şu fişleme olayına bir açıklık getirelim:
40 yaşındayım ve fişleme hadisesinin ağababasının askeriyenin etkin olduğu dönemlerde yapıldığını bilirim. sırf namaz kılıyor diye ordudan görevli personelin ilişiğinin kesildiğini bilirim.
sansür olayının kralı 70'lerde 80'lerde yapılıyordu. çekilen her film o dönemdeki sansür kurulundan geçmedikçe yayınlanamıyordu.
birçoğunuz evlerde kitap bulundurmanın zindana atılma sebebi olduğu dönemleri bilirsiniz. misal evinizde sol içerikli bir kitap bulunduğu zaman kodesi boyluyordunuz.
kürtçe konuşmak yasaktı mesela. şaka gibi.
ha keza başörtüsü ile üniversiteye alınmayan insanlar vardı. okula ilim öğrenmeye gelen bir insanların şekil ve şemalinden ötürü kapıdan geri döndürüldüğü yıllar.
amacım eskiye dönmek değil. şu dönemde yaşananlar eskiden uygulanan saçma sapan fişleme ve sansürlere karşı oluşan bir tepki gibi. öyle görüyorum. şu anda yapılan negatif uygulamalar eskisi kadar sert değil.
burada oluşan hava, eskiden süper bir toplum iken birdenbire baskıcı bir yönetim altına girdiğimiz.
zinhar yanlış, zinhar hatalı.
bana göre bu dönem de etkisini yitirdiği zaman daha barışçıl daha özgürlükçü bir yönetim anlayışına sahip olacağız. dengeyi bulacağız. birkaç kuşak sonra daha serbest bir toplum olacağız.
halkımız köylülük ve kasabalılıktan çıkıp şehirli bir toplum haline gelene kadar bir miktar ızdırap çekeceğiz.
eyyorlamam bu kadar.
Bir noktaya kadar sözlerinize katılıyorum. Fişleme, adam kayırma, devlette yandaş kadrolaşmasının temelleri çok eskiye dayanıyor.
Bu ülkede baskı ve adam kayırma her zaman vardı. Sadece baskı yapanlarla baskı görenler yer değiştirdi, o kadar.
Başörtülü olduğu için üniversiteye alınmayan genç kızlarımız vardı ki resmen utanç yıllarımızdı. Hem diyorsun ki kızlarımız cahil kalmasın, hemde üniversiteye girecek kesimin kılık kıyafetine karışıp kendi görüşünden insanlar olmasını istiyorsun. Akıl alır gibi değildi.
O zamanlarda bu zulme karşı susanlar, utanmadan şimdi çıkıp "kızlarımız cahil kalmasın, kızlarımızı okula gönderelim" kampanyaları yapmaya çalışıp kendilerini aklamaya uğraşıyorlar.
Fakat, önemli olan ve hala çoğumuzun anlayamadığı şey şudur; iki negatif sayının toplamı pozitif sayı vermez. Yanlış yanlışla düzeltilemez.
Bunu bir intikam yarışına çevirmenin ülkelere hiçbir faydası olmadığı geçmişe(tarihe) bakınca açıkça görülüyor.
O daha az baskı yaptı bu daha fazla baskı yaptı tartışması da bizi hiç bir yere götürmez.
Eskiden yapılan fişleme, adam kayırma ve kadrolaşma kötüydü eyvallah, günümüzde bunu yapan kesim değişti diye bu sefer de alkışlamamızı bekleyen varsa da kusura bakmasın. O zaman ne kadar muhalifsem, şimdi de o kadar muhalifim yapılan yanlışlara.
Bizi yönetenler bunu anlamak zorunda. Ancak ne iktidar, ne de muhalefet partileri bu uzlaşı zemininde değiller. Gidişat da hiç iyi değil.
Sonumuz hayır olsun inşallah.