cahillik başa bela..
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=8&yid=2 çok sığ sularda yüzüyorsunuz,
daha tevhidin, kelimei şehadetin manasından bihabersiniz..
size Allah'tan başka tanrı edinin diyen de olmadı, ama algılama sorunu yaşıyorsunuz sanıyorum !!
Kur'ân-ı Kerim » 39 / ZUMER - 44
Sonraki Ayet :
http://www.kuranmeali.org/39/zumer_suresi/45.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx
Ayetin Tefsiri : "ZUMER suresi, 44. ayeti" tefsiri
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75
قُل لِّلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعًا لَّهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Kul lillâhiş şefâatu cemîâ(cemîan), lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), summe ileyhi turceûn(turceûne).
1. kul : de, söyle
2. li allâhi : Allah'a aittir, mahsustur
3. eş şefâatu : şefaat
4. cemîân : tümü, hepsi
5. lehu : onun
6. mulku : mülk, hükümranlık
7. es semâvâti : semalar, gökler
8. ve el ardı : ve yeryüzü, arz, yer
9. summe : sonra
10. ileyhi : ona
11. turceûne : döndürüleceksiniz
İmam İskender Ali Mihr : De ki: "Şefaatin hepsi Allah'a mahsustur. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."
Diyanet İşleri : De ki: Şefaat tümüyle Allaha aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı Onundur. Sonra yalnız Ona döndürüleceksiniz.
Abdulbaki Gölpınarlı : De ki: Bütün şefâat, Allah'ın; onundur göklerin ve yeryüzünün saltanatı ve tedbîri, sonra da dönüp onun tapısına gideceksiniz.
Adem Uğur : De ki: Bütün şefâat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.
Ahmed Hulusi : De ki: "Şefaat tümüyle Allâh'ındır! (Çünkü) semâların ve arzın mülkü O'nundur! Sonra O'na rücu ettirileceksiniz. "
Ahmet Tekin : 'Bütün kâinatı tek başına yardımcısız-eşşiz yaratmak, nizamını sağlamak ve ayakta tutmak Allaha aittir. Göklerin ve yerin mülkü ve hükümranlığı Onundur. Üstelik Onun huzuruna götürülüp hesaba çekileceksiniz.' de.
Ahmet Varol : De ki: 'Şefaatin tümü Allah'ındır. [2] Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürülürsünüz.
Ali Bulaç : De ki: "Şefaatin tümü Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."
Ali Fikri Yavuz : De ki: - Bütün şefaat Allahın kudretindedir. Göklerin ve yerin mülkü Onundur. Sonra (ahirette) hep döndürülüb Ona götürüleceksiniz.
Bekir Sadak : De ki: «Butun sefaat Allah'in iznine baglidir. Goklerin ve yerin hukumranligi O'nundur. Sonra O'na doneceksiniz.»
Celal Yıldırım : De ki: Şefaatin tamamı Allah'a aittir (O'nun iznine bağlıdır). Göklerin ve yerin mülkü (ve tasarrufu münhasıran) O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.
Diyanet İşleri (eski) : De ki: 'Bütün şefaat Allah'ın iznine bağlıdır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döneceksiniz.'
Diyanet Vakfi : De ki: Bütün şefâat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.
Edip Yüksel : De ki, 'Tüm şefaat ALLAH'a aittir.' Göklerin ve yerin yönetimi O'na aittir. Sonra O'na döndürüleceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır : De ki Allahındır o şefaat bütün, onundur mülkü Göklerin ve Yerin, sonra hep döndürülüp ona götürüleceksiniz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : De ki: «Bütün şefaat Allah'a aittir. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz!»
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : De ki: «Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.»
Fizilal-il Kuran : De ki: «Bütün şefaat Allah'ın iznine bağlıdır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döneceksiniz.»
Gültekin Onan : De ki: "Şefaatin tümü Tanrı'nındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."
Hasan Basri Çantay : De ki: «Bütün şefaat (hakkı) Allahındır. Göklerin ve yerin mülk (-ü tasarrufu) onundur. Nihayet (hepiniz) ancak Ona döndürü (lüb götürü) leceksiniz».
Hayrat Neşriyat : De ki: 'Şefâat tamâmen Allaha âiddir. Göklerin ve yerin mülkü, Onundur. Sonra ancak Ona döndürüleceksiniz.'
İbni Kesir : De ki: Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hepiniz O'na döndürüleceksiniz.
Muhammed Esed : De ki: "Şefaat (hakkını verme yetkisi) yalnız Allah'a aittir: Gökler ve yer üzerindeki hakimiyet (yalnız) O'nundur ve sonunda yalnız O'na döndürüleceksiniz".
Ömer Nasuhi Bilmen : De ki: «Bütün şefaat, Allah içindir. Göklerin ve yerin mülkü O'nun içindir. Sonra O'na döndürüleceksinizdir.»
Ömer Öngüt : De ki: "Bütün şefaat (hakkı) Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz. "
Şaban Piriş : De ki: Şefaatin hepsi Allahındır. Göklerin ve yerin hakimiyeti Ona aittir. Bir zaman sonra Ona döndürüleceksiniz.
Suat Yıldırım : De ki: "Şefaatin tamamı Allaha aittir. Çünkü göklerin ve yerin mülk ve hâkimiyeti de Onundur. Sonunda da Onun huzuruna götürülecek, Ona hesap vereceksiniz."
Süleyman Ateş : De ki: "Şefâ'at tamamen Allâh'ındır (yardım ve destek yalnız O'ndandır). Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."
Tefhim-ul Kuran : De ki: «Şefaatin tümü Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra da O'na döndürüleceksiniz.»
Ümit Şimşek : De ki: Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin egemenliği Onundur. Sonunda Onun huzuruna döneceksiniz.
Yaşar Nuri Öztürk : De ki: "Şefaat, tümden ve sadece Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi O'nundur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz."