Parkta oturan iki arkadaşı kaldırmak isteyen polisler, 'Mahallenin çocuğuyuz' yanıtına sinirlendi. Kalkmak istemeyen Ete, göğsüne aldığı tekmeyle yere yıkıldı, hastaneye kaldırıldığında ölmüştü.
23/11/2007
İSTANBUL - Polisin yetkilerini daha da genişleten
'Polis Vazife ve Selâhiyetleri Kanunu'nda geçen haziranda yapılan değişiklerden sonra peş peşe gelen polis kaynaklı işkence, yaralama ve ölüm olaylarına bir yenisi daha eklendi. Avcılar'da bir parkta oturan 26 yaşındaki Feyzullah Ete görgü tanıklarının ifadesine göre sivil polis ekibinden bir polis memurunun göğsüne attığı tekme sonucu öldü. Polis memuru A. M.'nin ifadesi alınıp serbest bırakıldığı öğrenildi.
Avcılar Meydanı'ndaki Merkez Camii'nde dün az sayıda kişinin katıldığı bir cenaze töreni vardı. Tabutta 26 yaşındaki Feyzullah Ete yatıyordu. Anne Hayriye Ete, feryat etti: "Parkta oturduğu için insan öldürülür mü? O benim herşeyimdi. Karıncayı incitmezdi."
Yengesi birkaç gazeteciye Feyzullah'ın 26 yıllık hayatını anlatıyordu. Dört çocuklu bir ailenin ortanca oğluydu. Siirt Eruhluydular. Ama o doğmadan Van'a göç etmişlerdi. Feyzullah sekiz yaşına geldiğinde tekrar göç yoluna koyuldular.
Fatih Balat'tan Avcılar'a...
Fatih Balat'taki harabe bir eski Rum evine yerleştiler. Van'da üçe kadar okuyan Feyzullah, okuldan alındı. Ayakkabı boyacısı oldu. İnşaatlarda çalıştı. Üç kardeşi de çalışmaya başlayınca Avcılar Parseller'de apartman dairesine taşındılar.
Feyzullah Ete de konfeksiyon atölyelerinde çalışarak askerlik, daha sonra evlilik çağına geldi. Altı yıl önce memleketlisi Necla'yla evlendi.
Dört yıl önce doğan ilk kızlarına Dilara adını verdiler. Diğer kardeşleri birer birer evlenip baba evini terk ederken o, kaldı. Dört ay önce ikinci kızı Kübra doğdu. Annesi, babası, hepsi, onun 700 YTL maaşıyla altı kişi geçiniyorlardı.
Cami avlusunda annesi feryat ederken kapıda kollarına yakınları girmiş, çok kısa boylu, sakallı, çok yaşlı bir adam göründü. Annesi "Bu babası işte. 80 yaşında, Türkçe bilmez, Kürtçe bilir. Gece gündüz sadece Kuran okur" dedi. Sözleri "Haydi cenaze namazı kılınacak" cümlesiyle yarım kaldı, bir adam kadınları kaba bir tavırla avlunun dışına çıkarttı. Zorlukla ayakta durdu, anlatmaya devam etti: "Eve geldi. Saat beş gibi dışarı çıktı. Yavrucuğumun ne kahvesi vardır, ne içkisi. Kazandığı parayı ay başı bana verirdi." Acaba bir hastalığı var mıydı? "Aslan gibiydi. Hiç bir hastalığı yoktu..."
Uzak bir köşede ağlayan 15 yıllık arkadaşı Ali Oturakçı ise hala şoktaydı. Önceki gün Üniversite Mahallesi Piyade Komando Onbaşı Hakan Kuyucu Parkı'na gitmişlerdi. Milli maç için kalkmak üzereydiler ki, saat 20.30 sıralarında Avcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden üç sivil geldi. Kimliklerini aldılar. A. M., "Burada niye oturuyorsunuz, eve gidin" dedi. Ete, "Mahallenin çocuklarıyız" dedi. Cevaba sinirlenen A. M., Ali Oturakçı'ya yumruk attı. Ete'yi de kolundan tutup banktan kaldırmaya çalıştı. Polis, kalkmak istemeyen Ete'nin göğsüne tekme attı. Yere yıkılan genç, hareket etmiyordu. Ete'yi ekip otosuyla Avcılar Hospital'a götürdüler. Ama Ete'nin hastaneye gelmeden öldüğü anlaşıldı. Doktorlar göğsünün sol tarafında geniş bir morluk tespit etti. Oturakçı ağlarken "Tekmeyle öldürdüler. Tam göğsüne vurdular" diye mırıldanıyordu.
Ete'nin çalıştığı işyerinin sabihi Ufuk Çelik de şaşkındı: "Feyzullah çok iyi biriydi. Yanımda çalışan en güçlü işçilerdendi. Biz ağır iş yaptığımız için eğer hasta olsaydı bu işi yapamazdı. Polisin darbesiyle öldüğünü düşünüyoruz."
Polis neden cenazeyi izledi?
Az sayıda vatandaş cenaze namazını kılarken bir polis kamerası kayıt yapıyordu. Bir başka polisse gazetecilerden konuştukları kişilerin isimlerini öğrenmeye çalışıyordu. Cenaze arabasının yanında Avcılar İlçe Emniyet Müdürü ve yardımcıları duruyordu. Emniyet Müdürü "Bu konuda açıklama yapamayız. Savcılık soruşturuyor" demekle yetindi. Ancak bazı polislerden alınan bilgiye göre polis memuru A. M. ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış, izne çıkmıştı. Küçük grup tabutu cenaze arabasına polislerin önünden geçirerek koydu. Cenaze Firuzköy Mezarlığı'na götürülürken polis de camiyi terk ediyordu.
12 yıllık polis memuru Ali M., önceki gece önce serbest bırakıldı daha sonra 'Kasten yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek'ten tutuklandı. Feyzullan Ete'nin ön otopsi raporunda ise tekmenin izi vardı. Sol göğsünün altında beş santimetrelik bir darp izi bulunduğu, Ete'nin kanında alkol ve uyuşturucu bulunmadığı raporda anlatıldı.
Ölüm, intihar, felç
Polis kurşunuyla ölüm ve yaralanma, karakol dayağı haberleri bu yıl basından eksik olmadı.
14 Ekim: Sertan Çelik, Taksim'de müziğin sesini kısmadı diye trafik polisince darp edildi. Tutuklandı.
7 Ekim: 19 yaşındaki Ferhat Gerçek, Yenibosna'da Yürüyüş dergisi satarken çıkan arbede sonrası polis kurşunuyla vuruldu. Felç oldu.
18 Eylül: Polonyalı Dariusz Witek, Yabancılar Şubesi misafirhanesinde intihar etti. Kimse görmedi.
9 Ağustos 2006 - Üniversite öğrencisi Volkan Polat, Avcılar’da iki grup arasında yaşanan kavgadan sonra, olay yerinden kaçmaya çalışırken kendisini kovalayan sivil polislerin kurşununa hedef oldu. Polat’ın, polisleri karşı gruptan sandığı ve arkadaşını cep telefonundan arayıp “Beni kovalıyorlar, ateş ediyorlar” dediği belirtildi.
3 Ekim 2006 - Adana Ceyhan’da “dur” ihtarına uymayan Murat Kasap öldürüldü. Yakınları, Kasap’ın ehliyeti olmadığı için kaçtığını, yanındaki arkadaşının polislere, “Ben onu size getiririm, ateş etmeyin” demesine rağmen polislerin ateş açtığını öne sürdü.
27 Ağustos 2006 - Balıkesir’de polisin kontrolünde alkollü çıkınca kaçmaya çalışan Halil Bulut, araca açılan ateş sonucu öldü. Resmi açıklamada, polislerin arabanın tekerleklerine ateş açtığı ancak, Bulut’un göğsünden vurulduğu bildirildi.
20 Ağustos: Nijeryalı Festus Okey, Taksim Polis Merkezi'nde polis tarafından vurularak öldürüldü.
10 Ağustos: Taksim Polis Merkezi'de dövülüp yola atılan Mehmet Nezir Çirik'in dalağı alındı.
29 Temmuz: Avukat Muammer Öz, Moda'da kimlik soran polisle tartışınca dövüldü; burnu kırıldı.
26 Temmuz: Gazeteci Serkan Tekpetek, zorla sokulduğu polis aracında dövüldü, araçtan atıldı.
17 Haziran: Hırsızlık iddiasıyla gözaltına alınan 24 yaşındaki Mustafa Kükçe, üç karakol gezdirildikten sonra Ümraniye E Tipi Cezaevi'nde öldü.
8 Haziran: Taksim Polis Merkezi'nde dövülen Sezai Yakar'ın burnu ve eli kırıldı.
5 Haziran: Transseksüel Esmeray, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü önünde bekleyen iki polisçe "Geçmek yasak" diye dövüldü.
