rakım yükseldikçe havanın yoğunluğu azalır. deniz seviyesinde motor 150 cc. hava emdiğinde içindeki oksijen miktarı daha fazla; yüksek rakımda daha az olur.
markası, modeli, teknolojisi ne olursa olsun tüm motorlar bundan etkilenir ve yüksek rakımda güç kaybı yaşar. size tuhaf gelecektir, elektrik motorlarının, hatta brülörlerin bile gücü yüksek rakımda düşer.
örnek olarak volvo penta kataloğunda, 1000 metreden sonra her 500 metrede motor gücünün %7-10 düşeceği ifade edilmiştir. bu durum aşağı yukarı tüm markalar için geçerlidir. 3000 metre rakımda, (3000-1000)x10% hesabıyla 100 beygirlik motorun 80 beygire düşeceğini söylüyor abiler.
gamak elektrik motorlarının kataloğunda da, motor gücünün 2000 metre irtifada %95'e, 3000 metrede %90'a ve 4000 metrede %80'e düşeceği ifade edilmiş.
gelelim "ben neden hissetmiyorum" diyen arkadaşların cevaplarına. cbf 150'nin motor gücü, yuvarlak hesap 12 beygir. düz yolda, bir kişiyle tıngır mıngır gitmesi için gerekli güç 1 beygir olsun. aynı durumda, düz yolda tıngır mıngır giden bir gs-1200 de bilemediniz 1.5 beygire ihtiyaç duyar. ihtiyaç duyulan güç, yüklü ağırlıklarının birbirine oranı ile değişir diyelim, olayı daha karmaşıklaştırmamak için şimdilik rüzgar direncini dikkate almayalım.
yokuş çıkan yüklü cbf 150'nin 10 beygire ihtiyacı olsun. aynı hızda, aynı yükle yokuş çıkan gs-1200 bu durumda 15 beygire ihtiyaç duyar. garibin zaten 12'si vardı 2'sini yüksek irtifadan kaybetti, öksürmeye başlar. berikinde beygir çok; %20'si kaybolsa bile ihtiyacının birkaç katı daha beygir var, tabii irtifaya yokuşa bana mısın demiyor.
siz sormadan ben cevaplayayım; madem 30'unu, bilemedin 50'sini ancak kullanıyoruz fazladan 60-70 beygiri neden besliyoruz? hani rüzgar direnci demiştim ya; onu yenmek ve belli hızlara çıkabilmek için.