Geleneksel Okçuluk ve Türk Okçuluk Tarihi üzerine

Katılım
20 Tem 2014
Mesajlar
547
Merhaba arakdaşlar,

Uzun zamandır yapmak istediğim geleneksel okçuluk ile ilgili hobime nihayet başladım.
Bununla ilgili uzun zmndır teknik yazılı bilgiyi edindikten sonra şimdide pratik olarak yapmaya başladım.

Beni bu hobiye uğraşa iten her ne idi ise sizlerle de paylaşmak istedim.
Okçuluğun tarihi ve kadim Türkler de okçuluk üzerine bildiklerimi beni heyecanlandıran ve keyif almama sebep olan ne varsa dilim döndüğünce sizlere anlatmaya aktarmaya çalıştım.

Umarım sizlere de keyif verir. Başlangıç aşamasında olan arkadşaları özendirmek istiyorum, bu işle ğraşan profesyonel arkadşalarım var ise onlarada eksiklerim hakkında olumlu olumsuz eleştirilerini kabul edeceğimi ve bundan keyif alacağımı belirtmek istiyorum.

Şimdilik iyi seyirler
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Katılım
20 Tem 2014
Mesajlar
547
Vidyon çok iyi olmuş, anlatımın akıcı güzel teşekkürler.


Keşke adminler ilk açtığım konuyu koysalardı günlerdir açılmayı bekleyen bir konu hata oluştu diye denemek amaçlı 2. Kere açmak zorunda bıraktılar onda da açıklama yazma gereği duymadım saolsun varolsun o yüzden adminlerimiz.

---------- Mesajlar birleştirildi - 22:49 ---------- bir önceki mesaj zamanı 22:36 ----------

Vidyon çok iyi olmuş, anlatımın akıcı güzel teşekkürler.

Keşke adminler ilk açtığım konuyu koysalardı günlerdir açılmayı bekleyen bir konu hata oluştu diye denemek amaçlı 2. Kere açmak zorunda bıraktılar onda da açıklama yazma gereği duymadım saolsun varolsun o yüzden adminlerimiz.

Teşekkürler Süpermen ☺
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
( Daha önce bu konuyla ilgili başlık açılmıştı ve ben, benzer şeyleri orada da yazmıştım ama yine ve daha detaylı yazarım :)) )

Hocam, bununla ilgili çook uzun bir proğram yapıldı ' tarihin arka odası'nda.. Yaklaşık 7 saat sürdü.
Ben o proğramı defalarca, aynı ilgiyle izledim..
Hatta orada "" kompozit "" Türk yayı hk ve ok çeşitleri ce yapımı hk, yarağan kılıcının kulanımı hk, minik halkacıklardan zırh yapımı hk bilgi sahibi olabilirsiniz...
Ayrıca, sanıyorum ki; Türkiye toplumu ' zihgir'i ' ilk orada tanıdı genel olarak.
Kemankeşlik hk ilk topluluğu kuran kişilerle yapılmış bir proğramdı..
En ilginç bilgilerden biri de; Kemankeş defterine adını yazdırmak için, yanılmıyorsam 860 metre atmak gerekiyordu ki eğitim almak için okula girebilsin. İmkansız gibi görünen bu bilgi, şu anda Bulgaristan'da bir meraklı tarafından 840 metre atarak ispatlandı. En son 1000+ larda olduğunu okumuştum.
Başka önemli bilgilerden biri, kompozit yay su görünce bozulduğundan; Osmanlı, yağmur altında hiç bir savaşı kazanamamıştır.
Bir de, Rus araştırmacıların bulduğu kalıntılara göre, ilk kapşonlu mont, yine bir savaş zırhı olarak Türkler tarafından icat edilmiştir.
Daha pek çok anektad için,
İzlemeyenlere önemle tavsiye ederim..
 