22 Mayıs: Taksici Engin Topal, gaspçılardan kaçıp sığındığı polisi, 'yardım etmedi' diye 155'e şikâyet edince cop ve tekmelerle dövüldü. Ali Bakça, "Polisin itibarı bozulmasın, uluorta dövmeyin" deyince o da dayaktan nasibini aldı.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=239606
http://www.mavidefter.org/anasayfa/content/view/34/64/
Birde 2006 yılı da dahil olmak üzere bir intihar ambiyansı almış başını gitmiş. 1 saat kadar interneti gezince böyle bir şey takıldı gözüme.
Otomobiline aldığı bir kadına sarkıntılık yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan Ahmet Arslan nezarethaneye konuldu. Arslan 24 saat boyunca güvenlik kamerasıyla izlenen nezarethanede iddiaya göre kendisini kazağıyla astı...
21 yaşındaki Gökhan Belgüzar’ın da Bakırköy Osmaniye Polis Karakolu’nda tutulduğu nezarette kendini astığı öne sürülmüştü. Belgüzar’ın kendini astığı anda aynı nezarethanedeki bir başka zanlının hiçbir şeyi görmediğinin, “uyuduğunun” açıklanması dikkat çekmişti...
Edremit’te gözaltına alınan Özgür Ünal’ın emniyetteki ölüm nedeni de intihar olarak duyuruldu...
İzmir’in Bornova ilçesinde Haşim Balık da nezarethanede ölü bulunmuş, ölüm gerekçesi açıklanırken “parkasının iç cebine sakladığı kemerle kendisini astığı” iddia edilmişti.
Aydın’da, Aydın E Tipi Cezaevi’nin çevresindeki evlerin aranması sırasında, polislere arama izni soran Resul Aydemir (29) adlı işçi, polisler tarafından dövüldükten kısa bir süre sonra ölmüştü.
Sapanca Güldibi Mahallesi’nde bir prefabrike evi gözetlediği iddiasıyla gözaltına alınan Ahmet Şahin’in de nezarethanede “eşofman lastiğiyle kendisini astığı” öne sürülmüştü.
Devam edelim: Çanakkale Emniyet Müdürlüğü’nde hırsızlık iddiasıyla gözaltında tutulan Hakkı Çangı adlı kişinin 4 Haziran’da nezarethanede kendini astığı belirtildi.
İzmir Alsancak Polis Karakolu’nda hırsızlık iddiasıyla gözaltında tutulan E.T.(26) adlı gencin 6 Haziran’da kendini astığı belirtildi.
14 Haziran’da İstanbul Sarıgazi’de polisler tarafından şüpheli olarak yakalanan, Dudullu ve Acarlar Karakolu’nda tutulan Mustafa Kükçe, 15 Haziran günü tutuklanarak konulduğu Ümraniye Cezaevi’nde yaşamını yitirdi. Kükçe’nin gözaltında işkenceye maruz kaldığının tıbbi raporla doğrulandığı ve yakınları tarafından morgda çekilen fotoğraflarla vücudundaki izlerin belgelendiği belirtildi.
Bence silahını kullanmamalıydı. olur da aracın tekerine ateş etmeye çalışırken yanlışlıkla kafasına gelirdi o mermi. Yanlışlıkla ölenler listesine ekleniverirdi bu insan da. Neyse ki hayatta. Umarım kalıcı bir sakatlık meydana gelmemiştir.
Aklıma bir şey daha takıldı, 7-8 yaşlarında iki küçük cocuğa carpıyor motosikletle ve yanlış okumadıysam çocuklar ayakta tedavi ediliyor? Kaç km ile nasıl çarpmış merak ettim açıkçası. Kücücük cocuklar kaza geciriyorlar ve ayakta tedavi ediliyorlar, o zaman kaza kücük caplı bir kaza olmalı, ölüm veya agır yaralanma yok okuduğum kadarıyla.
Canla başla, gece gündüz görevini yapmaya çalışan, yaşadığı sıkıntılara rağmen kendisini bozmadan işine konsantre olabilen, ileri görüşlü, modern, Girdiği çıktığı yüzlerce kötü ortama ve karşı karşıya kaldığı bir yığın serseri, it kopuğa rağmen nezaketinden gram eksik vermeden yaşamayı bilen, kanun hukuk nedir bilen tüm polis abilerim, kardeşlerim, size Allah kolaylık versin.