2022 Asgari Ücret

Asgari Ücret Kaç olur_

  • 3000 - 3250

    Oy: 4 6.0%
  • 3250 - 3500

    Oy: 5 7.5%
  • 3500 - 3750

    Oy: 18 26.9%
  • 3750 - 4000

    Oy: 20 29.9%
  • 4000 - 4250

    Oy: 11 16.4%
  • 4250 +

    Oy: 9 13.4%

  • Kullanılan toplam oy
    67
Katılım
7 Kas 2016
Mesajlar
9,813
Motosikleti
Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
Ben de bu saat olmuş, akşam mesaim bitip yemek yedikten sonra 2. işimdeki işleri bitirdim anca yatıp uyuycam. iki iş birden yapıyorum ve gelecek ay motorun ağır bakımları beni kara kara düşündürüyorsa daha ne yapayım. 3. işi mi arasam diye bakınıyorum.
 
Katılım
7 Şub 2018
Mesajlar
830
Gürcan,
Yanlışım yok ama açıklama koymadım. Bak bu doğru.

Çünkü ne yazıkki uzun yazıları okuyan kişi sayısı çok ama çok az.

Bu arada açıklamayı yaptığın için teşekkürler.

Not: Komşunun motoruna devam mı?

---------- Mesajlar birleştirildi - 18:32 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:21 ----------



Tayfun,

Af buyrun ama bunu yaptığınızda vicdanen kendinizi rahat hissedebiliyor musunuz?

Bu yıl 3 kişiyi emekli ettim. Neredeyse 2 Afrika Twin parası kadar kıdem tazminatı ödedim. Bir arkadaşımız 25 yıldır bizde çalışıyordu. Tek seferde ödeyemedim kıdemini. Protokol yapıp taksitlere böldük. Son taksidinide 2 gün önce ödedim ve helalleştik.

2 Afrika parası verip kıdem tazminatlarını ödedim. Kendimede inazumayı takasa verip üzerine biraz ekleyerek Hintli Hero Xpulse alabildim.

Ama vicdanım rahat en azından...

Sistem doğrumu dersen...

Kesinlikle değil...

Kusura bakmayın da o kişi 25 sene hizmet edip size para kazandırmış ve o tazminatı almaya hak kazanmış bunu sanki “2 Afrika parası ödedim” diyerek o arkadaşlara bir olmayan bir hak vermiş gibi anlatmanız biraz tuhaf geldi bana. Ödeyebilme gücünüzü sorgulamıyorum lütfen yanlış anlamayın ben de 2011 yılında kendi işimi kurup 2014’te sırf bu sebeplerden ötürü kapatmak zorunda kaldım. Şu anda da eşimin şirketi var sadece bu ay geçici vergisi 15.800 lira tuttu. Geri kalan giderleri hiç söylemeyeyim. Vergiler, işletme giderleri, Personel masrafları vs vs işletme sahibi olmak personel çalıştırmak ve bu yükün altında ezilmemek imkansız gibi. Ancak inanılmaz kar marjlarının olduğu bir sektörde olacaksınız bir birim koyup yüz birim geri alacaksınız ki çark sıkıntısız dönsün.
 
Katılım
31 Mar 2018
Mesajlar
2,648
Kusura bakmayın da o kişi 25 sene hizmet edip size para kazandırmış ve o tazminatı almaya hak kazanmış bunu sanki “2 Afrika parası ödedim” diyerek o arkadaşlara bir olmayan bir hak vermiş gibi anlatmanız biraz tuhaf geldi bana. Ödeyebilme gücünüzü sorgulamıyorum lütfen yanlış anlamayın ben de 2011 yılında kendi işimi kurup 2014’te sırf bu sebeplerden ötürü kapatmak zorunda kaldım. Şu anda da eşimin şirketi var sadece bu ay geçici vergisi 15.800 lira tuttu. Geri kalan giderleri hiç söylemeyeyim. Vergiler, işletme giderleri, Personel masrafları vs vs işletme sahibi olmak personel çalıştırmak ve bu yükün altında ezilmemek imkansız gibi. Ancak inanılmaz kar marjlarının olduğu bir sektörde olacaksınız bir birim koyup yüz birim geri alacaksınız ki çark sıkıntısız dönsün.

