- Konu Yazar
- #1
Merhaba; (istanbul-Muğla)
17 Eylül 2012 Sabahı uyandığımda telefonumda bir sürü mesaj vardı. Kız arkadaşımla işimle ailemle ilgili sorunlarım vardı. Sabah o yataktan kalkıp işe gitmek istemedim. Kimsenin yüzüne dahi bakmayı istemiyordum.Yatağın içinde sağa dön sola dön derken aklıma -Acaba evi işi herkesi terk mi etmeliyim ? sorusu geldi. Annemin sabah evden ayrılmasını fırsat bilip eşyalarımı topladım. Daha öncesinden uzun yolculuk yapanların bir kaç tavsiyesini aklımdan çıkmamıştı.Eksik veya fazla bir şekilde yola çıkma kararı verdim. Bir şey eksikdi. Fotoğraf makinası. Onuda abimlerden tedarik ettikden sonra koyuldum yollara. İstanbul/ Maltepede oturmaktayım. Evden cıkıp motorumu yükledim. ilk iş benzinci oldu. Sahilden Pendik - Yalova (10:45)hattına Koyuldum. Kartalda KoçTaş'a uğrayıp ahtapot kancalı lastklerden alıp çantalarımı sabitledim. Kafamda sanki Hiç dönmeyecek bir düşünce vardı.
İnanılır gibi değil belki ama şunu sormak istiyenler olacaktır. Maddi durumdan ne haber ? Cebimde 150 TL vardı. Evet yanlış okumadınız 150 TL'sı vardı. Bunun 35 TL sını zaten idoya verdim. Benzin istasyonunda da 18 TL benzin aldım. Cebimdeki parayla anca dedim muğlaya giderim. Telefonumu daha kapatmamıştım. Kız arkadaşımı arayıp bir şey olmamış gibi davransam acaba bana para gönderirmiydi diye düşünüyordum. Derken yalovadayım. Burdan Bursa yolunu tuttum. Bursaya Yaklaşık 55 60Km lik yola bir yolum vardı. Bursaya vardığımda daha öncesinden de iskender yediğim meşhur bursa iskendercisinde yemek yedim. 25 TL de burda harcadım. Artık sadece benzin param kalmıştı. Yemeği yedim tam kalkarken O arada kız arkadaşım arıyordu. Hemen açtım hiç bir şey olmamış gibi konuşmaya başladım. Ve aniden -Bana 200 TL gönderebilirmisin ? diye bir söylemde bulundum. Neden göndereceğini ne olduğunu parayı ne yapacağımı sorgulamaya başladı. - Gönderecekmisin ? Göndermeyecekmisin? derken - Birazdan hesabına geçer dedi.
Ve izmire doğru yolculuk başlamış oldu. Motorumdan hiç şüphe duymuyordum. Yada şöyle diyelim yolda kalma korkum hiç olmadı. Ne lastik için onarım aparatım vardı nede motor için yağım.Yolculuğa başlamadan önce motorum 3597 Km de idi. Şimdi ise 5020 Km'de dir.Bursa dan İzmire hiç gaz kesmeden yolculuk yaptım. Sadece benzin istasyonlarında durdum. Motorun maşallahı var 360km durmadan gidebildi.İzmirde telefonuma bakma gereksinimi duydum tam 23 sms ve 18 arama sonucu artık kız arkadaşıma söylemek zorunda kaldım. Başkalarıda aramıştı iş yerinden evden nerden olursa aramışlar. İçimde hiç geri dönme isteği yoktu. Olacağınıda sanmıyordum.
Artık gözlerimde mavi otoyol tabelaları vardı.İzmirde Aydın talebasını gördüğümde mutlu sona az kaldı diye düşünüyordum.Benzin istasyonunda benzin aldım yedek depoyu doldurdum. (Pet şişeyi yanıi) istasyonda Motosikletli bir trafik polisi ile karşılaştım. Polis, Yüzüme baktı plakaya baktı yüzüme baktı plakaya baktı şöyle dedi -Şaka Değilmi Bu? Plakayı burada mı taktın? Delimisin Oğlum? -Ben: -Hayır. Hepisi gerçek ve daha muğlaya gidicem. Polis- Bununla Çok hızlı gitme sakın dedi ve gülümsedi
Sanırım benimle dalga geçti
Ben ise yola koyulmak için motoruma bindim ve bitmek bilmeyem 350 KM lik İzmir Muğla yolculuğum başladı. Paralı yola girmiştim. Otobanın bu kadar uzun olacağını hiç düşünmemiştim. Derdim, benzin yetermi yetmezmi diye endişe duymamdı. Artık şu muğla tabelasını görmek için can atıyordumki görünce aynı düşüncem kalmamıştı. 140Km yazısı beni derinden sarstı. Saat 20:47 de muğldaydım. Sırt ağrısı ve rüzgar sesinden neye uğradığımı şaşırmıştım. Motorun sesinde azda olsa değişiklik sezdim. Borumu 700 km neredeyse yol gördü.
