Merhaba!
Epeyce zamandır yazmıyorum ara sıra girip bakıyorum.
Bazen yorumlara şaşıyorum, bazen gülüyorum.
Angrpower motora yüklenmedim dedikten sonra 145 km altına düşmeden gittim demiş mesela, bu mu yüklenmemek kardeş.:cherry: (Kişisel alma ilk bunu gördüm ondan yazdım örnek için, yoksa bana ne istediğin hız da sür

)
Haa böyle yaptı diye motorda ekstradan titreşim olmaz. Bu motorda zaten yeterince titreşim var. Benim motorum şu an 3300km'de, 3000km'de yazılım atıldı ve ara yağ değişimi yapıldı. Yazılım motoru rahatlattı ama titreşimle alakası yok bu rahatlamanın. 42 arka dişli şart, serviste yoktu, gelince taktıracağım.
3300km sonra söyleyeceklerim:
- Net olan şu, bu alet titreşimli bir alet, orjinal dişlisiyle uzun yola gitmek sanırım yorgunluktan öldürür. Ben zaten uzun yol için almamama rağmen, iki gün de bir işe git gelde bile yoruluyorum titremesinden.
- Genel olarak motorun selesi de yorucu, motosiklet pantolunu dışındaki tekstil pantolonlarla çokça kaydırıyor adamı, üstüne ekstra bir yastık ya da yumuşak kılıf şart gibi. 1 saat inmeden binilince popoda ciddi rahatsızlık olur, ben de yarım saatte bile olabiliyor yolun durumuna göre. Titreşimi 42 dişli ile azaltıp seleyi de tekrar gözleyeceğim ve belki bir tucano yastık takacağım.
- Bana göre öyle lanse edilmesine rağmen bu alet uzun yol ya da turing aleti değil. Ben böyle bir motorla zorunlu değilsem keyfi uzun yola filan gitmem açıkçası, çünkü sonucunun ne olacağı belli. Aşırı derecede yorar beni bunu biliyorum hele hele stok haliyle, 45 dişli, ön camsız, sele yastıksız filan işkence olacaktır.
- Şimdi uzun yola gidenler belki vay efendim ben gidiyorum da bişey olmuyo filan diyecektir. Bakın bu kişiye göre değişir ama, ben şunu anlıyorum ki arkadaşların çoğu titreşimsiz motorlara fazlaca binmemişler, yani eskiden de rahatsız aletlere binene bu alet düğün bayram gelebilir, ama benim gibi önceki motorları genelde çok az titreyen rahat motorlarsa, bu alette net titreşim ve rahatsızlık var. Kimse kızmasın ama bunu benim gibi rahat motosikleti bilen herkes de hissedecektir. Yani sen şöyle kullandın ondan oldu muhabbeti bana hikaye geliyor. Bugüne kadar test ya da rodajda sürdüğüm her motor sonrasında da aynı karakterini devam ettirmiştir. Çok çok az fark eder genelde. Yani rodajı bi yap değişir işi çokça bilimsel değil, olsa olsa pskolojiktir. Rodajdan sonra bambaşka bir motor vermiyorlar, sadece ufak bir rahatlama oluyor hepsi bu.
- Bütün bu yazdıklarım kimseyi soğutmasın motorundan ya da motoru kötülüyorum anlamına gelmesin, ben gerçekçi biriyimdir ve genelde "ulan satarken para etmez kötülemeyeyim" kafasıyla yorum yapmam. Neticede KTM Duke serisinden de bindiğim aletler oldu onlar da net söylüyorum Dominardan daha kullanışsız ve rahatsız geldi bana. Alayında da titreşim vardı. İnsanlar KTM'ye biniyorum demek ki bunlar böyle diyip ses etmiyor olabilir ama ben bindiğim motorları biliyorum sonuçta.
- Bu alet bana göre bazı yönleri eksik kalmış, bazı mevzularda yeterince iyi geliştirilmemiş bir alet. Sen ürün gamındaki en yüksek hacimli ve donanımlı alete biraz olsun daha fazla yatırım yapıp en azından konforunu artırabilirdin arkadaş. Mesela bana göre depo tasarımı ve gidonun boyu hatalı, zira bacaklarınızla depoyu değil şasi demirlerini kavrabiliyorsunuz ve gidon da yükseltme aparatı olmadan çok aşağıda kalıyor ve depo düzgün kavranamadığı için yük kollara biniyor ve el ve kollar ağrıyor, ben bunu yükseltme aparatı ve sürüş esnasında peglere biraz daha ayak uç kısmına basarak dizlerimi yükselterek basıyor ve öyle çözmeye çalışıyorum ama normali bu olmamalıydı.(Normalde zeten peglere ayak topu denilen parmakların hemen arkasındaki o top kısımla basılır ayak ortası ile değil, ama bu alette ben iyiden iyiye ayak parmaklarına yakın basmazsam depoya dizlerle ulaşılamıyor maalesef. Zaten aletten inip yandan bakınca da deponun çokça yüksekte olduğu fark edilir seleye göre.)
- Bunları yazıyorum ama bu alete yine de binmeye devam edecek miyim evet edeceğim, çünkü bu özelliklere sahip başka motorlara verecek param yok, sanırım bunu 3 yıl kadar kullanıp satacağım ve sonra yine küçük cc alacağım çünkü büyüğüne bütçem yok. İşte o hep söylenen ekmek ve köfte mevzusundan alıyoruz ya zaten bu aletleri, doğruya doğru.
İyi yanları yok mu, elbette var:
- Dominar bana göre güvenlik özellikleri oldukça iyi bir motor, frenlerinden çok memnunum, stok lastiklerle bile yağmurlu hava dahil ben frenajından çok memnunum. İyi bir lastikle tadından yenmez olur.
- Genel olarak gidişi de oldukça iyi, (titreşimi umursamazsanız, ki ben umursamamaya başladım artık) alet iyi gidiyor, stabil ve kararlı bir şekilde yürüyor, bekleneni veriyor. ben motor bloğu anlamında memnunum diyebilirim.
- Farları bir harika, neredeyse otomobil farı kadar iyi aydınlatıyor, hele hele selektörü, flaş gibi adeta, geceleri şimşek çakmış gibi oluyor selektör yapınca
- Bana göre cc'sine göre gücü de yeterli, kolayca benim istediğim 120 km civarı hızlara çıkıp o civarda stabil gidebiliyor. Benim için otobandan işe git gelde hızı ve ara hızlanmaları fazlasıyla iyi. Aynı şeyi torku için de rahatlıkla söyleyebilirim.
- Motorun dengesi oldukça iyi, çok dar alanlarda ve düşük hızlarda bile ayaklarımı yere koymadan dönüş yapabiliyorum bu denge sayesinde bundan da oldukça memnunum.
- Kısaca titreşim ve uzun süreli kullanımda bedene verdiği rahatsızlığı bi kenara bırakırsak ya da bedenimizi buna alıştırırsak(ki zaten el mahkum bindikçe alışıyorsunuz

) Dominar eksiklerine rağmen en azından şehir ve civarında binilebilir iyi nitelikleri olan bir alet. (Ben uzun yola zorunlu olmadıkça gitmem, bir kez daha belirteyim, o amaçla da almadım zaten, giden gider, bedeni ve zihni müsaade eden mobiletle bile gidebilir, ki gidenler olduğunu biliyorum mopedle filan. uzun yolu en iyi kdiner anlatır sanırım bu alet için

)
Gerekli iyileştirmelerle uzun süre binilir mi? Bence binilebilir, hatta ben binecem valla: 
- Gidon yükseltme şart bana göre, ön cam da öyle.
- Titreşim için benim anladığım 42 t dişli arkaya takılınca oldukça iyi iş görüyor, bu sebeple benim gibi daha çok otoyoldan işe git gel yapanlar için, hatta belki uzun yol için de 42 dişli güzel iş görecektir(mesela kdiner kardeşim 42 dişli ile uzun yol yapıp gayet memnun kalanlardan diye biliyorum). Ben en kısa zamanda yaptıracağım.(Bana göre 40 dişli biraz macera aramak olur bu alet de)
- Benim gibi işe git gele ya da ulaşım amaçlı kullananlara arka çanta demiri ve çanta da şart, yoksa efektifliği kalmıyor şehir içinde.