O "2 Afrika parası tazminat ödedim" mevzusunu bir önceki gönderide bulunan

"Valla biz işçimizi her yıl çıkartıp eline de kıdem tazminatını veriyoruz, yerine yenisini alıyoruz, başka çözümü yok." cümlesine cevap olarak yazmıştım.

Özetle, elbette o kıdem tazminatı adamın hakkı, elbette ben ödemeliyim ve ödedimde.
Hatta bırakın lütfu o arkadaşa mahçupta oldum.
Normalde kıdem tazminatını tek seferde alması gerekirdi.

Ortada bir lütuf varsa eğer, aslen çalışanımın 2-3 taksitle ödememi kabul edip bana gösterdiği lütuftur.

Sanırım siz ilintili mesajları okumayınca benim lütufta bulunduğum gibi bir kanaate kapıldınız.



Ama hakikaten lütufta bulunduğum çok oldu.

Şimdi tam hatırlamamakla birlikte, kanuna göre bir adam 15 yıl sigortalı çalıştıktan sonra (bir iki şart daha var ama hatırlamıyorum)
"Ben prim günümü doldurdum, kıdem tazminatımı alıp, emeklilik günümü bekleyeceğim ve artık çalışmayacağım" diyerek iş yerinden ayrılabiliyor.

Burada kanunun tanıdığı istisna "emeklilik yaşın gelene kadar çalışmamak kaydıyla kıdem tazminatını alır yaşını beklersin" şeklinde.

Yıllarca eğittiğim, sonra kanundaki bu maddeyi kullanıp kıdem tazminatı ödediğim, sonrada gidip rakip firmada çalışmaya başlayan çok kişi oldu.

Yine kanunen hepsine dava açıp ödediğim kıdem tazminatlarını çatır çatır geriye alabilirdim.

Yinede yapmadım.

İşte bakın bu vicdanen değil ama hukuken sağladığım lütuf...

---------- Mesajlar birleştirildi - 10:12 ---------- bir önceki mesaj zamanı 09:54 ----------

.
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere.

Aslen bu kıdem tazminatı yıllardır çözülemeyen ve hem işçi hem de işveren için ciddi bir yük olan ayak bağıdır.

İşveren her yıl bir brüt maaş tutarında meblağı kıdem olarak ayırmak zorunda.

Peki işveren bankanın mevduata %20 faiz verdiği dönemde geçmiş 20 yılın kıdemine enflasyon oranında kıdemi nasıl verecek?
Ne böyle bir kar var ne böyle bir faiz.

Diğer açıdan bakınca genel olarak şirketlerin sermaye yapısı kötü.
Kıdem tazminatı için ayrılması gereken parayı sermaye olarak kullanır.
Hatta düşük sigortadan gösterme sebebide yine yukarıda saudıklarım sebebiyledir.

Çözümü basit. Öncelikle çıkarırsınız bir kanun.
Kaçak, hele hele yabancı kaçak işçi çalıştırana vergi açırmaktan öyle bir ceza verirsinizki bir daha belini doğrultamaz.
Bunuda yaparsınız ve gazetelerde adıyla sanıyla ilan edersiniz.

Kıdem tazminatı zart zurt diye birşey olmaz kaldırırsınız. Maaşları kıdemli hale getirirsiniz.

İşveren işçiye her ay brüt olarak ödenmesi gereken ücreti öder.
Bundan sonra o ücretten vergisini, sgk sını, işsizlik primini ödemek işçinin sorumluluğunda olur.
Kıdemi dilediği gibi kullanmak veya tasarruf etmekte işçinin sorumluluğunda.
Zaten zorunlu BES sisteminin bir ayağıda buna yönelik değilmiydi.

Yıllar evvel bir mühendis alımı için iş ilanı vermiştim.
Amerikada okumuş bir genç geldi. Başvuru formunda inanılmaz bir ücret yazılıydı.
Rakkam inanılmaz. Dalga geçiyor bu adam herhalde dedim.

Doğal olarak sordum tabi.
Arkadaş bir yıllık brüt olarak işyerine olacağı maliyeti yazdığını söyledi.
Buna sigorta, vergi, kıdem, maaş, yemek, yol herşey dahil.

Olması gereken bence budur.
Yakın bir gelecekte bu kıdem tazminatından dolayı gazetelerde çok haberler görürsek şaşırmayın.
Yanlış hatırlamıyorsam eskiden kıdem tazminatından şirket kapansa bile şirket ortakları sorumlu oluyordu.
Şimdi şirket kapandımı iş bitti (ki olması gerekende budur aslında ama kıdemin her ay verilmesi kaydıyla).

Neyse, uzun oldu. Yine pek okuyan çıkmayacak...
 
Katılım
29 Tem 2015
Mesajlar
18,481
Motosikleti
Sym Wolf Sb250Ni
O "2 Afrika parası tazminat ödedim" mevzusunu bir önceki gönderide bulunan

"Valla biz işçimizi her yıl çıkartıp eline de kıdem tazminatını veriyoruz, yerine yenisini alıyoruz, başka çözümü yok." cümlesine cevap olarak yazmıştım.

Özetle, elbette o kıdem tazminatı adamın hakkı, elbette ben ödemeliyim ve ödedimde.
Hatta bırakın lütfu o arkadaşa mahçupta oldum.
Normalde kıdem tazminatını tek seferde alması gerekirdi.

Ortada bir lütuf varsa eğer, aslen çalışanımın 2-3 taksitle ödememi kabul edip bana gösterdiği lütuftur.

Sanırım siz ilintili mesajları okumayınca benim lütufta bulunduğum gibi bir kanaate kapıldınız.



Ama hakikaten lütufta bulunduğum çok oldu.

Şimdi tam hatırlamamakla birlikte, kanuna göre bir adam 15 yıl sigortalı çalıştıktan sonra (bir iki şart daha var ama hatırlamıyorum)
"Ben prim günümü doldurdum, kıdem tazminatımı alıp, emeklilik günümü bekleyeceğim ve artık çalışmayacağım" diyerek iş yerinden ayrılabiliyor.

Burada kanunun tanıdığı istisna "emeklilik yaşın gelene kadar çalışmamak kaydıyla kıdem tazminatını alır yaşını beklersin" şeklinde.

Yıllarca eğittiğim, sonra kanundaki bu maddeyi kullanıp kıdem tazminatı ödediğim, sonrada gidip rakip firmada çalışmaya başlayan çok kişi oldu.

Yine kanunen hepsine dava açıp ödediğim kıdem tazminatlarını çatır çatır geriye alabilirdim.

Yinede yapmadım.

İşte bakın bu vicdanen değil ama hukuken sağladığım lütuf...

---------- Mesajlar birleştirildi - 10:12 ---------- bir önceki mesaj zamanı 09:54 ----------

.
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere.

Aslen bu kıdem tazminatı yıllardır çözülemeyen ve hem işçi hem de işveren için ciddi bir yük olan ayak bağıdır.

İşveren her yıl bir brüt maaş tutarında meblağı kıdem olarak ayırmak zorunda.

Peki işveren bankanın mevduata %20 faiz verdiği dönemde geçmiş 20 yılın kıdemine enflasyon oranında kıdemi nasıl verecek?
Ne böyle bir kar var ne böyle bir faiz.

Diğer açıdan bakınca genel olarak şirketlerin sermaye yapısı kötü.
Kıdem tazminatı için ayrılması gereken parayı sermaye olarak kullanır.
Hatta düşük sigortadan gösterme sebebide yine yukarıda saudıklarım sebebiyledir.

Çözümü basit. Öncelikle çıkarırsınız bir kanun.
Kaçak, hele hele yabancı kaçak işçi çalıştırana vergi açırmaktan öyle bir ceza verirsinizki bir daha belini doğrultamaz.
Bunuda yaparsınız ve gazetelerde adıyla sanıyla ilan edersiniz.

Kıdem tazminatı zart zurt diye birşey olmaz kaldırırsınız. Maaşları kıdemli hale getirirsiniz.

İşveren işçiye her ay brüt olarak ödenmesi gereken ücreti öder.
Bundan sonra o ücretten vergisini, sgk sını, işsizlik primini ödemek işçinin sorumluluğunda olur.
Kıdemi dilediği gibi kullanmak veya tasarruf etmekte işçinin sorumluluğunda.
Zaten zorunlu BES sisteminin bir ayağıda buna yönelik değilmiydi.

Yıllar evvel bir mühendis alımı için iş ilanı vermiştim.
Amerikada okumuş bir genç geldi. Başvuru formunda inanılmaz bir ücret yazılıydı.
Rakkam inanılmaz. Dalga geçiyor bu adam herhalde dedim.

Doğal olarak sordum tabi.
Arkadaş bir yıllık brüt olarak işyerine olacağı maliyeti yazdığını söyledi.
Buna sigorta, vergi, kıdem, maaş, yemek, yol herşey dahil.

Olması gereken bence budur.
Yakın bir gelecekte bu kıdem tazminatından dolayı gazetelerde çok haberler görürsek şaşırmayın.
Yanlış hatırlamıyorsam eskiden kıdem tazminatından şirket kapansa bile şirket ortakları sorumlu oluyordu.
Şimdi şirket kapandımı iş bitti (ki olması gerekende budur aslında ama kıdemin her ay verilmesi kaydıyla).

Neyse, uzun oldu. Yine pek okuyan çıkmayacak...

Ben hayatım boyu maaşlı çalıştım, ilk defa konuya senin vesilenle işveren gözüyle bakabiliyorum.
 
Katılım
11 Eyl 2012
Mesajlar
3,105


---------- Mesajlar birleştirildi - 18:32 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:21 ----------



Tayfun,

Af buyrun ama bunu yaptığınızda vicdanen kendinizi rahat hissedebiliyor musunuz?
Sebep ? Maaşını tıkır tıkır ödüyorum, tazminatını da trink para veriyorum. Ne kaybı var işçinin ? Alsın parasını dövize mi yatırır, BES'mi yapar biriktirir ? Onu da o düşünsün. Vicdan muhabbeti yapacaksanız sigortasız - kaçak işçi çalıştıranlara yapın.
 
Katılım
31 Mar 2018
Mesajlar
2,648
Sebep ? Maaşını tıkır tıkır ödüyorum, tazminatını da trink para veriyorum. Ne kaybı var işçinin ? Alsın parasını dövize mi yatırır, BES'mi yapar biriktirir ? Onu da o düşünsün. Vicdan muhabbeti yapacaksanız sigortasız - kaçak işçi çalıştıranlara yapın.

Tayfun, yanlışsınız hem de küllüm yanlış.
Bu kadar katı olmayın. Biraz empati kurun lütfen.

1. Şu an geçerli kanunların emrettiği ne ise geçerli olan odur. Ben veriyorum, isterse BES yapsın diyemezsiniz.
2. Benim fikrimde kıdem tazminatının kaldırılması yerine BES veya benzeri bir sistemin getirilmesi yönünde.

3. Vicdan muhabbetimi !!!

Her fırsatta kaçak işçi çalıştırmaya karşı olduğumu belirttim, belirtiyorum.
Hatta kaçak işçi çalıştırmaya verilebilecek en yüksek cezanın verilmesi taraftarıyım.

Dahada ötesi, maaşın tamamının bankadan ve resmi olarak ödenmesini destekliyorum.
Bunu yapmayan işverenede kabul eden işçiyede ağır cezalar getirilmesi taraftarıyım.

Her 2 yılda bir zart affı, zurt affına küllüm karşıyım.

Bir kez büyük bir af getirirsin. O aftan sonra herkese ayağını denk al dersin.
Yanlış yapanı bacağından yakalar en ağır cezayı verirsin.

Bu kadar basit ama bakalım hangi iktidara kısmet olacak bunu yapmak.
 
Katılım
7 Şub 2018
Mesajlar
830
Ben satır satır okudum elinize sağlık, kusura bakmayın eksik okuyup eksik bilgi ile cevap yazmışım fakat siz de zaten durumu kabul edip yeniden izah etmişsiniz. Hayatta her zaman her işte doğru ve dürüst bir insan olmaya çalıştım bunu başkalarının iyiliği için de yaptım ama her şeyden önce kendi içimin ve vicdanımın rahat etmesi için yaptım. Siz de öyle birisiniz muhtemelen ne mutlu size. Teşekkür ediyorum detaylı bilgiler ve açıklamalar için.
 
Katılım
21 Kas 2016
Mesajlar
5,660
Maaşın çalışanlara brüt ödenmesi ve vergilerin çalışan tarafından devlete aktarılması, bu ülkenin tarihinde görmediği bir aydınlanmaya yol açacak bir iş.
O yüzden, asla olmayacak. Bizim insanımız kundaktan "kutsal devlet" yalanıyla büyütülüyor. O imajın yıkılmasına izin vermezler, devlet isimli kan emici vampir buna müsade etmez.
 
Katılım
7 Kas 2005
Mesajlar
1,657
Motosikleti
V-Strom L4 Youtube&Insta: Dengeliyorum
ufoz'un söylediklerini görüyorum ve arttırıyorum.
Zorunlu Bağkur/Ssk da berbat bir konu.
Zorunlu kısmı doğru, devlete ödenmesi "garantili" gibi görünse de, bu garanti özel sektörde de sağlanabilir.

Senelerce bağkur ödüyorsun, ne ilacını ödüyor ne de doğru dürüst emekli maaşı bağlanıyor. Muayene için bile ücret ödüyorsun. Maaş artışın birilerinin iki dudağı arasında. Özel sektörde bu tür keyfi uygulamaların yeri yok. Maaş belli, sigorta kapsamı belli. Öyle kafana göre ben bu ay şu ilaçları listeye ekledim, bunları ödemiyom artık falan yok. (Çok detaylı bilmiyorum, varsa da olmaması sağlanabilir)

Ben belki özel sigortanın bana daha iyi imkânlar sağlayacağını düşünüyorum. Niye sana yaptırmak zorundayım ki? En nihayetinde bir tane köprü bile yapıp, işletmeyi beceremiyorsun.

Dolayısıyla konu dönüp dolaşıp neremiz doğru ki? muhabbetine geliyor. Nereye elini atsan, elinde kalıyor.

Benzin 23 lira olmuş, ulaşım gibi temel bir ihtiyaç için Ötv ödüyoruz. Liste uzar gider...

Atatürk Havalimanı örneğinde de olduğu gibi, mevcut iktidardan faydalı bir icraat beklemenin alemi yok.
 
Son düzenleme:
Katılım
10 Tem 2007
Mesajlar
2,747
Motosikleti
Kymco Downtown350i/Dominar 400/Suzuki GSX-8S
Maaşın çalışanlara brüt ödenmesi ve vergilerin çalışan tarafından devlete aktarılması, bu ülkenin tarihinde görmediği bir aydınlanmaya yol açacak bir iş.
O yüzden, asla olmayacak. Bizim insanımız kundaktan "kutsal devlet" yalanıyla büyütülüyor. O imajın yıkılmasına izin vermezler, devlet isimli kan emici vampir buna müsade etmez.

İlk önce Devlet ile Hükümeti birbirinden ayır. Devlet hepimizin içinde olduğu gemi. Hükümet sen, ben, biz, siz, o nun başına koyduğumuz kaptan. O yüzden ağzını topla devlete laf edeceksen bu devlette yaşamayacaksın. Hükümete istediğini diyebilirsin.
 
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
Düzelteyim. Devlet, insan içindir. Kutsal olan insandır. İnsan olmazsa devletin bir anlamı yoktur. Devlet olmasa da insan insandır.
 
Katılım
10 Tem 2007
Mesajlar
2,747
Motosikleti
Kymco Downtown350i/Dominar 400/Suzuki GSX-8S
Düzelteyim. Devlet, insan içindir. Kutsal olan insandır. İnsan olmazsa devletin bir anlamı yoktur. Devlet olmasa da insan insandır.

Güzel kardeşim, insanlar devlet kurar, devlet kurulduktan sonra kurumlar oluşur. Aslında devlet insan için değil, insan kendisi için devlet kurar. Devlet tabii ki kutsaldır. İçindeki insanlar ve kurumlar yozlaşabilir. Hepsini eleştirebiliriz. Ama "devlet" kırmızı çizgidir.
 
Katılım
17 Nis 2018
Mesajlar
13,426
Motosikleti
D400
abi tazminatı kaldırıp bes gelirse işten kovulan adam ne yiyecek nasıl kirasını ödeyecek?
 
Katılım
31 Mar 2018
Mesajlar
2,648
abi tazminatı kaldırıp bes gelirse işten kovulan adam ne yiyecek nasıl kirasını ödeyecek?

Arni,

Zaten o yüzden kıdem tazminatı kaldırılmak istendiğinde her seferinde işçi birlikleri ve işçiler karşı çıkıyor.
Bu konuda kimsenin hükümetlere (devlet değil) güveni yok.

Özel sektördeki işletme/patron işçiye daha güvenilir geliyor bu konuda.
En kötü ihtimalle açıyor davayı. Devlete nasıl dava açacaksın ne hak iddia edeceksin.

Bir ara zorunlu tasarruf fonu vardı. Çöktü gitti. Geçmişte denemeleri oldu bunların.

Pandemide ne oldu? Kapalı işyerlerindeki çalışanlar için İŞKUR'dan 1.168 lira ödendi.
Bu arada ödenen günler işçinin işsizlik sigortası gün alacağından düşüldü.

Ama gözardı edilen, işvereninde artık bundan bıktığı...

İşveren derken büyük holding patronlarını kastetmiyorum.
Benim gibi, @drtayfun gibi küçük ölçekli işletmelerden bahsediyorum.

Rakibin fatura kesmiyor, sigorta ödemiyor kaçak işçi ve yabancı çalıştırıyor, sigorta primlerini düşük gösteriyor.
Ne yapacaksın buna karşı? Şikayet etde, nereye kadar, hangi birini?
Bir tane olsa neyse. Çoğunluk böyle.

Ciddi bir reform şart.

İşveren çalışanın, işsizlik sigortası, sgk'sı, gelir vergisi, kıdem tazminatı,
aile katkı payı vs vs vs gibi şeylerle uğraşmamalı.
İşveren asli işine üretimine bakmalı.
Şu anda işveren devlet tarafından yine devletin vergi memuru, tahsildarı gibi kullanılıyor.

Keza yine kıdem tazminatlarını işletmesi gereken fon yöneticisi gibi. Sanki banker gibi.

İşveren çalışana her ay yapması gereken brüt ödemesini yapar.

O andan itibaren, vergiydi sgkydı, işsizlik sigortasıydı, damga vergisiydi bunları kendisi öder.
İstemiyorsa ödemez. O kendisinin bileceği iş. Devletle muhatap olacakta kendisi olur.

Adam belki kıdem tazminatı olan bir maaşla her yıl bir cumhuriyat alır. Belki bitcoin.
Belki BES'e girer, belki bankaya faize yatırır. Sorumluluk kendinde.
Ben işveren olarak niye çalışanın kıdemini her yıl değerleme oranında değerlendirmekle sorumlu oluyorumki.

Paraya takla attırmayı çok iyi bilseydim zaten her şeyi satar savar evin bir odasından bu işi yapardım.

Özetle sürekli ötelenen bir problem var ve balon her gün biraz daha şişiyor.

Not : Serbest meslek sahibi esnaf nasıl bağkur primini ödemekle, vergisini vermekle yükümlüyse, işçi içinde aynısı olmalı.
Yani her birey kendi sorumluluğunu kendi almalı.
Hesap sorulacaksa işverenden değil çalışandan sorulmalı.
Hiç kimse başka birinin mesuliyetini almamalı.
 
Son düzenleme:
Katılım
26 Mar 2018
Mesajlar
9,961
Motosikleti
2022 Suzuki V Strom 650 (DL650)
Mantıklı önermeler olmuş. Çözüm aslında çok net; ABD'nin hep dandik şeylerini alıyoruz, düzgün bir şeyini alalım: Herkes vergi mükellefi olur ve vergi beyanında bulunabilir, kuruşuna kadar istisnasız belgelendirebildiği her tür yasal giderini vergi matrahından düşürebilirse zaten otomatik olarak her şey yoluna rayına girer... Kimse vergi kaçıramaz, ne işverenin ne de (şu anda olduğu gibi çoğunlukla) işçinin sırtına gereksiz ve kendiyle ilgisi olmayan vergiler (özellikle hepimizin derdi dolaylı olanlar) binmez.
 
Katılım
21 Kas 2016
Mesajlar
5,660
İlk önce Devlet ile Hükümeti birbirinden ayır. Devlet hepimizin içinde olduğu gemi. Hükümet sen, ben, biz, siz, o nun başına koyduğumuz kaptan. O yüzden ağzını topla devlete laf edeceksen bu devlette yaşamayacaksın. Hükümete istediğini diyebilirsin.

:)
Böyle terbiyesizce esip gürlemene neden olacak kadar takıntılığı olduğun kavramları biraz daha çalışırsan daha tatlı olur bence.
Ben devlette yaşamıyorum.
Bayılıyorum buna ya. İnsanların kanı iliği sömürülmüş, ordan biri çıkıyor diyor ki "önce devletle hükümeti birbirinden ayır" :D

---------- Mesajlar birleştirildi - 16:03 ---------- bir önceki mesaj zamanı 16:02 ----------

Kutsal olan da kırmızı çizgi de insandır.

Bunu bu topraklarda anlatmak mümkün olamadı maalesef.
Devlet denilen şey aristokratların mallarını fakir fukaranın gaspından korumak için koyulacak kuralları belirlemek için kurulur. Binlerce yıllık pratiğine baktığımız zaman da başka bir fonksiyonu varmış gibi görünmüyor zaten.
 
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
3,537
Motosikleti
Kawasaki Vulcan S
Güzel kardeşim, insanlar devlet kurar, devlet kurulduktan sonra kurumlar oluşur. Aslında devlet insan için değil, insan kendisi için devlet kurar. Devlet tabii ki kutsaldır. İçindeki insanlar ve kurumlar yozlaşabilir. Hepsini eleştirebiliriz. Ama "devlet" kırmızı çizgidir.

Devletin kuruluş amacı ülkeye,halkına hizmet,halkın can ve mal güvenliğini sağlamaktır.Özetle devlet bana yani halka hizmet için kurulmuştur.Bana hizmet için kurulmuş üstünede görevini yerine getirmeyen bir kurumu neden bu kadar kutsallaştırayım.Devlet kutsaldır yalanı bozuk yönetimlerin arkasına saklanmak için uydurduğu ve ilkel halklara kabullendirdiği bir saçmalıktır.Bütün dünya ülkelerine bakın,devletin hizmet amaçlı bir kuruluş olarak görüldüğü ülkeler düzgün yönetilir çünkü devlet görevini yerine getirmediğinde halk tepki gösterir ve devlettin başındakiler de buna göre kendini düzeltir.Devlet halktan korkar.Devletin nedensiz yere kutsallaştırıldığı ülkelere bakın devletin başındakiler her b.ku yer,halk,devlet kutsal diye tepki gösteremez,bu sebeple bu ülkeler kötü yönetilir.Kutsal olan insandır,halktır,ülkedir,bayraktır.

Bir ülkede halk devletten ölümüne korkup kutsallaştırıyorsa bilin ki o ülke kötü yönetilen bir ülkedir.
 
Katılım
7 Kas 2016
Mesajlar
9,813
Motosikleti
Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
İlk önce Devlet ile Hükümeti birbirinden ayır. Devlet hepimizin içinde olduğu gemi. Hükümet sen, ben, biz, siz, o nun başına koyduğumuz kaptan. O yüzden ağzını topla devlete laf edeceksen bu devlette yaşamayacaksın. Hükümete istediğini diyebilirsin.

Devlet seviciliğin anlamı yok. Sonuçta bize yapacağı hizmetler için vergi alan bir kurum, kutsallık falan hiç gereği yok. Apartman yönetiminin daha büyüğü işte devlet denen kurum. Biz vatandaş olarak vergi veririz karşılığında güvenlik ve diğer hizmetleri görür. Ama çok çok büyük bir kurum olmasından dolayı biz vatandaş bireyler üzerinde çok büyük gücü var, bu güç kutsallık gibi saçmalıklarla daha da kontrolsuz hale geliyor. Bu devirde devletlerin çok kontrol altında tutulması, olabildiğince sadece görevlerini yapacak kadar gücü olması sağlanmalı.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst