- Konu Yazar
- #1
Merhaba arkadaşlar
Daha önce ilgili konularda bahsetmiştim yeni bir motor aldığımdan. Havalar yeni ısındı malum, biraz kilometre yapıp ilk izlenimlerimle beraber sunmak istedim.
Bundan iki sezon önce, Peugeot 103 ile tali yolda seyir halindeyken karşı yönden üzerime gelen araçla çarpıştığımda, neyse ki hayati bir tehlike vuku bulmamış ama bir daha motorsiklet kullanmamaya karar vermiştim.
Yaşım şu anda 25, yaklaşık 8 yıllık araba, 6 senelik de motorsiklet deneyimim var. Bir süredir arabayı da aileme bıraktığımdan, planımda okul dışında işim ya da gidecek yerim olmasa bile, durgunluk, kendimi özgür hissetmeme gibi psikolojik sorunlar yaşamaya başlamıştım. Ucuz, az yakan ve masraf çıkartmayacak bir araba arayışlarına giriştim yazdan beri fakat kendime uygun birşey bulamadım. Derken soluğu ikinci el kısmı olan bayilerde ardından aybaşında gerçekleşen Motoshow 2012'de aldım.
Sıfır motorsiklet almak gibi bir düşüncem yoktu ama gezdikçe, gözüm açıldıkça bütçeyi genişlettim. Bunda en önemli etken son bir kaç yıldır küçük hacimli motorlarda arttırılan teknolojiler oldu.
İlk motorum Asya 150 T'ydi, yanına Peugeot 103 aldım. En son Honda CG125 kullanıyordum fakat çok geçmeden satmıştım kazadan sonra. Bu makinalardan ve geçirdiğim kazalardan elde ettiğim tecrübeyle yeni alacağım motorsiklet kesinlikle scooter tipinde, Honda gibi kaliteli bir marka olacaktı. Bayilerde fiyatlarından dolayı İtalyanlar fazla ilgimi çekmedi...
Wave 110i'yi görmek için fuarı dört gözle bekledim ama fiyatı bir cub için fazla geldi. Hak ediyor ayrı mesele... CB125E aklımı karıştırdı. Fakat o uyumsuz granajlarla caddelerde boy göstermek istemedim. Dediğim gibi, scooter ağır basıyordu dizlerimi korur düşüncesiyle...
Fuarda PCX'e hiç bakmamıştım, forumda baya kötülenmiş çünkü. Tam çıkarken tesadüfen yazlıktan komşumuz Ege ile karşılaştım. Ege henüz 18 yaşını doldurmuş bir Mobylette uzmanıdır. Derdimi anlattım kendisine, PCX'i tavsiye etti. Eve gelince PCX'in özelliklerini inceledim. Su soğutmalı olduğunu öğrenince, önümüzdeki yaz için hayaller kurmaya başladım. Enjeksiyonlu olduğunu öğrenince, dedim bu tam bana göre. Tipi de oldukça güzel. Tekerlek boyutlarını, teknolojilerini falan da öğrenince tadından yenmez bir hale geldi. Boyutunu da universal yapmışlardır diye düşündüm, boyum 1,92 m. çünkü.
İkinci el PCX'leri araştırmaya başladım, herkes memnun - tok satıcı. Bayileri aradım sıfır fiyatları için. Plakayı ruhsatı da kendim çıkartırsam iyice mantıklı hale geliyordu sıfır almak. İkinci eli değerli bir motorsiklet olması daha da hevesimi arttırdı bu süreçte. Derken bir gece rüyama girdi ve en uygun fiyatı veren İstoç Anes'ten gidip aldım.
Hava pek iyi değildi o günlerde (10 Mart 2012) O heyecanla plaka çıkmasını beklemeden getirdim eve. İncelemeye başladım. Garajda tozlanıyordu genelde motorlarım, o yüzden en yakın nalburdan naylon alıp kenarlarından bantlayıp, geçici bir çözüm olarak branda niyetine kullanmaya başladım. O sırada duvara yansıyan güzel bir görüntü oluştu ve hemen fotoğrafını çektim
Tasarımı çok hoşuma gitti. Özellikle önden görüntüsü gerçekten başarılı. Trafikte aynaya bakan sürücülere denk gelirseniz, yol verdikleri falan oluyor kalıplı olduğu için. Profilden de bir fotoğrafını çekeyim derken, farlar da baykuşu andıran tasarımıyla bir sürpriz yaptı:
Aksesuar meraklısı değilimdir ancak uzun cam ve çanta; ihtiyacım olduğu gibi, PCX'e de yakışıyor ve ayrı bir hava veriyordu. Kuyruk granajı delinerek yapıldığı için başta yanaşmadım topcase'e ama sürekli iki kask taşırım ve inip bir yere gittiğimde yanımda taşımak sıkıntı olmaya başlamıştı.
