Motosiklet servisi açmak

Katılım
19 Mar 2021
Mesajlar
33
Herkese selamlar, iyi forumlar abilerim, kardeşlerim.
Uzun zamandır kafamı kurcalayan, üzerine detaylı planlar yaptığım ve nihayetinde hayata geçirmek için ciddi adımlar atmak istediğim bir servis/dükkan açma fikrim var. Sektörün içinden ustaların, tecrübeli sürücülerin ve bu işin ticaretini bilen insanların fikirlerine, eleştirilerine çok ihtiyacım var.

Şu anki Durumum ve Yaş Mevzusu:
24 yaşındayım. Daha önce Bilgisayar Mühendisliği okuyordum ancak mekaniğe ve iki tekere olan tutkum ağır bastığı için radikal bir kararla Mersin Üniversitesi Makine Mühendisliği'ne geçiş yapmıştım. Yaşım 24, yani hayata atılmak ve kalıcı bir şeyler inşa etmek için en kritik dönemdeyim. Ancak şu an önümde çok daha net ve amaca yönelik yeni bir plan var.

Mühendisliği Bırakıp Teknikerliğe Geçiş ve Ustalık Belgesi Planım
Mühendislik teoride harika bir zemin hazırlasa da 4 yıl boyunca soyut teorilerle boğuşmak ve hayata 30 yaşında başlamak yerine dükkan açma hedefime beni doğrudan ulaştıracak bir yola girmeye karar verdim. Makine Mühendisliği'ni bırakıp, doğrudan işin pratik eğitimini veren 2 yıllık bir Teknikerlik (Otomotiv/Mekanik bölümü) programına geçiş yapmayı planlıyorum.
Bunun bana sağlayacağı iki çok büyük avantaj var:

Zaman Kazancı: 4-5 yıl mühendislik okumak yerine 2 yılda mezun olup sahaya erkenden atılacağım.

Ustalık Belgesi ve Resmiyet: Kendi servisimi açabilmem, yasal prosedürleri aşabilmem ve dükkan ruhsatı alabilmem için en kritik şey Ustalık Belgesi. İlgili bir meslek yüksekokulundan mezun olduğumda, bu belgeyi alma sürecim hem çok daha kısalacak hem de resmiyet kazanacak. Sadece alaylı değil, aynı zamanda diplomalı ve belgeli bir usta olarak sektöre girmek istiyorum.

2 Yıl Boyunca Ustaların Yanında Pişme Dönemi:
Tabii ki okul ve diploma tek başına asla yetmez, sanayinin raconu çok farklı. Bu yüzden bu 2 yıllık eğitim sürecim boyunca, bu işin kurdu olmuş tecrübeli ustaların yanında tabiri caizse çırak gibi, köle gibi çalışıp işin mutfağında pişmeyi hedefliyorum. Sanayide ezilmeden, ustanın fırçasını yemeden, o tezgahın tozunu yutmadan esnaf olunmayacağının bilincindeyim. Amacım sadece motor bloklarını söküp takmayı öğrenmek değil; müşteriyle nasıl konuşulur, parça tedariği nasıl yapılır, dükkan nasıl yönetilir ve en önemlisi esnaflık ahlakı nasıl olur, bunları o ustaların tezgahında yaşayarak kapmak.

Kendi Çapımda Yaptığım İşler (Pratik Tecrübem):
"Elim anahtar tutuyor mu?" derseniz, dükkan açma fikri tamamen sıfırdan, havadan gelme bir heves değil. Kendi çapımda, garaj ortamında bugüne kadar mekanik olarak ciddi işlere girdim. Konunun sonuna fotoğraflarını da eklediğim işlerden bazıları şunlar:
CBR 250: Debriyaj balatası değişimi ve debriyaj sistemi revizyonu,
R25: Kronik sorunlara mahal vermemek adına yağ pompası değişimi ve kontrolü,
TVS Apache RTR 200: Komple motor bloğu toplama, sıfırdan silindir, piston ve segman değişimi.

Dükkan Öncesi Stratejim: Geçici Mobil Servis
Gelelim işin stratejik kısmına. Direkt dükkan açıp kira, stopaj ve fatura yükünün altına girmek yerine akıllıca bir geçiş planı yaptım. 2 yıllık bu hazırlık ve ustaların yanında pişme sürecimde, dükkanı açana kadar geçici bir süre "Mobil Servis" hizmeti vereceğim.
Dükkana gelecek vakti olmayan veya motorunu nakledecek imkanı bulunmayan sürücüler için yerinde periyodik bakım (yağ, filtre, balata vb.) ve hızlı müdahale hizmeti sunacağım.
Bu mobil servisi yapmaktaki temel amacım: Sabit dükkanı açana kadar hem piyasada ciddi bir çevre edinmek, müşteri portföyü oluşturmak hem de dükkan sermayesine katkı sağlayacak bir yan gelir yaratmak. Dükkanı açtığım gün, arkamda hazır bir müşteri kitlesiyle kapıyı açmış olmayı hedefliyorum. Dükkan açıldıktan sonra mobil işini bırakıp tamamen servise odaklanacağım.

Mühendislikten vazgeçip meslek yüksekokulu + ustalık belgesi yoluna girmek, 2 yıl sanayide ustaların yanında ezilerek pişmek, dükkanı açana kadar da mobil servis ile çevre ve sermaye yapıp ardından dükkana geçmek sizce ne kadar doğru bir strateji?

Yaptığım işlerin fotoğraflarını aşağıya bırakıyorum. Sektörün gidişatını, müşteri beklentilerini ve yasal dükkan açma süreçlerini göz önüne aldığınızda bana ne gibi tavsiyeler verirsiniz? "Şu hatayı kesinlikle yapma" dediğiniz noktalar nelerdir?
Şimdiden vakit ayırıp tecrübelerini ve acı-tatlı gerçekleri paylaşacak olan herkese çok teşekkür ederim. Tekeriniz düz
 
Katılım
28 Haz 2024
Mesajlar
82
çok mantıklı bir planın var abi. Sektördeki ustaların esnaf ahlakına sahip olduğunu pek düşünmüyorum, en azından çoğunun olduğunu düşünmüyorum. Gerçekten kaliteli bir usta yanında çıraklık hatta zaten anladığın bir konu olduğu için direkt kalfa olursun seneyede usta olursun zaten. Ben mekaniğe pek girmedim henüz çünkü yeterli alet edevat olmadan risk almak istemedim. Oturduğum yerdeki bir dükkana gidip elektrik tesisatımın tamiri yapılmasını istemiştim. Usta tekti ve vakti olmadığı için yapmak istememişti ama benim eve dönmem gerektiği için ben sökeyim sen hemen yaparsın usta dedim. Motorun tesisatı dışında heryerini sökmüştüm. Usta benim elimden geldiğini görünce gel beraber çalışalım dedi ama ben şuan icralık olduğum için düşük maaşla çalışamam diye kabul etmemiştim. Şimdi aklımda seninki gibi bir plan var. Sertifikalı eğitim veren bir kurumdan eğitim alıp kendi garajımı açmak istiyorum ama önümde hem icra hemde diploma sorunu var benim. Sen İnşallah hayalini gerçekleştirirsin abi
 
Katılım
7 Kas 2016
Mesajlar
9,822
Motosikleti
Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
bu yaşlarda 2 yıl hiç bir şey sayılır, yani 2 yıl fazladan okusan geç kalmış sayılmazsın, bence hazır girmişken mühendisliği bitir öyle yap, hem çevrede ünün yayılır bu adam aslında makine mühendisi ama bu işi yapıyor diye. Hem de artık teknoloji ilerledi, mühendislik sadece teorik blgi demek değil, mühendislik disiplini diye bir şey var, onu edinirsen ileride daha rahat edersin.
Karşısına motor geldiğind etornavida ile orasını burasını dürtükleyerek iş yapan usta ayrı, orjinal ingilizce servis amnuelini internetten bulabilip oradaki çizimlerden talimatlardan anlayacark düzgün iş yapabilmek ayrı meziyetler, ikincisinden olursan hem işçilik fiyatın konusunda paarlık bile yapmayacak hale gelirsin.
 
Katılım
13 Haz 2016
Mesajlar
4,216
Bende makine mühendisliği okuyup, yazları motosiklet tamircisinde çalışıp, motosiklet tamircisi olmak istiyordum. Hayalimi yapmaya çalışıyorsunuz.

Naçizane tavsiyem makine mühendisliğini bitirmeniz ve okurken de bir motosiklet tamircisinde çalışarak bu işi öğrenmeniz.

Size makine mühendisi etiketi, iyi bir tamirci olmakla birlikte farklı kapıları açacaktır.

En azından sizi piyasa ustalarından farklı bir konuma getirir, sizde bu konumu mesleki bilgi ve meslek ahlakı ile birleştirirseniz önünüzün çok açık olacağını düşünüyorum.

İnsanlar piyasa ustalarından bıktı, kesinlikle isminize makine mühendisi etiketini ekleyin.
 
Katılım
19 Mar 2021
Mesajlar
33
bu yaşlarda 2 yıl hiç bir şey sayılır, yani 2 yıl fazladan okusan geç kalmış sayılmazsın, bence hazır girmişken mühendisliği bitir öyle yap, hem çevrede ünün yayılır bu adam aslında makine mühendisi ama bu işi yapıyor diye. Hem de artık teknoloji ilerledi, mühendislik sadece teorik blgi demek değil, mühendislik disiplini diye bir şey var, onu edinirsen ileride daha rahat edersin.
Karşısına motor geldiğind etornavida ile orasını burasını dürtükleyerek iş yapan usta ayrı, orjinal ingilizce servis amnuelini internetten bulabilip oradaki çizimlerden talimatlardan anlayacark düzgün iş yapabilmek ayrı meziyetler, ikincisinden olursan hem işçilik fiyatın konusunda paarlık bile yapmayacak hale gelirsin.
Söylediklerinizde, özellikle o tornavida ile dürtükleyen usta ile orijinal İngilizce servis manuelini açıp tork değerine göre iş yapan usta kıyaslamasında o kadar haklısınız ki... Benim de sektöre girmek istememdeki en büyük motivasyon bu piyasa tabularını yıkmak.
Mühendislik disiplini konusuna sonuna kadar katılmakla birlikte, işin hem okul hem de Türkiye gerçekleri boyutunda artık yolun sonuna gelmiş gibi hissediyorum. Mühendisliği bitirmeyi gönlüm isterdi ama en iyi ihtimalle önümde 3 yıl daha var. Ben artık o amfilere gidecek, o soyut formüllerle dolu sınav kağıtlarına bakacak gücü psikolojik olarak kendimde bulamıyorum. Sadece öğrencilikten değil, bu yolun sonundaki belirsizlikten de tükendim.
Ben memleketimde, Mersin'de kalmak ve burada bir hayat kurmak istiyorum. Ancak Mersin bölgesinde makine mühendisi istihdamı inanılmaz az. Olan yerler de yeni mezun bir mühendise komik başlangıç maaşları teklif ediyor. Açlık sınırının biraz üstünde bir maaşla, sevmediğim bir masa başında 3 yıl okuduktan sonra sürünme fikri beni tamamen karamsarlığa itiyor.
Benim mekaniğe olan ilgim tamamen pratik düzeyde. Zaten kendi çapımda yaptığım işlerde bile (bisikletimde dahi) tork anahtarsız iş yapmam; açar yabancı forumlardan servis manuellerini araştırırım, hangi bölgeye hangi çeşit gres sürüleceğine kadar bakar öyle girişirim. Yani o bahsettiğiniz vizyonu okul benden istemeden ben zaten kendime aşıladım. Bu yüzden Mersin'de geleceği olmayan bir diplomaya 3 yıl daha harcamak yerine, teknikerliğe geçip bir an önce sahaya inmek benim için artık bir mantık evliliğinden ziyade bir zorunluluk haline geldi
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Bende makine mühendisliği okuyup, yazları motosiklet tamircisinde çalışıp, motosiklet tamircisi olmak istiyordum. Hayalimi yapmaya çalışıyorsunuz.

Naçizane tavsiyem makine mühendisliğini bitirmeniz ve okurken de bir motosiklet tamircisinde çalışarak bu işi öğrenmeniz.

Size makine mühendisi etiketi, iyi bir tamirci olmakla birlikte farklı kapıları açacaktır.

En azından sizi piyasa ustalarından farklı bir konuma getirir, sizde bu konumu mesleki bilgi ve meslek ahlakı ile birleştirirseniz önünüzün çok açık olacağını düşünüyorum.

İnsanlar piyasa ustalarından bıktı, kesinlikle isminize makine mühendisi etiketini ekleyin.
Abi selamlar, yorumun beni gerçekten çok duygulandırdı ama bir o kadar da içimi dökmeme vesile oldu. Senin hayalini kurduğun bu yolda şu an bu kararın eşiğindeyim ama işin arka planı dışarıdan göründüğü kadar toz pembe hissettirmiyor maalesef.
"İnsanlar piyasa ustalarından bıktı" tespitine sonuna kadar katılıyorum. Ben de tam olarak o profilin zıttı olmak istiyorum. Aslında bu iş bende dün başlamış bir heves değil; ortaokul yıllarımdan beri sürekli bir şeyleri söker, dağıtır, tamir ederim. Kendimi bildim bileli bu işin içindeyim. Hatta takıntı derecesinde malzeme kalitesine önem veririm. Akranlarım başka şeylere bütçe ayırırken, ben anahtar takımlarımın bile her zaman en kalitelisi olmasına dikkat ettim. En basitinden bir takım alırken bile "Chrome Vanadium nedir, bu çelik türünün dayanımı nedir, hangi torka dayanır?" diye interneti, forumları altüst edip araştırarak alan biriyim.
İçimdeki bu mekanik aşkı pratikle ve teknik doğruyla besleniyor ama mevcut okul sistemi beni tamamen bu tutkumdan soğutacak noktaya getirdi. Mühendisliği bitirmek en iyi ihtimalle 3 sene ve ben artık öğrencilikten, o bitmek bilmeyen okul stresinden ve teorik yükten gerçekten çok yoruldum. O sınıflarda geçirecek bir 3 güne bile tahammülüm kalmadı.
İşin eğitim boyutu da beni inanılmaz yıpratıyor; teorik derslere giren hocaların yetersizliği bir yana, dersleri zaten okulun katkısıyla değil, tamamen kendi imkanlarımızla, kendi çabamızla öğrenip sınavları vermeye çalışıyoruz. Okul bize hiçbir şey katamıyorken, saçma sapan bir devamsızlık zorunluluğu yüzünden en değerli saatlerimiz o sıralarda israf olup gidiyor. Ama ne zaman ki atölye gibi pratik bir ders oluyor; işte o zaman dünyalar benim oluyor, atölyedeki o aletlerle keyifli keyifli ders işlemeye, o mekanikle iç içe olmaya bayılıyorum. Benim yerim amfiler değil, tezgahın başı, bunu çok net anladım.
Üstelik işin bir de acı bir ekonomik gerçekliği var. Ben hayatımı Mersin'de devam ettirmek istiyorum. Mersin bölgesinde makine mühendisleri için iş alanı o kadar kısıtlı ki... Büyük şehirlerdeki gibi AR-GE merkezleri, devasa sanayi kolları yok. Olan az sayıdaki iş ilanında da yeni mezun başlangıç maaşları o kadar düşük ki, insan 4-5 yıl bu çileyi bu paralar için mi çektim diye sormadan edemiyor. Hem sevmediğim teorik eğitime katlanıp, hem 3 yıl kaybedip, günün sonunda Mersin'de asgari ücretin biraz üstüne iş aramak beni mental olarak bitiriyor.
İnsanlar dükkana geldiğinde duvarda "Makine Mühendisi" diploması görmeyecek belki ama işçiliğimi, dükkanın nizamını, tork değerlerine olan hassasiyetimi, malzemeye (en basitinden doğru gres ve kaliteli anahtar seçimine kadar) gösterdiğim saygıyı gördüklerinde o bahsettiğin mühendis kafasını ve ahlakını zaten işimde görecekler. Ortaokuldan beri elime aldığım o anahtarı, o mühendislik vizyonuyla Mersin'de kendi işimin patronu olarak sahaya yansıtmak şu an bana tek çıkış yolu gibi görünüyor.
Fakat abi, yine de akşamları yatağa yattığımda düşünmeden edemiyorum; acaba ileride mühendis olmadığıma pişman olur muyum? Yarın bir gün evlenip yuva kurduğumda, ev geçindirebilir miyim? Maddi olarak bu iş beni nereye taşır, hakkıyla bir hayat sunabilir miyim? Bu sorular kafamın içinde dönüp duruyor ve beni sürekli ciddi bir strese sokuyor.
 
Son düzenleme:
Katılım
19 Haz 2021
Mesajlar
7,603
Motosikleti
Ns200 15"
Motosiklet ve otomobiller ile uzun bir süredir iç içeyim, açıkçası para kazanmak istiyorsanız motosiklet yerine otomobil üzerine yürümeniz daha sağlıklı olacaktır. Motosikletlerde maalesef otomobillerdeki gibi oem parça bulma ve çıkma malzeme bulma imkanı çok ama çok düşüyor.

Bu işi en iyi şekilde öğrenmeniz için mühendislik okumanıza gerek yok, bir motoru söküp toplayabiliyorsanız yüksek ihtimalle servis manuelini okumayı biliyorsunuzdur.

Maslak sanayisindeki yaşını almış ustalardan iş öğrenmek demek dünyadaki bir çok yerdeki ustadan önde olmanız demektir.

Yeni ve eski nesil farketmeden her türlü sistem üzerinde çalışıyorum, buradaki çalışabilmemin en önemli sebebi sistemin nasıl çalıştığını okumam ve en önemlisi söktüğüm bir malzemenin dizlimini unutmamam. Eğer unutursamda workshop manueli veya parça diagramlarından bakarak yaparım.

Kısacası otomobillerde daha iyi para var, Mercedes Benz veya BMW üzerine niş bir usta olursanız şehir dışından dahi insanlar size gelir, hurdalıktan E30 m3 çıkartıp milyonlar döken insanlar var.
 
Katılım
19 Mar 2021
Mesajlar
33
Motosiklet ve otomobiller ile uzun bir süredir iç içeyim, açıkçası para kazanmak istiyorsanız motosiklet yerine otomobil üzerine yürümeniz daha sağlıklı olacaktır. Motosikletlerde maalesef otomobillerdeki gibi oem parça bulma ve çıkma malzeme bulma imkanı çok ama çok düşüyor.

Bu işi en iyi şekilde öğrenmeniz için mühendislik okumanıza gerek yok, bir motoru söküp toplayabiliyorsanız yüksek ihtimalle servis manuelini okumayı biliyorsunuzdur.

Maslak sanayisindeki yaşını almış ustalardan iş öğrenmek demek dünyadaki bir çok yerdeki ustadan önde olmanız demektir.

Yeni ve eski nesil farketmeden her türlü sistem üzerinde çalışıyorum, buradaki çalışabilmemin en önemli sebebi sistemin nasıl çalıştığını okumam ve en önemlisi söktüğüm bir malzemenin dizlimini unutmamam. Eğer unutursamda workshop manueli veya parça diagramlarından bakarak yaparım.

Kısacası otomobillerde daha iyi para var, Mercedes Benz veya BMW üzerine niş bir usta olursanız şehir dışından dahi insanlar size gelir, hurdalıktan E30 m3 çıkartıp milyonlar döken insanlar var.
Söylediğiniz parça dizilimi, workshop manuelleri ve parça diyagramları mantığı zaten benim bu işe yaklaşım tarzımın özeti. Ezbere değil, sistemin çalışma prensibine göre iş yapmayı seviyorum. Maslak Sanayisi vurgunuza da sonuna kadar katılıyorum; oradaki o eski kurtların tecrübesi dünyada az yerde vardır.
Otomobil sektöründeki paranın, özellikle Mercedes-Benz veya BMW gibi niş markalarda dönen sermayenin ve OEM/çıkma parça avantajının motosiklete kıyasla katbekat büyük olduğunun kesinlikle farkındayım. Hurdalıktan E30 M3 çıkarıp servet döken o kitle, işçiliğin hakkını da pazarlıksız verir, bilirim.
Fakat benim buradaki en büyük çıkmazım ve coğrafi gerçeğim Mersin/Erdemli bölgesi. Hayatımı burada devam ettirmek istiyorum ve Erdemli küçük bir yer. Burada lüks segment otomobillere yönelik niş bir garaj açmak, o bahsettiğiniz İstanbullu kitlenin buraya gelmesini sağlamak ilk etapta çok büyük bir kumar ve sermaye gerektiriyor. Öte yandan bizim bu bölge tam bir motosiklet deryası; her köşe başında bir iki teker var ve piyasa tamamen düzgün esnaflıktan, manuel okumaktan uzak, motoru tornavidayla dürten piyasa ustalarının eline kalmış durumda. Yani motosikletteki o boşluğu ve açığı kapatmak bana yerel düzeyde daha hızlı ayağa kalkma şansı verir gibi gelmişti.
 
Katılım
13 Haz 2016
Mesajlar
4,216
1 - Üstelik işin bir de acı bir ekonomik gerçekliği var. Ben hayatımı Mersin'de devam ettirmek istiyorum. Mersin bölgesinde makine mühendisleri için iş alanı o kadar kısıtlı ki... Büyük şehirlerdeki gibi AR-GE merkezleri, devasa sanayi kolları yok. Olan az sayıdaki iş ilanında da yeni mezun başlangıç maaşları o kadar düşük ki, insan 4-5 yıl bu çileyi bu paralar için mi çektim diye sormadan edemiyor. Hem sevmediğim teorik eğitime katlanıp, hem 3 yıl kaybedip, günün sonunda Mersin'de asgari ücretin biraz üstüne iş aramak beni mental olarak bitiriyor.
2 - İnsanlar dükkana geldiğinde duvarda "Makine Mühendisi" diploması görmeyecek belki ama işçiliğimi, dükkanın nizamını, tork değerlerine olan hassasiyetimi, malzemeye (en basitinden doğru gres ve kaliteli anahtar seçimine kadar) gösterdiğim saygıyı gördüklerinde o bahsettiğin mühendis kafasını ve ahlakını zaten işimde görecekler. Ortaokuldan beri elime aldığım o anahtarı, o mühendislik vizyonuyla Mersin'de kendi işimin patronu olarak sahaya yansıtmak şu an bana tek çıkış yolu gibi görünüyor.
3 - Fakat abi, yine de akşamları yatağa yattığımda düşünmeden edemiyorum; acaba ileride mühendis olmadığıma pişman olur muyum? Yarın bir gün evlenip yuva kurduğumda, ev geçindirebilir miyim? Maddi olarak bu iş beni nereye taşır, hakkıyla bir hayat sunabilir miyim? Bu sorular kafamın içinde dönüp duruyor ve beni sürekli ciddi bir strese sokuyor.
1 - Artık hangi bölüm olursa olsun mühendislik dahil, mezun olan on kişiden, dokuzu kendi branşında iş bulması teorik ve pratik olarak mümkün değil. Maalesef iktidar eğitim ve öğretimi iş baskısını azaltmanın bir yolu olarak görüyor. Lisede kalmak kalktığı için herkes üniversiteye gidiyor böylece kişi başı en az yedi sene iş talebinin önüne geçilmiş oluyor.

2 - Jüpiter motosikletin bujisini değiştirerek bir yere gelemezsin hedef kitleni değiştirmen lazım. Öyle bir niş kesim var ki parası önemli değil yeter ki iyi hizmet alsınlar. İşte bu kesime hitap edebilmenin ilk basamağı o diploma, diploma tamir etmiyor ama seni her sokakta olan ahmet ustadan, mehmet ustadan ayırıyor. Gerisi senin hizmet kalitene kalmış.

Kendimden örnek vereyim; Çinko kaplama işini yapanlar hep alaylı kişiler, ben kimya mühendisi olarak dükkan açtım, bilinen başka yoktu kimya mühendisi olarak bu işi yapan, insanlar bir birlerine duydun mu kimya mühendisi bu işi açmış diye kulaktan kulağa reklamını yapıyorlardı. Bir fabrikaya gittiğim de diğer rakiplerden kafadan avantajlı oluyordum, birazda işe dikkat ediyordum herkesin üçe yaptığı işi ben beşe yapıyordum.
Etiket ve biraz dikkat işin devamını da almamı sağlıyordu.

İşin esprisi şu mesela maliyet 2,5 lira diyelim alaylı ustalar 3 lira diyordu, kiloda 0,5 lira kaar, ben 5 lira diyordum işe de dikkat edip başlarını ağrıtmıyorum, fabrikatörler zaten alaylı kaplamacılardan bıkmış, o kadar fiyat farkı olduğu halde işi bana veriyorlardı. Bende 3 liraya mal ediyordum sonuçta kiloda 2 lira yani aynı işten 4 kat fazla para kazanıyordum. İşin o yönleri de var.

3 - Şimdi elinde mühendis olabilme imkanı var ama beş sene sonra mental olarak istesen de olamazsın. Madem dükkan açmak gibi bir fikrin var başkasının işinde çalışmak senin için bir seçenek bile olamaz.
 
Katılım
19 Haz 2021
Mesajlar
7,603
Motosikleti
Ns200 15"
Söylediğiniz parça dizilimi, workshop manuelleri ve parça diyagramları mantığı zaten benim bu işe yaklaşım tarzımın özeti. Ezbere değil, sistemin çalışma prensibine göre iş yapmayı seviyorum. Maslak Sanayisi vurgunuza da sonuna kadar katılıyorum; oradaki o eski kurtların tecrübesi dünyada az yerde vardır.
Otomobil sektöründeki paranın, özellikle Mercedes-Benz veya BMW gibi niş markalarda dönen sermayenin ve OEM/çıkma parça avantajının motosiklete kıyasla katbekat büyük olduğunun kesinlikle farkındayım. Hurdalıktan E30 M3 çıkarıp servet döken o kitle, işçiliğin hakkını da pazarlıksız verir, bilirim.
Fakat benim buradaki en büyük çıkmazım ve coğrafi gerçeğim Mersin/Erdemli bölgesi. Hayatımı burada devam ettirmek istiyorum ve Erdemli küçük bir yer. Burada lüks segment otomobillere yönelik niş bir garaj açmak, o bahsettiğiniz İstanbullu kitlenin buraya gelmesini sağlamak ilk etapta çok büyük bir kumar ve sermaye gerektiriyor. Öte yandan bizim bu bölge tam bir motosiklet deryası; her köşe başında bir iki teker var ve piyasa tamamen düzgün esnaflıktan, manuel okumaktan uzak, motoru tornavidayla dürten piyasa ustalarının eline kalmış durumda. Yani motosikletteki o boşluğu ve açığı kapatmak bana yerel düzeyde daha hızlı ayağa kalkma şansı verir gibi gelmişti.
Bölgenize uygun olarak gerçekçi konuşursak motosiklet daha iyi bir seçenek olabilir ancak yaşadığınız şehirin küçüklüğünü ve diğer bölgelere göre gelişmişliğini varsaysam (Mersin'i hiç bilmiyorum, ancak Adana gibi sıkıntılı bir yer olduğunu düşünüyorum) iyi bir kazanç sağlamak ve niş bir iş sağlamak yaşadığınız bölgede zor gibi gözüküyor. Ben bu işlerin yakınından geçtim, hazır müşterilerim bile vardı ancak insanlar ucuz ve hızlı iş istiyor nasıl yapıldığının ve ne kadar iyi işçilik yapıldığının farkında bile değil bir çok kullanıcı.

Emeğinizin karşılığını almak gerçekten bu devirde çok zor, şu an elimin altında topladığım İbiza 1.4 Tdi (üst motor yapıyorum) var bu araçta Elring ve Victor reinz marka harici contalar kullanmıyorum hatta en kritik yerlerde Elring harici bir marka dahi kullanmıyorum, durum böyle olunca parça maliyetleri 2 katına çıkıyor üstünede manuelde değişmesi gereken tüm civatalar vb. şeyler işin içine girince diğer ustaların verdiği maliyetlerden 2 hatta 3 katına kadar çıkıyor, artık şu devirde ucuz ve iş görecek her işi onaylıyorlar.
 

F54

Katılım
25 Haz 2010
Mesajlar
14,943
okul okurken neden işe daha erken girmiyorsun ki neyi bekliyorsun neyi?
bence imkan varsa en kısa zamanda birşeyler yapmaya başla evet okumak diplomalı usta olmak büyük avantaj ama bu iş için tecrübe de önemli bir unsur hem okuyup hem çalışabilirsin evet biraz yorucu olur ama o yapacağın çıraklık dönemi de okul ile beraber bitmiş olur
iş fikri güzel bu arada bir çok işte mobil servislere ihtiyaç olduğu kesin
benim eski eleman motorcu dükkanı açtı işi bilen 2 arkadaşı ile işleri güzel
tek tavsiyem müşteriyi yolunacak kaz olarak görme ve işini düzgün yap oldu
 
Katılım
8 Eyl 2025
Mesajlar
28
Motosikleti
PM-01
Öyle ya da böyle bu işi yapacaksın gibi görünüyor. Lisans devam ederken çalışarak bu işte tecrübelenebilirsin ve işin sonunda elinde diploman olur. Ama dediğin gibi yapıp sadece motosiklet servisi, tamiri işi yapacağım diye okulu bırakıp teknikerliğe geçersen yarın bir gün aksi bir durumda bir alternatifin, seçeneğin olmaz artık sevmiyor veya kazanmıyor olsan da bu işi yapmak zorunda kalırsın o yüzden her ihtimale karşı b plan için mühendisliği bitirmeni öneririm. Umarım her şey istediğin gibi olur.
 
Katılım
21 Şub 2026
Mesajlar
20
Motosikleti
kove800x
Ben bu işlerin yakınından geçtim, hazır müşterilerim bile vardı ancak insanlar ucuz ve hızlı iş istiyor nasıl yapıldığının ve ne kadar iyi işçilik yapıldığının farkında bile değil bir çok kullanıcı.
Arkadaşımız ülkemiz gerçeğini bir cümlede özetlemiş👍
TR’de müşteri kitlesi öncelikle maliyete bakar, kalitesiz olsun ama ucuz olsun ayağımı yerden kessin mantığı genel durum maalesef.(Tabii kaliteyi arayan mutlu ve zengin bir AZINLIK😎 da var ama…)
Naçizane tavsiyem mühendis diplomasını almanız yönünde. (Bir altın bilezik)
Bu coğrafyada diploma bir çok kapıyı açar.
Misal kız istemeye gittiğiniz de bile işe yarar.
Öte yandan kolay olmadığını biliyorum zira ben de hem çalıştım hem okudum ama bu yaşlarda sıkıntıya katlanılır 30’undan sonra mümkün değil.
 
Katılım
7 Eyl 2025
Mesajlar
286
Motosikleti
Arora kasırga
Mobil servis fikri muazzam.Ozellikle "getir dükkana hallederiz" ustalarına karşı en büyük rakip olur.
Mobil lastikçiler de aynı mantık çalışıyorlar.Stepne yok diye çekiciye 2 bin bayilmak yerine 1500 verip yerinde onarım...
Mobil servis işini yap.Tutar o iş.
 
Katılım
19 Mar 2021
Mesajlar
33
Öyle ya da böyle bu işi yapacaksın gibi görünüyor. Lisans devam ederken çalışarak bu işte tecrübelenebilirsin ve işin sonunda elinde diploman olur. Ama dediğin gibi yapıp sadece motosiklet servisi, tamiri işi yapacağım diye okulu bırakıp teknikerliğe geçersen yarın bir gün aksi bir durumda bir alternatifin, seçeneğin olmaz artık sevmiyor veya kazanmıyor olsan da bu işi yapmak zorunda kalırsın o yüzden her ihtimale karşı b plan için mühendisliği bitirmeni öneririm. Umarım her şey istediğin gibi olur.
Yorumunuz için teşekkür ederim hocam ilk mesajımda belirttiğim gibi devamsızlık denen sorun yüzünden çalışma imkanı bulamiyorum dersler öyle saatlerde oluyor ki çalışacak zaman bulunamiyor mecburen gidip o sırada oturmak gerekiyor ,günlük git gel 80 km yol yapıyorum bir çıkmazın içinde gibiyim
 
Katılım
3 Şub 2014
Mesajlar
415
Motosikleti
Cruiser
Arkadaşım sık dişini oku.
Okumak istiyorsan da oku, istemiyorsan da oku. Anlık düşünüp yapmak istediklerin yine anlık olarak cazip gelebilir, uzun vadede zararını görürsün.
Söylediğini yapacak olursan, yani okulu bırakıp bu işe kolları sıvamayı düşünürsen ; Teknik olarak Milyon tane vasıflı/vasıfsız tamirciden bir farkın kalmaz.
Bunu söylerken, onları hakir gördüğüm için değil, senin milyon tamirciden bir farkın kalmayacağını düşünerek ifade ediyorum.
Biraz ertelenmiş bir proje(o zamanda okulu bitirdiğini varsayarak söylüyorum), başarısız bir projeden her zaman iyidir.
Eğitim sadece diploma, para, hazır iş değil. Hepsinden önemlisi imza, yetkinlik, vizyon meselesi.

Nota okumayı öğrenirsen ve müziğin kurallarını bilerek icra edersen "müzisyen/enstrümanist" olursun, ama yok benim kulağım acayip iyi ne duysam anında çalarım ama nota okuyamam dersen "çalgıcı" olursun.

Yaşın genç, vaktin var.
Umarım kendin için en sağlıklı olan kararı verirsin.
Sağlıcakla kal
 
Katılım
16 Eki 2015
Mesajlar
3,249
Motosikleti
Çükü Olanın Dükü Olur.
Nota okumayı öğrenirsen ve müziğin kurallarını bilerek icra edersen "müzisyen/enstrümanist" olursun, ama yok benim kulağım acayip iyi ne duysam anında çalarım ama nota okuyamam dersen "çalgıcı" olursun.
Bu durum aileyi de etkiler haliyle.🤫
 
Katılım
19 Mar 2021
Mesajlar
33
Arkadaşım sık dişini oku.
Okumak istiyorsan da oku, istemiyorsan da oku. Anlık düşünüp yapmak istediklerin yine anlık olarak cazip gelebilir, uzun vadede zararını görürsün.
Söylediğini yapacak olursan, yani okulu bırakıp bu işe kolları sıvamayı düşünürsen ; Teknik olarak Milyon tane vasıflı/vasıfsız tamirciden bir farkın kalmaz.
Bunu söylerken, onları hakir gördüğüm için değil, senin milyon tamirciden bir farkın kalmayacağını düşünerek ifade ediyorum.
Biraz ertelenmiş bir proje(o zamanda okulu bitirdiğini varsayarak söylüyorum), başarısız bir projeden her zaman iyidir.
Eğitim sadece diploma, para, hazır iş değil. Hepsinden önemlisi imza, yetkinlik, vizyon meselesi.

Nota okumayı öğrenirsen ve müziğin kurallarını bilerek icra edersen "müzisyen/enstrümanist" olursun, ama yok benim kulağım acayip iyi ne duysam anında çalarım ama nota okuyamam dersen "çalgıcı" olursun.

Yaşın genç, vaktin var.
Umarım kendin için en sağlıklı olan kararı verirsin.
Sağlıcakla kal
Beni o "milyon tane sıradan tamirciden biri" olmaktan kurtarmak istemeni, bendeki kumaşa değer verip "çalgıcı değil, müzisyen ol" demeni inanılmaz takdir ettim. Haklısınız imza yetkisi, vizyon ve o akademik unvan bu ülkede çok büyük bir güç.
Fakat müsaadenizle ben de kendimi tam bu benzetme üzerinden anlatayım:
Ben aslında o notaları, yani müziğin teorisini öğrenmekten kaçmıyorum. Zaten kendi çapımda yaptığım işlerde kulaktan dolma, tornavidayla dürtükleyerek iş yapmıyorum. Gidip yabancı forumlardan o motorların orijinal İngilizce servis manuellerini, parça diyagramlarını bulup hatmediyorum. Tork değerlerine harfi harfine uyuyor, en basit anahtar takımını alırken bile Chrome Vanadium çelik kalitesini, dayanımını araştırıyorum. Hangi bölgeye hangi gres çeşidinin sürüleceğine kadar işin "kitabını" okuyorum.
Yani ben aslında şu an kendi kendime o notaları okumayı öğreniyorum. Benim isyanım ve yıpranmışlığım notaya değil; okulda o notaları bize hiç üflememiş, enstrümana dokunmamıza bile izin vermeyen, yetersiz hocaların arasında, hiçbir şey katmayan teorik derslerin devamsızlık zorunluluğu yüzünden amfilerde saatlerimi israf etmek zorunda kalışıma. Okul bize o müziği öğretmiyorken, sınavları geçmek için evde kendi imkanlarımla gece gündüz sıfırdan çabalamaktan mental olarak tükendim. Benim ruhum sadece atölye derslerinde, elime o aletleri alıp pratik yaparken canlanıyor.
Mühendisliği bitirmek en iyi ihtimalle 3 sene. Ve işin acı kısmı, ben Mersin'de yaşamak istiyorum. Mersin'de makine mühendisi istihdamı neredeyse yok, olan yerler de asgari ücretin biraz üstünde komik başlangıç maaşları veriyor. 3 yıl boyunca amfilerde ruhumu çürütüp, günün sonunda Mersin'de komik bir maaşla masa başına mahkum olmak mı büyük risk, yoksa o "nota okuma" vizyonumu 2 yıllık teknikerlikle birleştirip, ustalık belgemle sahaya inip kendi işimin patronu olmak mı?
Gece yatağa yattığımda "Acaba ileride ev geçindirebilir miyim, pişman olur muym?" diye ben de çok büyük bir belirsizlik stresi yaşıyorum, büyük bir kumar oynadığımın farkındayım.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Bu durum aileyi de etkiler haliyle.🤫
Hocam şöyle bir başlıkta böyle bir yazı yazma gereksinimiz nedir acaba??
 
Son düzenleme:
Katılım
3 Şub 2014
Mesajlar
415
Motosikleti
Cruiser
Öncelikle, eğer anlamayacağını düşünseydim inan ki yazmazdım.

Herkes okuyacak diye bir zorunluluk zaten yok, olmamalı da.
Seni anlayabildiğim kadarıyla değerlendirerek yazıyorum.
Her şeye anlamlarını yükleyen bizleriz, yüklediğin anlamları çektiğin an her şey kaybolur.
Liyakatsizlik sana endişe veriyor bunu anlayabiliyorum fakat bakış açını değiştirmen bile bu işi çok rahat çözer.

Velev ki hocaların idealist değil, liyakat yok, girip çıktığın dersleri de doğru düzgün anlatamıyorlar, anlattıklarının bir kısmı da hiçbir işine yaramayacak diyelim (daha ne kadar abartabilirim bilemiyorum)
Bunlar senin suçun mu ? Hayır.
Okulu bırakırsan kimi cezalandırmış olacaksın ? Kendini.
Türkiye'deki eğitim sistemi senin okulu bıraktığını fark edip, yarın Finlandiya gibi olmayacak. Milli eğitim bakanı sizin dekanla kol kola girip, basın açıklaması yapmayacak. Sadece sen okulu bırakmış olacaksın.

10 yıl sonra karşılaşsak ve bu muhabbeti konuşsak, her iki opsiyonu da değerlendirelim.

1 okudun; en fazla şikayet edebileceğin şey "Keşke işe birkaç yıl erken başlasaydım." olur. Kim bilir kaç yıl çalışacaksın( birkaç yıl hafta gibi kalır ömründe) Bu da geleceğin için kayıp değil, kazanım.

2 okumadın ; "Keşke okusaymışım" dediğinde çok geç olur. Hayatın boyu çalışacaksın belki de. 30/40 yıl çalışacağını farz edersek, bu birkaç yıl okumadığın sürenin hayatına olumlu anlamda bir katkısı olacağını hiç sanmıyorum, o birkaç yılın 10 katından fazla çalışacaksın zaten.

Konu hakkında eğilimin var, eğitim almaya başlamışsın, güzel gelecek hayallerin var. Yaşın genç.
Bak bunların hepsi de harika şeyler.

Komşunun bahçesindeki çimen daha yeşil değil.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst