dominarın topcase ve yan çanta demirleri hazır biçimde gelse daha iyi olurdu sanırım. ben sırf yanlara çanta bağlayabilirim diye boxer almıştım. diğer discover ve ns modeller hiç bir işe yaramaz halde göründü gözüme.
demirler toptan imal edildiğinde ucuza mal edilebilir. benim amacım genel olarak motosikletle hem ulaşım ihtiyacımı karşılayayım, hem de gezi / kamp hedefime ulaşayım. bu yüzden yan ve üst çanta demirleri olmazsa olmazımdır. çadır ve uyku tulumlarını taşıyabileceğim yerler olmalı. sırt çantana koy gibi bahaneler üretilmemeli. işte benelli trk 502 ne kadar amaca hizmet ediyor yapı olarak. fiyatı görünce ise fersah fersah uzaklaşıyorum ben kişisel olarak.
bu gidişle inatla küçük cc li motorumla amacımı gerçekleştirmeye çalışacağım.
1985 yılında ilk kez araba sahibi olmuştum. geçen yıla kadar hiç arabasız kalmamıştım. ford van tipi sıfır araç için yazılmıştım. tam ağustos ayında almayı hedeflediğimde, hatta fiyat indirimi beklediğimizde fetö darbe teşebbüsü bahanesiyle 2500 tl zam bindiriverdiler. ben de almaktan vaz geçtim. bir yıldır arabasız durumdayım.
okula hava iyi olduğunda boxer ile, hava iyi olmadığında dolmuş ile gittim. bir şekilde arabasız yaşanabildiğini fark ettim. alışkanlıklarımın zincirinden kurtulabilmenin hazzını yaşadım.
bunun gibi, yüksek cc li motosiklet arzularımı gerçekleştirememe durumunda dünyanın sonu olmayacağı analojisine ulaşabiliyorum. motosiklet tutkunları olarak örgütlü biçimde birlikte olabilsek, birkaç sene hiç motosiklet değiştirmeden / almadan yaşantımızı sürdürmeye çalışsak sanırım bu japon firmalarına ve diğer firmalara derslerini vermiş oluruz. bu bilinci oluşturmalıyız bence.
tekeriniz düz bassın...
Hay ağzına sağlık.
Senin gibi düşündüğüm için daha bu devalüasyondan önce evimi ve arabamı değiştim(evet öyle bi devalüasyon oldu arkadaşlar hala anlamadıysanız), her ikisinde de kara geçtim çünkü arabada dizelden vazgeçip benzinli ve daha düşük cc araba aldım. Evde ise daha büyük evi daha uygun fiyata ama başka bir semte taşınarak aldım(bi de elime para kaldı arabanın borcunu azalttım). Arabada hem vergi avantajı sağladım hem dizelle aradaki farkı kurtardım, ki hesapladığımda dizele vereceğim parayı ancak 5 yılda filan kapatabiliyordum. Şimdi hiç pişman değilim.
Sonra motosiklet aldım 150cc. Bugüne kadar 4 adet motor aldım ve 250cc üstü hiç motor almadım. Bundan sonra da İstanbulda yaşadığım sürece alacağımı sanmıyorum. Motorun vergisini az önce ödedim Temmuz taksidi 61 tl.

Xmax 250 alabilir miyim diyordum ama kılıyla yünüyle bana neredeyse 20 bine patlayacak 250cc aleti üstelik daha araba borcu filan öderken almaktan vazgeçtim. 11 bindeki Pulsar ns 150'm ile en az 2 yaz daha beraberliğimi sürdürme kararı aldım. Söylediklerinin hepsine katılıyorum. Bilinçli tüketici hatta bilinçli toplum olamadıkça kazığı hep biz yeriz, yiyoruz. Arabasız yaşanmaz mı, bekarsanız çook da güzel yaşanır. 31 yaşımda evlendim ve o yaşa kadar hiç arabam olmadı hatta evlendikten sonra da çocuk yapmaya karar verince aldık ilk arabamızı yani 7 yıl sonra filan. Oluyor gayet güzel yaşanıyor. Şu anda da arabayı, işi eve daha yakın olan eşim, o da sadece haftada 3 gün kullanıyor diğer günler metroyu kullanıyor, bense yılın 8 - 9 ayı motorla işe gidiyorum, kışın ben de toplu taşımaya devam. Arabayla zorunlu olmadıkça hiç işe gitmedim. Sadece çocuk olduğu için iş dışında sağa sola çocukla giderken biniyoruz arabaya, ihtiyaç için yani. Haa hafta sonları onca trafiğe girip uzak gezmelere de gitmekten vaz geçtik uzun zaman önce, gideceksek de toplu ulaşımla gidiyoruz ya da şehrin dışına sürüyoruz arabamızı. Bundan hiç de yakınmıyorum.
Halen bekar olsaydım muhtemelen bu yaşıma kadar hiç araba almamış olurdum. Onun yerine 250 cc ya da altı bir motosikletim olurdu yine muhtemelen.
Çok fazla faktör var alış verişlerimizi belirleyen ama en önemli ve asıl gerçeğimiz olan
"buna gerçekten ihtiyacımız var mı, ihtiyacımızı görüyor mu?" kriterini genellikle atlıyoruz. Hani tüketim toplumu olduk deyip duruyor ya uzmanlar, ondan mütevellit ihtiyacımız olsa da olmasa da alma durumumuz hemen hepimizin var ne yazık ki. Oysa bizden daha gelişmiş, ekonomisi daha sağlam ülkelerde özellikle gençler çoğunlukla araba bile almadığı gibi kimisi de eski model araçlara biniyor, bu motosiklet için de geçerli. 25 yıldır Almanya'da yaşayan abim ilk sıfır arabasını çocuğu doğunca almıştı, ondan önceki araçları hep 8 - 10 yaşında filandı. Bilinçli toplum olamadıkça kazık yemeye devam edip duracağız. Gerçek ihtiyaçlarımızı belirleyebilmek için ille de filozof olmak gerekmiyor ki, mantıklı ve gerçekçi düşünerek davranmak yeterli.(Ama bunu yapabilmek için de filozof mu olmak gerekli yoksam

)
Kampa gitmek için de işe gitmek için de esasında 125 cc bile işinizi görür, çanta takmaksa ben Pulsarıma topcase taktım, üstelik demiri ve çanta birlikte bana 110 tl'ye mal oldu, kendim takınca da işçilik ödemedim. Yan çanta da takılabilir istenirse yeter ki çözüm üretecek insan olsun. Oluyor yani. ben de esasen işe gitmek ve evdeyken de şehir içi işlerimi görmeye kullanıyorum ve çook işime yarıyor, 3litre ve altında yakıyor 100km'de, bir günde 4 - 5 tane yere girip çıkıyorum ve ne otopark sorunu ne trafik sorunu kalmıyor. Bu arabayla da büyük cüsseli bir motosikletle de sıkıntılı. Arabada zaten imkansıza yakın İstanbul'da. Bu sebeple bence kararınız doğru Dominara ben açıkçası o parayı vermem, veremem. Ki tip itibariyle de daha ziyade keyfi alınabilecek bir alet gibi. yani kamp, iş güç için herhangi bir 125 - 250 cc aralığındaki alet işinizi görür.
Açıkçası iş yerime gitmek için yarım saat TEM'i kullanmasaydım rahatlıkla bir boxer'da ben alabilirdim. Küçük bir yerde yaşasam muhtemelen öyle bir şey alırım.
---------- Mesajlar birleştirildi - 11:10 ---------- bir önceki mesaj zamanı 10:35 ----------
Bu arada şunu da belirteyim Dominara ve Bajaj'a haksızlık olmasın:
400cc bir aleti bugün büyük markaların hiç birinde o paraya alamıyorsunuz, Bajaj'ı bu konuda tebrik etmek lazım. Her şeye rağmen Dominar 400'ün fiyatı alınabilecek bir seviyede, bugün Yamaha xmax 250 (başka bir kategori olsa bile) 18 bin küsurken, Dominar ondan ucuz(Neredeyse MT25'le aynı fiyat), almak isteyen için gerçekten cazip. Bajaj, son 10bin bakımında gördüğüm kadarıyla servislerinde de düzenlemelere gitmiş sanırım, artık kayıt olmadan ben bakıma geldim mevzusu filan yok, sıraya filan girip bilgisayara kaydettiriyorsunuz kendinizi, bakım sonrasında da arandım ve memnuniyet anketi yapıldı filan yani sanırım o eski Kanuni imajından kalan bisikletçiden bozma servis olayını düzeltme peşindeler. Umarın başarırlar. (Hatta ben olsam Kanuni'den tamamen vazgeçer tüm enerjimi ve sermayemi Bajaj için kullanır, onu pazarda daha da iyi bir yere getirmek için uğraşırdım. Neticede Kanuni imajı ortada.)