- Katılım
- 6 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,546
- Motosikleti
- Honda Crf 250 L (2020), Honda Sh 125i
- Konu Yazar
- #1
Geleneksel Hamok 5. Aladağlar Kış Kampı bu yıl 04-05-06 Mart 2016 tarihlerinde gerçekleşti.
Bu yıl kampımızı 6 kişi yaptık.
Kadromuz aynen şöyleydi..:
1- Sıtkı Güven (Honda CRF 250 L) Hatay
2- Fuat Bahadır (BMW 1200 GS) Hatay
3- Sertaç Kaya (Honda NC 700 X ) Hatay
4- Mehmet Çulcu (Yamaha XT 600) Adana
5- Adil Berk Oğuz (KTM 250 EXC SD) İstanbul
6- Bahadır Candemir (KTM1190 ADV) İstanbul
Biraz zorluydu bu yıl. İki gün boyunca tipi soluk aldırmadı desek yeridir. Şiddetliydi tipi. Kurulan 3 çadırdan ikisini dağıttı. Dönüşe başlayacağımızda gidemedik. 3 saat mahsur kaldık. Tipi yolu kapatmıştı.
Her yıl güzergah olarak Antakya-Kozan-Feke-Saimbeyli-Develi-Yahyalı güzerghını kullanıyorken, bu yıl bir değişiklik yaparak, Feke'den sonra Mansurlu üzerinden gittik. Bu yol yaklaşık güzergahımızı 100 km. kadar kısaltıyor. Her yıl sorar, kapalı olduğunu öğrenince vazgeçerdik. Bu yıl açıkmış şansımıza.
Kısaca güzergahımız aşağıdaki gibiydi.

İstanbul'dan gelen arkadaşlarımız ise, her yıl olduğu gibi bu yıl da aşağıdaki güzergahı kullandılar.

Akşamdan yükümü denkledim. Sabah erken çıkmayı düşünüyoruz.

Henüz gün ağarmadan yoldaydım. Şehir çıkışında yakıtımı tamamlayıp,

Hafif yağışlı havada Topboğazı'na yollandım.

Topboğazı'ndayım. Burada Reyhanlı'dan gelecek olan Fuat Bahadır'la buluşacağım.

Guneş, beklerken doğdu üzerime.

Ve güneşin doğuşunu izlerken ışık kümesi arasından Fuat göründü.


Vakit kaybetmeden üçüncü arkadaşımızla buluşacağımız Kozan-Dağılcak'a doğru hareketlendik.


Otoyoldayız. Islandıktan sonra giymenin anlamı yok diyerekten ıslanmadan önce yağmurluklarımızı giydik.

Ne güzel...Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Sevgili Erkin'le otoyolda karşılaştık. Eh, bu durum önümüzdeki yıl da tekrar ederse gelenekselleşen bir otoyol buluşması sözkonusu olabilir.

Hazır Erkin'i bulmuşken yoldaşımla...

Hatıra olsun.


Buluşma noktasında kontrol etmemiştik. Fuat'ın tavası ve ızgarası fiks.

Yağışlı hava peşimizde. Erzin'deyiz. Kısa bir mola verip,


Kozan'a doğru devam ettik.

Adana'dan organizasyonumuza katılan arkadaşımız Mehmet Çulcu ile Dağılcak'ta buluştuk.



Ve planladığımız gibi mükellef kahvaltımızı yaptık neşe ile.

Hımmm...Feke'ye doğru yağış pek yok gibi.


Muazzam güzel bir manzara eşliğinde yol alıyoruz. (Fotograf böyleyse, gözlerinizi kapatın ve gerçek manzarayı tahayyül etmeye çalışın)


Feke'de, herzamanki duraklarımızdan biriyiz. (İstasyondaki arkadaşları görünce eski dostları görmüş gibi oluyoruz. )

Arkadaşlarımız bize Mansurlu yolunun açık olduğunu ve oradan gidersek 100 km. kadar tasarrufumuzun olacağını söylüyorlar. Ve kağıt üzerinde yolu tarif ediyorlar.

Yolcu yolunda gerek.


Bir nevi navigasyon işte. Tek sorun, su geçirmez değil.

Feke'nin içinden Mansurlu yoluna dönüyoruz.

Oldukça güzel manzaralara sahip keyifli bir yol. (En azından şimdilik öyle)

Bu yolu ilk kez kullanıyoruz. Yukarılar biraz bozuk.



Daha ileriler ise, uzun süre asfaltsız ilerlememizi gerektirdi. Olsundu, yakındı ya...


Yol ayrımları biraz sıkıntı oldu. Zira etrafta birilerini görmek zor.


İşi gırgır şamataya vuruyoruz.

Devam...


Sedir ormanları çok güzel.

Daha yukarılar sisli ve hafif yağışlıydı.




Konarak, göçerek...

Mansurlu'ya ulaştık.

Sonrası asfalttaydık.

Bu yolda ırmaklar yoldaşımız oldu hep.

Tekrar yükseldik.



Bu kadar etkileyici ve güzel bir ortamın tadını çıkarmayacağımızı düşünmüyorsunuz herhalde.

Ve sonrasında biraz kar yağışı,


Sonrasında Yahyalı'ya yaklaştıkça kabak çiçeği misali açılan hava.

Yahyalı'dayız. Yani buluşma noktamız.
Henüz gelmiştik ki, İskenderun'dan biz geçtikten sonra çıkan Sertaç Kaya, NC 700 ADV'si ile yanımızda bitiverdi.
Ettik dört...


Mehmet Amca...
Bizim buraya beşinci gelişimiz ve ilkinde tesadüfen tanıştığımız ehmet Amca o gün bu gündür her seferinde bizimle ilgilenir ve lojistik desteğimizi sağlar.
Her ne kadar görmeyecek olsa da, yine de buradan tekrar teşekkür etmek isterim.

Markete gidiyos

Doyuran Baba Fuat işbaşında.

Çulcu'da yardımcı.

Marketten çıktığımızda, İstanbul'dan Adil Berk Oğuz'un gelmiş olduğunu gördük. Ekip tamamlanıyor.
Berk'in motosikleti KTM 250 EXC SD Special. Berk çözümü böyle bulmuş. Minibüse yükleyip geliyor. (İyi de ediyor)
Kısaca ettik Beeeşşş... (Bir tek İstanbul'dan gelecek olan Bahadır kaldı. O da yakınlarda biryerlerde. )


İndirmeye yardım ettik.


Ve Berk te hazır.



Mehmet Amca minibüsü güvenli bir yere parkettirdikten sonra bir arkadaşıyla birlikte bizi yolculamaya gelmiş.

Son bir çay diyoruz.

Yanlış olmasın. Fuat'ın yağmurluğunu çıkarmasına yardım ediyorlar.


Yahyalı'dan ayrıldık. Yoldan yakıtlarımızı tamamladık ve,

10 km. ilerideki maden yoluna, yani çıkışa başlayacağımız noktaya geldik.

''Hazırız'' pozu...



Ve tırmanışa başladık.

Önceki yıllarda bu yol baştan itibaren topraktı. Son iki yıldır belli bir yer asfaltlanmış.

Bizi bekleyen karlı tepeler...

Ve 1. Aladağlar Kış Kampı'nda en son çıkabildiğimiz nokta. Suna Yaylası. (Ne gündü bee...)

Gitgide yaklaşıyoruz. Aşağıda açık bir hava varken, belli ki yukarılar bozuk.



Asfalt bitti. Çamur hakim şimdi yola.


Zaman zaman yoğunlaşan çamur var. Fuat'ın beraberinde getirdiği kar paletlerini deneme zamanı.

Lakin paletler otomobil lastiklerine göre. Motosiklet lastik ve jantına bol geliyor.


Çare bitmez. Paletler kısaltılıp iki taraf delinerek cırtla bağlanılmaya çalışılacak.

Şimdi oldu gibi.

