Doğum tarihimi, saati ve koordinatları vereyim de belki astroloji haritası üzerinden karakter tahlili yapmak isteyenler olur.

Yazılan şeyle ilgili söylenebilecek bir şey bulamayınca söyleyen kişiyle ilgili yazmaya çalışmak çok iştah açıcı biliyorum. Elimden gelen yardımı yapmaya hazırım.
@tommygun
Aslında ülkede kimsenin iplediği iplemediği markaları tanıtmak falan zerre umrumda değil. Aprilia sevdiğim için tanıyor da değilim, ben Yamaha sahibiyken ne kadar Aprilia seviyorsam bugün de o kadar seviyorum. Farklı olarak o zamanlar Aprilia tshirt'ü giyerdim, aldıktan sonra giymiyorum. Sadece bir şeyleri merak edip didiklemeyi onunla ilgili fikir edinecek şekilde araştırma yapmayı seviyorum. Bunu da motosikletler üzerinden de anlatabileceğimi düşünerek videolar çekmeye başladım. Bunu yaparken gidip satıcılardan motor alabileceğim bir takipçi kitlem ve etki alanım olmadığı için de ya eşten dostan aldığım motorlar ya da satış ekibinde tanıdığım olan markaların test motorları üzerinden bunu yapabiliyorum, kısaca kapasitem bu kadar. Hornet alabilirsem Honda'dan onu da çekerdim seve seve, F900XR alabilirsem BMW'den onu da bayıla bayıla çekerim, ama bunları yapamıyorum. Güzel sözlerin için de teşekkürler.
Sıralı iki silindir motosikletin titreşiminden bahsederken aynı motor yapısına sahip olan RS660'tan üstelik daha kötü diye bahsetmem, performansından bahsederken bu görecelidir neyle kıyasladığınıza bağlı diyerek yine RS660'a göre bakmamak lazım ama ondan da aşırı yavaş değil demem benim Aprilia övmek için fırsat kollayan bir manyak olduğumu gösteriyormuş. Tamam.
*
Gelelim Minato Tokyo'da uykuların kaçmasına neden olan premium konusuna.
Premium derken doğrudan marka olarak bahsettim aslında. @hasmet'in verdiği örnekler premium model üzerinden bir tanımlama yapıyor, ki premium marka tanımlamasından da çok hazzetmeyen birisi olarak premium model tanımlaması bana daha da komik geliyor. Zaten konunun buraya gelme sebebi de çok başkaydı ya, neyse.
İş esasen şuna dayanıyor. Bu vakti zamanında BMW ve Mercedes'i (daha sonra aralarına Audi'yi katarak) diğer markalardan ayırt edebilmek için uydurulmuş bir otomotiv kategorizasyonu. (Tıpkı esasen bir kıta olmayan Avrupa'yı kıta saymak gibi.) Temel olarak bir markanın fiyat konumlandırması, kullanıcılar/pazar için imajı ve biraz da kullandığı kaliteli/üst düzey ekipman ve inovasyona yönelik geliştirmeler üzerinden bu yorum getiriliyor. Bu uydurma sıfatın o markanın ilgili alanda üretime ne zaman başladığı ile zırnık alakası yok, hiç bir zaman da olmadı. Ford (1903), Renault (1899), Citroen (1919), Peugeot (1896) gibi ilk otomobil üreticilerinin bu kategoriye asla girmemesinden de bunu anlayabiliriz. Bir şeyleri anlamak istiyorsak otomotiv üretimine 1909'da başlayan Audi'nin bu kategoriye 90'larda hatta 2000'lerde girmesi de bir fikir verebilir. Ya da işte birini deşmek amacıyla veya kendimizi haklı çıkarmak için de böyle uydurmalar yapabiliriz, neticede opinions are like assholes. Ama Honda'mızın 1949'da motosiklet üretimine başlaması; 1968'de başlayan başka bir firmanın premium üretici olmasına engel olamadığı gibi Honda'ya da premium üretici konumlandırması sağlamaz.
Bu bağlamdan baktığımız zaman, ki bu uydurma terim bu bağlamla var olduğu için kendi premium sınıflandırmamızı yapmak gibi ulvi bir amacımız yoksa veya sadece birileriyle uğraşmak amacıyla yazmıyorsak bu bağlamdan başka bir noktadan bakmanında bir anlamı yok, en nihayetinde premium kelimesinin anlamı da orijinal olarak bir davranışın veya olayın sonunda verilen ödül veya teşvik anlamı taşıdığından premium markanın ne olduğu da belli oluyor. Yani tamamen maddi bir anlamı olan, otomobillerde de pahalı ve üst düzey(?) iki marka için var edilen bu tanımlama, motosiklete indirgediğimizde de başka bir anlam ifade etmez. Yoksa ticari ve askeri araç üretimi de yapan bir firmanın Dünya'nın ilk akla gelen premium otomobil üreticisi olması da aslında bu söylediğimden başka bir şeye işaret etmiyor. Sprinter ürettiği için Mercedes'in premiumluğunu tartışacaksak yakınlarda güzel plajlar var.
Manası ne olur peki bunun? Basit.
Motosikletinde üst düzey ekipmanlar kullanan, fiyatı da daha pahalı olan ve imajını da daha "pahalı" olarak oturtabilen ve daha üst seviye deneyim sunmak amacıyla geliştirme yapan markalara premium marka denir. Otomotivde bunu yapan Mercedes ve BMW ile sonradan Audi'dir. Motosiklete baktığımızda da bu markalar BMW, Ducati, KTM, Aprilia, MV Agusta gibi markalardır. Bu markaların gamlarındaki modeller Japon rakiplerinden pahalıdır. Üzerlerinde de üst düzey ekipmanlar vardır, tüm modelleri "daha doludur" sevilen tabirle. Kötü freni olan Ducati gördünüz mü? Elektronik paketi eksik olan Aprilia gördünüz mü? Süspansiyonu kötü olan KTM gördünüz mü? Belki MV Agusta'yı buradan çıkartabiliriz zira MV artık premium'dan ziyade ezgotik sınıfında da sayılabilir ama uydurma bir sınıfın çizgisinin tam olarak nerede bitip bitmediğini kestirmek de kolay değil. Yukarıdaki ekipmanları "kötü gördünüz mü?"den bir adım öteye de taşıyabiliriz, iyi olmayanını gördünüz mü? Göremezsiniz, zira yok, zira bu markalar buna dikkat ediyor. Zira bu markalar premium motosiklet üreticileri ve bunu da mastürbasyon amacıyla değil pazarın bir finansal konumlandırması olarak kabul ettikleri için motosikletlerini bu şekilde tasarlıyorlar. Tıpkı Honda'nın da premium marka olmadığını bildiği için buna göre ürün sunması gibi. Bu farkı ortaya koyduğumuz aman da elit/avam oluyoruz ve konu kapanıyor.
Günün sonunda temelde ekipman ve fiyat üzerinden uydurulan bu kategoriye gurur duyduğunuz motosikletiniz girmiyorsa bununla ilgili bana anlatmanıza gerek yok. Zaten bu "premium" konusunu açmamın (ki bu kelimeyi de anlamamakta ısrar edildiği için sarf ettim, bu da benim hatamdır) sebebi daha pahalı olan ürünün Türkiye'de daha az pahalı olmasından bahsettiğimin anlaşılmak istenmemesi nedeniyle BMW'nin daha çok satacağım diye Toyota'dan daha ucuza araba çıkartmayacağını örneklemek içindi. Argüman çok basit. Tuono GSX8S'ten ucuz değil, çünkü BMW de Toyota'dan ucuz değil. Bunda üzülecek bir şey yok

. Sahip olduğunuz ve çok sevdiğiniz motosikletiniz çok hoşunuza giden bir sıfata sahip değilse ağlayarak günlüğünüze yazabilirsiniz, etkisi benzer olacaktır, muhattabı ben değilim. Aprilia premium olmasın, önemli değil. Konu Tuono'nun Dünya genelinde GSX8S'ten 3a pahalı iken Türkiye'de 1a-1,5a kadar pahalı olmasından ibaret. Niyetimiz bu basit olguyu ortaya koymak. Tekrar etmeme gerek yok biliyorum, ama tekrar etmem isteniyor.

Bu matematiksel bir gerçeklik, benim son cevabı veren olmak veya haklılığımı karşı tarafa kabul ettirmekle ilgili bir derdimle bağdaştırılabilecek bir yanı yok. Haklı falan değilim, iPhone 18ZortMax ABD'de Samsung Salihsü55'ten 7000TL pahalı iken Türkiye'de 2000TL pahalı diyorum. Ama ayfon hala pahalı diyen birine ne anlatmak istediğimi tekrarlamak beni haklı çıkmak için kuduran biri yapıyorsa, peki
Gel gelelim premium bir markanın ürettiği ürün herhangi birinin değer algısına oturmak zorunda mı? Değil. Satılan Aprilia motosikletlerin 10 tanesinden 23 tanesinin kol çıkartması onu premium olmaktan çıkartmıyor. Honda'nın yaptığı motorun 270bin km'de ilk kez sübap ayarı istemesi de onu premium marka yapmıyor. BMW'nin mekanik olarak dayanıksız olmasının, Audi'nin kullandığı DSG'lerin patır patır arıza vermesinin de onları premium marka olmaktan alı koymaması veya Reanult 19'un sonsuza kadar arıza vermeden çalışackamış gibi dayanıklı olmasının da Renault'u premium yapmaması gibi. Bu uydurma sıfat sizin motorunuzda yok diye bana sarmayın, problem ben değilim, sizin aldığınız ve sevdiğiniz ürüne hoşunuza giden bir İngilizce kelimeyi ekleme isteğiniz. Bu bir üstün olma konusu değil, bu nedenle bir kabullenme zorluğu yaşanıyorsa pahalı diyelim olsun bitsin. Günün sonunda konunun buraya gelme sebebi de zaten pahalı olan ürün tanımlaması yapmaktı.
*
GSXS8'le ilgili sorusu/yorumu veya video ile ilgili fikri/eleştirisi olan varsa yanıtlayabilirim.