sevgili çerkes abim,
balkan ülkelerinin de çöküşü bu şekilde hazırlanmış.
önce, eski tv yayın antenleri ücretsiz olarak verilmiş.
sonra çook ucuza tv ihraç edilmiş.
sonra bizim de bir zamanlar ağzımı açık olarak izlediğimiz ve şimdi bize yaptırılan "brezilya dizileri" ucuz işçilikle ABD tarafından çekilip bu ülkelere dağıtımı ve gözterimi sağlanmış.
dizilerde kötü baronlar, zavallı köleler...
aristokraside dönen entrikalar ve aşk oyunları yer alırken, esas vurucu noktayı reklamlar almış.
reklamlarda gösterilen özgür ve zıplayan gençlik,
gezip eğlenen, sorumsuz gençlik, cola, kot pantolon ve ünlü fast food zincirleri gösterilerek demir perdelerin yıkılması sağlanmış.
bunu ben demiyorum.TV de okan bayülgen bir doktora tezini anlatmıştı.
gelişmiş ülkelerde tv izlenme oranı 4 saat civarı iken, bizde ev hanımları neredeyse sabah 8 gece 24 e kadar izliyor.
kitap okumayan ve gelişemeyen kadın, belli bir tip ve çizgide yetişiyor ve çocuğunu bu şekilde yetiştirip, eşini de bu şekilde yönlendiriyor.
arap ülkeleri brazilya dizileri açık diye almıyorlardı.
sonra biz aşkı memnuyu çevirdik.
müslümanız ya, elimizden her şey yenir...
sonrası malum...
kimin eli kimin cebinde belli değil.
liselerde bakire olan kızlarla dalga geçiliyor artık...
uyuşturucu ortaokul seviyelerinde...
sorularına kendimce de cevap vereyim, kısa kısa
1- kümes : yurdumuz. güvende hissettiğimiz evimiz, yuvamız
2- yaşlı horozlar kimler : ergenekon tutukluları desek?
3- genç horoz kim ve şu anda ne yapıyor? : tayyipçik israil sularında gemicik yüzdürüyor.. ihalaler dağıtıyor, bakanlıklar ve akil adamlık nişanı dağıtıyor ( tv de izledim az önce. yılmaz erdoğan'da seçilmiş bu akiller arasına. " bir ülkeden,
bir iç ülkeye koşan çocuk olan yılmaz erdoğan"
4- tilki : işin en kötü tarafı da bu ya. senin kısa filminde tilki dışarıda. ama bizimkisi hem içeride hem dışarıda
"
dahili ve harici bedhahlar" diyelim tilkilere!!!
( bence ve zannımca nacizane )
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
yılmaz erdoğan kimdir peki?
eşi kim?
bu soruya kim cevap verecek peki?
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:36 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:28 ----------
Belçim (Bilgin) Erdoğan Kimdir ?
Belçim Bilgin Erdoğan , 1983 yılında Ankara`da doğdu. Belçim Erdoğan 28 yaşında.
Belçim Bilgin Erdoğan, Şeyh Sait Ayaklanmasını başlatan Kişi olarak bilinen Şeyh Saitin torunu. Adı Kürtçede çimen yaprağı anlamına gelen Belçim Bilgin bir röportajında ``Şeyh Said benim babamın dedesi, daha doğrusu dedesinin büyük abisi. Anne tarafımdan ise bütün örf ve adetleri ile tam bir aşiret kültürü aldım şeklinde açıklama yapmıştı.
peki, şeyh sait kimdir?
Şeyh Said (1865 ya da 1866; Palu, Elazığ[1][2] - 29 Haziran 1925, Diyarbakır[3]), Zaza bir aileye mensup olan Nakşibendi şeyhi.[4]
Şeyh Mahmut'un oğlu olarak annesi Merve Hanım'dan doğmuştur. Muş, Malazgirt'te eğitimi gördükten sonra babasının Hınıs'a göç etmesiyle oraya yerleşmiştir. Nakşibendi târikatının liderlerinden olup Ermeni Kırımına karşı çıkan fetvalar vermiştir.[5] I. Dünya Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu'nun Doğu Anadolu'ya ilerlemesinden dolayı Piran'a taşınmak zorunda kalmış ve savaştan sonra Hınıs Kolhisar'a yerleşmiştir.[6] 1925 yılında Şeyh Said İsyanı'nın lideri olmaktan yargılanmış ve idam edilmiştir. İngiliz ajanlığıyla suçlanmaktadır.[kaynak belirtilmeli]
Şeyh Said İsyanı - Genç Hâdisesi [değiştir]Ana madde: Şeyh Said İsyanı
Birinci Meclisin Bitlis milletvekili Yusuf Ziya tarafından aşiretler arasındaki tanınmışlığı ve sözünün geçmesi nedeniyle gizli Kürt İstiklal komitesi'ne ("Azadi" örgütü) üye yapıldı. 1924 yılında Yusuf Ziya tutuklandı. Suçunu itiraf eden Yusuf Ziya Bey, Cibranlı Halit, Hasananlı Halit, Hacı Musa ile birlikte Şeyh Said'in de adını verdi. Doğu illerindeki aşiretleri dolaşan Şeyh Said, Cumhuriyet ve Mustafa Kemal'in dinsizliğinden, çıkarılan yasalar ile İslamiyetin, nikah, ırz ve namusun Kuran'ın ortadan kalkacağından, ağaların ve hocaların idam edileceğini veya sürüleceğinden bahseden propagandalar yaptı. Kayınbiraderi Albay Cibranlı Halit'in adamları Cemiyet-i Akvam'a haber vereceklerini, bölgede devletin askeri güçlerinin bulunmadığını ve kolayca bölgeyi ele geçirebileceklerini söyledi. Cumhuriyete ve devrimlere karşı bir ayaklanma fetvası hazırlayarak devrimlere destek verenlerin canları ve mallarının helal olduğunu yazdı. Fetvayı aşiretlerin ileri gelenlerine göderdi. Varto'daki Hormek aşireti devlet yanlısı olduğu için ayaklanmaya uymayacaklarını açıkladı. Şeyh Said ifade vermek için Bitlis Harp Divanı'na davet edildiğinde yaşlı ve hasta olduğu için ifade vermeye gitmeyince ifadesi Hınıs'ta alındı. Diyarbakır, Çapakçur, Ergani ve Genç illerinde bir ay kadar dolaştıktan sonra 13 Şubat 1925 tarihinde Piran'daki kardeşinin evine yerleşti. Piran'da jandarmanın 5 suçluyu tutuklama girişimi üzerine çıkan çatışma sebebiyle ayaklanma hareketi planlanandan önce başladı.[7]
1924 Ekim ayından yakalanacakları güne kadar hükûmetle haberleşmekte olan bacanağı Kasım Bey (Kasım Ataç) tarafından ihbar edilmiştir.[8]
İdam edilmeyeceği sözü alınca 14 Nisan 1925'te önce İran'a geçmeye karar vermiştir. Ancak Binbaşı Kasım teslim olmak istemiştir. Abdurrahmanpaşa Köprüsü'nde teslim olmuştur[9].
Genç Hâdisesinin (Şeyh Said İsyanı) bastırılmasından sonra "Şark İstiklal Mahkemesi"nde yargılanıp idama mahkûm edildi.
( kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeyh_Said )