürlerini görürsünüz. Ortadaki sandıktaki yazıda Nuh'un Sandığı yazmaktaymış.
Ve diğer mozaikler.
Oğuz ve Ben kuru tahıl küpüyle poz verirken.
Roma dönemi eseri.
Bu mozaiklerde bina dışında sergileniyor.
İşte motorlarımız.
Müzeyi gezmemiz bitti ve son olarak tarihi Misis köprüsünü bir görelim dedik. İşte Misis köprüsü ama önce gene kısa bir bilgi.
Misis Köprüsü, Ceyhan Nehri üzerinde, Adana'nın Ceyhan ilçesinin Yakapınar beldesinde yer alan, tarihi köprü.
IV. yüzyılda Roma İmparatoru II. Flavius Julius Costantinus tarafından yaptırılmıştır. VI. yüzyıl ortalarında Bizans İmparatoru Justinianus tarafından onartılmıştır. Dokuz gözlü olarak inşa edilmiştir. Eski Adana Halep karayolu buradan geçmekteydi. Anadolu’nun ilk Roma Köprüsü olarak bilinmektedir. Selçuklular, Bizanslılar ve Haçlılar arasındaki savaşlara sahne olan efsanevi kent Misis’in adını taşıyan köprü, Ramazanoğlu Beyliği ve Osmanlı dönemlerinde şiddetli depremlerle tahrip olmuş ama buna rağmen ayakta kalabilmiş eserlerden biridir.
Köprü hakkında anlatılan hikayelerden en kayda değer olan Lokman Hekim'in ölümsüzlük ilacını bulduğu ve bu ilacı yazdığı kağıdı Misis Köprüsü'nde elinden uçtuğudur.
Günümüzde insanları üzerinde taşımaya devam eden köprü, 1998 yılında yeniden restore edildi.
Su çok güzel akıyor. Niyetli olmam sebebiyle susuzluktan kavrulmam burada bir nebze hafifliyor ve su sesiyle mest oluyoruz.
Nehrin ileri kısımları.
Böyle tarihi bir mekanda poz vermezsek olmaz. İşte Oğuz ve Ben.
Oğuz'un özel isteğiyle işte Oğuz'un motoru.
Köprüde biraz kafa dinleikten sonra bize rehberlik yapan emmi'yi de alarak Misis çıkışına gittik. Emmi'yi indirip teşekkür ettikten sonra Ç.M.S.K'ya geri döndük. Vardığımızda Borusan' a gitmek için motorcuların toplandığını gördük. İşte kulüp önü resimler.
Yağız abi telefonda görüşmekte.
Motorlar.
Tüm arkadaşlar toplandıktan sonra Borusan Oto Adana'ya doğru yola çıktık. Bol rüzgarlı bir yolculuktan sonra hedefe vardık.
K1200R üzerinde ben. Müthiş bir motor.
Ve diğer BMW modelleri.
Test sürüşünde herkes eğlendi diyebilirim. Yağmurun yağmaya başlaması biraz can sıktı ama genelde olumlu geçti. Ben bir toplantıya gideceğimden dolayı ve oruç olmamın verdiği halsizlik sebebiyle mekanı erken terk ettim. Çok güzel bir gün oldu benim için.
Bir gezi raporununda sonuna geldik. Diğer bir gezimizde görüşmek üzere.