Arkadaşım sağolsun bana bir yer ayarlamış. Fakat odaya çıktığımda dünyam başıma yıkıldı. Zaten sabah uyandığımda her yerim agrımaya devam ediyordu. Hani İstanbul'a uzak diyarını terkedip bavuluyla gelenleri düşünsenize bakalım. flimlerde de olurya istanbulun virana hanlarında ucuz bir paraya kalacak yer ayarlarlar aynısını yaşamız oldum. (ARkadaşımın öküzlüğü) sabah uyandım. eşyaları yükledim yine. Arkadaşımın eniştesinin kırtasiye dükkanına koştum. Dedimki bana bugün başka bir yer bulalım. Hemen 10 kat daha düzgün bir yerde oda tuttuk eşyaları yerleştirdim. Dedimki ben gider. Akyakaya gidiyorum yaklaşık 26 29Km arasında uzaklıkda bir yer ama sahili koyları müthiş. Akyakayı dolaştım. Odaya gittim duş aldım. Dertlerimle sorunlarımla yüzleştim. Ama yine çıkar yol bulamadım.
Derdim var diye düşünme, onlar dert olmayabilir.
Akyakadan dönerken Muğla Üniversitesi yakınlarında Outlet mağazalar görmüştüm. Günlük olarak ucuz bir iki Tişört almak için yola koyuldum.Aradığımıda buldum. Geri dönmeye başladım. Işıklar yeşilden sarıya geçti bende 50 55Km süratle sarıda geçerken sol tarafdan bir araç bana doğru gelmekdeydi. Anladımki Bu araç bana çarpacak ve dediğim gibide oldu. Ben çarmadan önce ayağa kaldım sağa sola baktım atlayacak bir yer beğendim dedimki şu cimlerin arasına dalayım. Araç çarptı savruldum. Pek hesap ettiğim gibi olmadı. Yinede çimlerin arasından çıktım ayağı kalktım. Kaskımı çıkardım. Elime baktım. Sağ elim kanlar içindeydi. Sağ orta parmağım iç taraftan tam avuc içi ile birleşme noktasından kesilmişti. Kemik gözüküyordu. Burnumdanda sarı sıvı gelmekteydi. Bana çarpan araca yöneldim.
Ben- Kardeşim hemen Hastaneye gidelim.
kaza- Abi motor ne olacak?
Ben- Motorun içindekileri alalım çalmasınlar. Ruhsat var ehliyet var yeni aldığım giysiler var.
kaza- tamam abi. Motor kalsın mı burda ?
Ben- Kalsın tabi hadi daha ne sorusu soruyorsunuz hemen hastaneye gidelim.
Hastaneye ulaştığımda trajikomik sahnelere başladık. Acil kısmında doktor arkadaşlar - Kayıt yaptırdınızmı? - Hasta Kim? Sorularını sorarken çok sinirlenmiştim.
Sol elimle sağ elimin parmaklarımdan akan kanları durdurmaya çalışırken artık hastanın benim olduğumu anladılar. Hemen elinin filmini çektir dediler. kırık çıkık varmı diye. Hemen Röntgen odasına gitti oda ne ? Makine çalışmıyor.
Ben- Kardeşim bune iş ya makine çalışmıyor ne yapıcaz elimin durumu ortada ?
Doktor- Elinin dikilmesi için 8 saat süre var
Ben - Peki! dedim. Benden sonra daha acil biri gelirse almam söylüyeyim. O geldiğinde 8 saati yeni başlıyor olacak ölürsede sorumlu sizsiniz.
