Bu konulardaki bilgileriniz eksik, o sebeple yanlış sorular soruyorsunuz; biraz evrimsel psikoloji antropoloji gibi kaynaklar okumanızı tavsiye ederim; cevaplarınız orada.
İnsan yavrusu bilgisiz doğmaz, diğer memelilere göre erken doğar. Evrimde ayağa kalkabilmek için leğen kemiği açısının düzleştirilmesi tercihi yapıldığından daha büyük cenin tutulamaz, erken tahliye olur ve aciz doğar insanlar. Geç yürüme beyin kas koordinasyonu eksikliğinden çok bacakların vücudu taşıma görevi üstlenemeyecek kadar erken tahliye olmuş olmasıdır, kas kütlesi yeterli değildir. Diğer yandan yürüme konuşma gereksizdir zira emekleme daha kolay jestler ve ağlama ile iletişim daha basittir; hatta bu sebeple geç yürüyen ve konuşan çocukların IQ değerleriyle ilgili araştırmalar vardır. O zaman bu bilincin değil içgüdünün ve / ve ya modellemenin (primatlardaki tekrar düşkünlüğünün sebebi bilgisel midir, genetik mi; genetikse...) Bir sonraki nesle aktarılan bilgi dediğinizde yine neden bahsettiğinizi bilmiyorsunuz. Örnek: Doğduğu andan itibaren sırt üstü geriye bırakılan bebek iki eliyle ileriye hamle yapar. Genetik aktarımlı bilgi vardır çünkü. Emerken elleriyle tutarlar, parmağınızı verin sıkarlar, omuzda iken sarılırlar; bunlar primat sınıfının evrimleşmesi ile alakalı bilgilerdir.
Bilinç ise verinin bilgi haline getirilmesidir (benlik değil dikkat) burada zamansal geri besleme (feedback) konuşulmalı ama biz kısa keselim izninizle. Frontal lob (alnın arkası) bizi "ben" yapan kısımdır. Üst matematik, sanat, hayal, öngörme, bilinç gibi kısımlar burada hayat bulurlar. Evrim sürecinde en son gelişen kısımdır, bir altında x katmanı, bir altında y katmanı diye (zamanda evrimde) geriye gider. Geriye gittikçe en temelde beynin en ilkel ve en hayvani kısımlarını (katmanlarını) buluruz ve bu kısımlar alt türlere benzeşir ve yakındırlar. En altta korku, nefes, açlık, cinsellik gibi bireyin ve türün hayatta kalması için ihtiyaç duyulan gereklilikler vardır. Fakat tür geliştikçe yeni ihtiyaçlar belirlenir ve mevcut katmanın üzerine, oradan temellenerek yeni ve sorunu çözecek özellikte katman oluşur. Sonra bir katman, gerekirse bir katman daha. Bu artada kritik olan her yeni katmanın bir alttakini baskılıyor ve kontrol edebiliyor şekilde tekamül etmesidir. Yani insan bilgiyle doğar, limbik sistem nereye ne zaman nasıl müdahale edeceğini bilir ilk andan itibaren. Bilgi ile içgüdü farklı şeyler diyerek burayı bitirelim.
Beynimizin çıkarımı (ahlak normlarının değişmesi demiştik ya) ile eşimizi çıplak memeyle yaşatmaya kalksak, ülkemizi bırak Avrupa'da bile bir süre sonra çevresel tepkiler sebebiyle eşimiz göğüslerini örter

Yani diyeceğim odur ki ahlak kodlarının değişmesi pek olası değil. O toplumun toptan değişmesi gerekli. Ufak beyin etkilense bile: 1- bilinç altı, yukarıya o derecede sinyal gönderemez, 2- toplum etkisi ile bilince öyle bir etki edilmesine izin vermez.
Ahlaksız olmayız, gider ilgili deterjanı alırız
