Size hiç yakışmadı bu laflar Barkın Bey.
Adam kalktı "yarış motoruna binen ya kadındır, ya eşcinseldir" dedi.
Bu ayıp olmadı.
Ben de "hadi bakalım dizini sürtte pistte görelim senin enduro erkekliğini" diyince ayıp oldu.
Misal şu şekilde:
Eh be arkadaş.
"Papa New York'a gelir gelmez fahişe sordu" misali oldu sizin yorumlar.
Bir de önceki cümleye bir bakın bakalım.
Bu noktada bir hatırlatma yapalım:
Yarış motoru, özellikle de Superbike tabir edilen motorlar, adından da anlaşılacağı gibi "üstün motosiklet"lerdir (Super/Supra kökü : üst, üstün. Hani Superman var ya? Super Adam yani Üstün Adam).
Eğer üşenmeyip, yayagaraya ortalığı boğmadan kelimenin anlamına bakarsanız, (
http://en.wikipedia.org/wiki/Superbike#Superbike) göreceksiniz ki:
Spor motorlar, asfalt zeminde, hızlanma, viraj dönüşü ve frenleme kabiliyetinin iyileşmesi uğrunda, konforunda ve pratikliğinden diğer motorlara göre ödün verilmiş motosikletlerdir.
Eğer bu tanımı göz önüne alırsak, kalkıp "EHE SPOR MOTORLAR ENDUROLARIMIZA GÖRE ÇOK RAHATSIZ" demek, tereyağlı pide yiyip, "FAKAT BU ÇOK YAĞLI" demekten farksızdır.
Zaten ahalinin çoğunun enduro dediğiyle, gerçek enduro'nun alakası yok. Yukarıda KTM'nin resmi site linkini ekledim.
Arkadaş hala "KTM 690 tam enduro değil" diyor.
Bu da "Dünya tam dönmüyor" demek gibi.
Çünkü siz ne düşünürseniz düşünün, Dünya dönüyor ve KTM 690 Enduro R adından da anlaşıldığı gibi tam bir ENDURO'dur.
TDM 900'e binip "hehe enduro sürüyorum, ne güzel" diyen arkadaşın mesajı var yukarıda.
Yuh be kardeş.
Bir de ne tür motora bindiğimizi yabancı kaynaklardan da araştıralım.
Bakalım TDM için ecnebiler ne demiş.
Zamanında bazı cahil motosiklet esnafının uydurduğu isimlerle/sınıflarla motora binmeyelim:
1998 yılında çıplak Bandit 600'ümü galeriden çıkarırken, dükkan sahibi yanıma gelip "Güzel Turing makine, bol bol seyahate gidersin bununla" dediğinde apışıp kalmıştım.
ÇIPLAK SOKAK MOTORUYLA SEYAHATE GİTMEK: rüzgar manyağı olmak, ilk 60km'den sonra haşat olmak, sinek-böcek manyağı olmak... tüm bunlar aklımdan geçerken daha önce Kızıltoprak'ta rastladığım cehalet örneklerini hatırlamıştım, kaskın üretim tarihini sorduğumda, yavşak bir ifadeyle "yoğurt mu bu kardeş, kaskın tarihi neymiş" diyen sığır esnaf gibi.
Adam ne sattığını, ne kaskı, ne sattığı motorun ne amaçla üretildiğini bilmiyordu.
Bizler bu cehalet sarmalını sürdürmeyelim lütfen.
Forumlarda çok yalan yanlış bilgi dönüyor.
Her okuduğumuza inanmayalım.
Not: Karayolları İşçiliği gayet şerefli bir meslektir. Niçin bu kadar alındınız fosforlu yeleklerle ilgili benzetmemden anlamadım. Ayrıca turuncu yeleklilere de "Aha Dalay Lama'lar geldi" diyoruz kendi aramızda. Bakalım bundan kaç kişi bana bela okuyacak? :wiinkk:
Slmlr
Brkn
---------- Mesajlar birleştirildi - 02:24 ---------- bir önceki mesaj zamanı 02:19 ----------
Bu arada Patates Çuvalı gibi seleye yayılmak, arazide motor süren adam için en büyük hatadır.
Vücut yükü dıştaki ayaklıkda olmadan kaygan zeminde dönülmez.
En temel Enduro eğitim konusudur.
Bu da en çok zart zurt eden endurabilere hediyem olsun.