- Katılım
- 26 Nis 2008
- Mesajlar
- 5,397
- Konu Yazar
- #1
Selamlar arkadaşlar. Geçtiğimiz pazartesi son aldığım inazumaya müşteri çıktı. Aslında satmak taraftarı değildim ama son saniyede İzmirde bulduğum motosikleti almak için satalım dedik.
Macera da burada başladı aslında..İstanbul pendikteyiz.
Gençler geidi motosikleti gördü beğendiler notere gittik.
Notere evrakları verdik çekildik kenara bekliyoruz. Memur bana seslenip bu emotion plus mu diye bana göre garip kendince haklı bir soru sordu..Ne emotionu yahu dedim.İnazuma bu.. Motosiklet... Suzuki..
Hayır dedi bu araba.. Ruhsatı uzattı bir baktım ki arabamın ruhsatı.. pardon dedim müsaade istedim bir koşu gidip evden arabadan arabanın ruhsat kabındaki motosiklet ruhsatını aldım,araba ruhsatını koydum. Demekki aylardır arabada motosiklet ,motosiklette de araba ruhsatıyla dolaşıyormuşum..
Hayır memur sormasa inazumayı 4te 1 fiyatına satmış olacak,hatta belki yinede farketmeyecek ve gençler motosikleti alıp araba ruhsatıyla gideceklerdi.. ucuz atlattık..
Neyse hemen eve dönüp İzmir'e uçak biletlerini aldım.Oğlumla birlikte gidip sabah 07 de inecek arkadaşla buluşacak satışı alıp motosikletle geze geze döneceğiz..hesap böyle..
Gece sahur vakti komşum bizi havaalanına bıraktı sağolsun .Gündüz bizi yakan kavuran hava kışa dönmüş,soğuk fırtına yağmur ne ararsan vardı..Üzerine birde biz check-in yapmakta gecikkince bize uçağın en arkasındaki en son sıra koltuktan yer verdiler.. aha da dedim başlıyoruz hayırlısı...


Uçağa geçtik,kalktık ama garip bir şekilde türbülans var ve biz durmadan sağa sola sert bir şekilde sallanıyor savruluyoruz,arada bir aşağı düşüyor bir havalanıyoruz,neredeyse yolculuğun %75 süresi bu şekil geçti.İzmire inmeye hazırız ama halen beter sallanıyoruz. Oğluma ön koltuğa yasla elini şimdi sert fren yapacak demiştim ki piste teker koymamızla tam gaz yaparak tekrar havalanmaya başlamamız bir oldu..
haydaaa dedik niye pass geçti ki şimdi? bir 20 dakika daha sallana sallana dolaştıktan sonra ikincide indik ama Oğlum neredeyse kusacaktı,fena oldu ama neyse çabuk atlattık.
İzmirin izbanına binip bize verilen yerde Burak kardeşim sağolsun bizi karşıladı.
misafirperverlik adına olması gereken neyse fazlasıyla yaptı teşekkür ederiz.
motosikleti de beğendik satışı aldık bizi uğurladı yola çıktık.
hava günlük güneşlik..

Otobana girmek istemedik nasılsa aynı hızda gideceğiz geze göre döneriz dedik. iyiki öyle yapmışız..
İlk başta yağış yoktu.Daha doğrusu yağış önde biz arkada kovalıyorduk.


Manisaya vardığımızda halen hava güzel ama sert rüzgarlar vardı ve beni yoruyordu savuruyordu..





Sonra durup sorduğumda balıkesir bigadiç de olduğumuzu öğrendiğimiz yere kadar sadece motosikletin bize yani ayaklarımıza ve arkada oğlumun oturduğu yere fışkıran sular vardı,paçalar dize kadar ıslanmıştı ama çok sorun olmaz dedik demez olaydık.
burdan sonra doğal olarak fotoğraf çekmek aklımdan çıkmıştı.
yola devam ederken yoldaki ıslaklıklar artmaya önden giden ki hemen sollayıp geçtiğim kamyonların kaldırdığı çamurlu sular benim vizörün kirlenmesine ve görüş mesafemin azalmasına sebep olmaya başladı.
bir süre böyle idare ederiz dedik ama idareden çıkmıştı iş artık. Yarım saatte bir durup benzincide mola vermeye başladık.
bir ara yalovaya yaklaşık 100 km var dediler orada bir umut doğdu ama yalancı umut olduğunu bilemedim tabi..
ellerim artık hissetmiyor ayaklarım da dizlerime kadar sırılsıklam ıslak ve sular damlıyordu.titremeye başladık. arkadaşım bana bursadan otobana gir şehir içine bulaşma daha çabuk ulaşırsın dedi ve biz otobana girdik neyse iki gişeden çıktık karşımda iki tabela.. sola gidersen feribot sağa gidersen hızlı feribot..
aha da sıçtık dedim. o üşümeyle beyin fonksiyonlarım durmuş gibiydi. 5 dakika sonra pendikteki hızlı feribot yazıları geldi gözümün önüne ve biz daldık sağ tarafa.. git git ne yol bitiyor ne feribot tabelası var.
biryerde soralım diyorum ama yollarda in cin top oynuyor. vatandaşın birini gördük sorduk burası orhangazi 25 km uzaktasınız deyince o 25 km yi fazladan geldik geri dönmemiz lazım sandım bastım kalayı. adam sağolsun bakkala girdi sordu geri döndü hemen ve düz devam edin dedi. biraz rahatladık. sonuçta feribota binince ısınacaktık.
ancak yalova iskele önüne geldik ama iskele kapalı ve son gemi 19.00 da imiş. saat 20.30. oraya düşüp kalasım geldi.
baktım polis karakolunu gördüm hemen önüne çapraz parkedip daldım içeri oğlanla.. hop hemşerim oraya parketme falan dediler ama dinleyen kim..
yahu ben de askerim izmirden geliyoruz donduk. düşüp kalıca biraz ısınıp gideceğim dedim. sağolsunlar hemen ilgilendiler çay getirdiler ama çayı tutabilene aşkolsun. tir tirtitriyoruz.
orada yarım saat kadar yalandan ısındık ve topçular feribotunun sürekli çalıştığını öğrendik. ya nasip deyip bastım topçulara..
Allahtan orada çok durmadık yaklaşık 5 dakika içinde gemiye girdik ve hemen birer kalorifer peteğine sarıldık.titreme durdu bir süre sonra.. kurumadık ama ısındık yani. geminin yanaşmasına 5 dakika kala oğlum inelim aşağı alışalım dedim. indik giyindik ve karayolundan eve 20 dakikada vardık.eve geldiğimizde artık üşümüyorduk.
bütün bu macera üşengeçliğimiz yüzünden başımıza geldi. ilk başlardaki kuru havaya aldandık sonra ise ha şimdi geliriz ha birazdan derken sucuğa dönmüştük. ona rağmen 110-120 km den aşağı düşmediğimi farkettim. şimdi hadi yine deseler yapamam saanırım.
eve vardığımızda 3,9 ortalama ile geldiğimizi gördük. evdeki sıcak pardon kaynar duşun ardından herşey mazide kalmıştı..

bu km nin üzerine 500 km daha eklendi ama ömrümden gideni bir ben bilirim.



2014 model kazasız boyasız kayıtsız NC 750 S evimize gelmiş oldu.
Macera da burada başladı aslında..İstanbul pendikteyiz.
Gençler geidi motosikleti gördü beğendiler notere gittik.
Notere evrakları verdik çekildik kenara bekliyoruz. Memur bana seslenip bu emotion plus mu diye bana göre garip kendince haklı bir soru sordu..Ne emotionu yahu dedim.İnazuma bu.. Motosiklet... Suzuki..
Hayır dedi bu araba.. Ruhsatı uzattı bir baktım ki arabamın ruhsatı.. pardon dedim müsaade istedim bir koşu gidip evden arabadan arabanın ruhsat kabındaki motosiklet ruhsatını aldım,araba ruhsatını koydum. Demekki aylardır arabada motosiklet ,motosiklette de araba ruhsatıyla dolaşıyormuşum..
Hayır memur sormasa inazumayı 4te 1 fiyatına satmış olacak,hatta belki yinede farketmeyecek ve gençler motosikleti alıp araba ruhsatıyla gideceklerdi.. ucuz atlattık..
Neyse hemen eve dönüp İzmir'e uçak biletlerini aldım.Oğlumla birlikte gidip sabah 07 de inecek arkadaşla buluşacak satışı alıp motosikletle geze geze döneceğiz..hesap böyle..
Gece sahur vakti komşum bizi havaalanına bıraktı sağolsun .Gündüz bizi yakan kavuran hava kışa dönmüş,soğuk fırtına yağmur ne ararsan vardı..Üzerine birde biz check-in yapmakta gecikkince bize uçağın en arkasındaki en son sıra koltuktan yer verdiler.. aha da dedim başlıyoruz hayırlısı...


Uçağa geçtik,kalktık ama garip bir şekilde türbülans var ve biz durmadan sağa sola sert bir şekilde sallanıyor savruluyoruz,arada bir aşağı düşüyor bir havalanıyoruz,neredeyse yolculuğun %75 süresi bu şekil geçti.İzmire inmeye hazırız ama halen beter sallanıyoruz. Oğluma ön koltuğa yasla elini şimdi sert fren yapacak demiştim ki piste teker koymamızla tam gaz yaparak tekrar havalanmaya başlamamız bir oldu..
haydaaa dedik niye pass geçti ki şimdi? bir 20 dakika daha sallana sallana dolaştıktan sonra ikincide indik ama Oğlum neredeyse kusacaktı,fena oldu ama neyse çabuk atlattık.
İzmirin izbanına binip bize verilen yerde Burak kardeşim sağolsun bizi karşıladı.
misafirperverlik adına olması gereken neyse fazlasıyla yaptı teşekkür ederiz.
motosikleti de beğendik satışı aldık bizi uğurladı yola çıktık.
hava günlük güneşlik..

Otobana girmek istemedik nasılsa aynı hızda gideceğiz geze göre döneriz dedik. iyiki öyle yapmışız..
İlk başta yağış yoktu.Daha doğrusu yağış önde biz arkada kovalıyorduk.


Manisaya vardığımızda halen hava güzel ama sert rüzgarlar vardı ve beni yoruyordu savuruyordu..





Sonra durup sorduğumda balıkesir bigadiç de olduğumuzu öğrendiğimiz yere kadar sadece motosikletin bize yani ayaklarımıza ve arkada oğlumun oturduğu yere fışkıran sular vardı,paçalar dize kadar ıslanmıştı ama çok sorun olmaz dedik demez olaydık.
burdan sonra doğal olarak fotoğraf çekmek aklımdan çıkmıştı.
yola devam ederken yoldaki ıslaklıklar artmaya önden giden ki hemen sollayıp geçtiğim kamyonların kaldırdığı çamurlu sular benim vizörün kirlenmesine ve görüş mesafemin azalmasına sebep olmaya başladı.
bir süre böyle idare ederiz dedik ama idareden çıkmıştı iş artık. Yarım saatte bir durup benzincide mola vermeye başladık.
bir ara yalovaya yaklaşık 100 km var dediler orada bir umut doğdu ama yalancı umut olduğunu bilemedim tabi..
ellerim artık hissetmiyor ayaklarım da dizlerime kadar sırılsıklam ıslak ve sular damlıyordu.titremeye başladık. arkadaşım bana bursadan otobana gir şehir içine bulaşma daha çabuk ulaşırsın dedi ve biz otobana girdik neyse iki gişeden çıktık karşımda iki tabela.. sola gidersen feribot sağa gidersen hızlı feribot..
aha da sıçtık dedim. o üşümeyle beyin fonksiyonlarım durmuş gibiydi. 5 dakika sonra pendikteki hızlı feribot yazıları geldi gözümün önüne ve biz daldık sağ tarafa.. git git ne yol bitiyor ne feribot tabelası var.
biryerde soralım diyorum ama yollarda in cin top oynuyor. vatandaşın birini gördük sorduk burası orhangazi 25 km uzaktasınız deyince o 25 km yi fazladan geldik geri dönmemiz lazım sandım bastım kalayı. adam sağolsun bakkala girdi sordu geri döndü hemen ve düz devam edin dedi. biraz rahatladık. sonuçta feribota binince ısınacaktık.
ancak yalova iskele önüne geldik ama iskele kapalı ve son gemi 19.00 da imiş. saat 20.30. oraya düşüp kalasım geldi.
baktım polis karakolunu gördüm hemen önüne çapraz parkedip daldım içeri oğlanla.. hop hemşerim oraya parketme falan dediler ama dinleyen kim..
yahu ben de askerim izmirden geliyoruz donduk. düşüp kalıca biraz ısınıp gideceğim dedim. sağolsunlar hemen ilgilendiler çay getirdiler ama çayı tutabilene aşkolsun. tir tirtitriyoruz.
orada yarım saat kadar yalandan ısındık ve topçular feribotunun sürekli çalıştığını öğrendik. ya nasip deyip bastım topçulara..
Allahtan orada çok durmadık yaklaşık 5 dakika içinde gemiye girdik ve hemen birer kalorifer peteğine sarıldık.titreme durdu bir süre sonra.. kurumadık ama ısındık yani. geminin yanaşmasına 5 dakika kala oğlum inelim aşağı alışalım dedim. indik giyindik ve karayolundan eve 20 dakikada vardık.eve geldiğimizde artık üşümüyorduk.
bütün bu macera üşengeçliğimiz yüzünden başımıza geldi. ilk başlardaki kuru havaya aldandık sonra ise ha şimdi geliriz ha birazdan derken sucuğa dönmüştük. ona rağmen 110-120 km den aşağı düşmediğimi farkettim. şimdi hadi yine deseler yapamam saanırım.
eve vardığımızda 3,9 ortalama ile geldiğimizi gördük. evdeki sıcak pardon kaynar duşun ardından herşey mazide kalmıştı..

bu km nin üzerine 500 km daha eklendi ama ömrümden gideni bir ben bilirim.



2014 model kazasız boyasız kayıtsız NC 750 S evimize gelmiş oldu.