- Katılım
- 17 May 2009
- Mesajlar
- 4,149
- Motosikleti
- BMW K1200GT , BMW S1000XR M Sport
- Konu Yazar
- #1
1950 li yılların başları
Yer ; Ankara 1. Sanat enstitüsü (şimdiki Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi)
Üç kafadar İhsan , Hasan , Ahmet
Hasan Elektrik bölümünde çok zeki bir öğrenci , İhsan torna tesviyede ve çok iyi bir zanaatkar olma adayı, Ahmet düz liseden tastiknameli , başka okul almadığı için mecburen torna tesviye bölümüne gelmiş fırlamanın önde gideni. (O yıllarda düz lisede dikiş tutturamayanlar ,okuldan atıldıklarında meslek okullarındaki sanayi terbiyesi almış sopa ,tekme, yumruk vb bilimsel ikna kabiliyetine sahip üstatlara adam olmaları için son çare olarak yollanırlardı)
O yıl üç kafadar Veremle Savaş derneginden hizmet dışı kalmış Amerikan yardımı Indian marka hurda motosikletleri almış ve binmek için toplamışlardı.
Her üçününde hikayesi burada başladı
Hasan okulu bitirdikten sonra çok iyi bir teknik adam oldu . Ticari başarısının yanında 7 kez Türkiye Motocross Şampiyonu ve yine Türkiyenin motosiklet ve otomobilde aynı anda tek şampiyonu olduktan sonra , sevgili dostlarım her biri motocrossda tonlarca başarıya sahip Serpil , Seden ve Necati Kalaycı ların babası , Necati Kalaycıdır.
İhsan okuldan sonra büyük sanayide , Yıba çarşısının arkasında motosiklet tamir atölyesi açtı ve hayatının sonuna kadar bu işi yaptı. Biz onu Motosikletçi İhsan Usta olarak tanıdık.
Ahmet (Sarı Ahmet olarak bilinirdi) Ankarada motosiklet ile yapılacak bütün çakallıkları yaptıktan sonra Bürokrasinin üst kademelerinden önemli bir şahsiyetin balerin olan kızı artçısı iken yaptığı kaza sonrasında kızcağızın ayağı kırılıp sanat hayatı sona erdiği için azıcık !!!! kızan babasının hışmından nasibini almamak için Almanyaya işçi yazıldı ve 15 sene orada yaşadıktan sonra ortalığın yatıştığına ikna olup kesin dönüş yaptı.
Siz onu hiç tanımadınız ama ben ona hep BABA dedim
70 li yıllarda millet teker yapamazken benim deli babam ben deponun üzerinde otururken stopie yapardı. Rahmelinin bu kadar ilgisi olmasına rağmen benim için , ilk gençliğimde motosiklet evimizin ulaşım aracıydı. Ancak Yirmili yaşlarımın başında içime ateş düşebildi (bende jeton hep geç düşer zaten )
1991 yılında 22 yaşımdayken kendime ait ilk motorum Jawa Lazer i aldım.
O yılların Ankarasında iki türlü motosiklet binicisi vardı
1-Postacılar
2- Çakallar , serseriler , fırlamalar.
Ben postacı olamadım





Her motosiklete yeni başlayan Türk genci gibi ben de kendi ekürimi aramaya başladım. Babamın tayfası artık çok ağır abi sınıfı olmuştu ve benim de aynen bu forumda bana bulaşan genç tayfada olduğu gibi bu abilere ağır alerjim vardı . Ben uçmak kaçmak hoplayıp zıplamak istiyordum.
O dönemde Ankara arabacılarının piyasa mekanı olan İran caddesinde yukarı aşağı gazlayarak arabaların arasından makas atıyor , güzel kızlar görünce iki zamanlının cığlıkları ve bolca dumanı ile onları etkilediğimi zannediyor (hiç bir zaman çalışmadı o yöntem) serseri mayın gibi çarpıp patlayacak yer arıyordum kendime.
Adettendir , birkaç tur inilip çıkıldıktan sonra üst otoparkta mola verilir ,gelene geçene kendimizi göstermeye çalışırdık. O gün yine otoparkta mola verdiğimde 'Kutsal Kabile' den yani Ankarada sayıları birkaç kişiyi geçmeyen Japon ve Avrupa motor kullanan ekibin içinden iri yarı bir abi beni işaret ederek yanına çağırdı ve ' delikanlı biraz daha arabacıları kızdırırsan tamponu takıp seni yoldan atacaklar, motorunu çek yanımıza gel, efendi efendi otur' dedi.
Kendisi beni Ankaranın o zamanki en elit ve en hırçın motorcu tayfasının arasına soktu .
O gün ile 2009 yılında 'Güvenli Sürüş ' ile tanışmam arasında yaşananlar benimle mezara gidecek ve burada konu olamayacak.
İşte ben böyle düştüm bu aleme .
Şimdi bütün kıllarımın kadayıf olmuş haline bakıp aldanan genç arkadaşlar. Ben yaşadım siz yaşamayın o günlerde olanları diye burada çene patlatıyorum. Söylenen her cümlenin arkasında acı tatlı çok hatıralar var.
Sevgilerimle
Yer ; Ankara 1. Sanat enstitüsü (şimdiki Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi)
Üç kafadar İhsan , Hasan , Ahmet
Hasan Elektrik bölümünde çok zeki bir öğrenci , İhsan torna tesviyede ve çok iyi bir zanaatkar olma adayı, Ahmet düz liseden tastiknameli , başka okul almadığı için mecburen torna tesviye bölümüne gelmiş fırlamanın önde gideni. (O yıllarda düz lisede dikiş tutturamayanlar ,okuldan atıldıklarında meslek okullarındaki sanayi terbiyesi almış sopa ,tekme, yumruk vb bilimsel ikna kabiliyetine sahip üstatlara adam olmaları için son çare olarak yollanırlardı)
O yıl üç kafadar Veremle Savaş derneginden hizmet dışı kalmış Amerikan yardımı Indian marka hurda motosikletleri almış ve binmek için toplamışlardı.
Her üçününde hikayesi burada başladı
Hasan okulu bitirdikten sonra çok iyi bir teknik adam oldu . Ticari başarısının yanında 7 kez Türkiye Motocross Şampiyonu ve yine Türkiyenin motosiklet ve otomobilde aynı anda tek şampiyonu olduktan sonra , sevgili dostlarım her biri motocrossda tonlarca başarıya sahip Serpil , Seden ve Necati Kalaycı ların babası , Necati Kalaycıdır.
İhsan okuldan sonra büyük sanayide , Yıba çarşısının arkasında motosiklet tamir atölyesi açtı ve hayatının sonuna kadar bu işi yaptı. Biz onu Motosikletçi İhsan Usta olarak tanıdık.
Ahmet (Sarı Ahmet olarak bilinirdi) Ankarada motosiklet ile yapılacak bütün çakallıkları yaptıktan sonra Bürokrasinin üst kademelerinden önemli bir şahsiyetin balerin olan kızı artçısı iken yaptığı kaza sonrasında kızcağızın ayağı kırılıp sanat hayatı sona erdiği için azıcık !!!! kızan babasının hışmından nasibini almamak için Almanyaya işçi yazıldı ve 15 sene orada yaşadıktan sonra ortalığın yatıştığına ikna olup kesin dönüş yaptı.
Siz onu hiç tanımadınız ama ben ona hep BABA dedim
70 li yıllarda millet teker yapamazken benim deli babam ben deponun üzerinde otururken stopie yapardı. Rahmelinin bu kadar ilgisi olmasına rağmen benim için , ilk gençliğimde motosiklet evimizin ulaşım aracıydı. Ancak Yirmili yaşlarımın başında içime ateş düşebildi (bende jeton hep geç düşer zaten )
1991 yılında 22 yaşımdayken kendime ait ilk motorum Jawa Lazer i aldım.
O yılların Ankarasında iki türlü motosiklet binicisi vardı
1-Postacılar
2- Çakallar , serseriler , fırlamalar.
Ben postacı olamadım
Her motosiklete yeni başlayan Türk genci gibi ben de kendi ekürimi aramaya başladım. Babamın tayfası artık çok ağır abi sınıfı olmuştu ve benim de aynen bu forumda bana bulaşan genç tayfada olduğu gibi bu abilere ağır alerjim vardı . Ben uçmak kaçmak hoplayıp zıplamak istiyordum.
O dönemde Ankara arabacılarının piyasa mekanı olan İran caddesinde yukarı aşağı gazlayarak arabaların arasından makas atıyor , güzel kızlar görünce iki zamanlının cığlıkları ve bolca dumanı ile onları etkilediğimi zannediyor (hiç bir zaman çalışmadı o yöntem) serseri mayın gibi çarpıp patlayacak yer arıyordum kendime.
Adettendir , birkaç tur inilip çıkıldıktan sonra üst otoparkta mola verilir ,gelene geçene kendimizi göstermeye çalışırdık. O gün yine otoparkta mola verdiğimde 'Kutsal Kabile' den yani Ankarada sayıları birkaç kişiyi geçmeyen Japon ve Avrupa motor kullanan ekibin içinden iri yarı bir abi beni işaret ederek yanına çağırdı ve ' delikanlı biraz daha arabacıları kızdırırsan tamponu takıp seni yoldan atacaklar, motorunu çek yanımıza gel, efendi efendi otur' dedi.
Kendisi beni Ankaranın o zamanki en elit ve en hırçın motorcu tayfasının arasına soktu .
O gün ile 2009 yılında 'Güvenli Sürüş ' ile tanışmam arasında yaşananlar benimle mezara gidecek ve burada konu olamayacak.
İşte ben böyle düştüm bu aleme .
Şimdi bütün kıllarımın kadayıf olmuş haline bakıp aldanan genç arkadaşlar. Ben yaşadım siz yaşamayın o günlerde olanları diye burada çene patlatıyorum. Söylenen her cümlenin arkasında acı tatlı çok hatıralar var.
Sevgilerimle