CBR500'e 250'likten geçmeyi düşünenler için izlenimlerimi aktarmak isterim. İlk kez bugün motoru düzgün sürebildim. 250 km kadar kullandım. Öncelikle kullanması Duke'den daha kolay. Duke'un o tek silindirli patlama yapan gaz tepkisine göre bu motor çok daha yumuşak tepkiler veriyor. O yüzden şehir içi yoğun trafikte ben daha rahat ettim. Alışma süresi gibi bir sıkıntı çekmedim. Haa tabii bu motor gitmiyor demek değil, birinci viteste pati çekerek kalkıyor, 5 saniyede ikinci vitesin sonuna geliyorsunuz, motor 95 km ye yakın hıza ulaşıyor. 145 ile giderken yokuşta gaz açtım hızlanmaya devam etti. Bunlar zaten büyük cc'ye geçme nedenlerimiz. Kısaca, kullanımı çok kolay ama gaz ayarı önemli. Dikkatimi çeken bir konu da, Duke'ta gaz kolunu tek harekette dibe vurabiliyorken, bu motorda 2-3 tur bilek çevirmek gerekiyor, o yüzden zaten tepkileri çok daha yumuşak oluyor.
Bu 250 km'yi yaklaşık 5 saatte yaptım; otoban, yoğun trafik, viraj, bozuk zemin gibi bir çok koşulda denedim. Ciğeri büyük motor güzel bir şey zaten, yolda sürüş konforum düşük devirde gidebilmek ve daha sessiz olması nedeniyle epeyce arttı. Sele de daha rahat, diz kavraması Duke'ten iyi olsa da 600 lük motorlar kadar iyi değil, depo daha dar olduğu için. Virajları motor daha iyi dönüyor, ama lastiklerden emin olamadığım için pek zorlayamadım. Eski motorumda rosso II vardı, bundaki dunlop'lara ne kadar güvenilir bilemedim. Şile-Ağva arası orman yolları ıslaktı, ufak tefek kayıyor gibi hissettiğimden virajlarda çizgimi pek koruyamadım. Amortisörleri Duke'ten daha sert, bozuk zeminde daha fazla takur tukur ediyor ama idare eder yine de yol tutuşa katkısı nedeniyle kabul edilir. Sıkıntı yaşadığım iki konudan biri tabii oturuş pozisyonu. Açıkcası hiç belim ağırmadı, ben kesin ağırır diyordum, ama sırt bir yerden aonra "baba yeter, azcık da düz durmak istiyorum laan" diye bağırıyor. Onun dışında, çok yatık pozisyon değil tabii ama biraz da olsun yattığım için kollara yüklenmişim. Kollarım yoruldu bayaa. Kollara yüklenmeyince de belime yüklenmek durumunda kaldığımı farkettim. Bu pozisyon konusunda daha rahat edebilmek için yorumlarınızı bekliyorum. Diğer sıkıntı da sağ bileğimde oldu, ya daha fazla gaz kolu çevirmekten, ya da gidonun eğimli olması nedeniyle bileğimde huzursuzluk ve hafif ağrı oldu günün sonunda.
Son hız konusunda acemilik oldupundan fazla abanıp denemedim. Ama farettim ki 155-160 yaptıktan sonra hızlanma epeyce yavaşlıyor gibi. 160'da gaz kolu açıkken 2-3 saniye hiç hız artmadı mesela. Demek ki 180'lere çıkmak için bir ömür gerekir

ama neyse, bu da gayet yeterli ve güzel şimdilik
Garip bir şekilde belli bir devirden sonra titreşim Duke'ten daha fazla gibi :S bacaklarımın arasında ve ayaklarımda titreşimi epey hissettim, aynalar da titriyor. Duke'te hiçbir zaman hissetmemiştim bunları. Ama 4 bin devirde öyle değil tabii, yağ gibi akıyor.
Vites geçişleri fena değil. Yüksek hızdan sıfıra düşerken peş peşe yapılan vites küçültmelerde zorlandım. Normal geçişlerde sıkıntı yaşamadım. Yalnız, vites göstergesi olmamasına alışamadım. Bir türlü hangi viteste olduğum aklıma yer etmedi. Artık zamanla olur diye umuyorum.
Neyse, günün özeti olarak gayet memnunum. Duke'ten sonra ilaç gibi geldi. Kolay sürüşü var. Hacim, güç tam kıvamında. Tork yüksek olması iyi, virajlı yollarsa 3. viteste 35-70 km arası vites değişmeden sürdüm. Duke'te bu imkansız, sürekli vites değişmek gerekiyordu.
Aklıma geldikçe yazarım daha...