O GTB'nin mantığını ve gerekliliğini hala anlyabilmiş değilim zaten. Darbe teşebbüsünün ilk zamanlarında belki - o da yanlış şekilde uygulandığı için pek bir anlamı yok - bir mantığı vardı ama şimdi yok.
Şimdi iki açıdan düşünün:
1-81 il var, bunların en az iki ucu var. Her uçta GTB kontrol noktası. Polislerin 12 saat çalıştığını, her döngüde 3 polisin görev aldığını düşünün (ben minimumdan hesaplamaya çalışıyorum, daha fazla polis de olabilir). Tek noktada bir günde etti mi size 6 polis, her şehirde minimum 2 nokta, eder günde 12 polis. 81 il var, eder 972 polis. 972 polis x 12 saat = 11664 saat polis mesaisi kimlik kontrolü yapmakla geçiyor. Bu rakam da sadece şehirler için. İlçeleri saymadım, belli büyüklükteki ilçelerde de GTB noktası var herhalde, onları da size hesap edin. Bu harcanan insan ve kamu kaynağı.
2-Yöntem ne kadar etkili olabilir ona bakmak lazım. Bu GTB noktalarında günlük geçen araçların maksimum %1'i kontrol ediliyordur. Geçen araçların %1'ini kontrol ederek neyi yakalamayı amaçlıyorlar? Yani 100 araç içinde bir tane aranan olsa, bu yöntemle o kişiyi yakalama şansın %1. Ciddi şekilde yapacaksan bu işi, kuş uçurtmadan yapacaksın, her aracı durduracaksın. Onu da yapamıyorlar, millet galeyana gelir çünkü. Yöntem açısından da verimsiz bir yöntem. Bir de bu GTB için 3 şeritli yolun 2 şeridini kapatıyorlar. Kontrol olsa da olmasa da trafik sıkışıyor zaten. Bari kontrol yapmadığın zaman kaldır da trafik aksın gitsin, o da yok. Tabii bir de şu var. Ya aranan adam seyahat etmiyorsa?
Peki haberlerde vs bu GTB'ler sırasında ağır cezalık suç veya terör şüphelisi yakalandığını duyduk mu? Ben duymadım, kaçırmış da olabilirim, ama yakalasalar -hele de terör zanlısıyla- bangır bangır duyururlar diye düşünüyorum. Ben kaçırdıysam da büyük ihtimalle çok seyrek oluyor. ÖZetle, bu kadar kamu kaynağı harcanıyor ama dişe dokunur yakalanan bir şey yok. Çevreden duyuyorum, yakalananların çoğu tommygun gibi insanlar. Ya mahkeme celbi gelmiş, ya haciz çıkmış, ya bir şey olmuş, vs. Bunlara niye mahkeme yakalama kararı çıkartıyor? Çünkü polislere 24 saat kimlik sorduran yöneticiler, polisleri sadece mesai saati içinde bu kişilerin evine yolluyor. Adamın işi gücü var, polis eve gidiyor, adam evde yok diye not düşülüyor. Sonra gelsin mahkemeden yakalama kararı. Polislere 24 saat kimlik sordurtacağına akşamları milletin evine gitseler, veya işyerini öğrenip oraya gitseler, bu yakaladıklarının kat kat fazlasına ulaşacaklar, insanlar hakkında da gereksiz yakalama kararı çıkmayacak zaten. Yukarıda dediğim gibi seyahat etmeyen, köyünde yurdundan çıkmayan bir sürü böyle insan daha var.
İşi zanlı kovalamak, soruşturmak, yakalamak olan devletin polisine rastgele kimlik sordurtarak olta usulü zanlı yakalamaya çalışmak ancak bizim yöneticilerin icat edeceği bir şeydir. Polis gitsin aktif şekilde ipucu araştırsın, zanlı kovalasın. Polis zanlıya gitsin, zanlının ona gelmesini beklemesin. Bir de Afganistan mı burası her yerde sürekli kontrol noktası? Gavur görse polis devleti olmuş burası der.