Önce şunu yazmadan geçemeyeceğim:
Birisini ya da bir şeyi eleştirmek için eleştirenin o işi yapmış ya da o başarıyı göstermiş olması gibi bir saçma yaklaşım olmaz. İnsan düşünen, aklı olan bir varlık olduğuna göre, entelektüel kapasitesi dahilinde istediği şeyi, istediği kişiyi eleştirebilme hakkına da sahiptir. Bir şarkıyı beğenmedim diye kimse bana sen çal, söyle de görelim diyemez, başkasına da diyemez, dememeli, derse mantıksal olarak hata vardır orada, ki zaten buna engel olma şansınız yoktur, adam eleştirecek. Kaldı ki, spor, sanat, medya v.b. mecralarda iş tutanlar, yani yaptığı işi halka sunanlar iyi ya da kötü her türden eleştirinin gelebileceğini ve bunun da gayet doğal hatta işin doğası gereği olduğunu bilmek zorundadırlar. İnsanlara şahsi hakaret içermediği sürece en sert eleştirileri getirmek insani bir haktır (hatta gerçek demokrasilerde hakaret etme özgürlüğünün bile çoğu kez eleştiri hakkı olduğu düşünülür).
Bu tespitten sonra, COQ hocamızın yazdıklarının çok isabetli ve doğru olduğunu düşünüyorum. Bilhassa sporda, şahsi siyasi düşünce ve inançlarını çokça ön plana alarak iş yapmak bence de yanlıştır. Ki ne yazık ki ülkemizde içi boş yığınların çokluğu, (ve maalesef devletimizin eğitimdeki hatalarının da sebebi ile) entelektüel kapasitenin, insani kalkınmanın düşüklüğü yüzünden, inanç ve ideolojisini başkalarına lanse ederek kendisini ispatlamaya çalışan insan sayısı oldukça yüksek. Takım tutar gibi inançlı, takım tutar gibi siyasiyiz çoğumuz. Oysa normali bu değil. Burada yaşanan pek çok tartışmanın da ana nedeni bu zannımca. Aynı malum sebeplerden ülkemizde dünya çapında sporcu, sanatçı, bilim adamı v.b. de az yetişebildiğinden, tek tük başarı gösterenleri de normalin çok üstünde abartıyoruz haliyle. Hemen her konuda bunu gözlemlemek mümkün forumda da memlekette de. Bu sebeple bu tarz sanal mecralardaki kalitesizliğin artışı da gayet doğal. Zira bahsini ettiğim şeyleri bünyesinde normalize etmiş, hani az buçuk beyninde kapasite artırımına gitmiş insanlar genellikle ya hiç bulaşmıyor bu tip ortamlara ya da çok az yazıyorlar v.s. v.s.
Kenan benim memleketlim. Babası Motorcu İrfan diye bilinen tanınmış bir motosiklet tamircisi ve binicisiydi. Yani zaten motosiklete doğmuş çocuklardı Sofuoğlu kardeşler, şartlar - en azından motosiklet adına - o kadar da kötü değildi. Baba da motorcu olup çocuklarına bu yolda sıkı destek verince çocuklar yarışçı olabildi. Tabii ki bireysel olarak bu işe yatkın oldukları da çok açık, hatta abartıp genetik olarak bile diyebiliriz, babadan dolayı. Kenan yaptığı işte başarılı mı, evet kesinlikle başarılı, o kategorinin yıllardır şampiyonu, ama bu onun bunun üstüne bir şey koyamadığı için eleştirilmesine engel mi, hayır. Zaten sporun doğasında yok mudur eleştirmek, eleştirilmek. Sadece bunu gazete köşesinde, tv ekranında yapıp hayatını kazanan insanlar var, ki ben pek çoğundan hazzetmem. O halde birileri eleştirdiğinde dellenmenin anlamı yok, dellenseniz de eleştirecekler zira ve en doğal hakları. Kimsenin de yaptığı iş için başkalarının savunmasına (şayet hukuki bir durum değilse bu) ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. Kenan işini yapıyor, bulunduğu yerde en iyisini yapıyor ama bunca sene sonra gönlümüz onu daha iyi daha üst seviyelerde görmek de istiyor(du). Olmadı, yaşı itibariyle de olacak gibi görünmüyor. Olay bundan ibaret galiba.
Yoksa eleştiriyi yapan da kendisinin daha iyi yarışacağını filan iddia etmiyor ki, bunun hemen aşağıya çekmek, çekememezlik olarak görülmesi doğru değil, asıl eleştiriyi kaldıramamak, hele hele bizim sevdiğimiz, fanı olduğumuz birinin eleştirilmesi karşısında hemen savunma pozisyonu almaktır sıkıntılı olan. Nasıl övgüyle bahseden varsa, eleştiren de olacak, bu düşünce ve düşündüklerini beyan etme özgürlüğünden başka bir şey değildir, ki en temel insan haklarından biridir. Bizler daha sakin, daha sağduyulu kaldıkça bu işlerde yol alabiliriz, yoksa bugünkü mevcut durumla sürdürülebilir bir toplumsal birlikteliğimiz olmaz. Çünkü her konuda yaklaşımımız aynı yanlış noktalardan oluyor maalesef. Bunda temel neden şüphesiz yukarıda bahsettiğimiz eğitim(sizlik) sistemimizdir. İnsani düzeydeki kalkınma zaaflarımızdır v.s v.s. Uzar gider. (Bahsini ettiğim şey, avm'ler, yollar, köprüler yapmakla alakalı bir şey değildir, yanlış anlaşılmasın, onlarla koşut hatta onlardan daha önce ve ileri düzeyde insani kalkınmadır, ki içine başta kaliteli eğitim olmak üzere sağlık, yığınla sosyal hak v.b. girer)
Klasik demokrasi ya da düşünce özgürlüğü mottosudur(Voltaire'e ait olduğu net değildir): "Söylediklerinin hiç birine katılmıyorum, ama senin onları söyleyebilmen için canımı bile veririm."
İşte bu noktaya gelebilirse kafalarımız ülke olarak kendimizi bambaşka çıtaları aşıyor olarak bulabiliriz. Zor görünse de umarım buluruz.
Kalın sağlıcakla.