- Katılım
- 9 Şub 2008
- Mesajlar
- 2,858
- Konu Yazar
- #1
Motosiklete yaz sıcağına aldırmadan, tam korumalarla binmişim
Kartal sahilden çıkıp Maltepe'ye doğru yol alıyorum.
Motosikleti ile bir apaçi arkadaş, hiç bir koruma kıyafeti yok, arkasında manitası kask dahil hiç bir koruma yok makas ata ata geçiyor yanımdan
derken yanımdan başka bir motosiklete 3 kişi binmiş altlarında şortları, üzerlerinde t-shirtleri dünya umurlarında değil...
Bense onca tecrübeme rağmen onlar gibi sürmeye cesaret edemiyorum, trafikte araba gibi olduğum yerde bekliyorum tepemdeki 35 derece yakan güneşe aldırmadan..
Sahilde her yer mangal dumanı, aniden yola bir top fırlıyor arkasından yola o topu almak için bir deli kanlı atlıyor trafikte hızla geçen araba ve motosikletlere aldırmadan...
Arabalar sağlı sollu park etmiş, trafik hafif yoğunlaşıyor, çarşaflı bacılar karşıdan karşıya geçmeye çalışıyor önüme atlayarak üstelik kucaklarında zavallı bebekleri ile, bir kaç araba ani frenliyor zar zor ölmeden karşıya geçebiliyorlar, oysa sadece 10 metre ilerde yaya için trafik lambaları var.
Nereden ne çıkacağını hiç kestiremiyorum sanırsın Hindistan'da kuralsızca akan bir trafiğin ve insan selinin arasındayım.
Sürerken sürekli eğitimlerimi hatırlıyorum. Sanki Motor tecrübem arttıkça korkularım da gittikçe artıyor.
Taksi şöförleri deli gibi takip mesafesi bırakmadan motosikletin arkasına iyice yaklaşıp az bir sola veya sağa çekilsem ezmek istercesine ısrarla taciz ediyor...
Arabasının egzosunu delmiş sürekli gaz fren gaz fren yaparak kendine boşluk arayan maganda sinirleri iyice geriyor.
Sadece 3-5km sahilde motor sürüyorsun ama için rahat değil, artık motorun ne keyfi var nede heyecanı..
Eve dönüyorum, motordan iniyorum içimde geriye kalan tek şey korku!
Evet artık korkuyorum
2 gün önce, yiğenim motosikleti ile bir arabaya çarptı, tamamen doğru yerde doğru hızda doğru kıyafetlerle motorunu sürüyordu kendini bilmez biri yan yoldan ters tarafa dönmeye çalışırken yiğenime çarptı ve ameliyat olacak haftalarca yatağa mahkum.
Aynı gün düzenlediğim motosiklet toplantısına gelmek üzere yola çıkan 2 arkadaşım motor kazası geçirdi, üstelik hiç ama hiç bir suçları yok, oldukları yerde araba gelip çarpıyor kamera kayıtlarını izlediğimde şok oluyorum.
Geçtiğimiz hafta aynı gün içinde 2 motosiklet kazasına daha şahit olıyorum, birinde e5'te motorcu arkadaşımı iyice sola sıkıştıran araba bariyerlere çarpmasına sebep verdikten sonra kayıplara karışıyor, sonuç: arkadaşın bacağında 3 kırık, diğerinde hatalı U dönüşü yapan araç önümdeki motorcuyu düşürüyor ve kolunu 2 yerden kırarak kayıplara karışıyor.
Evet artık korkuyorum, 200bin km motor üzerinde şehirler ve ülkeler geçmiş biri olarak İstanbul'da motor süremiyorum. Çünkü trafikte görünmediğimi kabul edip hayalet gibi dolaşmam, tam korumalarla, doğru eğitimle doğru motosikleti kullanmam tüm kurallara uymam kaza yapma riskimi birazcık bile azaltmıyor.
İstanbul'un trafiğinin bize tahammülü kalmadı.
Devlet daha yeni tüm motorlara %20 gümrük vergisi ve zammı ekledi, tüm ekipman ve aksesuarlarımız fahiş zamlandı,
2015 yılında 24.500tl ye aldığım motosiklet an itibari ile 42.500tl oldu.
Barkın Bayoğlu Boğaz köprüsünde hiç bir suçu olmamasına rağmen yola bir yaya fırlayacağını tahmin edemediği için öldü.!
Her zaman kendimizi hatalı görürdüm, artık biz hatalı değiliz biliyorum.İstanbul'un motosikletlere tahammülü kalmadı, yakında da evlerimizden çıkınca arabalarımızla 1 adım bile ilerleyemeyince belki artık İstanbul'da da daha fazla yaşanmayacağını anlarız..
Hoşça-Dostça