Makine derken çalışmaya başladı. Flimler çekildi. Elde parmakda sorun yokmuş dikiş için bekledik. Dikiş yapılmaya başlandı. Sağ el işaret parmağının ve orta parmağın üst kısımlarına 3 er dikiş alt avuç içi birleşim yerine 6 dikiş atıldı. Dikiş atılırken sorun olarak var saydıklarım sorun olarak gözümün önüne gelmedi. Bu kazayı Yüce Rabbimin uyarısı olarak aldım. Sorum gördüklerim bir anda basit şeyler olarak gözümün önüne gelmekteydi. Burnumda sıvı ordada geldi hemen tomografi çekilemeye gittim. Beynimde bir sorun olmadığı kafa tasında çatlak kırık olmadığını gördük kaskın faydasını görmüşüm.Ama kısa mesafe dedik eldiveni takmadık elimizden oluyorduk. Bende de eldiven takmama gibi ihmal vardı. Polis geldi ilk dediği laf -Möbeseden izledik İyiki kaskın varmış ilk kafanı vurmuşsun. Göğsümde bacağımda ve karın altında düşmeden dolayı çizikler oluştu. Onlar pansumanla giderildi.
Ve sürücüyü daha röntgen çekilmeye giderken zarfladım.
Ben- Ehliyetin yok mu ?
Kaza- Yok abi dedi.
Ben- Diğer Çocuğun varmı?
Kaza- var abi.
Ben- Peki nerde bakalım o?
Kaza- Abi polis kaza yerine götürdü
Ben- Dedimki Motorun tüm masraflarını karşılayın ne varsa bende sizden şikayetçi olmucam.
Çocuk ne dese beğenirsin.?
Kaza- Abi biz zaten arabadan inmeden yer değiştirdik.
Ben- Merak etme mobeseden ben baktırtırım dedim. Hem ehliyetsiz araç kullanmadan hemde yaralamalı kazadan maddi ve manevi ceza almanı sağlarım.
Neyse Sonuç olarak motorun masrafını karşıladılar. Şikayetçi olmadım. Ama muğla karakoluncan sikayetçi olacaktım. 18:15 sularında ifade vermeye girdik 23:00 de ifade verebildik.
Bir gün sonra uçakla istanbula geldim.
Bir hafta sonra yine pazartesi günü muğlaya uçakla gittim. bir gün kaldım motoru teslim aldım. Çarşamba (26 eylül2012) sabahı saat 05:00da geri gönmek için motorla yola çıktım.
Kazasız belasız istanbuldayım. Geziyle ilgili muthiş ayrıntılar var fakat yazmaya kalksam bitmez. Sabırla okuyan arkadaşlara sabırlarını yitirmemelerini diliyorum.
Sonuç olarak Şunu anladım bu yolculuk bana hem maddi hem manevi külfet oldu. Yolculukdan Pişman olmadım. Ders çıkardım. Sorun olarak gördüklerim Aslında birer sorun değilmiş. Sadece üzerlerine çok düşmemizden bizleri yanıltıp bunaltmasıymış. Sorunlarım var iyi değilim demeden önce bir başkalarının hayatlarına bakıp şükretmeyi bilmeliyiz. Çok şükür yaşıyorum.
Yavuz Selim ARAÇ ySa
17 Eylül 2012 Sabahı uyandığımda telefonumda bir sürü mesaj vardı. Kız arkadaşımla işimle ailemle ilgili sorunlarım vardı. Sabah o yataktan kalkıp işe gitmek istemedim. Kimsenin yüzüne dahi bakmayı istemiyordum.Yatağın içinde sağa dön sola dön derken aklıma -Acaba evi işi herkesi terk mi etmeliyim ? sorusu geldi. Annemin sabah evden ayrılmasını fırsat bilip eşyalarımı topladım. Daha öncesinden uzun yolculuk yapanların bir kaç tavsiyesini aklımdan çıkmamıştı.Eksik veya fazla bir şekilde yola çıkma kararı verdim. Bir şey eksikdi. Fotoğraf makinası. Onuda abimlerden tedarik ettikden sonra koyuldum yollara. İstanbul/ Maltepede oturmaktayım. Evden cıkıp motorumu yükledim. ilk iş benzinci oldu. Sahilden Pendik - Yalova (10:45)hattına Koyuldum. Kartalda KoçTaş'a uğrayıp ahtapot kancalı lastklerden alıp çantalarımı sabitledim. Kafamda sanki Hiç dönmeyecek bir düşünce vardı.
İnanılır gibi değil belki ama şunu sormak istiyenler olacaktır. Maddi durumdan ne haber ? Cebimde 150 TL vardı. Evet yanlış okumadınız 150 TL'sı vardı. Bunun 35 TL sını zaten idoya verdim. Benzin istasyonunda da 18 TL benzin aldım. Cebimdeki parayla anca dedim muğlaya giderim. Telefonumu daha kapatmamıştım. Kız arkadaşımı arayıp bir şey olmamış gibi davransam acaba bana para gönderirmiydi diye düşünüyordum. Derken yalovadayım. Burdan Bursa yolunu tuttum. Bursaya Yaklaşık 55 60Km lik yola bir yolum vardı. Bursaya vardığımda daha öncesinden de iskender yediğim meşhur bursa iskendercisinde yemek yedim. 25 TL de burda harcadım. Artık sadece benzin param kalmıştı. Yemeği yedim tam kalkarken O arada kız arkadaşım arıyordu. Hemen açtım hiç bir şey olmamış gibi konuşmaya başladım. Ve aniden -Bana 200 TL gönderebilirmisin ? diye bir söylemde bulundum. Neden göndereceğini ne olduğunu parayı ne yapacağımı sorgulamaya başladı. - Gönderecekmisin ? Göndermeyecekmisin? derken - Birazdan hesabına geçer dedi.
Ve izmire doğru yolculuk başlamış oldu. Motorumdan hiç şüphe duymuyordum. Yada şöyle diyelim yolda kalma korkum hiç olmadı. Ne lastik için onarım aparatım vardı nede motor için yağım.Yolculuğa başlamadan önce motorum 3597 Km de idi. Şimdi ise 5020 Km'de dir.Bursa dan İzmire hiç gaz kesmeden yolculuk yaptım. Sadece benzin istasyonlarında durdum. Motorun maşallahı var 360km durmadan gidebildi.İzmirde telefonuma bakma gereksinimi duydum tam 23 sms ve 18 arama sonucu artık kız arkadaşıma söylemek zorunda kaldım. Başkalarıda aramıştı iş yerinden evden nerden olursa aramışlar. İçimde hiç geri dönme isteği yoktu. Olacağınıda sanmıyordum.
Artık gözlerimde mavi otoyol tabelaları vardı.İzmirde Aydın talebasını gördüğümde mutlu sona az kaldı diye düşünüyordum.Benzin istasyonunda benzin aldım yedek depoyu doldurdum. (Pet şişeyi yanıi) istasyonda Motosikletli bir trafik polisi ile karşılaştım. Polis, Yüzüme baktı plakaya baktı yüzüme baktı plakaya baktı şöyle dedi -Şaka Değilmi Bu? Plakayı burada mı taktın? Delimisin Oğlum? -Ben: -Hayır. Hepisi gerçek ve daha muğlaya gidicem. Polis- Bununla Çok hızlı gitme sakın dedi ve gülümsedi
Arkadaşım sağolsun bana bir yer ayarlamış. Fakat odaya çıktığımda dünyam başıma yıkıldı. Zaten sabah uyandığımda her yerim agrımaya devam ediyordu. Hani İstanbul'a uzak diyarını terkedip bavuluyla gelenleri düşünsenize bakalım. flimlerde de olurya istanbulun virana hanlarında ucuz bir paraya kalacak yer ayarlarlar aynısını yaşamız oldum. (ARkadaşımın öküzlüğü) sabah uyandım. eşyaları yükledim yine. Arkadaşımın eniştesinin kırtasiye dükkanına koştum. Dedimki bana bugün başka bir yer bulalım. Hemen 10 kat daha düzgün bir yerde oda tuttuk eşyaları yerleştirdim. Dedimki ben gider. Akyakaya gidiyorum yaklaşık 26 29Km arasında uzaklıkda bir yer ama sahili koyları müthiş. Akyakayı dolaştım. Odaya gittim duş aldım. Dertlerimle sorunlarımla yüzleştim. Ama yine çıkar yol bulamadım.
Derdim var diye düşünme, onlar dert olmayabilir.
Akyakadan dönerken Muğla Üniversitesi yakınlarında Outlet mağazalar görmüştüm. Günlük olarak ucuz bir iki Tişört almak için yola koyuldum.Aradığımıda buldum. Geri dönmeye başladım. Işıklar yeşilden sarıya geçti bende 50 55Km süratle sarıda geçerken sol tarafdan bir araç bana doğru gelmekdeydi. Anladımki Bu araç bana çarpacak ve dediğim gibide oldu. Ben çarmadan önce ayağa kaldım sağa sola baktım atlayacak bir yer beğendim dedimki şu cimlerin arasına dalayım. Araç çarptı savruldum. Pek hesap ettiğim gibi olmadı. Yinede çimlerin arasından çıktım ayağı kalktım. Kaskımı çıkardım. Elime baktım. Sağ elim kanlar içindeydi. Sağ orta parmağım iç taraftan tam avuc içi ile birleşme noktasından kesilmişti. Kemik gözüküyordu. Burnumdanda sarı sıvı gelmekteydi. Bana çarpan araca yöneldim.
Ben- Kardeşim hemen Hastaneye gidelim.
kaza- Abi motor ne olacak?
Ben- Motorun içindekileri alalım çalmasınlar. Ruhsat var ehliyet var yeni aldığım giysiler var.
kaza- tamam abi. Motor kalsın mı burda ?
Ben- Kalsın tabi hadi daha ne sorusu soruyorsunuz hemen hastaneye gidelim.
Hastaneye ulaştığımda trajikomik sahnelere başladık. Acil kısmında doktor arkadaşlar - Kayıt yaptırdınızmı? - Hasta Kim? Sorularını sorarken çok sinirlenmiştim.
Sol elimle sağ elimin parmaklarımdan akan kanları durdurmaya çalışırken artık hastanın benim olduğumu anladılar. Hemen elinin filmini çektir dediler. kırık çıkık varmı diye. Hemen Röntgen odasına gitti oda ne ? Makine çalışmıyor.
Ben- Kardeşim bune iş ya makine çalışmıyor ne yapıcaz elimin durumu ortada ?
Doktor- Elinin dikilmesi için 8 saat süre var
Ben - Peki! dedim. Benden sonra daha acil biri gelirse almam söylüyeyim. O geldiğinde 8 saati yeni başlıyor olacak ölürsede sorumlu sizsiniz.
Makine derken çalışmaya başladı. Flimler çekildi. Elde parmakda sorun yokmuş dikiş için bekledik. Dikiş yapılmaya başlandı. Sağ el işaret parmağının ve orta parmağın üst kısımlarına 3 er dikiş alt avuç içi birleşim yerine 6 dikiş atıldı. Dikiş atılırken sorun olarak var saydıklarım sorun olarak gözümün önüne gelmedi. Bu kazayı Yüce Rabbimin uyarısı olarak aldım. Sorum gördüklerim bir anda basit şeyler olarak gözümün önüne gelmekteydi. Burnumda sıvı ordada geldi hemen tomografi çekilemeye gittim. Beynimde bir sorun olmadığı kafa tasında çatlak kırık olmadığını gördük kaskın faydasını görmüşüm.Ama kısa mesafe dedik eldiveni takmadık elimizden oluyorduk. Bende de eldiven takmama gibi ihmal vardı. Polis geldi ilk dediği laf -Möbeseden izledik İyiki kaskın varmış ilk kafanı vurmuşsun. Göğsümde bacağımda ve karın altında düşmeden dolayı çizikler oluştu. Onlar pansumanla giderildi.
Ve sürücüyü daha röntgen çekilmeye giderken zarfladım.
Ben- Ehliyetin yok mu ?
Kaza- Yok abi dedi.
Ben- Diğer Çocuğun varmı?
Kaza- var abi.
Ben- Peki nerde bakalım o?
Kaza- Abi polis kaza yerine götürdü
Ben- Dedimki Motorun tüm masraflarını karşılayın ne varsa bende sizden şikayetçi olmucam.
Çocuk ne dese beğenirsin.?
Kaza- Abi biz zaten arabadan inmeden yer değiştirdik.
Ben- Merak etme mobeseden ben baktırtırım dedim. Hem ehliyetsiz araç kullanmadan hemde yaralamalı kazadan maddi ve manevi ceza almanı sağlarım.
Neyse Sonuç olarak motorun masrafını karşıladılar. Şikayetçi olmadım. Ama muğla karakoluncan sikayetçi olacaktım. 18:15 sularında ifade vermeye girdik 23:00 de ifade verebildik.
Bir gün sonra uçakla istanbula geldim.
Bir hafta sonra yine pazartesi günü muğlaya uçakla gittim. bir gün kaldım motoru teslim aldım. Çarşamba (26 eylül2012) sabahı saat 05:00da geri gönmek için motorla yola çıktım.
Kazasız belasız istanbuldayım. Geziyle ilgili muthiş ayrıntılar var fakat yazmaya kalksam bitmez. Sabırla okuyan arkadaşlara sabırlarını yitirmemelerini diliyorum.
Sonuç olarak Şunu anladım bu yolculuk bana hem maddi hem manevi külfet oldu. Yolculukdan Pişman olmadım. Ders çıkardım. Sorun olarak gördüklerim Aslında birer sorun değilmiş. Sadece üzerlerine çok düşmemizden bizleri yanıltıp bunaltmasıymış. Sorunlarım var iyi değilim demeden önce bir başkalarının hayatlarına bakıp şükretmeyi bilmeliyiz. Çok şükür yaşıyorum.
Yavuz Selim ARAÇ ySa