Katılım
20 Tem 2014
Mesajlar
547
( Daha önce bu konuyla ilgili başlık açılmıştı ve ben, benzer şeyleri orada da yazmıştım ama yine ve daha detaylı yazarım :)) )

Hocam, bununla ilgili çook uzun bir proğram yapıldı ' tarihin arka odası'nda.. Yaklaşık 7 saat sürdü.
Ben o proğramı defalarca, aynı ilgiyle izledim..
Hatta orada "" kompozit "" Türk yayı hk ve ok çeşitleri ce yapımı hk, yarağan kılıcının kulanımı hk, minik halkacıklardan zırh yapımı hk bilgi sahibi olabilirsiniz...
Ayrıca, sanıyorum ki; Türkiye toplumu ' zihgir'i ' ilk orada tanıdı genel olarak.
Kemankeşlik hk ilk topluluğu kuran kişilerle yapılmış bir proğramdı..
En ilginç bilgilerden biri de; Kemankeş defterine adını yazdırmak için, yanılmıyorsam 860 metre atmak gerekiyordu ki eğitim almak için okula girebilsin. İmkansız gibi görünen bu bilgi, şu anda Bulgaristan'da bir meraklı tarafından 840 metre atarak ispatlandı. En son 1000+ larda olduğunu okumuştum.
Başka önemli bilgilerden biri, kompozit yay su görünce bozulduğundan; Osmanlı, yağmur altında hiç bir savaşı kazanamamıştır.
Bir de, Rus araştırmacıların bulduğu kalıntılara göre, ilk kapşonlu mont, yine bir savaş zırhı olarak Türkler tarafından icat edilmiştir.
Daha pek çok anektad için,
İzlemeyenlere önemle tavsiye ederim..

kompozit yay ve yağmurla alakalı olan konuyu duymuştum haklısınız :) videoda da bahsettiğim gibi yay üzerinde ki malzemeler tamamen organik bunlardan en önemlisi kurutulmuş boğa ya da geyik tendonu ve mersin balığından elde edilen tutkal, haliyle bu iki organik malzeme su ile temasta ciddi oranda yumuşayacak ya da özelliğini yitirecektir.
Mete Han'ın çinlileri kuru soğuk diye tabir edilen rüzgarsız ama belirttiğim gibi soğuk hava şartları altında daha kuzeyde savaşmaya zorladığı çin kaynaklarında yazılıdır.yayların b tarz havalarda sertleşeceğini bilen Mete Han aynı zamnda çinlilerin soğuk havalarda iyi savaşamadığını aksine soğuk iklim insanı olan Türklerin ise bu tarz hava durumlarından etkilenmeyeceği için savaşta avantaj kazanacğını bilerek hareket etmiştir. Bu belirttiğim detaylar bir çok tarihçi tarafından çin kaynaklarına dayanarak anlatılmaktadır :)

gerçekten geirye dönüp baktığımızda iyi ki diyecek çok şeyimiz var :)

840m için ise onu Fatih Sultan Mehmet Han zamanında yaşamış tozkoparan lakaplı bir yeniçerinin atış rekoru diye biliyorum. yani en uzak mesafe rekoru bir kişiye ait ve oda tozkoparan iskender dir. bildiğim kadarı ile...
Saygılar hocam çok memnun oldum bu arada :)
 
Katılım
20 Tem 2014
Mesajlar
547
Dediğin programı izledim abi u saat harbiden o Pelin Batum’u dur nedir ona tahammül etmekte çok zorlandım ama yinele doyurucu idi güzel idi
Macaristan’daki yay ustasını da iyice inceledim adam gerçekten dünyaya kaliteli yaylar yapıp satıyor fiyatlarında 400€ bandında iştahım kabarmadı değil yani efsane yaylar yapıyor adam gerçekten
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
Dediğin programı izledim abi u saat harbiden o Pelin Batum’u dur nedir ona tahammül etmekte çok zorlandım ama yinele doyurucu idi güzel idi ��
Macaristan’daki yay ustasını da iyice inceledim adam gerçekten dünyaya kaliteli yaylar yapıp satıyor fiyatlarında 400€ bandında iştahım kabarmadı değil yani efsane yaylar yapıyor adam gerçekten ��

:) ben de memnun oldum..
tozkoparan ve daha niceleri..
846 metre dünya rekorudyur diye google aramalartında çıkıyor ama yanlış bilgi..
bahsettiğim proğramda kemankeşlik giriş şartlarında bu konu geçiyor.
1000+ metre atanlar var..
türk okçuluğu sadece yay olarak değil, sicimi için bile başlı başına bir endüstri.
ayrıca ok yapımı için Kaz dağlarındaki çam türünün korunmaya alınması ve ' yaş kesenin baş keserim ' ile fatih'in bu ağaçları yasayla korumaya alması, ok ucu içim geliştirilmiş madencilik ve şekil, sesli ( ıslıklı ) ok ise savaş tarihindeki psikolojik savaş aleti yapımında ilklerin arasında yer alması ( düşünsenize yüzlerce ses çıkaran okun üzerinizden geçtiğini, düşman kafasını kaldıramıyıordur )
ayrıca, okun kullanımını arttırmak için savaş tarihini değiştiren en büyük icatlardan biri olan üzengi ve eyer..

dünyadaki atış şekilleri ve türk atım şekli.
hatta günümüzde küfür hareketi kabul edilen, orta parmağın gösterilişinin aslında avrupai okçuluktaki " hala atış yapabilirim " manası vs vs..

dünya savaş ve silahların tarihi ve stratejileri de ilgi alanımdır.
kısmet olursa sohbet ederiz..
 
Son düzenleme:
Katılım
10 Ağu 2018
Mesajlar
1,043
:) ben de memnun oldum..
tozkoparan ve daha niceleri..
846 metre dünya rekorudyur diye google aramalartında çıkıyor ama yanlış bilgi..
bahsettiğim proğramda kemankeşlik giriş şartlarında bu konu geçiyor.
1000+ metre atanlar var..
türk okçuluğu sadece yay olarak değil, sicimi için bile başlı başına bir endüstri.
ayrıca ok yapımı için Kaz dağlarındaki çam türünün korunmaya alınması ve ' yaş kesenin baş keserim ' ile fatih'in bu ağaçları yasayla korumaya alması, ok ucu içim geliştirilmiş madencilik ve şekil, sesli ( ıslıklı ) ok ise savaş tarihindeki psikolojik savaş aleti yapımında ilklerin arasında yer alması ( düşünsenize yüzlerce ses çıkaran okun üzerinizden geçtiğini, düşman kafasını kaldıramıyıordur )
ayrıca, okun kullanımını arttırmak için savaş tarihini değiştiren en büyük icatlardan biri olan üzengi ve eyer..

dünyadaki atış şekilleri ve türk atım şekli.
hatta günümüzde küfür hareketi kabul edilen, orta parmağın gösterilişinin aslında avrupai okçuluktaki " hala atış yapabilirim " manası vs vs..

dünya savaş ve silahların tarihi ve stratejileri de ilgi alanımdır.
kısmet olursa sohbet ederiz..

Bu unutulmaya yüz tutan meseleye ilgisi olan insanları görmek çok güzel. Hepinize ayrıca teşekkürler.

Tozkaparan'ın rekorunun üstüne rekor olduğuna dair bir kaynak göstereblir misiniz acaba? Yani sadece bir programda konuşulmuş olması değil aynı zamanda kanıtı olması daha uygun olacaktır. Kusura bakmayın sizi suçlamak değil amacım ama bahsettiğiniz "eğitime girişin 800 mt'lerden başlaması" bilgisi Tozkoparan'ın dahi rekorunun 800 lerde olduğunu düşününce pek anlamlı gelmiyor. Kesinlikle yanlış olduğunu söyleyecek bilgiye sahip değilim ama çok anlamsız geldiğini de ifade etmek isterim.
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
Bu unutulmaya yüz tutan meseleye ilgisi olan insanları görmek çok güzel. Hepinize ayrıca teşekkürler.

Tozkaparan'ın rekorunun üstüne rekor olduğuna dair bir kaynak göstereblir misiniz acaba? Yani sadece bir programda konuşulmuş olması değil aynı zamanda kanıtı olması daha uygun olacaktır. Kusura bakmayın sizi suçlamak değil amacım ama bahsettiğiniz "eğitime girişin 800 mt'lerden başlaması" bilgisi Tozkoparan'ın dahi rekorunun 800 lerde olduğunu düşününce pek anlamlı gelmiyor. Kesinlikle yanlış olduğunu söyleyecek bilgiye sahip değilim ama çok anlamsız geldiğini de ifade etmek isterim.

Araştırıp, burada da paylsşırım.
Ama rekor, Tozkopran'ın değildir. Belli bir süre aşılamamış olsa da, değildir.
Şöyle açıklık getireyim, nişantaşı denilen ibare, okmeydanında belirlenmiş bir noktadan atılan ok, bir önceki nişantaşını geçince, eskiyi kaldırmadan, ikerisine yenisi yapılmakta. Cirit atışı gibi düşünün, düştüğü yere bayrak dikiliyor ya. Ama Osmanlı, özendirmek için sütunumsu taşlar dikiyor. Fotığraf atamayabilirim amalink paylaşabilirim.

