Ben çocukluğumu özledim.....

Katılım
26 Nis 2008
Mesajlar
5,397
bir de o zamanlar biz motosiklet fuarı nedir bilmezdik..yok davetiye bulacam,yok nasıl gidilir ( bakınız ben:p) diye derdimiz tasamız olmazdı...:p

şimdi herşeye fuar kardeşim.otoya,motora,bota ...geçenlerde inşaat-iskele fuarı duydum yaw:cherry:
 
Katılım
29 Tem 2010
Mesajlar
1,347
bir de o zamanlar biz motosiklet fuarı nedir bilmezdik..yok davetiye bulacam,yok nasıl gidilir ( bakınız ben:p) diye derdimiz tasamız olmazdı...:p

şimdi herşeye fuar kardeşim.otoya,motora,bota ...geçenlerde inşaat-iskele fuarı duydum yaw:cherry:

Sen yine duymuşsun abi :) ben bizzat gittim inşaat fuarına :)
ytong, kiremit,tuğla var hep..
Standlarda bayan olmasa tek cinsiyet fuarı olacak nerdeyse.
 
Katılım
1 Ocak 2010
Mesajlar
773
bilyalı araba yapardık

5-6 arkadaş yokuş aşşa kayar yarışırdık, bi cazırtı gürültü

bastonla sokağa çıkan dede den ve su döken teyzelerden dolayı iki tur dan fazla yarışamazdık

teyzeler dedeleri kollardık, bi kaç saat sonra yarış tekrar başlardı

+ bayramlarda boş boya kutularına, tuğlalara, yankı yapacak boş dükkan ve inşaatlara torpil koyardık

:queen: :queen: :queen: :queen: :queen: :queen:
 
Katılım
16 May 2007
Mesajlar
3,088
ya şimdi aklıma geldi sokakta ayı oynatırlardı , burnunda halka ile hayvan hamam muhabbeti yapardı
 
Katılım
26 Nis 2008
Mesajlar
5,397
o ayılar şimdide oynuyorlar..hemde heryerde..ama sadece adamın biri zincirle tutmuyor...

hemde ne ayı..elini sallasan ellisi....:p

ne demişler nerde çokluk orda ayılık..:queen:
 
Katılım
8 Kas 2009
Mesajlar
1,401
Samet çok eskilere götürdün bizi, nereden alıntı bilmiyorum ama tam 12 den vurmuş yazan.İnsanlığın henüz unutulmadığı,dostlukların karşılıksız yaşandığı,teknoloji ve maddiyatın henüz esir almadığı yıllardı.
 
Katılım
26 Nis 2008
Mesajlar
5,397
Samet çok eskilere götürdün bizi, nereden alıntı bilmiyorum ama tam 12 den vurmuş yazan.İnsanlığın henüz unutulmadığı,dostlukların karşılıksız yaşandığı,teknoloji ve maddiyatın henüz esir almadığı yıllardı.

..evet abi..doğru söylüyorsun..ama insanlar aynı mekana geldiklerinde (bakınız fuar) görüşememe gibi bir ortam oluşması bile düşünülemezdi...

sizin oralara yolum düştüğünde özellikle görüşmek için yanına uğrayacağım
 

VIA

Katılım
28 Ağu 2010
Mesajlar
452
Bende özledim çocukluğumu bazan hala çocuk sanıyom kendimi :queen: ama gençliğimdende çok daha fazlasıyla memnunum :) Güzel yazı olmuş emeğinize sağlık :rendeer:
 
Katılım
26 Nis 2008
Mesajlar
5,397
bide çocukken puch maxı bize yeterde artardı bile...kocamandı sanki..iki kişi heryere giderdik...

şimdi ise gözümde goldwing ten başkası hikaye....:queen::queen:
 
Katılım
26 Tem 2008
Mesajlar
2,258
Eskiden hepimiz fukaraydık.. Bu da hayattan olan beklentilerimizi biraz olsun kısıyordu.. istediğimiz herşey elimizin altında değildi o zaman; kola, cips, şeker, bisiklet, motor, araba vb. mesela benim hiç 0'km bir bisikletim olmadı hep hurdalarla geçti küçüklüğüm ama yine de mavi pinokyom ile çok mutluydum. Boş kola kutularının içini su doldurup mahalledeki kızlara "Bakın benim param var üst üste kola alabilecek kadar hatta" deyip akşama kadar su fıçısı olduğumuz günler. Üstümüz başımız yırtık terlikler kopuktu. şimdiki veletlere bakıyorum da nerede ise D&G'den giyinecek kızanlar:)) Ah ah o günlere dönmek için insan nelerini vermezki. Hani cennete düştüğünde istediğin herşey elinin altında olacak istediğini yapacaksın diyor ya alimler. Eğer az da olsa ufak bir iyiliğimden cennetin bodrum katına bile yerleşsem ilk isteyeceğim şey "Beni çocukluğuma aynı kadro ve arkadaşlarımla geri döndürün" olacak.
 
Katılım
10 Nis 2010
Mesajlar
1,714
Pazar 89, pazar 90, pazar 91, pazar 92, pazar 93... Sonrası var mıydı:)
 
Katılım
24 Nis 2007
Mesajlar
4,756
Eskiden neydi nasıldı. Yeni nesle anlatması o kadar zor ki.

Benden de kısa bir örnek. Komşumuza Almanya da çalışan bir akrabası jelibon ayıcıklı şeker göndermiş. Ve kadıncağız ne olduğunu anlayamamış bile. Bütün ayıcıkları vitrine dizmişti :)

İşte böyle bir masum cehalet vardı. Hiç görmemiş ki nereden bilsin ne olduğunu.


Benim ilk okul yıllarımda bir dönem ki hayalim şu dişmacunu gibi tüpte satılan çokokrem lerden alıp doya doya yiyebilmekti. Babam arabistanda çalışırken içinde bulunduğumuz durumun okadar farkındaydıkki çocuk yaşımıza rağmen. Annemizden para istemeye çekinirdik. İstesek almazmıydı tabiki alırdı fakat isteyemiyordukki.

Orta okul yıllarımda mahallemizin ayakkabıcısında çalışırdım. Adam öyle bonkördüki bana cumartesi günleri haftalık verip hafta içide haftalığımdan çok harçlık verirdi. (Allah razı olsun) sonra bayramlarda bana istediğin ayakkabıyı alıp giyinebilirsin derdi. Fakat ben o adidasları reebok ları hiç kendime yakıştırpta alıp gyemezdim. Öylesine isterdimki bir çift spor ayakkabım olsun. Fakat nedense hep çok mütevazı modellerden alırdım. Sene 1988-89 adidas reebok herkesin alıp giyebileceği heryerde görebileceğiniz şeyler değildi. Hele o torşın modeli yokmuydu. Heeeyyy gidi günler be.

İnsnaların şuanki bolluk ve bereket içinde yaşamlarından nasıl mutsuzluk duyabildiklerini anlamakta zorluk çekiyorum.
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
25 Şub 2011
Mesajlar
1,768
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Yazıyı yazanında topici açanında gönlüne sağlık,
Ağaçlar vardı mahallelerde çıkardık,biz ağaçlardan düşer kafamızı yarardık,ormana gitmeye gerek yoktu
uçurtmada uçururduk biz ,hemde evlerimizden uzaklaşmak zorunda kalmadan,
Kaç kişi topaç nedir biliyor şimdilerde,biz onları cevirirdik kaytanla,
Televizyon belli günlerde yayın yapar,mahallenin iyi durumlu komşusuna giderdik seyretmek içi,odamıza değil
şimdilerde tekmelenip zehirlenen köpeklere mahalleli sahip çıkardı tüm mahalleyi beklerdi o köpekler
 
Son düzenleme:
Katılım
10 Ara 2005
Mesajlar
276
ipi etrafına sarıp çevirdiğimiz topaçlar vardı.biz ona fıtçı derdik.Bi döndümü durmak bilmezdi.Bizim mahallede kooperatif diye küçük bir market vardı oradan defterle ekmek alırdık hergün ama yanında hiçbişey alamazdık.yokluk vardı zamanımızda haftada bir tadelle alırdık sadece.bizim bir akrabamız isviçreden su topu getirdi onu yıllarca oynadık hiç patlatmadan.
 
Katılım
10 Nis 2010
Mesajlar
1,714
şimdi buzdolabına baksam, 20yıl önceki bakkaldan çok çeşit var. O zamanlar herşey bu kadar ulaşılabilir değildi.
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
her insanın çocukluğu bir farklı gelecektir kendisine; günümüzün bebeleri bile ilerde devrin ufaklıklarına "hey gidi günler" diyecektir muhakkak

ama hiçbir nesil, "80 li yıllar fenomeni" ni çocuk veya genç yaşlarda yaşamış bizler kadar dünyanın hayret verici değişimine bizatihi tanıklık etmeyecektir herhal
işin anahtarı globalleşme mevzusudur ki medyanın daha çok televizyonun burda rolü çok büyüktür.

hakkında biriki sayfa yazmaya niyetliyim epeydir
ama ciddi çalışma, kafa yorma istiyor
 
Katılım
6 Nis 2011
Mesajlar
218
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı. Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım. Hatta Babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki...

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokakta ...oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.

Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik. Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. Kısacacı evine gidip gelen (...ki; sadece çişi gelen giderdi) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi. Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi... Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı. Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık. Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık. Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim. Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem. Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

Evlerimiz var, içinde yaşayan yok. Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok. Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...

Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

Ben kapılarında 'vale'lerin, 'bady'lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder. Nedir bunlar? Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk. İyi de neden böyle olduk? Biz mi istemiştik?

Yoksa birileri mi böyle istedi?..

'Her toplum hak ettiği gibi yönetilir' derler ya, hak ettiği gibi de yaşar diyelim mi?

(alıntıdır kim yazmış bilmiyorum ama tam da benim düşüncelerimi anlatıyor.. Taaaa uzaklardan bir selam gibi geldi bana)


::thanks::cat:
 
Katılım
29 Mar 2006
Mesajlar
3,903
Pazar günleri Üsküdarda Mithatpaşa stadından maç sesleri duyulurdu sonra adı eskisine döndü İnönü stadı oldu. Babamın gençliğinde Demokrat parti adı İnönü stadı diye adını değiştirmiş benim gençliğimde ise asıl adına dönmüştü.
Üsküdarda arabalı vapurların yanında mavnalar vardı. Balık tutardık. Boğaz köprüsü inşaatını seyretmeye giderdik, salacak plajından denize girerdik, sandal kiralar kızkulesini turlardık.
Kadıköyde meydanı dolanan tranvayı hatırlıyorum mesela. Cam damacanalarda hasır küfeler içinde menba suyu satardı sokak aralarında çift atlı uzun arabalar.
Dodge dolmuşlar kalkardı iskeleden, kimisinde radyodan başka pikap vardı sonraları kartuş teypler çıktı.:pale:
 
Katılım
17 Şub 2008
Mesajlar
2,907
Pazar günleri Üsküdarda Mithatpaşa stadından maç sesleri duyulurdu sonra adı eskisine döndü İnönü stadı oldu. Babamın gençliğinde Demokrat parti adı İnönü stadı diye adını değiştirmiş benim gençliğimde ise asıl adına dönmüştü.
Üsküdarda arabalı vapurların yanında mavnalar vardı. Balık tutardık. Boğaz köprüsü inşaatını seyretmeye giderdik, salacak plajından denize girerdik, sandal kiralar kızkulesini turlardık.
Kadıköyde meydanı dolanan tranvayı hatırlıyorum mesela. Cam damacanalarda hasır küfeler içinde menba suyu satardı sokak aralarında çift atlı uzun arabalar.
Dodge dolmuşlar kalkardı iskeleden, kimisinde radyodan başka pikap vardı sonraları kartuş teypler çıktı.:pale:

heytbe bir üsküdarlı daha :)

tranvayları hernekadar hatırlamasamda; çifte kayaları salacak aile çay bahçesini yazlık ışık sinamasını, çavuşdere bostanda saka tutmayı, zeynep kamil hastanesinin çöpünden serum lastiklerini toplayıp sapan yapmayı,ışıklı sahada yada boş bulduğumuz arsada mahalle maçı yapmayı yahu çok şeyi özlemişim be ustam ....
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst