- Katılım
- 14 Eki 2005
- Mesajlar
- 1,956
- Motosikleti
- Honda CBF 150, CF Moto MT 650
- Konu Yazar
- #1
CBF 150 ile Şile_Ağva_Polonezköy_Riva_İzmit gezilerim(Toplamda 485 Km)...
arkadaşlar motoru aldığımdan bu yana ne hikmetse hafta içi güneşli hafta sonu hep yağmurlu yada çok soğuk geçti(murat ve oğuzhan iyi bilirler
)
Yine de arada yol yapmadım değil.ilk gezim izmite gideli bayağı bir zaman oluyor ama onunda resimlerini buraya koymak istedim.
İlk Gezim izmit(184 KM)
İzmit gezisi için çok fazla söylenecek bir şey yok aslında.Motorun nispeten ilk uzun yoluydu ve problemsiz bir şekilde eşimle beraber izmite gittik, baldızımı ziyaret ettik ve geldik.Artçıyla beraber bu yolda çıktığım en yüksek sürat 110 km.tabii ki sadece bazı sollamalarda mecburen bu sürate çıkmak zorunda kaldım.Bu gezide de toplam 184 km yol yapmışım...
Geçtiğimiz haftasonu yaptığım geziler...
ancak geçtiğimiz haftasonu nihayet kısmetim açıldı da 2 gün boyunca hava gayet güzeldi ve bende boş durmadım tabii hemen değerlendirdim.
Şile_Ağva Gezim(201 KM)
ilk olarak cumartesi günü saat 11:30 da çok eski ve yakın arkadaşım trattataa ile göztepe bp de buluştuk, depolarımızı fulledik.nereye gidelim diye kısa bir düşündükten sonra, benim zaten uzun süredir aklımda olan şile taraflarına uzanmaya karar verdik.ve şileye doğru yola çıktık.
yola ilk çıktığımızda yol gayet güzelken şileye yaklaştıkça iyiden iyiye kötüleşmeye başladı.bu benim şileye ilk gidişim olduğu için(hayatım boyunca hep ordaydı ama ben nedense hiç merak edip gitmemiştim
) yolları çıkarmakta biraz zorlandık ama şile şehir merkezi sandığım yere kadar dertsiz bir şekilde geldik...
bu kısımda yol fena değildi ancak tekrar yola çıktığımızda ki amacımız şile sahile gitmekti, gene iyice bozulmaya başladı yollar.yollar iyice orman içi ve virajlı hale geldikten bir süre sonra sahil yoluna çıktık ve küçük bir yerleşim yerine
geldik ve şile sahile nasıl gidebileceğimizi sorduk.oradaki 3-5 kız bize bir yol gösterdi ama gösterdikleri yolda "ağva sahil yolu" yazıyordu.bizde aslında fazla üstünde durmadık, gelmişken ağvaya da gidelim dedik ve sonucunda şilenin o hep resimlerden bildiğim sahili ile yakından uzaktan alakası olmayan bir yere geldik.
burası şile-ağva arasında çok çok ufak bir yerleşim yeri ama kumsal ve deniz bir harika.arkadaşım ile mutlaka tekrar oraya oraya gitmeye karar verdik en kısa zamanda, ama bu sefer yüzmek için.
Burada Harun yerdeki papatyaları ezmemek için büyük çaba sarf etti.
burada biraz konakladıktan sonra tekrar ağvaya doğru yola koyulduk(ağvaya da ilk gidişim
).bu yerleşim yerinden sonrasında yollar inanılmaz derecede bozuktu uzun bir süre.şöyle ki yol hem bozuk hem de yer yer yol yapım çalışmaları ver.neredeyse yarım saatimizi bu yapım çalışmalarında yoldaki kamyon yolu açsın da geçelim giye bekledik.altında motosiklet var niye
bekledin demeyin, görmeniz lazım.tabii ki bu arada iyice toz toprak yuttuk bu şahane yollarda.ağvaya orman yolundan geldik ve bu yol feci virajlıydı.evet virajlara girmek motosiklet ile her zaman zevklidir ama eğer motorun daha yeniyse, henüz karakterini tam tanımadıysan ve üstünde ahım şahım bir lastik yoksa o kadar da zevkli olmuyor ki keza 2 kere bayaa bir viraj dışına kaydım.
en sonunda kazasız belasız ağvaya geldik.ağva girişteki ağva deresi olduğunu sandığım bir köprü üzerinde turuncu keeway matrix i olan arkadaşla tanıştık.cbf çok hoşuna gitmişti, geldi baktı inceledi ve tahmin ettiğimden çok daha büyük duruyor diyerek makinanın büyüklüğünü o da tescil etmiş oldu.ismini şu an hatırlayamadığım arkadaş ile ayaküstü bayaa bir sohbet ettik.o sırada yanımızda biten ve bize selpak mendil satmaya çalışan nineyi de kibarca betaraf ettik
.
ağvanın içine girdiğimizde zaten yol bizi dosdoğru en uçtaki, kumsalın oradaki deniz fenerine çıkardı.motorları park ettik ve orada biraz resim çekip, adı hatırladığım kadarı ile rıhtım cafe olan bir yerde küçük bir mola verdik.ağvaya gitmek isteyenlere küçük bir öneri, yanınıza bol para alın çünkü bence gayet pahalı bir yer.2 kişi azıcık atıştırma için eşşek yüküyle hesap ödedik biz çünkü.
ağvadan ayrıldıktan sonra geri dönüşte tekrar o muhteşem!!! yoldan gitmek istemedik ve bu sefer normal otoban yoluna bağlanan yoldan geri döndük.bu seferki yol öncekine nazaran çok daha güzel ve gene önceki gibi virajlıydı.orman yolundan çıktıktan sonra yol gayet güzel bir hal aldı ve F.S.M köprüsü yoluna bir çırpıda çıktık.
oradan sonra zaten bağdata kadar gene şehir içi keşmekeşi ile boğuşup evlerimize dağıldık.bu gezi hem benim hem de trattataa nın çok hoşuna gitti ve bu işi sık sık tekrarlama kararı verdik
bu arada toplam 201 km yol yapmışım...
Polonezköy_Riva Gezim(100 KM)
ertesi gün yani pazar günü de hava gayet güzeldi.ben de bu havayı da değerlendirmek lazım, km yapmak lazım, rodaj tamamlamak lazım diyip gene çıktım yola.bu seferki güzergah polonezköydü.ama bu sefer 2 motor değil, sadece ben yola çıktım ama arkamda eşimin erkek kardeşini de artçı olarak aldım.polonezköye de daha önce hiç gitmemiştim.neyse F.S.M yolundan polonezköy-riva istikametine döndük ki ne görelim.yol tamamen trafikten dolayı kapalı.ama ben motorun kıvraklığı sayesinde gayet rahat bir şekilde km lerce kitlenmiş yolu bir çırpıda geride bıraktım ve bir süre sonra polonezköydeydik.bu yolu eğer arabayla gitmek isteseydim eminim en az 4 saat sürerdi sadece polonezköye varmam.yolda dikkatimi çeken bir başka konu da yolların artık iyice
motosikletler ile dolmasıydı.abartısız her ışıkta en önce bir sürü motor oluyordu ve bu motorlar genelde hep büyük hacimli motorlardı.sanırım içlerindeki en düşük cc lerden biri benim cbf di.ama sağolsun motorum hiç de geri kalmadan abileriyle güzel bir şekilde bütün o km leri yuttu gitti.
polonezköye vardığımda ise malesef hayal kırıklığına uğradım.aşırı kalabalıktı ve şöyle rahat rahat oturup çayımı içeceğim nerdeyse hiç bir yer yoktu.ben genelde hep pansiyonvari yerler gördüm ve içerisi de zaten oldukça kalabalıktı gene.nerdeyse motosikleti bile park edecek adam akıllı bir yer bulamayınca polonezköyü de görmüş olduk diyip gerisin geriye tam ters istikamet olan riva ya gitme kararı aldım.polonezköyde tek kare bile fotoğraf çekmeden yola koyuldum.riva yoluna gelince ormanın içine girdik ve cbf tam bir enduroya yakışır biçimde bütün o bozuk yollarda gayet rahat ve nerdeyse sıfır titreşimde
bizi mahmut şevket paşa köyüne ulaştırdı.bu yollarda özellikle motorun vibrasyonunun neredeyse sıfır olması ve arka monoshock süspansiyonun faydasını görmüş oldum çünkü yollar gayet bozuktu ama bizi pek etkiledi diyemeyeceğim.
M.Ş.Paşa köyünden sonrasında ise yollar gayet güzelleşiyordu ve rivaya kadar nerdeyse otoban kalitesinde çok güzel ve geniş bir yoldan gittik.10 km dakar sonra riva girişine gelmiştik.hava çok güzel ve güneşli demiştim hatırlarsanız ama oda nesi!!!
rivada çok ilginç bir olayla karşılaştım.tam riva sınırına yaklaşmıştım ki bir de ne göreyim.sanki yol bir bıçakla kesilmiş ve bir adım sonrası kış gibi.riva beni tam bir sis ile karşıladı ama nasıl bir sis.50 mt görme mesafesi ya var ya yok ve hava o noktadan itibaren aşırı soğudu.en az 7-8 derece birden düştü ve güneş tamamen yokoldu.
Eşimin kardeşi, benim kayınço Orkun.O da yakın bir zamanda kendine motosiklet almak istiyor...
riva sahile geldiğimizde köprüyü geçer geçmez ilk yere girdik ve hızlı hızlı bir çay içip rivadan da kaçarcasına uzaklaştık açıkçası çünkü ne bir manzara vardı nede hava dolanacak kadar sıcaktı.riva sınırından ön tekerleğim çıktığı anda ise gene o garip olay oldu ve o sisli soğuk havadan bir anda sıcak güneşli havaya çıkmış olduk ki biraz olsun ısınabildik.yolun bundan sonrası ise beykoz üzerinden gene F.S.M yoluna bağlanmak ve eve dönmek oldu.ne varki rivada öyle bir soğuk yemişiz ki benim karın bölgem bayağı bir ağrıdı sonrasındaki 2 gün.ilk olarak böbreklerimi üşüttüm sanmıştım ama araştırınca aslında böbrek üşütmesi diye bir olayın olmadığını öğrenmiş oldum.meğer yanlış biliyormuşuz.Polonezköy_Riva gezisinde toplam 100 km yol yapmışım...
işte arkadaşlar 2 günüm böyle geçti ve toplamda 301 km yol yapmış oldum ve rodajı tamamlamaya bir adım daha yaklaştım.
motor hakkındaki izlenimlerimi de kısaca söylemem gerekirse:
-bozuk yollar sizi çok az etkiliyor.özellikle artçının o kadar zaman hiç bir rahatsızlığı olmadı o bozuk yollarda...
-bütün o virajlı yollarda genelde 3. viteste gittim.bazen çok fazla yavaşlayınca 2 ye aldım yada uzun bir düzlük gördüğümde 4 e attım.sonuç olarak motorun torku gayet yeterli.ne tıkanıyor ne gitmem diye tutturuyor.yokuşlarda dahi 3. vites hayret etmeme rağmen hiç tıkanmadı ve süratini korudu.
-tek kişi hemen 90 görüyor.bir anda çıkıyor o hıza anlamıyorsunuz bile.rodajdan dolayı zorlamadığım için henüz son hız hakkında bir şey diyemeyeceğim ama 2. gün 2 kişi köprü yolunda kısa bir süre max 105 km gördüm rahatça.motoru zorlamıyorum diyorum ama aslında düşük viteslerde devirli kullanıyor sayılırım ama hızı yüksek tutmadan.vites oranlarını iyice aklıma yerleştirmeye çalışıyorum da diyebiliriz.çünkü gerçekten vites göstergesi tembellik yapıyor, ben ona olan bağımlılığımı azaltmaya çalışıyorum.
Tüm resimler cep telefonu ile çekildi.Kötü kalite için özür...
arkadaşlar motoru aldığımdan bu yana ne hikmetse hafta içi güneşli hafta sonu hep yağmurlu yada çok soğuk geçti(murat ve oğuzhan iyi bilirler
Yine de arada yol yapmadım değil.ilk gezim izmite gideli bayağı bir zaman oluyor ama onunda resimlerini buraya koymak istedim.
İlk Gezim izmit(184 KM)
İzmit gezisi için çok fazla söylenecek bir şey yok aslında.Motorun nispeten ilk uzun yoluydu ve problemsiz bir şekilde eşimle beraber izmite gittik, baldızımı ziyaret ettik ve geldik.Artçıyla beraber bu yolda çıktığım en yüksek sürat 110 km.tabii ki sadece bazı sollamalarda mecburen bu sürate çıkmak zorunda kaldım.Bu gezide de toplam 184 km yol yapmışım...
Geçtiğimiz haftasonu yaptığım geziler...
ancak geçtiğimiz haftasonu nihayet kısmetim açıldı da 2 gün boyunca hava gayet güzeldi ve bende boş durmadım tabii hemen değerlendirdim.
Şile_Ağva Gezim(201 KM)
ilk olarak cumartesi günü saat 11:30 da çok eski ve yakın arkadaşım trattataa ile göztepe bp de buluştuk, depolarımızı fulledik.nereye gidelim diye kısa bir düşündükten sonra, benim zaten uzun süredir aklımda olan şile taraflarına uzanmaya karar verdik.ve şileye doğru yola çıktık.
yola ilk çıktığımızda yol gayet güzelken şileye yaklaştıkça iyiden iyiye kötüleşmeye başladı.bu benim şileye ilk gidişim olduğu için(hayatım boyunca hep ordaydı ama ben nedense hiç merak edip gitmemiştim
bu kısımda yol fena değildi ancak tekrar yola çıktığımızda ki amacımız şile sahile gitmekti, gene iyice bozulmaya başladı yollar.yollar iyice orman içi ve virajlı hale geldikten bir süre sonra sahil yoluna çıktık ve küçük bir yerleşim yerine
geldik ve şile sahile nasıl gidebileceğimizi sorduk.oradaki 3-5 kız bize bir yol gösterdi ama gösterdikleri yolda "ağva sahil yolu" yazıyordu.bizde aslında fazla üstünde durmadık, gelmişken ağvaya da gidelim dedik ve sonucunda şilenin o hep resimlerden bildiğim sahili ile yakından uzaktan alakası olmayan bir yere geldik.
burası şile-ağva arasında çok çok ufak bir yerleşim yeri ama kumsal ve deniz bir harika.arkadaşım ile mutlaka tekrar oraya oraya gitmeye karar verdik en kısa zamanda, ama bu sefer yüzmek için.
Burada Harun yerdeki papatyaları ezmemek için büyük çaba sarf etti.
burada biraz konakladıktan sonra tekrar ağvaya doğru yola koyulduk(ağvaya da ilk gidişim
bekledin demeyin, görmeniz lazım.tabii ki bu arada iyice toz toprak yuttuk bu şahane yollarda.ağvaya orman yolundan geldik ve bu yol feci virajlıydı.evet virajlara girmek motosiklet ile her zaman zevklidir ama eğer motorun daha yeniyse, henüz karakterini tam tanımadıysan ve üstünde ahım şahım bir lastik yoksa o kadar da zevkli olmuyor ki keza 2 kere bayaa bir viraj dışına kaydım.