---------- Mesajlar birleştirildi - 08:17 ---------- bir önceki mesaj zamanı 08:06 ----------

Bunu buldum

https://m.kitapyurdu.com/index.php?route=products/productdetail&product_id=325416

https://www.google.com/amp/s/docplayer.biz.tr/amp/5751247-Son-bulunan-nisan-taslari.html

---------- Mesajlar birleştirildi - 08:26 ---------- bir önceki mesaj zamanı 08:17 ----------

Son düzeltme yapıyorum.
Metre değil, gez ölçü birimi imiş.

Eğitime başlayan kimsenin tam bir atıcı olabilmesi için uzun süren eğitimini tamamlaması ve sonunda pişrev oku ile 900 gez mesafeye (yaklaşık 594 m. 1 gez = 66 cm) ve azmayiş oku ile de 800 gez mesafeye ok düşürebilmesi gerekiyordu.

Yukarıdaki kitaptan alıntı :

Son Bulunan Nişan Taşları
Menzil okçuluğuna heves eden kişinin -mutlaka- bir ustaya çırak olması gereklidir. Ustası nezaretinde -sürekli çalışarak- gerekli eğitimi gören ve atış yöntemlerini kurallara uygun olarak öğrenen çırak en az 900 geze pişrev oku, 800 geze azmâyiş oku atar hale gelince, bu başarısını tanıklar önünde yineleyerek kabza alma ya hak kazanır. Belli usullere göre yapılan icâzet (izin) töreni sonunda kabza alan pehlivan (sporcu), sicil defterine kaydedilir ve defterli (lisanslı okçu) olur. Kabza alan okçu -o günden sonra- meydanda ok atma olanağına kavuşur ve yaşamı boyunca bıkmadan sürdüreceği bir çalışmanın içine girer. Menzil atışları rüzgârla aynı yönde yapılır. Bu nedenle menziller, atıldığı rüzgârın adıyla söylenir. Her okçunun arzusu, meydanda -adının anılmasını sağlayacak- bir rekora ve nişana, bir nişan taşı na sahip olmaktır. Ancak kabza alan okçunun menzil açabilmesi Okçular Tekkesi nin (O dönemin federasyonunun) iznine bağlıdır; her 900 gez atana menzil açma izni verilmez. Böyle bir istek geldiğinde, mevcut menzillerde mesafenin ulaşılamıyacak denli uzağa varmış olup olmadığına bakılır; atılmak istenen yönde yeni bir menzile gerek bulunup bulunmadığı, başka menzillerle karışıp karışmayacağı, menzilin meydan sınırlarını aşıp aşmayacağı araştırılır ve varılan karar istekliye bildirilir. Menzil açma iznini alan okçu, öncelikle atış yapacağı noktaya bir ayak taşı diktirir. Nişan taşlarıyla karışmasın diye bu taşlar çoklukla birkaç karış yükseklikte olur. İstekli -elverişli rüzgâr estikçe- buradan atış yapar. Pişrev okunu 900 gezden (4), azmâyiş okunu 800 gezden aşırı atarsa, attığı yere bir ana taşı diktirir. Ana taşı -açılan- menzilin esas yönünü belirler; bundan sonra ok atışı -daima- ana taşı doğrultusunda yapılacaktır. Daha önce dikilmiş bir nişan taşını aşarak (ondan daha uzağa atarak) rekor kırmaya menzil almak yada menzil bozmak denir. Bunun için de istekli okçunun -Tekke den- önceden izin alması gerekir. Aynı menzil için izin alan okçular, belirlenen günde -yine usullere uygun olarak- ve kararlaştırılan tek sayıda ok atarlar. Atışın yapıldığı ayak taşında en az iki ayak şâhidi bulunur. Atılan okun değerlendirilebilmesi için, ana taşından sağa yada sola 30 gezden fazla sapmamış olması gerekir. Ana taşın yakınında, okun düşebileceği yerde havacı denilen gözcüler yer alır. Menzil alınmış ise -yetkililer tarafından onaylandıktan sonra- okun saplandığı yer biraz kazılıp içi çakıl doldurularak işaretlenir ve altı ay içinde taşı dikilir. Menzil taşları -çoğu kez- mermerden sütun biçiminde yaptırılır; atış yönüne bakan kitâbesine okçunun kimliği, mesleği, atış uzaklığı ve tarihi yazılır. Padişahlara, vezirlere ve ilerigelenlere ait nişan taşları, döneminin zevkini yansıtan birer anıt görünümündedir.
.....
 
Katılım
10 Ağu 2018
Mesajlar
1,043
Ben de hemen yeni ulaştığım bir kaç bilgiyi paylaşayım.

Öncelikle Uluslararası federasona bir Türk'ün başkan atandıını öğrendim. Şu okuması rahat ve bilgilendirici röportaja bakarak siz de bilgi sahibi olabilirsiniz: https://www.milliyet.com.tr/pazar/osmanli-okculari-kadar-uzaga-atis-yapabilen-kimse-yok-519051

Ayrıca bu kişinin profesyonel okçuluk kariyeri dahi olmamış bir kişi olduğunu da hemen ilk soruda görebilirsiniz.

Röportajdan bir kısmı da yukarıda bahsi geçen menzil tartışmasına açıklık getirmesi yönünden burada paylaşayım:

"Peki bu “ata sporu” ama literatürde “Türk okçuluğu” diye bir şey var mı?Bugün “geleneksel Türk okçuluğu”yla ilgili yurtdışında yazılmış o kadar çok kitap var ki... Özellikle ABD’de.

Nedir geleneksel Türk okçuluğunun üstünlüğü?Bugünkü yaylarla siz oku bilemediniz 200 metreye falan atarsınız ki erkeklerde en uzun mesafe 90 metre, bayanlarda 70 metredir. Osmanlının ürettiği sert yaylarla bizim geleneksel okçularımız 1000, 1100 metrelere kadar atış yapmış. Bu rekor hâlâ kırılamıyor.
"

Evet denilen rakamlar Tozkoparan'ın 845(yahut 846) olarak bilinen rekorundan çok daha ötede. Yani 845 metrelik menzilin en uzun menzil olmama ihtimali yüksek. Maalesef bu menzil taşları şehrin göbeğinde kaybolduğundan en uzun menzile dair bir kanıta ulaşmak çok zor olabilir.
 
Katılım
20 Tem 2014
Mesajlar
547
Ben de hemen yeni ulaştığım bir kaç bilgiyi paylaşayım.

Öncelikle Uluslararası federasona bir Türk'ün başkan atandıını öğrendim. Şu okuması rahat ve bilgilendirici röportaja bakarak siz de bilgi sahibi olabilirsiniz: https://www.milliyet.com.tr/pazar/osmanli-okculari-kadar-uzaga-atis-yapabilen-kimse-yok-519051


Ayrıca bu kişinin profesyonel okçuluk kariyeri dahi olmamış bir kişi olduğunu da hemen ilk soruda görebilirsiniz.

Röportajdan bir kısmı da yukarıda bahsi geçen menzil tartışmasına açıklık getirmesi yönünden burada paylaşayım:

"Peki bu “ata sporu” ama literatürde “Türk okçuluğu” diye bir şey var mı?Bugün “geleneksel Türk okçuluğu”yla ilgili yurtdışında yazılmış o kadar çok kitap var ki... Özellikle ABD’de.

Nedir geleneksel Türk okçuluğunun üstünlüğü?Bugünkü yaylarla siz oku bilemediniz 200 metreye falan atarsınız ki erkeklerde en uzun mesafe 90 metre, bayanlarda 70 metredir. Osmanlının ürettiği sert yaylarla bizim geleneksel okçularımız 1000, 1100 metrelere kadar atış yapmış. Bu rekor hâlâ kırılamıyor.
"

Evet denilen rakamlar Tozkoparan'ın 845(yahut 846) olarak bilinen rekorundan çok daha ötede. Yani 845 metrelik menzilin en uzun menzil olmama ihtimali yüksek. Maalesef bu menzil taşları şehrin göbeğinde kaybolduğundan en uzun menzile dair bir kanıta ulaşmak çok zor olabilir.

Aslın bununla ilgili tarihçilerin araştırma makale benzeri çalışmaları mutlaka vardır. Ama bu tarz bileğilere ulaşmak nedense hep bir kahır hep bir o kadar zor maalesef.
Magazin haberlerini gözümüze sokarlar, aramadığımız halde gözümüze batar bu tarz bildiler de bir o kadar derinlerde saklıdır.
Çok üzücü :(
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst