Mustafa üzüldüm keşke pigacio maceran başarılı olsaydı, ama malesef şunu bir daha gördük kü ülkede ne dogru düzgün usta ne dogru düzgün parça var , ne dogru düzgün eğitim , buyüzden eski klasik bir şeyi yürütemiyoruz.
Klasiği geç 10 yaşını geçtimi aletin işi bitiyor yabancı ülkelerde 30-40 yıllık aletler i halen aktif olarak kullanabiliyorlar
Gelde imren me..
Tekrar senin için hayırlısı olsun
Şerif abi, ben de oldukça üzgünüm bu konuda. Bu yazı dizimde aslında dediğiniz gibi biraz da ülkemizde usta olmayışını anlattım. Piaggionun parçası var. İtalyadan geliyor fakat sorun şu. Ülkemizde stoğu yok denecek kadar az. Ben iki hafta önce Karşıyaka Motors'tan bir parça istedim, stoklarında yoktu. Dedim nasıl olacak peki? İlgili beyfendi dedi ki: "Biz sizin şu an sipariş kaydınızı alacağız, eylülde siparişinizi gireceğiz. Çünkü ağustos ayında piaggio fabrikası komple kapalı. Eylülde açılacak. Gelmesi ekim başını bulur." Şaka değil. Temmuzda sipariş, Ekim başında teslim.. Durumlar bunu gösterdiğinde ilandaki satış fiyatımı aşağı çekme kararı aldım...
Ülkemizde bir ilginç durum daha var. Genellikle (Bakımı zamanında ve olması gerektiği gibi yapılmışlar hariç.) ilanda ve çevremde gördüğüm 40-50k bindeki motorlar ya rektefiye görmüş ya da rektefiyesi geldiği için satışta. Ve bu motorlara baktığınızda bilindik markaların çok bilindik motosikletleri. Satış ilanlarında tabiki de temiz ve bakımlı olanlar kendini belli ediyor hem fiyat hem görüntü açısından..
Gözlemlediğim kadarıyla Türkiyedeki motosikletlerin genel hikayesi sanırım şu:
Motosiklet satın alınıyor, genellikle ilk yıllar serviste daha sonra tavsiye usulü gidilen ve her motora bakan ustalarının maharetli ellerinde tamir ve bakım görüyor. Kullanıcı tarafından kah hor kullanılıyorlar kah temiz. Ta ki ilk arızayı çıkarana kadar...
Materyal yorgunluk ve değişmeyen parçalar neticesinde oluşan ilk arızalar sonrasında çıkardığı arıza boyutlarınca hatrı sayılır sayıda kullanıcı değiştirmeye başlıyor. Bu esnada (bazen geri sardırılarak) 40-50 küsür bin kilometreyi (ya da daha fazlasını) devirmiş oluyor.
Sonunda orjinallik ve anahtar değmemesi neticesinde "Sahibinden herşeyiyle ooorrrjiinallllll..." motosiklet patlamadan hemen önce yakan top gibi hop ondan ona ondan ona satılıyor derken top kimde patlarsa bir anda çöp, hurda, ne derseniz diyin motosikletin sonu o oluyor. :queen:
Bi motor 20-30k binden sonra binilmez gibisinden bir algı var. Hele 40 bini geçtiyse öcü, cıs, kaka.. Bunun sebebi sanırım yukarıda yazdıklarım. Gerçi ben de bu motorumda yaşadım acı örneğini. Aldığımda 48 bindeydi, 51 binde sattım. Yakantop beni de yaktı ama patlamadı çok şükür.

Demek ki halkımız bu konuda haklı...
Bazı vatandaşlarımızdan, bilhassa her motora bakan tamircilerimizden duyarız. "Falanca makinayı alırsan var ya onlar ömürlük ömürlük. Seni gömer torununa kalır. Alıyorsun, yağını suyunu koyuyorsun sonra buradan fizana gidiyorsun/eşek gibi biniyorsun." Demeyin şöyle hemşerim yaa! ::angry2:: Sizin yüzünüzden normal bakımlarını yaptıracak vatandaş gaza gelip bakımları erteliyor hatta daha kötüsü iki bakımdan birinden vazgeçiyor! Motorum ömürlük bişi yapmasam da gider nasılsa diyip yağını bile değiştiresi gelmiyor! Motor sağlam nasılsa diye içindeki yağ katrana dönene kadar binip sonra marifetmiş gibi, "Alet hakaten çok sağlammış yeaaa baksana katranla bile çalışıyo :cherry:" diyor!!!
Yani öyleyken öyle işte şerif abi. Benim penceremde durumlar bu, içimi döktüm yine gece gece.
Sağlıcakla...
