Selamlaşma eskiden genel olarak yaygındı.
Şehrimizin veya kasabamızın otobüsünü yolda geçtiysek bir kez dörtlüleri çaktırır, iki sellektörlük karşılık alırdık.
Mahallemizde, apartmanımızda, işyerimizde, çalıştığımız bankada selam verir ve alırdık.
Bu alışkanlık yıllar içerisinde insanların yalnızlaşmasıyla unutuldu gitti.
Kendimden örnek vermek gerekirse;
Ben hala motosikletli arkadaşlara en azından başımla selam veririm. Karşılık vermiş vermemiş çokta umursamam.
Tıkalı trafikte, iki oto veya motor yan yana geldiysek selam verir, gülümserim.
Çoğu zaman karşılık alırım. Gülümsemek bulaşıdır
Mahallemde veya işyerimde yolları süpüren çöpçüye, aşağıdaki ocakbaşında çalışanlara selam verir, hatırlarını sorarım.
Çalıştığım bankadaki güvenlik görevlisine, bankoda çalışanlara selam veririm.
Bugüne kadar hiç bir zararını görmedim.
Bir anımıda bu arada aktarmak isterim.
İster yurtiçi, ister yurtdışı firmalarla görüşmelerimde olsun, çoğunlukla önce santral cevap veriyor sonra istediğiniz kişiye bağlanıyorsunuz.
Hep o santralde telefonu açanlara hatırını sormuşumdur (halada sorarım). Evlendi, çocuğu oldu, biri vefat etti, hasta veya ailesinden biri hasta bilirim.
Bunların çoğunu firmada çalışan iş arkadaşları dahi bilmez.
Bir gün yurt dışında eğitimdeyiz. Ortadoğu grubundayız. Arap ülkeler her seferinde patrona ulaşamadıklarından şikayetçiler (herşeyi patronla konuşmak istiyorlar).
Adamda diyorki "bakın Türkiye distribürötürümüzün hiç böyle bir şikayeti yok. İhtiyaç duyduğu an bana ulaşabiliyor"

Normal çünkü santral bana adamın ev telefonuna kadar el altından vermiş