en sonunda kazasız belasız ağvaya geldik.ağva girişteki ağva deresi olduğunu sandığım bir köprü üzerinde turuncu keeway matrix i olan arkadaşla tanıştık.cbf çok hoşuna gitmişti, geldi baktı inceledi ve tahmin ettiğimden çok daha büyük duruyor diyerek makinanın büyüklüğünü o da tescil etmiş oldu.ismini şu an hatırlayamadığım arkadaş ile ayaküstü bayaa bir sohbet ettik.o sırada yanımızda biten ve bize selpak mendil satmaya çalışan nineyi de kibarca betaraf ettik
ağvanın içine girdiğimizde zaten yol bizi dosdoğru en uçtaki, kumsalın oradaki deniz fenerine çıkardı.motorları park ettik ve orada biraz resim çekip, adı hatırladığım kadarı ile rıhtım cafe olan bir yerde küçük bir mola verdik.ağvaya gitmek isteyenlere küçük bir öneri, yanınıza bol para alın çünkü bence gayet pahalı bir yer.2 kişi azıcık atıştırma için eşşek yüküyle hesap ödedik biz çünkü.
ağvadan ayrıldıktan sonra geri dönüşte tekrar o muhteşem!!! yoldan gitmek istemedik ve bu sefer normal otoban yoluna bağlanan yoldan geri döndük.bu seferki yol öncekine nazaran çok daha güzel ve gene önceki gibi virajlıydı.orman yolundan çıktıktan sonra yol gayet güzel bir hal aldı ve F.S.M köprüsü yoluna bir çırpıda çıktık.
oradan sonra zaten bağdata kadar gene şehir içi keşmekeşi ile boğuşup evlerimize dağıldık.bu gezi hem benim hem de trattataa nın çok hoşuna gitti ve bu işi sık sık tekrarlama kararı verdik
bu arada toplam 201 km yol yapmışım...
Polonezköy_Riva Gezim(100 KM)
ertesi gün yani pazar günü de hava gayet güzeldi.ben de bu havayı da değerlendirmek lazım, km yapmak lazım, rodaj tamamlamak lazım diyip gene çıktım yola.bu seferki güzergah polonezköydü.ama bu sefer 2 motor değil, sadece ben yola çıktım ama arkamda eşimin erkek kardeşini de artçı olarak aldım.polonezköye de daha önce hiç gitmemiştim.neyse F.S.M yolundan polonezköy-riva istikametine döndük ki ne görelim.yol tamamen trafikten dolayı kapalı.ama ben motorun kıvraklığı sayesinde gayet rahat bir şekilde km lerce kitlenmiş yolu bir çırpıda geride bıraktım ve bir süre sonra polonezköydeydik.bu yolu eğer arabayla gitmek isteseydim eminim en az 4 saat sürerdi sadece polonezköye varmam.yolda dikkatimi çeken bir başka konu da yolların artık iyice
motosikletler ile dolmasıydı.abartısız her ışıkta en önce bir sürü motor oluyordu ve bu motorlar genelde hep büyük hacimli motorlardı.sanırım içlerindeki en düşük cc lerden biri benim cbf di.ama sağolsun motorum hiç de geri kalmadan abileriyle güzel bir şekilde bütün o km leri yuttu gitti.
polonezköye vardığımda ise malesef hayal kırıklığına uğradım.aşırı kalabalıktı ve şöyle rahat rahat oturup çayımı içeceğim nerdeyse hiç bir yer yoktu.ben genelde hep pansiyonvari yerler gördüm ve içerisi de zaten oldukça kalabalıktı gene.nerdeyse motosikleti bile park edecek adam akıllı bir yer bulamayınca polonezköyü de görmüş olduk diyip gerisin geriye tam ters istikamet olan riva ya gitme kararı aldım.polonezköyde tek kare bile fotoğraf çekmeden yola koyuldum.riva yoluna gelince ormanın içine girdik ve cbf tam bir enduroya yakışır biçimde bütün o bozuk yollarda gayet rahat ve nerdeyse sıfır titreşimde
bizi mahmut şevket paşa köyüne ulaştırdı.bu yollarda özellikle motorun vibrasyonunun neredeyse sıfır olması ve arka monoshock süspansiyonun faydasını görmüş oldum çünkü yollar gayet bozuktu ama bizi pek etkiledi diyemeyeceğim.