Kappa - Givi markalarını araştırdım, ikisi de fiyatları dışında aynı gibi geldi. En uygun fiyatı nerede bulursam alırım diye karar verdim yine. Genelde PCX'in yanında Givi E300B mat beyaz çanta veriyorlar fakat motor metalik iken çıplak gözle bakıldığında uyumsuz olabileceğini düşündüm ve renk kaygısından kurtulup, işimi görecek bir çanta bakmaya başladım.
Bu sefer de Sirkeci Özen Motor en uygun fiyatları verdi ve resimde gördüğünüz Kappa uzun cam, K35 çanta ve bağlantı demirlerini aldım. Montaj için de Karaköy'de Suzuki karşısında bulunan Tamirci isimli servise yönlendirdi. Burada Recai Bey ve ekibi son derece profesyonel bir iş çıkartarak montajı tamamladılar.
Yakıt olarak 95 oktan kullanmam tavsiye edildi. Motorum henüz 400 km'de. Şehir içi yoğun trafikteki yakıt değerlerim ise şimdilik aşağıdaki gibi:
Gösterge(km) / Alınan Miktar(l.) / Litre Fiyatı(TL) / Tutar(TL) / Marka Ortalaması (l./100km)
010 - 5,16 - 4,53 - 23,37 (Opet) - 2,62
206 - 5,13 - 4,54 - 23,30 (Shell) - 2,50
390 - 4,60 - 4,62 - 21,24 (Bp) - n/a
Rodaj başlangıcı ortalama: 9,73 l. / 380 km ~= 2,56 l./km
Her ne kadar çizgiye kadar doldursam da her seferinde, tablo düşey olarak ilerledikçe, ortalama hesaplaması daha sağlıklı olacaktır. 6,2 l. deposu var. Rodaj sonrası bu kullanım ile hiç yakıt almadan 250 km'den daha fazla yapabilirim diye düşünüyorum.
Sorularınıza elimden geldiğince yanıt vermeye çalışırım. Önerileriniz ve iyi dilekleriniz için şimdiden teşekkürler.
Murat TEKİR
Daha önce ilgili konularda bahsetmiştim yeni bir motor aldığımdan. Havalar yeni ısındı malum, biraz kilometre yapıp ilk izlenimlerimle beraber sunmak istedim.
Bundan iki sezon önce, Peugeot 103 ile tali yolda seyir halindeyken karşı yönden üzerime gelen araçla çarpıştığımda, neyse ki hayati bir tehlike vuku bulmamış ama bir daha motorsiklet kullanmamaya karar vermiştim.
Yaşım şu anda 25, yaklaşık 8 yıllık araba, 6 senelik de motorsiklet deneyimim var. Bir süredir arabayı da aileme bıraktığımdan, planımda okul dışında işim ya da gidecek yerim olmasa bile, durgunluk, kendimi özgür hissetmeme gibi psikolojik sorunlar yaşamaya başlamıştım. Ucuz, az yakan ve masraf çıkartmayacak bir araba arayışlarına giriştim yazdan beri fakat kendime uygun birşey bulamadım. Derken soluğu ikinci el kısmı olan bayilerde ardından aybaşında gerçekleşen Motoshow 2012'de aldım.
Sıfır motorsiklet almak gibi bir düşüncem yoktu ama gezdikçe, gözüm açıldıkça bütçeyi genişlettim. Bunda en önemli etken son bir kaç yıldır küçük hacimli motorlarda arttırılan teknolojiler oldu.
İlk motorum Asya 150 T'ydi, yanına Peugeot 103 aldım. En son Honda CG125 kullanıyordum fakat çok geçmeden satmıştım kazadan sonra. Bu makinalardan ve geçirdiğim kazalardan elde ettiğim tecrübeyle yeni alacağım motorsiklet kesinlikle scooter tipinde, Honda gibi kaliteli bir marka olacaktı. Bayilerde fiyatlarından dolayı İtalyanlar fazla ilgimi çekmedi...
Wave 110i'yi görmek için fuarı dört gözle bekledim ama fiyatı bir cub için fazla geldi. Hak ediyor ayrı mesele... CB125E aklımı karıştırdı. Fakat o uyumsuz granajlarla caddelerde boy göstermek istemedim. Dediğim gibi, scooter ağır basıyordu dizlerimi korur düşüncesiyle...
Fuarda PCX'e hiç bakmamıştım, forumda baya kötülenmiş çünkü. Tam çıkarken tesadüfen yazlıktan komşumuz Ege ile karşılaştım. Ege henüz 18 yaşını doldurmuş bir Mobylette uzmanıdır. Derdimi anlattım kendisine, PCX'i tavsiye etti. Eve gelince PCX'in özelliklerini inceledim. Su soğutmalı olduğunu öğrenince, önümüzdeki yaz için hayaller kurmaya başladım. Enjeksiyonlu olduğunu öğrenince, dedim bu tam bana göre. Tipi de oldukça güzel. Tekerlek boyutlarını, teknolojilerini falan da öğrenince tadından yenmez bir hale geldi. Boyutunu da universal yapmışlardır diye düşündüm, boyum 1,92 m. çünkü.
İkinci el PCX'leri araştırmaya başladım, herkes memnun - tok satıcı. Bayileri aradım sıfır fiyatları için. Plakayı ruhsatı da kendim çıkartırsam iyice mantıklı hale geliyordu sıfır almak. İkinci eli değerli bir motorsiklet olması daha da hevesimi arttırdı bu süreçte. Derken bir gece rüyama girdi ve en uygun fiyatı veren İstoç Anes'ten gidip aldım.
Hava pek iyi değildi o günlerde (10 Mart 2012) O heyecanla plaka çıkmasını beklemeden getirdim eve. İncelemeye başladım. Garajda tozlanıyordu genelde motorlarım, o yüzden en yakın nalburdan naylon alıp kenarlarından bantlayıp, geçici bir çözüm olarak branda niyetine kullanmaya başladım. O sırada duvara yansıyan güzel bir görüntü oluştu ve hemen fotoğrafını çektim
Tasarımı çok hoşuma gitti. Özellikle önden görüntüsü gerçekten başarılı. Trafikte aynaya bakan sürücülere denk gelirseniz, yol verdikleri falan oluyor kalıplı olduğu için. Profilden de bir fotoğrafını çekeyim derken, farlar da baykuşu andıran tasarımıyla bir sürpriz yaptı:
Aksesuar meraklısı değilimdir ancak uzun cam ve çanta; ihtiyacım olduğu gibi, PCX'e de yakışıyor ve ayrı bir hava veriyordu. Kuyruk granajı delinerek yapıldığı için başta yanaşmadım topcase'e ama sürekli iki kask taşırım ve inip bir yere gittiğimde yanımda taşımak sıkıntı olmaya başlamıştı.
Kappa - Givi markalarını araştırdım, ikisi de fiyatları dışında aynı gibi geldi. En uygun fiyatı nerede bulursam alırım diye karar verdim yine. Genelde PCX'in yanında Givi E300B mat beyaz çanta veriyorlar fakat motor metalik iken çıplak gözle bakıldığında uyumsuz olabileceğini düşündüm ve renk kaygısından kurtulup, işimi görecek bir çanta bakmaya başladım.
Bu sefer de Sirkeci Özen Motor en uygun fiyatları verdi ve resimde gördüğünüz Kappa uzun cam, K35 çanta ve bağlantı demirlerini aldım. Montaj için de Karaköy'de Suzuki karşısında bulunan Tamirci isimli servise yönlendirdi. Burada Recai Bey ve ekibi son derece profesyonel bir iş çıkartarak montajı tamamladılar.
Yakıt olarak 95 oktan kullanmam tavsiye edildi. Motorum henüz 400 km'de. Şehir içi yoğun trafikteki yakıt değerlerim ise şimdilik aşağıdaki gibi:
Gösterge(km) / Alınan Miktar(l.) / Litre Fiyatı(TL) / Tutar(TL) / Marka Ortalaması (l./100km)
010 - 5,16 - 4,53 - 23,37 (Opet) - 2,62
206 - 5,13 - 4,54 - 23,30 (Shell) - 2,50
390 - 4,60 - 4,62 - 21,24 (Bp) - n/a
Rodaj başlangıcı ortalama: 9,73 l. / 380 km ~= 2,56 l./km
Her ne kadar çizgiye kadar doldursam da her seferinde, tablo düşey olarak ilerledikçe, ortalama hesaplaması daha sağlıklı olacaktır. 6,2 l. deposu var. Rodaj sonrası bu kullanım ile hiç yakıt almadan 250 km'den daha fazla yapabilirim diye düşünüyorum.
Sorularınıza elimden geldiğince yanıt vermeye çalışırım. Önerileriniz ve iyi dilekleriniz için şimdiden teşekkürler.
Murat TEKİR