Bu arada havanın kararmaya başlamasıyla birlikte kar yağışı da başladı.

Bu noktada Bahadır'dan haber aldık. Yahyalı'ya ulaşmış. Burada durmuşken beklemeye karar veriyoruz. Zaten kelepçeler ancak biter.

Yaklaşık 1 saat sonra Bahadır'ın ışığını görüyoruz.

Ve ekibimizin tam tekmil biraraya geldiği an.
Kadro tamam...

Bir-iki hoşbeşten sonra,

Motosikletlerimize binip,

Kar yağışı altında yola devam ediyoruz.


Hava tamamen karardı. Yol, gitgide ağırlaşırken, yükseldikçe kar yağışı şiddetini arttırıyor. Bundan dolayı yol fotoları kısıtlı. (Geç kaldık geç...)

Sığınma Evi'nin önüne ulaştık.


Ulaştık ulaşmasına da, geçiş yolu kapalı. (Neyse ki kar tabakası çok kalın değil.)

Berk, iki zamanlı KTM ile bize iz açacak.


Berk'in açtığı izden geçişe başlıyoruz.



Derken...(Olası normal durumlar.)

Ağır motosikletlere destek lazım.


Bu dakikalarda yağış ara ara tipiye dönüyor.

GS tamam.

-Sıranı bekleee...


EXC zaten tamam.

Sağlama alma, yerleştirme devam ediyor.

Sırada NC 700 ADV var. Yorsa da o da tamam. (Gruptaki araziye en uzak motosiklet. Burada cesareti ve gayretinden dolayı Sertaç'ın hanesine bir adet ''helal olsung'' çentiği atıyoruz.

Benim CRF'yi söylemeye gerek yok sanırım. Parçaladı maşallah.

XT 600'de sıra.

1190 ADV önceden geçmişti.

Yorulduk ama tüm motosikletler sağ salim geçti.



Biraz tadını çıkaralım.

Hatıra olsun.



Yine hızlandı. Donmadan bir an önce kaçmalı.


Sığınma Evi'ne sığınıyoruz.

Çeşmeler, her yıl olduğu gibi bu yıl da donmaması için açık bırakılmış.


Bu yıl kampımızı 6 kişi yaptık.
Kadromuz aynen şöyleydi..:
1- Sıtkı Güven (Honda CRF 250 L) Hatay
2- Fuat Bahadır (BMW 1200 GS) Hatay
3- Sertaç Kaya (Honda NC 700 X ) Hatay
4- Mehmet Çulcu (Yamaha XT 600) Adana
5- Adil Berk Oğuz (KTM 250 EXC SD) İstanbul
6- Bahadır Candemir (KTM1190 ADV) İstanbul
Biraz zorluydu bu yıl. İki gün boyunca tipi soluk aldırmadı desek yeridir. Şiddetliydi tipi. Kurulan 3 çadırdan ikisini dağıttı. Dönüşe başlayacağımızda gidemedik. 3 saat mahsur kaldık. Tipi yolu kapatmıştı.
Her yıl güzergah olarak Antakya-Kozan-Feke-Saimbeyli-Develi-Yahyalı güzerghını kullanıyorken, bu yıl bir değişiklik yaparak, Feke'den sonra Mansurlu üzerinden gittik. Bu yol yaklaşık güzergahımızı 100 km. kadar kısaltıyor. Her yıl sorar, kapalı olduğunu öğrenince vazgeçerdik. Bu yıl açıkmış şansımıza.
Kısaca güzergahımız aşağıdaki gibiydi.

İstanbul'dan gelen arkadaşlarımız ise, her yıl olduğu gibi bu yıl da aşağıdaki güzergahı kullandılar.

Akşamdan yükümü denkledim. Sabah erken çıkmayı düşünüyoruz.

Henüz gün ağarmadan yoldaydım. Şehir çıkışında yakıtımı tamamlayıp,

Hafif yağışlı havada Topboğazı'na yollandım.

Topboğazı'ndayım. Burada Reyhanlı'dan gelecek olan Fuat Bahadır'la buluşacağım.

Guneş, beklerken doğdu üzerime.

Ve güneşin doğuşunu izlerken ışık kümesi arasından Fuat göründü.


Vakit kaybetmeden üçüncü arkadaşımızla buluşacağımız Kozan-Dağılcak'a doğru hareketlendik.


Otoyoldayız. Islandıktan sonra giymenin anlamı yok diyerekten ıslanmadan önce yağmurluklarımızı giydik.

Ne güzel...Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Sevgili Erkin'le otoyolda karşılaştık. Eh, bu durum önümüzdeki yıl da tekrar ederse gelenekselleşen bir otoyol buluşması sözkonusu olabilir.

Hazır Erkin'i bulmuşken yoldaşımla...

Hatıra olsun.


Buluşma noktasında kontrol etmemiştik. Fuat'ın tavası ve ızgarası fiks.

Yağışlı hava peşimizde. Erzin'deyiz. Kısa bir mola verip,


Kozan'a doğru devam ettik.

Adana'dan organizasyonumuza katılan arkadaşımız Mehmet Çulcu ile Dağılcak'ta buluştuk.



Ve planladığımız gibi mükellef kahvaltımızı yaptık neşe ile.

Hımmm...Feke'ye doğru yağış pek yok gibi.


Muazzam güzel bir manzara eşliğinde yol alıyoruz. (Fotograf böyleyse, gözlerinizi kapatın ve gerçek manzarayı tahayyül etmeye çalışın)


Feke'de, herzamanki duraklarımızdan biriyiz. (İstasyondaki arkadaşları görünce eski dostları görmüş gibi oluyoruz. )

Arkadaşlarımız bize Mansurlu yolunun açık olduğunu ve oradan gidersek 100 km. kadar tasarrufumuzun olacağını söylüyorlar. Ve kağıt üzerinde yolu tarif ediyorlar.

Yolcu yolunda gerek.


Bir nevi navigasyon işte. Tek sorun, su geçirmez değil.

Feke'nin içinden Mansurlu yoluna dönüyoruz.

Oldukça güzel manzaralara sahip keyifli bir yol. (En azından şimdilik öyle)

Bu yolu ilk kez kullanıyoruz. Yukarılar biraz bozuk.



Daha ileriler ise, uzun süre asfaltsız ilerlememizi gerektirdi. Olsundu, yakındı ya...


Yol ayrımları biraz sıkıntı oldu. Zira etrafta birilerini görmek zor.


İşi gırgır şamataya vuruyoruz.

Devam...


Sedir ormanları çok güzel.

Daha yukarılar sisli ve hafif yağışlıydı.




Konarak, göçerek...

Mansurlu'ya ulaştık.

Sonrası asfalttaydık.

Bu yolda ırmaklar yoldaşımız oldu hep.

Tekrar yükseldik.



Bu kadar etkileyici ve güzel bir ortamın tadını çıkarmayacağımızı düşünmüyorsunuz herhalde.

Ve sonrasında biraz kar yağışı,


Sonrasında Yahyalı'ya yaklaştıkça kabak çiçeği misali açılan hava.

Yahyalı'dayız. Yani buluşma noktamız.
Henüz gelmiştik ki, İskenderun'dan biz geçtikten sonra çıkan Sertaç Kaya, NC 700 ADV'si ile yanımızda bitiverdi.
Ettik dört...


Mehmet Amca...
Bizim buraya beşinci gelişimiz ve ilkinde tesadüfen tanıştığımız ehmet Amca o gün bu gündür her seferinde bizimle ilgilenir ve lojistik desteğimizi sağlar.
Her ne kadar görmeyecek olsa da, yine de buradan tekrar teşekkür etmek isterim.

Markete gidiyos

Doyuran Baba Fuat işbaşında.

Çulcu'da yardımcı.

Marketten çıktığımızda, İstanbul'dan Adil Berk Oğuz'un gelmiş olduğunu gördük. Ekip tamamlanıyor.
Berk'in motosikleti KTM 250 EXC SD Special. Berk çözümü böyle bulmuş. Minibüse yükleyip geliyor. (İyi de ediyor)
Kısaca ettik Beeeşşş... (Bir tek İstanbul'dan gelecek olan Bahadır kaldı. O da yakınlarda biryerlerde. )


İndirmeye yardım ettik.


Ve Berk te hazır.



Mehmet Amca minibüsü güvenli bir yere parkettirdikten sonra bir arkadaşıyla birlikte bizi yolculamaya gelmiş.

Son bir çay diyoruz.

Yanlış olmasın. Fuat'ın yağmurluğunu çıkarmasına yardım ediyorlar.


Yahyalı'dan ayrıldık. Yoldan yakıtlarımızı tamamladık ve,

10 km. ilerideki maden yoluna, yani çıkışa başlayacağımız noktaya geldik.

''Hazırız'' pozu...



Ve tırmanışa başladık.

Önceki yıllarda bu yol baştan itibaren topraktı. Son iki yıldır belli bir yer asfaltlanmış.

Bizi bekleyen karlı tepeler...

Ve 1. Aladağlar Kış Kampı'nda en son çıkabildiğimiz nokta. Suna Yaylası. (Ne gündü bee...)

Gitgide yaklaşıyoruz. Aşağıda açık bir hava varken, belli ki yukarılar bozuk.



Asfalt bitti. Çamur hakim şimdi yola.


Zaman zaman yoğunlaşan çamur var. Fuat'ın beraberinde getirdiği kar paletlerini deneme zamanı.

Lakin paletler otomobil lastiklerine göre. Motosiklet lastik ve jantına bol geliyor.


Çare bitmez. Paletler kısaltılıp iki taraf delinerek cırtla bağlanılmaya çalışılacak.

Şimdi oldu gibi.

Bu arada havanın kararmaya başlamasıyla birlikte kar yağışı da başladı.

Bu noktada Bahadır'dan haber aldık. Yahyalı'ya ulaşmış. Burada durmuşken beklemeye karar veriyoruz. Zaten kelepçeler ancak biter.

Yaklaşık 1 saat sonra Bahadır'ın ışığını görüyoruz.

Ve ekibimizin tam tekmil biraraya geldiği an.
Kadro tamam...

Bir-iki hoşbeşten sonra,

Motosikletlerimize binip,

Kar yağışı altında yola devam ediyoruz.


Hava tamamen karardı. Yol, gitgide ağırlaşırken, yükseldikçe kar yağışı şiddetini arttırıyor. Bundan dolayı yol fotoları kısıtlı. (Geç kaldık geç...)

Sığınma Evi'nin önüne ulaştık.


Ulaştık ulaşmasına da, geçiş yolu kapalı. (Neyse ki kar tabakası çok kalın değil.)

Berk, iki zamanlı KTM ile bize iz açacak.


Berk'in açtığı izden geçişe başlıyoruz.



Derken...(Olası normal durumlar.)

Ağır motosikletlere destek lazım.


Bu dakikalarda yağış ara ara tipiye dönüyor.

GS tamam.

-Sıranı bekleee...


EXC zaten tamam.

Sağlama alma, yerleştirme devam ediyor.

Sırada NC 700 ADV var. Yorsa da o da tamam. (Gruptaki araziye en uzak motosiklet. Burada cesareti ve gayretinden dolayı Sertaç'ın hanesine bir adet ''helal olsung'' çentiği atıyoruz.

Benim CRF'yi söylemeye gerek yok sanırım. Parçaladı maşallah.

XT 600'de sıra.

1190 ADV önceden geçmişti.

Yorulduk ama tüm motosikletler sağ salim geçti.



Biraz tadını çıkaralım.

Hatıra olsun.



Yine hızlandı. Donmadan bir an önce kaçmalı.


Sığınma Evi'ne sığınıyoruz.

Çeşmeler, her yıl olduğu gibi bu yıl da donmaması için açık bırakılmış.

















































































































































































































































