- Seleye bir minder ya da bol süngerli bir kılıf popo ağrıları için iş görebilir, ben sele altı şasi borularına süngerimsi yalıtım malzemesiyle seledeki titreşimi bir miktar azalttım ama çok iyi değil. Ekstradan rahatlatıcı bir kılıf ya da yastık şart hele de uzun yola gitmeyi düşünenler için.
Aklıma şimdilik gelenler bunlar.
Tekrar edeyim, ben bu saatten sonra bu aleti en az 3 yıl daha kullanacağım, zira 250cc japonlar 25bin tl üstü olmuşken bu alet satılıp başka bir şey alınacak gibi değil benim açımdan. Hatta belki memleketin ekonomik şartları dahilinde bir daha motosiklet bile al(a)mayabilirim, zira astarı yüzünden pahalıya gelmeye başladı benim için.
Normal şartlarda olsaydık (kastım ekonomik ve yasal olarak daha iyi şartlar) ve benim de maddi imkanlarım müsaade etseydi, muhtemelen ben de enduro ya da turing tarzı bir aleti uzun yol için alır, bir de şehir içi için bir skutır alırdım açıkçası. Mesela bir afrika twin ya da NC750 tarzı bir şey ve yanına da bir 250cc skutır. Ama maalesef ne şartlar normal ne de benim maddi şartlarım iyi. Bu sebeple eldeki bulgur komşudaki pirinçten yeğdir deyip devam edeceğim. Ama bu durum nereye kadar daha gider bilemiyorum. Sadece şunu biliyorum, bunu satarsam daha üst segmente değil, daha alt segmente geçe(bili)rim.
Yazdıklarım tamamen benim ekonomik şartlarım ve sürüş deneyimlerime göredir. Olabildiğince gerçekçi ve objektif yaşamaya ve yazmaya çalışan biriyimdir. Şüphesiz yazdıklarım sizlere doğru ya da iyi gelmeyebilir, ben kendi düşünce ve hissettiklerimi yazdım. Öyle olduğu, öyle hissettirdiği halde markayı ya da modeli övecem diye olana yok, olmayana da var diyemem.
Yaş 50'ye doğru ilerlerken motosiklet mevzusuna da abartmadan bakan, tutku olayından çoktan vazgeçmiş ve motosikleti bireysel ulaşım ve ara sıra da kısa geziler için kullanan biriyim. Bunun haricinde motorculukmuş, hobiymiş, şuymuş buymuş beni çokça enterese etmiyor ve çoğun çokça saçma ve koca koca adamların çocukça oyunları gibi geliyor artık bana. Çevremde geç yaşlarda motor sahibi olup da, sanki yeni bir oyuncağa sahip olmuş gibi abartı hareketler yapan, ama motosiklet sürüşü konusunda kendisini hiç geliştirmeyen tipleri de gördükçe kendimi o güruha ait hissetmediğime daha çok kanaat getiriyorum. Motosiklet, motosikletçi ya da motorculuk hakkında da bir sürü şey yazabilirim ama bunları zaten yıllardır blogumda yazdım, ara sıra keyfim olursa yine yazıyorum. Bu sebeple sanırım yine uzun bir süre yazmayabilirim buralara.
Herkese kendi motosikleti ile sağlıklı günler diliyorum.
Motosiklet gereksiz riskleri asla kaldırmayan bir alet, bu sebeple "ben oldum demek öldüm demek gibi motosiklet mevzusunda", aman diyim artistliğe, havalanmaya, Ikarus abi gibi olmaya, sendromlara filan girmeyelim, dikkatli sürelim, ne kendimize küfrettirelim ne de arkamızdan ağlatalım.
Uzun zaman yazmayınca böyle destan yazılıyor işte, buraya kadar cidden okuyan varsa teşekkürler.
Haydi kalın sağlıcakla. Selam ve sevgilerimle.