- Katılım
- 30 Ocak 2020
- Mesajlar
- 71
ışık donanımı eksik/farklı olan, üzerinde teknik değişiklik yapılmış
Üzerinde taşıma kutusu bulunan (yan tarafta bulunan çantalar hariç) ancak bu hususu tescil belgesi ve bilgisayar kayıtlarına işletmediği tespit edilen motosiklet/motorlu bisiklet işletenleri hakkında gerekli işlemler yapılacak.
duran/duraklayan araçların arasından geçiş yapan motosiklet/motorlu bisiklet sürücülerine karşı duyarlı olunacak.
Selamlar.
''Işık donanımı eksik ve farklı olan motosikletlere ve motorlu bisikletlere karşı duyarlı olunacak.'' derken kastettikleri şey Amerikan Park veya orijinali halojen ampul olan farın led ile değiştirilmesiyse bu kuralın işleyeceğini hiç zannetmiyorum. Otomobil kullanıcıları da dahil çoğu motosiklet kullanıcısı araçlarında hiçbir değişiklik yapmıyorlarsa bile farlarını led/beyaz yapıyorlardır; ki beni asıl korkutan şey bu kuralın bu genelge üzerine sadece motosiklet kullanıcıları için uygulanması. Farlarım led diye ceza yazıldığı esnada yanımdan beyaz ledli bir otomobil geçerse cinnet geçirme ihtimalim var. İşin kötü yanı, memur arkadaşa ''Şuradan geçen otomobilin farları da led ona neden ceza kesmiyorsunuz?'' sorusunu yönelttiğimde, ''Genelgede sadece motosiklet ve motorlu bisikletlere yasak olduğu yazıyor gardaş, otomobilden bahsedilmiyor!'' gibi öküzvari bir cevap verme ihtimâli de var.
''Üzerinde taşıma kutusu bulunan (yan tarafta bulunan çantalar hariç) ancak bu hususu tescil belgesi ve bilgisayar kayıtlarına işletmediği tespit edilen motosiklet ve motorlu bisiklet işletenleri hakkında gerekli işlemler yapılacak.'' ''İşletenleri'' kelimesinden anladığım kadarıyla şahsi kullanılan motosikletlerden bahsedilmiyor, ama işin bir piyango tarafı var tabii ki; mesela ben ticari amaçla kullandığım motosikletimin çantasını ruhsata işlettim. Bildiğim kadarıyla çanta ruhsata işletildiğinde yolcu selesi iptal oluyor ve motosiklet yasal olarak tek kişilik kabul ediliyor. E ben şimdi hafta sonları bu çantayı çıkarıp kız arkadaşımla gezintiye çıktığımda motosikletim tek kişilik diye ceza yiyecek miyim, yemeyecek miyim? Var mı buna bir cevabı olan veya mantık yürütebilen bir arkadaşımız? Varsa beni aydınlatabilir mi rica etsem? Yoksa her zaman olduğu gibi bu madde de diğer çoğu madde gibi yetersiz beyinler tarafından üzerine fazla düşünülememiş ve işlevselliği/uygulanabilirliği havada kalmış maddelerden mi olacak? Olsa ne olacak gerçi; giren bize giriyor, bu maddeyi ortaya çıkaranlara değil.
''duran/duraklayan araçların arasından geçiş yapan motosiklet/motorlu bisiklet sürücülerine karşı duyarlı olunacak.'' En beğendiğim kısım da burası oldu(!) Yukarıdaki arkadaşın da dediği gibi, şu iki tekeri sadece birkaç günlüğüne dört teker gibi kullansak Türkiye'nin suç oranı artar, hem de her yönde. Cinayet mi istersin, trafik kazası mı istersin, hakaret/kavga mı istersin hepsinden bol bol izleriz akşam haberlerinde. Ama savunduğum çok önemli bir görüş var ki, ''Evrenden bir şey almak istiyorsan mutlaka bir şey vermek zorundasın.'' Bir bedel ödemeden kimsenin bizi anlayacağı falan yok. Damdan düşeni damdan düşen anlar, nokta. ''Araçların arasından geçemezsin kardeşim!'' diye bağırıp çağıran bir sürü otomobil sürücüsü tanıyorum. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, ben nereden baksanız iki yıldır İstanbul trafiğinde motosiklet kullanıyorum; yavaş ve kontrollü bir şekilde, gerekirse tamamen durup ayaklarımla geçiyorum arabaların arasından, bir kere sağa sola çarptığımı hatırlamıyorum.
Çok uzun zamandır söylüyorum, bu ülkede motosikletlerin farkında olunmaması bizim için bir dezavantaj olarak gözükse de aslında bir avantaj. Vergiyle ülke kalkındırmaya/yönetmeye çalışan bir iktidar, köprü ve gişelerin kör noktalarından ücret ödemeden geçmeyi başarabilen motosiklet sürücelerini es geçiyorsa bunun tek sebebi motosikletlerin farkında olmamasıdır. Kısa bir zaman sonra Endonezya gibi ülkelerde olduğu gibi ön tarafa da plakalık takılacağıyla alâkalı bir genelge çıktığında o zaman göreceğim ben bizim camiayı. Sinirden kafasını duvarlara sürtüp kıvılcım çıkarmayı başaranlar olacak aramızda. Böyle bir yasa çıkarsa ne kadar kötü olur ne kadar iyi olur orası tartışılır. Benim asıl değinmek istediğim nokta, bizim ülkede bu tarz kurallar olması gerektiği gibi işlemez, işleyemez. Ülkedeki insanların kafa yapısına, zekâ seviyesine aykırı. İstediğiniz kadar kızın, abartıyorsun deyin ama emin olun bu her zaman böyle olmuştur, şu anda böyle oluyordur ve ülke genel bir eğitimden geçmediği sürece ne yazık ki şu andan sonra da böyle olmaya devam edecektir.
Miğfer dibi savaşından hemen önce kral Theoden'in, Rohan'ın en batısında yer alan Westfold'un sahip olduğu ordunun komutanı olan Gamling'e üzüntü içinde dile getirdiği şiirimsi birkaç söz vardı, bu sözlerle sonlandırmak istiyorum bu yazıyı; ''Dağlardan yağmur gibi geçtiler, çayırlardan yel gibi estiler; günler batıdan battı bile tepelerin ardından gölgeler içine. Nasıl bu hale geldik?''
Hannon le Süleyman Soylu(!)
Son düzenleme: