- Katılım
- 21 Eki 2022
- Mesajlar
- 147
- Konu Yazar
- #1
Arkadaşlar gerçekten artık sinirden ne yapacağımı şaşırdım. Motorumun yapısı itibarıyla zaten İstanbul'un yollarında yeterince zorlanıyorum bir de bitmek bilmeyen çukurlar yüzünden motosiklet sürmekten aldığım keyif iyice kaçtı. Artık öyle bir noktaya geldim ki yola bakmaktan çok çukurlara bakıyorum. Sürekli gözüm yerde acaba nerede çukur var diye düşünmekten rahat rahat motor süremez oldum.
Bugün yine yolda giderken motorun altını vurdum. Sürttüm desem sürtme de değil bildiğiniz tak diye vurdu. Hemen durup baktım çok şükür ciddi bir şey göremedim sadece çok hafif bir ezilme var gibi ama arkadaş bu nedir ya gerçekten insanın içi gidiyor. O kadar para verip gözümüz gibi baktığımız motorları İstanbul'un köstebek yuvasına dönmüş yollarında mahvediyoruz. Bir yerden sonra insanın hevesi de kalmıyor.
Birkaç ay önce de gece Kadıköy'den gelirken yaklaşık 40 50 km hızla giderken öyle bir çukura girdim ki jantım yamuldu telefonum yere düşüp parçalandı. O gün yaşadığım siniri ve üzüntüyü anlatamam. Hadi motoru telefonu geçtim ya o çukur yüzünden dengemi kaybedip düşseydim ne olacaktı. Bunun hesabını kim verecekti Gerçekten anlamıyorum bu belediyeler ne işe yarıyor arkadaş. İstanbul'da düzgün asfalt bulmak neden bu kadar zor. Her yerde ya çukur var ya yamalı asfalt var ya da bir yerler kazılmış öylece bırakılmış. İlgili yerleri arıyorum şikayet ediyorum ama doğru düzgün bir sonuç da alamıyorum. Karşımda muhatap bulamıyorum resmen. Her çukura girdiğimde içim acıyor. sürekli çukur kollamak zorunda kalmak insanı ayrıca yoruyor. Gözüm yolda olması gerekirken asfalttaki delikleri takip ediyorum resmen.
Ya arkadaş biz bu kadar vergi veriyoruz dünyanın parasını harcıyoruz şu yolların düzgün olmasını istemek çok mu zor. Her seferinde motorun bir yerine zarar geldikten sonra mı birileri ilgilenecek. İlla birimizin başına ciddi bir şey mi gelmesi gerekiyor? Aranızda böyle durumlar yaşayan vardır mutlaka. Nereye başvurmak gerekiyor kiminle muhatap olmak gerekiyor gerçekten bilmiyorum artık. Kusura bakmayın biraz içimi döktüm ama gerçekten çok doluyum. Motorumu severek kullanıyorum ama şu yollar yüzünden artık rahat rahat süremez hale geldim. İnsan kendi malına zarar gelince de üzülüyor ister istemez. Bir de işin can güvenliği boyutu var ki onu düşünmek bile istemiyorum.
Bugün yine yolda giderken motorun altını vurdum. Sürttüm desem sürtme de değil bildiğiniz tak diye vurdu. Hemen durup baktım çok şükür ciddi bir şey göremedim sadece çok hafif bir ezilme var gibi ama arkadaş bu nedir ya gerçekten insanın içi gidiyor. O kadar para verip gözümüz gibi baktığımız motorları İstanbul'un köstebek yuvasına dönmüş yollarında mahvediyoruz. Bir yerden sonra insanın hevesi de kalmıyor.
Birkaç ay önce de gece Kadıköy'den gelirken yaklaşık 40 50 km hızla giderken öyle bir çukura girdim ki jantım yamuldu telefonum yere düşüp parçalandı. O gün yaşadığım siniri ve üzüntüyü anlatamam. Hadi motoru telefonu geçtim ya o çukur yüzünden dengemi kaybedip düşseydim ne olacaktı. Bunun hesabını kim verecekti Gerçekten anlamıyorum bu belediyeler ne işe yarıyor arkadaş. İstanbul'da düzgün asfalt bulmak neden bu kadar zor. Her yerde ya çukur var ya yamalı asfalt var ya da bir yerler kazılmış öylece bırakılmış. İlgili yerleri arıyorum şikayet ediyorum ama doğru düzgün bir sonuç da alamıyorum. Karşımda muhatap bulamıyorum resmen. Her çukura girdiğimde içim acıyor. sürekli çukur kollamak zorunda kalmak insanı ayrıca yoruyor. Gözüm yolda olması gerekirken asfalttaki delikleri takip ediyorum resmen.
Ya arkadaş biz bu kadar vergi veriyoruz dünyanın parasını harcıyoruz şu yolların düzgün olmasını istemek çok mu zor. Her seferinde motorun bir yerine zarar geldikten sonra mı birileri ilgilenecek. İlla birimizin başına ciddi bir şey mi gelmesi gerekiyor? Aranızda böyle durumlar yaşayan vardır mutlaka. Nereye başvurmak gerekiyor kiminle muhatap olmak gerekiyor gerçekten bilmiyorum artık. Kusura bakmayın biraz içimi döktüm ama gerçekten çok doluyum. Motorumu severek kullanıyorum ama şu yollar yüzünden artık rahat rahat süremez hale geldim. İnsan kendi malına zarar gelince de üzülüyor ister istemez. Bir de işin can güvenliği boyutu var ki onu düşünmek bile istemiyorum.