Sevgili İsmet,
Sana ve eşin Gül hanıma tekrardan geçmiş olsun.
Müsaadenle bu tür yurt dışı tur yapmayı düşünenlere örnek/ders/tavsiye olması açısından,
senin de bildiğin bir kaç hadiseyi paylaşmak istiyorum.
----------------------------------------
En son 16.temmuzda haberleşmiştik İsmet'le. Ertesi gün dönüşe geçeceklerdi.
17.Temmuz sabahı TR saatiyle 10:24 te "İsmet merhaba, dönüşemi geçtiniz" yazmıştım.
Saat 13:04 te cevap geldi "Nordkapp çıkışında otobüs çarptı".
İsmet Nordkapp yakınlarında bir hastanede eşi Gül hanımsa,
helikopterle başka bir hastaneye götürülmüştü.
İsmet, "Norveçteki Türk Konsolosluğunu aradığını ama ulaşamadığını söylemekteydi."
Ardından İsmetle kısa bir whatsap telefon görüşmesi yaptığımızda,
ayrı şehirlerde olduklarını,
ama eşinin telefonu motorda çantada kaldığı için eşinin nerede olduğunu bilmediğini,
Kendisiyle iletişimede geçemediğini,
Türk konsolosluğunun 7/24 acil numarasını aradığını ama cevap vermediğini öğreniyorum.
Görüşme sonunda internetten Norveç Türk Konsolosluğu acil durum 7/24 numarasını bulup,
hem cep telefonumdan hemde işyeri sabit numarasından defalarca Oslo Konsolosluğunu aradım.
Defalarca çalmasına rağmen cevap veren olmadı.
Aklıma gelen tek şey Dışişleri Bakanlığını aramaktı ve öyle yaptım.
Telefonu açan görevliye durumu anlattım. Beni bir birime bağladılar.
Durumu kısaca tekrar anlattım.
Görevli birşey yapamayacaklarını, Norveç konsolosluğunun aranması gerektiğini söyleyince,
"Norveç Oslo Konsolosluğumuzun internetteki numarası şudur.
Bu numarayı Norveçte kaza yapan İsmet bey defalarca aradı ulaşamadı.
Ben Türkiyeden gerek cep gerekse sabit telefondan defalarca aradım, ulaşamadım.
7/24 acil numarası ama telefonu açan yok" dedim.
Görevli, " birde ben deneyeyim" dedi ve denemenin ardından "evet numara cevap vermiyor,
biz Osloya bakanlık olarak acil durum mesajı atalım" diyerek İsmet beyin bilgilerini istedi.
İsmet beyin telefonunu verip, gsm normal arama ve cevaplama yapamadığını whatsap üzerinden aramalarını söyledim.
Telefonu kapattıktan sonra, İsmete bilgi verip beklemesini söyledim ve Oslo Konsolusluğu acil 7/24 hattını
aramaya devam ettim.
Saat 14:00 civarında Oslo Konsolosluğu çalan telefonu sonunda açtı.
Kaza ve Dışişleri Bakanlığı deyince, "az önce Dışişleri Bakanlığından mesajı aldık, telefon numarasını teyit
edelim dediler" numara bakanlıktan doğru verilmişti. Bir kezdaha whatsap araması yapmalarını iletim telefonu
kapattım ve hemen İsmete haber verdimki, telefon yanında olsun.
14:21 de İsmetten mesaj geldi. Oslo Konsolosluğu İsmeti aramış, hiç bir yere ayrılmamasını, yetkilileri dinlemesini
söylemişti. Ne yazıkki bunun dışında başkaca bir yardımda bulunamıyorlardı.
Bu haberi duyunca Konsolosluktan fayda olmadığını anlayıp, o bölgede bulabileceğim Türkleri internetten aramaya başladım.
Bir sürü Türk Dernek ve Konfederasyonu çıkıyor karşıma internette ama ya telefonu yok, ya telefonu değişmiş, yada telefonu
açılmıyor. Bu sefer Türk şirketleri, Türk bakkalları aramaya başladım.
Yine bir yere ulaşamayınca, facebook, instagram, google'da Norveçte yerleşik Türk aramaya başladım.
Yok, yok, yok. Bir türlü çıkmıyor.
Aklıma Zafer Akçay geldi. Zafer Akçayı aradım. Oğlu Utku açtı telefonu.
Kısaca durumu anlatıp, Norveçte ulaşılabilecek bir Türk Derneği, Türk Dükkanı, velhasıl bir Türk veya yardım edebilecek
birilerini bilip bilmediklerini sordum. Zafer bey eşiyle birlikte yurtdışı turundaymış ve telefonu kapalıymış.
Utku babasına ulaştığında dönüş yapacağını söyledi.
Bu arada vakit geçmeye devam ediyor.
Aklıma Norveçteki Türklerle ilgili haberleri aramak geldi.
Karşıma AA nın bir ödül haberi çıktı. 4 kişiye OSlo Konsolosluğu ödül vermiş.
Sadece isimleri var haberde. Telefon yok.
Bunlardan birisi eski diğeri yeni Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı.
Onları zaten çok aramıştım. Ulaşılamıyor.
Haberde İlknur Özcan Andersen adında bir violenselimizin, müzik aracıyla Norveç ve Türkler arasında köprü
olması nedeniyle ödül aldığından bahsediliyordu.
Hemen internette bu ismi aradım. Bir Norveç numarası gördüm.
Numarayı aramamla birlikte açılması bir oldu.
Karşımdaki İlknur hanımdı.
Durumu anlatırken "siz kapatın, ben şu an Türkiyedeyim, bu numaradan hemen size döneceğim" dedi ve
bir Türk gsm numarasından dönüş yaptı.
Durumu kısaca anlattım.
Norveçteki Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Pelin hanımla arkadaş olduklarını,
Pelin hanımın yeminli tercüman eşininse avukat olduğunu,
hemen onu arayacağını ve müsaade etmesi halinde telefon bilgilerini bana vereceğini söyledi.
3 dakikayı sürmeden telefon numarasını gönderdi.
Bu kez Norveçteki Pelin hanımı arayıp durumu anlattım.
Pelin hanım İsmet beyle temasa geçti. Banada durumu bildirdi.
İsmet beyin telefonuyla hastane görevlisi veya hemşiresi yanına gitmesini ve oradan kendisini
aramasını istemişti.
İsmet bey nihayetinde yanlış hatırlamıyorsam 16:00 sularında eşi Gül hanımla telefonla görüşebildi.
Yanlış hatırlamıyorsam ertesi günde eşinin olduğu şehre uçtu.
Tüm bu koşturmaca sırasında Türk bakkal bulamayınca, o bölgede Amatör Telsizci bulabileceğim
düşüncesiyle amatör telsizciler dünya haritasına bakmış ve birini bulmuştum İsmetin bulunduğu kasabada.
Telefonu yoktu, hemen bir email yazarak durumu özetledim, kendi Türk Amatör Telszici Çağrı işaretimi verip,
mailimin para sızdırma amaçlı olmadığını, beni ve emailimi amatör telsizciler veritabanından kontrol edebileceğini yazdım.
Jan - LA2BPA 2 gün sonra emailime cevap verdi. Hasta olduğunu, işyerine gelip maili görür görmez bilgi topladığını,
kazayla ilgili yerel gazete kupürlerini toplayıp bana gönderdiğini, İsmetin hastaneden ayrılarak eşinin olduğu
hastaneye yola çıktığını öğrendiğini iletmişti.
Zafer Akçay'ın oğlu Utkuysa kaza günü akşamüstü yazarak,
Babası Zafer beyle konuştuğunu ama Norveçte tanıdıkları kimse olmadığını bildirmişti.
Sonuna kadar okuyabildiyseniz, ne kadar şiştiğinizi tahmin edebiliyorum.
Tüm bunları yazmamdaki sebep, Yurt dışında başınıza bir iş geldiğinde,
o ülkede yanınızda olacak bir Türk bulmanın ne kadar güç olabileceğini anlatmak içindi.
Bu bağlamda,
YURT DIŞI TUR YAPACAKLARA ÖNEMLİ TAVSİYELER ;
1-) Telefonunuzu navigasyon olarakta kullanıp motosiklete tutturuyor olabilirsiniz.
Mutlaka yedek bir telefon taşıyın. Bu telefonu montunuzun iç tarafından askılı bir mini çantada bulundurun.
İçinde bir sim kart olsun. En kötüsü internet üzerinden konuşma şansınız olsun.
Motosiklet üzerine takılı telefonunuz muhtemelen kaza sırasında hasar görecek veya motorda kalacak.
Yedek telefonu mont cebine koyarsanız, kazadan sonra montunuzu çıkarmak amacıyla kestiklerinde düşebilir
veya kaza mahallinde kalabilir. Bu nedenle ayrı bir mini çantada olmalı.
2-) Gözlük kullanıyorsanız bir yedeğini, yedek telefon çantasında taşıyınız.
Herhangi bir şekilde gözlüksüz kalırsınız, imzalamanız için verilen evrakları okuyamaz,
miyopsanız yolunuzu bulamaz duruma düşebilirsiniz.
3-) İsmet beyinde dediği gibi, gerek yurtdışında gittiğiniz ülkelerde geçerli sağlık,
gerekse o ülkelerde geçerli taşıt sigortalarınızı mutlaka yaptırın.
Adı üstünde "sigorta" . Ne zaman lazım olacağını bilemezsiniz.
4-) Bu mini çanta içerisinde bir miktar para, pasaport, kimlik, sigorta bilgisi,
acil durumda haber verilecek kişi telefonları bulundurun.
5-) Geldik yukarıdaki uzun yazının gereğini yerine getirmeye,
Gittiğiniz ülkelerdeki Türk Konsolosluklarının "acil durum" telefonlarını yola çıkmadan önce,
hem telefonunuza kaydedin, hemde bir kağıda yazıp o telefon ve gözlüğü koyduğunuz çantaya koyun.
Yukarıda okuduğunuz gibi, ihtiyaç duyduğunuzda birilerine ulaşmak son derece güç olabilecektir.
Hatta dahada ötesi, konsolosluk telefonları yeterli olmayabilir. Belki komik gelecek ama o ülkedeki,
Türk derneklerinin telefon nolarını yanınızda bulundurun.
Ama konsolosluk ve dernek numaralarını Türkiyeden çıkmadan önce mutlaka
arayıp kontrol edin. Her ihtimale karşı, TC Dışişleri Bakanlığı numarasını yanınızda bulundurun.
6-) Hem artçınız hem siz, o mini çantada AirTag veya SmartTag bulundurun. Bunun bilgilerini birbirinizle
ve Türkiyedekilerle paylaşın.