Sivas’tan olumlu düşünceler ile Öğretmenevinin önünde tam motosikletlerimizi yüklemeye başlamıştık ki; “Özgür’e birisi merhaba” der.. Şaşırırız.. Kim dir bu yahu! Meğer Özgür’ün Alanya Lisesinde sınıf arkadaşı olmasın mı? Dünya küçük yaklaşık 20 yıl sonra Sivas’ta denk gelirler… İnanılmaz ama gerçek..
Sonra yola koyulmak gerekir.. İstikamet Erzurum’dur… Bakalım…
Mesafeler ilerledikçe; Özgür tam yol bu esnada… Kır çiçeklerinin renkleri ve sayısı artınca bir mola vermek gerek ti…
Eşim “Eeee, ne bekliyorun daha diyince””
Emir büyük yerden geldi…
Bir bundan…
Bir Şundan…
Birde bundan derken…
Tam bu esnada Özgür yetişir; hayr ola der… Kır çiçekleri azizim… Kır çiçekleri… Bahar gelmiş ANADOLU ma eşim kır çiçekleri ister derim… Harikadır… Renk renk kır çiçekleri… Yok bööle bi’şey ya… Çok Güzeller…
Eşim bir demet kır çiçeğini görünce mutluluktan yorgunluğu kalmaz… Tekrar Yola koyulmak gerek…
Erzincan’A gelmeden harika bir göl.. Adını unuttum..
İnanın doğru düzgün yol almak imkansız.. Heryer ayrı bir güzel.. Bir de mevsim olarak Haziran olunca heryerde duruyoruz… Yollar çiçekler ile dolu.. Eriyen kar suları dereleri çoşturmuş..
Gökyüzünde Şahinler uçar…
Gene Erzincan’a gelirken dayanamaz dururuz..
Eriyen kar suları ile yüzümüzü yıkarız ve donarız….
Uploaded with
ImageShack.us
İşte gene bir geçit.. Karlara çok yakınız.. Havada soğuk… 2200 m deyiz….
Nihayet Erzincan’dayız…
Erzincan’ı gezerken birden iki motosikletsever bizlere yatişir.. Ne kadar güzel.. Hemen kaynaşıveririz.. Alp ve Ali dir isimleri… Her ikiside doktor.. Hemde uzman dr. lar.. Ali KBB uzmanı Alp ise psikiyatr’dır. Ali’in Yamaha TDM 900 cc toruing, Alp’in ise Aprillia Pegaso 650cc enduro motorları vardır….
Hemen bizleri çay içmeye ve dondurma yemeye davet ederler… Ne güzel iş, elimiz cebimize girmiyor… Motosiklet ayrı bir sevda arkadalar… İster insan dr olsun isterse pideci.. Hiç farketmiyor… Hemen ortak noktada buluşulup çaylar içiliyor sohbetler ediliyor… Gezgin olana imreniliyor… Ne hoş dostluklar kuruluyor.. Tıpkı çocukluğumuzdakiler gibi saf ve temiz dostluklar.. İnanın araba ile gelmiş olsaydık bu güzel insanların hiçbiri ile tanışılmazdı.. Ne mutlu bizlereki bu karar saf dostluklar kurmak için sosyal kimliklerden sıyrılabilecek hobby miz var.. Çok şanslıyız dostlar, çok..
Çaylarımız içip dondurmalarımızı yedikten sonra yola koyulmak isteriz.. Dr Alp ve Ali bey bizlere şehir çıkışına kadar eşlik etmekten mutluluk duyacaklarını söylerken inanın gürül gürül eksoz larımız ile 4 dev motor Erzinca’ın sessiz sokaklarını inletti…
Teşekkürler Ali ve Alp Antalya’ya muhakkak beklerim.. Kalın sağlıcakla…
Erzincan’dan birkaç kare…
Yollar tehlikesiz asla değildi… Olaya bakın…
Yola devam…..
İşte bu dağlar Munzur dağları… Tüm bu anlamsız kurşunlar bu dağlarımızın ardında atılıyor.. Bu güzel coğrafyaya inanın kurşunlar hiç yakışmıyor.. Silah bence zaten seviyesiz bir icat..
Yol kesilmiş… Allah allah… Neler oluyor? Yusuf yusuf durumları… Munzur dağlarının yanındayız.. Erzincandan 30 km kadar çıktık..
Baba ne iş…
Özgür yolun kesilme nedenini öğrenip yanımıza gelir.. Patlatma varmış… Burada yaklaşık 1 saatten fazla bekleriz….
Beklerken dereye bakarız… (Su akar, Türk Bakar)
1saat sonra yol açılır…
Sonra titreşimli, kıpraşımlı yollar benim ön camı sallamaya başlar.. Yollar çok kötü akmış, dalgalanmış ve ağır tonajlaı arabalar resmen yolu çökertmişler… Derken benim ön cam çatlamış ve vidası gevşemiştir…
Erzurumda vida sıkılır ama ön cam inşallah gezi sonuna dayanır diye dua etmeye başlıyorum.. (Merak etmeyin ön cam canavar gibi dayanır hatta Kırıkkale yolunda 180-190-200 lerde bile tık demedi)
Bu arada benzinlerimiz biter… İlk benzinlik “benzin yok ağabey, çay veriyim mi?” Neyse…
10 km sonra İkinci benzinlik “ benzin yok ağabey, çay veriyim mi?”
15 km sonra Üçüncü benzinlik ve biz kırmızı lambada 40 km dir yol alıyoruzdur…
“benzin yok ağabey, çay veriyim mi?”
Yok kardeşim ne çayı yahu.. Benzin yok mu?
Yok ağabey mazot var!
Benzin niye yok..
Burası kırsal ağabey…
Motor nerede ise yolda kalacak……
Benzin var mı?
Yok!
Çay veriyim mi?” ağabey…
Ver ulan ver çay ver………….Sinirden gülmeler…
Bu ne sert şeker erimiyor ustaaaaaaaaaaaaaa!!!!
Ağabey neeetttinn?
Neyi neetttim?
Şekeri, çaya mi kattun? Evet ya ne yapacaktım.. Ağabey bu kıtlama idu.. Kıtlama ne ya!
Doğu Anadolumuza hoşbulduk…
En nihayet son şans derken benzin buluruz ve Erzurum’u görürüz……..
Erzurum modern bir kent izlenimini hemen verir bizlere….
Koç’da Cağ kebablarımızı yeriz.. Ama biraz pahalı dikkat derim… Pek tavsiye etmem..
Şehir biraz gezeriz… İki Erzurum lu çocuk bize uygun rakama 5 TL ye rehberlik yapma isteklerini kıramam… Ama anlattıklarından yemin ederim eşimde bende bi’şey anlamadık.. Sonra teşekkür edip paralarını verdim…
Ama o kadar yorgunuz ki odalarımıza çekilip derhal uyumak isteriz…. Sabah ola hayr ola… Yarın niyet Ağrı/Doğubayazıt…..
devam edecek..