- Katılım
- 26 Kas 2006
- Mesajlar
- 776
Türkiye'de motosikleti hazmedemeyenler, kendilerini hazmedemeyen kamyon veya otobüslerden şikayet ederler hep. Sizlerin de dediği gibi Avrupa ülkelerinde motosikletler için ayrı kanunlar, yol ve haklar tahsis etmişlerdir. Ancak Avrupa'da trafik kurallarına uymanın sebebi, kültür yapıs değil, yaptırımların çok ağır olmasından kaynaklanır. Yani Avrupa'da da insanlar, fırsatını bulduklarında kendilerinden küçük araçları hep taciz etme yoluna giderler. bizlerde trafik kurallarına uygun hareket etme isteği, trafikte diğerlerini düşünmek değil, bilakis ceza yememektir.
Bizler için önemli olan kendimizi nasıl eğiteceğimizin yolunun bulunmasıdır. Bugün arızalı motorumu onardım ve çok mutluyum. Çünkü 2 haftadır, Adana'da çılgın gibi giden, kuralları hiçe sayan dolmuş şöförlerinden bıktım. Ailemle kesinlikle binmek te istemiyorum. Çünkü aracı ya çok hızlı kullanıp canınızı tehlikeye atıyorlar, yada gereğinden fazla yavaş kullanarak, trafiği aksatıp, sizi gereksiz yere işinizden ediyorlar. 14 kişilik araca 24 kişi alarak, içeridekilerin saman balyaları gibi gitmelerine aldırmıyorlar bile. Bu sadece Adana'da değil tabi, Türkiye'nin her yerinde var.
ama onlarla konuşursanız, herkesin haklı nedenleri var. Mesela çoğu bu işi geçim sıkıntısı için yapıyorlar ve ne kadar hızlı giderlerse o kadar çok kazanacaklarını söylüyorlar. Hep diğer araçlardan şikayet ediyorlar. Motorların önlerine çıktıklarını, motorların hep kendilerini tehlikeye attıklarını savunuyorlar. Her zaman freni iyi yaptıklarını kendilerine güvenmemizi istiyorlar.
Doğrusu ne peki? doğrusu tabiki insan hayatıdır, saygıdır, anlayıştır. Bizler, aslında yaptıklarının yanlış olduğunu onlara bir şekilde anlatmak zorundayız. Tabiki önce biz inandıktan sonra. Bir şekilde sorunlarımızı ve çözüm tekniklerimizi anlatmalıyız. Çözüm önerrilerimiz, mesela tüm kamyon ve dolmışları ortadan kaldıralım şeklinde olmamalıdır tabiki. Nalıncı keseri gibi hep kendimize yontmadan, mantıklı ve gerçekçi çözümler üretmeliyiz.
Bizler için önemli olan kendimizi nasıl eğiteceğimizin yolunun bulunmasıdır. Bugün arızalı motorumu onardım ve çok mutluyum. Çünkü 2 haftadır, Adana'da çılgın gibi giden, kuralları hiçe sayan dolmuş şöförlerinden bıktım. Ailemle kesinlikle binmek te istemiyorum. Çünkü aracı ya çok hızlı kullanıp canınızı tehlikeye atıyorlar, yada gereğinden fazla yavaş kullanarak, trafiği aksatıp, sizi gereksiz yere işinizden ediyorlar. 14 kişilik araca 24 kişi alarak, içeridekilerin saman balyaları gibi gitmelerine aldırmıyorlar bile. Bu sadece Adana'da değil tabi, Türkiye'nin her yerinde var.
ama onlarla konuşursanız, herkesin haklı nedenleri var. Mesela çoğu bu işi geçim sıkıntısı için yapıyorlar ve ne kadar hızlı giderlerse o kadar çok kazanacaklarını söylüyorlar. Hep diğer araçlardan şikayet ediyorlar. Motorların önlerine çıktıklarını, motorların hep kendilerini tehlikeye attıklarını savunuyorlar. Her zaman freni iyi yaptıklarını kendilerine güvenmemizi istiyorlar.
Doğrusu ne peki? doğrusu tabiki insan hayatıdır, saygıdır, anlayıştır. Bizler, aslında yaptıklarının yanlış olduğunu onlara bir şekilde anlatmak zorundayız. Tabiki önce biz inandıktan sonra. Bir şekilde sorunlarımızı ve çözüm tekniklerimizi anlatmalıyız. Çözüm önerrilerimiz, mesela tüm kamyon ve dolmışları ortadan kaldıralım şeklinde olmamalıdır tabiki. Nalıncı keseri gibi hep kendimize yontmadan, mantıklı ve gerçekçi çözümler üretmeliyiz.