- Katılım
- 15 May 2007
- Mesajlar
- 77
Ne yazik ki bu yazilanlara ben katilmiyorum. Baska ulkelerde insanlarin bindigi arabadan, oturdugu evden ne kadar basarili, ne kadar egitimli oldugunu az cok tahmin edebilirsin ama bizim ulkemizde para cogu zaman uckagitci, hirsizlarda ya da ayilarda. Mesela Amerika'da biri mercedese biniyorsa mutlaka doktor, avukat ya da basarili bir yoneticidir dersin, isini iyi yapan birisidir, vergi veren birisidir dersin, ama Turkiye'de buyuk ihtimalle mafya ya da belali biri dersin, vergi vermeyip kacirdigi paralarla almis dersin, yaklasmaya bile korkarsin.
Yani Beyaz Turklerin (egitimli, entel, bilincli kesim olarak algiliyorum) zengin olmasi gerekir diye birsey yok, bunun yaninda normal bir taksici (hepsi demiyorum ama neden psikopatlar bunlardan daha cok cikiyor, neden sokaktaki toyota corolla ya da vw suren adam boyle birsey yapmiyor) eger taksi kendininse 500-600 milyarin uzerinde zaten. Kiyaslama yaparsak, ulkemizin sayili universitelerinden birinde okumus, ustune guzel bir master-doktora yapmis sonra ulkesine donup ODTU-Bogazicinde hoca olmus bir arkadas 1.3 milyar ile giriyor ise, ozel sektorde hadi alsa alsa 5 milyar alsin (bir senede 60 milyar, 10 senede 600 milyar, yemeden icmeden, kira vermeden biriktirirsen), boyle paralarla oynamasi imkansiz...
Yani Beyaz Turklerin (egitimli, entel, bilincli kesim olarak algiliyorum) zengin olmasi gerekir diye birsey yok, bunun yaninda normal bir taksici (hepsi demiyorum ama neden psikopatlar bunlardan daha cok cikiyor, neden sokaktaki toyota corolla ya da vw suren adam boyle birsey yapmiyor) eger taksi kendininse 500-600 milyarin uzerinde zaten. Kiyaslama yaparsak, ulkemizin sayili universitelerinden birinde okumus, ustune guzel bir master-doktora yapmis sonra ulkesine donup ODTU-Bogazicinde hoca olmus bir arkadas 1.3 milyar ile giriyor ise, ozel sektorde hadi alsa alsa 5 milyar alsin (bir senede 60 milyar, 10 senede 600 milyar, yemeden icmeden, kira vermeden biriktirirsen), boyle paralarla oynamasi imkansiz...
Kolay olan birilerini, toplumu suçlamaktır, ama gerçekler kolaylıkla görülmez
bazen zor anlaşılır. Bu cinayet gibi kaza haberi beni de çok etkiledi, üzerinde
pek çok kez düşündüm. Hemen hergün araba kullanıyorum, kaza denince
aklıma gelen en korktucu şeylerden biri ölüme sebebiyet vermedir, ölmekten
çok bu korkutur beni, bunun etkisiyle de daha dikkatli davranırım, ama
yeterince dikkatli miyim, işte bundan yüzde yüz emin değilim, bu herkes için
geçerli, zaten bundan kimse emin olamaz. Diğer yandan yazıdaki 'cinayet
düşkünü toplum' suçlamasını da doğru bulmuyorum, tepkiyle kaleme alındığı
belli, ama tepki diye doğru olmak zorunda değil. Ankara'da yaklaşık üç yıl
servis şörförlüğü yaptım, çok şöför tanıdım, evet şöförler genelde eğitimsiz,
saygısız, kaba, çabuk sinirlenen insanlardır diyebiliriz, ama bu o insanların
tercihleri ile ortaya çıkan bir durum değildir. (İş tehlikesi yüksek meslek
gruplarına kısa süreli de olsa eğitim koşulu getirilmelidir ve bunlar disiplinden
taviz vermeyen denetimlere tabi tutulmalıdırlar, ancak bu yatırım gerektirir,
ama beyaz Türkler genelde kendilerinden başka kime yatırım yaparki, desem,
gelir dağılımındaki adaletsizlikten eğitim de olumsuz biçimde etkileniyor, desem.)
Kaza yapan insanın yaşadığı şok ile verdiği tepkinin neler olabileceğini
kestirmek zordur, korktuğu için kaçabilir insan ve o kaçış bir can alabilir.
Eminim hayatlarının hatasını yapan o taksiciler korkulu bir bekleyiş içinde
o günü tekrar tekrar düşünüp vicdan azabı çekiyorlardır, aileleri perişandır,
bu elbette Sarp'ın ailesinin yaşadıklarının yanında küçük kalır ama gözden
kaçırılmamalıdır.