M.Ş.Paşa köyünden sonrasında ise yollar gayet güzelleşiyordu ve rivaya kadar nerdeyse otoban kalitesinde çok güzel ve geniş bir yoldan gittik.10 km dakar sonra riva girişine gelmiştik.hava çok güzel ve güneşli demiştim hatırlarsanız ama oda nesi!!!
rivada çok ilginç bir olayla karşılaştım.tam riva sınırına yaklaşmıştım ki bir de ne göreyim.sanki yol bir bıçakla kesilmiş ve bir adım sonrası kış gibi.riva beni tam bir sis ile karşıladı ama nasıl bir sis.50 mt görme mesafesi ya var ya yok ve hava o noktadan itibaren aşırı soğudu.en az 7-8 derece birden düştü ve güneş tamamen yokoldu.
Eşimin kardeşi, benim kayınço Orkun.O da yakın bir zamanda kendine motosiklet almak istiyor...
riva sahile geldiğimizde köprüyü geçer geçmez ilk yere girdik ve hızlı hızlı bir çay içip rivadan da kaçarcasına uzaklaştık açıkçası çünkü ne bir manzara vardı nede hava dolanacak kadar sıcaktı.riva sınırından ön tekerleğim çıktığı anda ise gene o garip olay oldu ve o sisli soğuk havadan bir anda sıcak güneşli havaya çıkmış olduk ki biraz olsun ısınabildik.yolun bundan sonrası ise beykoz üzerinden gene F.S.M yoluna bağlanmak ve eve dönmek oldu.ne varki rivada öyle bir soğuk yemişiz ki benim karın bölgem bayağı bir ağrıdı sonrasındaki 2 gün.ilk olarak böbreklerimi üşüttüm sanmıştım ama araştırınca aslında böbrek üşütmesi diye bir olayın olmadığını öğrenmiş oldum.meğer yanlış biliyormuşuz.Polonezköy_Riva gezisinde toplam 100 km yol yapmışım...
işte arkadaşlar 2 günüm böyle geçti ve toplamda 301 km yol yapmış oldum ve rodajı tamamlamaya bir adım daha yaklaştım.
motor hakkındaki izlenimlerimi de kısaca söylemem gerekirse:
-bozuk yollar sizi çok az etkiliyor.özellikle artçının o kadar zaman hiç bir rahatsızlığı olmadı o bozuk yollarda...
-bütün o virajlı yollarda genelde 3. viteste gittim.bazen çok fazla yavaşlayınca 2 ye aldım yada uzun bir düzlük gördüğümde 4 e attım.sonuç olarak motorun torku gayet yeterli.ne tıkanıyor ne gitmem diye tutturuyor.yokuşlarda dahi 3. vites hayret etmeme rağmen hiç tıkanmadı ve süratini korudu.
-tek kişi hemen 90 görüyor.bir anda çıkıyor o hıza anlamıyorsunuz bile.rodajdan dolayı zorlamadığım için henüz son hız hakkında bir şey diyemeyeceğim ama 2. gün 2 kişi köprü yolunda kısa bir süre max 105 km gördüm rahatça.motoru zorlamıyorum diyorum ama aslında düşük viteslerde devirli kullanıyor sayılırım ama hızı yüksek tutmadan.vites oranlarını iyice aklıma yerleştirmeye çalışıyorum da diyebiliriz.çünkü gerçekten vites göstergesi tembellik yapıyor, ben ona olan bağımlılığımı azaltmaya çalışıyorum.
Tüm resimler cep telefonu ile çekildi.Kötü kalite için özür...
Son düzenleme: