- Katılım
- 10 Nis 2009
- Mesajlar
- 735
- Konu Yazar
- #1
Herkese Merhabalar...
En baştan belirteyim çook uzun oldu. Sıkılacaksanız başlamayın ya da ayrıntıları atlayarak gidin.
Dün Kocaeli'de ne yılbaşında ne yapsak diye düşünüyorduk kızarkadaşımla. Sonra aklımıza ailelerimizin yanına gitmek geldi. ( İstanbul) Hem dedik evlerimiz de yakın, 12'ye doğru iner Boğaz'a havai fişekleri izleriz. ( Hep böyle bir fantezimiz vardı ama hiç gerçekleştirememiştik. Motorumuza atlayıp Boğaz'da yeni yıla girmek. Neyse hadi dedik ufaktan hazırlanalım. Önce ufak bir kahvaltı, ardından koşa koşa Singuala'nın yanına... Al eline süngeri başla silmeye...
Yağını kontrol et, suyunu kontrol et, lastikler tamam mi?... Aaaa o da ne? Zinciri yağlamak lazım. Tamam sorun değil yola çıkmadan uğrarız bir motorcuya.
Arada ıvır zıvır işler... ve ufaktan yollanıyoruz... Evden çıkarken ev arkadaşıma da tembihledim, yarım saate kadar İstanbul'a varıp seni aramazsam Polisi ara ve yol boyunca bariyerleri kontrol etsinler... :queen:
Şaka bir yana pek de hızlı gitme niyetinde değildik. Maksat "GİTMEK" di... Ayrıca birlikte Singuala ile ilk İstanbul yolculuğumuz olacaktı...
Ufaktan yollandık dedim ya, gittik bir motorcuya (Daha doğrusu motor tamirhanesine. Ama kesinlikle motorcu değildi o insan bozması.). Girdim içeri selam verip, " Abi yağdanlık var mı iki damla yağ atayım zincire kurur gibi olmuş." dedim. Gelen cevabı duyunca kendimi keriz yerine konmaya çalışan biri gibi hissettim. " DIŞARI MALZEME VEREMİYORUZ (Dışarı dediği kapının önü) AMA İSTERSEN 35 LİRAYA ZİNCİR YAĞI VAR."... " Kalsın" dedim ve çıktım. İçimden bu nasıl esnaflık diye söve söve başka bir tamirciye gittim. Üstelik gittiğim tamirci beni daha önce epey ağlam kazıklamıştı ama en azından iki damla yağa 35 lira istemezdi... Neyse uzatmayalım sıkmadan sadede gelelim, zinciri yağladım ve çıktık. Yani biz öyle düşünüyorduk. Ama kader ağlarını örmüştü çoktan... :cherry:
Işıklarda bir önceki gün görmeye gittiğim ama derste olduğu için göremeyip motoruna not bıraktığım bir arkadaşımı gördüm GT250si ile... Hemen yapıştırdım peşinden çektik sağa...
N'aber abi , makina iyiymiş, hayırlı olsun hayırdır görüşemiyoruz, hoş beş... ten sonra can alıcı soru geldi !
- NEREYE?
- İstanbul'a yılbaşını Boğaz'da kutlamaya, siz?
- Biz de okula çıkıyoruz bir ödev teslim edeceğiz, işiniz yoksa bekleyin biraz biz de gelelim, ya da siz çıkın orda buluşuruz...
Amanın o ne demek... Başımın üstünde yeriniz var güzel arkadaşlarım, değil burda beklemek ben sizinle okula çıkar sonra bir saat de beklerim.
Ardıdan yaklaşık 3 -4 saatlik bir bekleyiş. :queen::wiinkk:
Neyse onun motorunu da yıkayıp çıktık yola. Bu arada çok dik bir yokuştan inerken fark ettik ki Hyosung GT250R ın frenleri çok kolay şişiyormuş.
İlk durağımız bir benzinciydi. İki tatlısu motorcusunun çişi gelmişti... Bu arada şu Amerikan filmlerindeki sorgu sırasında getrilen üçgen sandviçlerden yedik çok lezzetliydiler. Tabi bunun üzerine espri yapılmazsa olur mu? Onlarca iğrenç esprinin ardından... :queen: :cherry: :cherry:
r:
Bir iki fotoğraf, keyifler yerinde... Ortalama 140- 150 km ile keyifli bir sürüşün verdiği hazla yüzler gülüyor. ( Trafik o kadar kıvamında akıyordu ki resmen makas at bana diyordu arabalar... :queen: )
Ardından kendimizi esprilerin etkisinden kurtarır kurtarmaz çıktık tekrar yola ve gişelere kadar durmadık.
Gişerlerde bir KGS krizi yaşadık... Nerde yahu bu kart diye 10 dk uğraştım meğer eldivenden dolayı hissedemiyormuşum cebimde. ( Şu OGS nin motorlar için olanı çıkmayacak mı? uyuz oluyorum eldivenlerle kart aramaya. )
Gişelerden sonra inanılmaz bir trafik... Yolda önüme kıran bir yaratıkla ufak bir sürtüşmeye girdim. Bariyerlere kadar sıkıştırdı beni ardından gazlayıp sıyrıldım. Tam elimi cebime attım bujiyi çıkardım ki aklıma 2 motor olduğumuz geldi. Neyse dedim bu seferlik sessiz kalalım. Çünkü ben bujiyi çıkardığım sırada arkadaşı sıkıştırmıştı yaratık.
Köprüye kadar bu trafiğe can dayanmaz deyip Ümraniye sapağından Beykoz sınırlarında Anadoluhisarı'na indik. ( Ardından fark ettik ki Ümraniye'den sonra trafik açılmış.
)
Anadoluhisarı'ndan bir kaç fotoğraf...
Ve hayatımıza güzellik katan hayat artçılarımız...
Neyse biz orada takılırken yanımıza birkaç vatandaş geldi. " Nasılsınız gençler, hayrola nereden, şuradan, buradan, havadan, sudan..."
Sonra abilerden biri bu Hyosung nasıl iyi mi gibi sorularına başladı. Türkiyeye gelen ilk Sang Yong ( nasıl yazıldığını hatırlamıyorum şu anda mazur görün) lardan almış. Yeteri kadar kaliteli değil ve parçaları çok pahalı falan dedi. 100 binde enjektörleri ölmüş aracın falan filan... Yok dedik öğrenci bütçesi için en uygun motorlardan. ( Zira ben yaklaşık 2.5 katı benzin yaktım
r:
r:
r: )
Sonra abla "Motorda fotoğraf çektirebilir miyim?" dedi... Kısa bir düşünme aşamasından sonra onay verdi Cahit. Bindi. Neyse ki düşmedi. Kocasını motor almaya ikna etmeye çalıştı. Tabi ki benim Japon Güzelime de sulandı... Önce yok olmaz dedim, sonra kabul ettim.
Binemem ben gibi cevaplar alınca olsun fantezi yaparız dedi.
Koptuk... :queen: :cherry:
l::sunny:::23343::
Ama abla o kadar hoşlandı ki motorlardan " Maaşallah de nazar deymesin ! " dedim. BENİM NAZARIM GEÇMEZ ! dedi, ve demedi... Uyuz oldum... Kim adına ne derse desin ben insanların düşüncelerinin enerji yaydığını ( bir fizikçi olarak ispatlı olduğunu söyleyebilirim ) ve bunların birçok etkeni etkilediğine inanırım. Adı belki nazar belki negatif enerji her ne derseniz...
Sonra Cahit, " Yahu benim makina hiç kafa kaldırmıyor, ben mi baceremiyorum?" dedi ve deneme yaptım.
Evet Cahit sen beceremiyormuşsun... Chooperdan gelmekle Crosstan gelmek arasındaki fark diye ne güzel ezdim seni ama di mi?::dalga:: ::144:: :cherry: Öptüm canım arkadaşım seni seviyorum :rendeer:
Ardından Anadoluhisarı'ndaki popülasyon artmaya başlayınca biz ufaktan Vaniköy'e doğru uzayalım hem görüş açısı daha geniş hem de birer çay içeriz dedik.
Vaniköy'e vardık. Girdik bir yere çay istedik. Garson plastik bardakta getiriyorum dedi. Ben de nasıl yani dedim? İlginç.. Öyle kaliteli sayılabilecek bir yerde plastik bardakla çay gelmesi... Ardından Cahit espriyi patlattı,
" Yok arkadaşım verelim parasını git şurdan bir takım ince belli al, bizden sonra da size kalır müşterilere ayıp olmasın..."
Tam toparlanmıştık yine koptuk... Plastik bardak olayının sebebi bizim sahile ineceğimizi düşünmesiymiş garsonun. giden bardak geri gelmiyor dedi. :cherry:
Vaniköy'den bir iki fotoğraf;
Öyle kardeş kardeş duruyorlar sanmayın... Resmen asılıyordu Cahit'in oğlu kızıma...
CAHİİİTTT!!! Sahip çık oğluna kırdırtmasın bana grenajlarını... :queen: (Galiba biraz kıskancım... :cherry: ) Korumacı Türk Erkeği profili... ::155::
İçtik çaylarımızı ( İnnnce belli bardakta...
) sahile çekip bagajını açmak suretiyle bize son ses sanayi yapımı egzoz ve çizik bir cd den 2004 yılı karışık tekno müzikleri dinleten apaçilerin eşliğinde... ( Evet araç malum olduğu üzere beyazdı ve marka/modeli..... neyse şimdi geneleme yapmayalım :cherry: )
Eveeeet sona doğru yaklaşıyoruz ( ya da biz öyle sanmıştık) ...
Yeni yıla girdik, toplu mesajlarımızı attık, şakalaştık, çayımızı kahvemizi içtik, çıkarken apaçilerin egzoz seslerini bagajlarından gelen patlat bass seslerine tıkadıııık ve yola çıktık.
Ama bir dipnot vermeliyim. Ben 2. köprüye yakın olduğumdan her daim 2. çevre yolunu kullanmışımdır. Ve dün düşündüm de ne zaman 1. çevre yoluna girsem başıma bir aksilik geliyor. Toplamda hesapladığımda bir kez sorunsuz geçmişim ( Onda da eve ceza gelmişti yanlış yere parktan) .
Neyse dedik ki,
1. çevreyoluna yakınız orda uzayalım İzmit'e... Artçılardan da okey gelince ufaktan yol almaya başladık.
Çengelköy'e kadar tabiri caizse yardıra yardıra geldik. Sonra yavaşladık, yoksa benzin yetmeyecek yolda kalacaktık :cherry:. Beylerbeyi sarayı'nın önünden geçerken zorunlu bir mola vermek zorunda kaldık. Buyrun fotoğraflar
Virajın tamamen yağlanmasından ve patates tarlasına dönmesinden dolayı yaklaşık 10 km ile seyrederken kaydım ve düştüm. Motoru kaldırdık, baktık pek birşey yok, grenajar gitmiş kimseye zaten birşey olacak sürat değil... Neyse dedik sağlık olsun bir yerimize birşey olmadı bari...
Yaklaşık 10 sn önce önlerinden geçtiğimiz TRAFİK POLİSİ ekip otosuna gittim ve durumu anlattım. Zabıt tutabilir misiniz dedim. Aldığım cevap ilginçti. Üzerinde TRAFİK POLİSİ yazan TRAFİK POLİSİ EKİP OTOSU'nun içinden inen muhtemelen TRAFİK POLİSİ olan memur bana TRAFİK POLİSİ olmadığını ve yerinden ayrılamayacağını söyledi. Neden dedim, şu anda göstermelik trafik polisiyiz farklı bir görevimiz var nöbetteyiz dedi. Amenna dedim olabilir... FBI misali gizli görev falan... Tamamdır... Bir ekip çağırın bari dedim çağırdı.
Üzerinden yaklaşık bir 20 dk geçti. Gelen giden yok... Yarın saat..... Tık yok....
Tekrar gittim yanlarına. Durumu anlattım 155i ara dedi. Çapırmamış mıydınız dedim, tek taraflı olduğu için önemsemediler herhalde beni dedi. 155i aradım.
De ja VU...
20dk...yarım saat...45 dk...60....70...80...120...
Yaklaşık iki saat sonra bir ekip geldi, daha doğrusu geçti... İşaret ettim bağırdık durmadı gazladı...
Bekeyişe devam...
130...140... .... ... ...
Yaklaşık 2.5 saat sonra bir ekip geldi. Kaza mı yaptın? gibi ilginç bir soru sordu.
-Evet
-Nerde?
- (Nasıl yani? :silent::silent: ) Burada.
- Motorla mı?
- Evet ( Yok ben manyağım arabaya da kaskla montla biniyorum :cherry: )
Dayanamayıp güldüm, zaten sinirlerim allak bullak olmuş kaç saattir bekliyorum...
- Kaskon var mı?
- Yok. Olsa neden saatlerce sizi bekleyeyim?
- Beni uğraştırma ben seni suçlu bulacağım.
-Nasıl yani ya? :silent: Daha kazanın nasıl olduğunu söylemedim ki? ( Belki biri çarptı kaçtı? )
- Nasıl oldu kaza?
- Yer yağlı ve bozuktu kaydım.
- Tabi kayarsın o kadar hızlı gidersen !
- ( Whatta F..k !!!!!) Kamera açıktı 10 km ya vardı ya yoktu.
- O zaman sen motor kullanmayı bilmiyorsun.
- Motora bakar mısınız.... Bu motoru bilmeyen biri kullanabilir mi? ( Kime soruyorsun ki zaten birazdan alacaksın cevabını) Çocukluğum motor tepesinde geçti, ayrıca Kocaeli Motorsporları Kulübü başkanıyım, Tosfedten lisanslı göz...... falan filan....
- Bilmiyorsun kardeşim, bak ticari nasılda dönüyor. ( Bahsettiği sarı ticari bir Hyundai taksi)
- Nasıl yani?
- Bak neden başka kimse kaza yapmamış burda senden başka? Yağ mağ yok burda.
- E biri açık bırakılan bir kanalizasyona düştüğünde de mi öyle diyeceğiz senden başka kimse düşmedi sen suçlusun. Ayrıca 2 gün önce bir araç mobese direğini indirmiş burada. İnin bir ayağınızı yere sürün. Bakın pantolonumun üzerinde 2 cm yağ tabakası var.
- Ya kardeşim yürü git işine ben KAZAYA gidiyorum UĞRAŞTIRMA beni.
Tam gaz asıl... tekerler yağlı yolda fır fır dön... ve git....
Kaldığınla kal......
Git karakola şikayetçi ol, bu saatte şikayet edemezsin amir yok cevabını al...
Bari bir tutanak tutun de... Hastaneye gönderil, orda tüm trafikçilerin elinde olan küçük zımbırtıya üfle ( olmaz ama karakolda üflersen, 20 km gitmen lazım onun için) alkolsüz raporunu al geri dön falan filan...
İzmit'e dön... Saat kaç?
6:30...
Hemen yat.
Gece ( daha doğrusu sabah) rüyalarında polisten şikayetçi ol polise ceza verilsin (anca orda olur) sabah kalk 9 da sınava koş...
Anlayamadığım o kadar konuşup edene kadar bir tutanak tutsaydı çok mu zordu? Yazacağı şey, kaza yapmış bu mal yer yağlıymış görmemiş düşmüş gerizekalı. Bunu yazsa razıydım.
Ayrıca neden motor olunca KAZA sayılmıyor... İlle gidip birini mi biçmemiz lazım?
Beni uğraştırma ne demek yahu? Senin işin ne be adam?
Arabadan bile inmeden yer yağlı değil diyorsun, taksiyle motoru kıyas ediyorsun. Bravo...
Vidyoyu yükleyebilirsem ekleyeceğim ama şimdilik fotoğraflar var buyrun siz karar verin, oralarda oturanlar varsa gidip bakabilirler yağlı mıymış değil miymiş...
Polis bana ısrarla çise yağmıştır diyor. Yolun sadece bu tarafına mı yağdı diyorum cevap vermiyor. Buyrun bakın gidiş ve geliş asfaltı arasındaki renk farkına.
Tekerleklerin geçtiği yerlere yayılmış iyice diğer motorların olduğu kısma bakarsanız temiz.
Bu da Güzelim'in son hali..... :salut: :salut: :salut:
Buradan çıkartılacak bir çok sonuç buldum ama burada paylaşıp sizlerde de önyargı yaratmak istemiyorum.
Sakın Polislere garezim olduğunu düşünmeyin. En son tutanağı tutan başkomser çok iyi davrandı. Hatta o şekilde davranan ekip adına özür diledi. Gerçekten onur duydum onunla... Keşke hepsi o derece düşünceli olsa... Çok erdemli bir davranıştı yaptığı...
UNUTMADAN KAZAYA VE SİNİR BOZUCU BİR ÇOK DURUMA RAĞMEN HAYATIMIN EN TATLI YILBAŞI KUTLAMASIYDI...
Herkese Saygılar, Selamlar...
Orman Çocuğu Mogli...
En baştan belirteyim çook uzun oldu. Sıkılacaksanız başlamayın ya da ayrıntıları atlayarak gidin.
Dün Kocaeli'de ne yılbaşında ne yapsak diye düşünüyorduk kızarkadaşımla. Sonra aklımıza ailelerimizin yanına gitmek geldi. ( İstanbul) Hem dedik evlerimiz de yakın, 12'ye doğru iner Boğaz'a havai fişekleri izleriz. ( Hep böyle bir fantezimiz vardı ama hiç gerçekleştirememiştik. Motorumuza atlayıp Boğaz'da yeni yıla girmek. Neyse hadi dedik ufaktan hazırlanalım. Önce ufak bir kahvaltı, ardından koşa koşa Singuala'nın yanına... Al eline süngeri başla silmeye...
Yağını kontrol et, suyunu kontrol et, lastikler tamam mi?... Aaaa o da ne? Zinciri yağlamak lazım. Tamam sorun değil yola çıkmadan uğrarız bir motorcuya.
Arada ıvır zıvır işler... ve ufaktan yollanıyoruz... Evden çıkarken ev arkadaşıma da tembihledim, yarım saate kadar İstanbul'a varıp seni aramazsam Polisi ara ve yol boyunca bariyerleri kontrol etsinler... :queen:
Şaka bir yana pek de hızlı gitme niyetinde değildik. Maksat "GİTMEK" di... Ayrıca birlikte Singuala ile ilk İstanbul yolculuğumuz olacaktı...
Ufaktan yollandık dedim ya, gittik bir motorcuya (Daha doğrusu motor tamirhanesine. Ama kesinlikle motorcu değildi o insan bozması.). Girdim içeri selam verip, " Abi yağdanlık var mı iki damla yağ atayım zincire kurur gibi olmuş." dedim. Gelen cevabı duyunca kendimi keriz yerine konmaya çalışan biri gibi hissettim. " DIŞARI MALZEME VEREMİYORUZ (Dışarı dediği kapının önü) AMA İSTERSEN 35 LİRAYA ZİNCİR YAĞI VAR."... " Kalsın" dedim ve çıktım. İçimden bu nasıl esnaflık diye söve söve başka bir tamirciye gittim. Üstelik gittiğim tamirci beni daha önce epey ağlam kazıklamıştı ama en azından iki damla yağa 35 lira istemezdi... Neyse uzatmayalım sıkmadan sadede gelelim, zinciri yağladım ve çıktık. Yani biz öyle düşünüyorduk. Ama kader ağlarını örmüştü çoktan... :cherry:
Işıklarda bir önceki gün görmeye gittiğim ama derste olduğu için göremeyip motoruna not bıraktığım bir arkadaşımı gördüm GT250si ile... Hemen yapıştırdım peşinden çektik sağa...
N'aber abi , makina iyiymiş, hayırlı olsun hayırdır görüşemiyoruz, hoş beş... ten sonra can alıcı soru geldi !
- NEREYE?
- İstanbul'a yılbaşını Boğaz'da kutlamaya, siz?
- Biz de okula çıkıyoruz bir ödev teslim edeceğiz, işiniz yoksa bekleyin biraz biz de gelelim, ya da siz çıkın orda buluşuruz...
Amanın o ne demek... Başımın üstünde yeriniz var güzel arkadaşlarım, değil burda beklemek ben sizinle okula çıkar sonra bir saat de beklerim.
Ardıdan yaklaşık 3 -4 saatlik bir bekleyiş. :queen::wiinkk:
Neyse onun motorunu da yıkayıp çıktık yola. Bu arada çok dik bir yokuştan inerken fark ettik ki Hyosung GT250R ın frenleri çok kolay şişiyormuş.
İlk durağımız bir benzinciydi. İki tatlısu motorcusunun çişi gelmişti... Bu arada şu Amerikan filmlerindeki sorgu sırasında getrilen üçgen sandviçlerden yedik çok lezzetliydiler. Tabi bunun üzerine espri yapılmazsa olur mu? Onlarca iğrenç esprinin ardından... :queen: :cherry: :cherry:
Bir iki fotoğraf, keyifler yerinde... Ortalama 140- 150 km ile keyifli bir sürüşün verdiği hazla yüzler gülüyor. ( Trafik o kadar kıvamında akıyordu ki resmen makas at bana diyordu arabalar... :queen: )
Ardından kendimizi esprilerin etkisinden kurtarır kurtarmaz çıktık tekrar yola ve gişelere kadar durmadık.
Gişerlerde bir KGS krizi yaşadık... Nerde yahu bu kart diye 10 dk uğraştım meğer eldivenden dolayı hissedemiyormuşum cebimde. ( Şu OGS nin motorlar için olanı çıkmayacak mı? uyuz oluyorum eldivenlerle kart aramaya. )
Gişelerden sonra inanılmaz bir trafik... Yolda önüme kıran bir yaratıkla ufak bir sürtüşmeye girdim. Bariyerlere kadar sıkıştırdı beni ardından gazlayıp sıyrıldım. Tam elimi cebime attım bujiyi çıkardım ki aklıma 2 motor olduğumuz geldi. Neyse dedim bu seferlik sessiz kalalım. Çünkü ben bujiyi çıkardığım sırada arkadaşı sıkıştırmıştı yaratık.
Köprüye kadar bu trafiğe can dayanmaz deyip Ümraniye sapağından Beykoz sınırlarında Anadoluhisarı'na indik. ( Ardından fark ettik ki Ümraniye'den sonra trafik açılmış.
Anadoluhisarı'ndan bir kaç fotoğraf...
Ve hayatımıza güzellik katan hayat artçılarımız...
Neyse biz orada takılırken yanımıza birkaç vatandaş geldi. " Nasılsınız gençler, hayrola nereden, şuradan, buradan, havadan, sudan..."
Sonra abilerden biri bu Hyosung nasıl iyi mi gibi sorularına başladı. Türkiyeye gelen ilk Sang Yong ( nasıl yazıldığını hatırlamıyorum şu anda mazur görün) lardan almış. Yeteri kadar kaliteli değil ve parçaları çok pahalı falan dedi. 100 binde enjektörleri ölmüş aracın falan filan... Yok dedik öğrenci bütçesi için en uygun motorlardan. ( Zira ben yaklaşık 2.5 katı benzin yaktım
Sonra abla "Motorda fotoğraf çektirebilir miyim?" dedi... Kısa bir düşünme aşamasından sonra onay verdi Cahit. Bindi. Neyse ki düşmedi. Kocasını motor almaya ikna etmeye çalıştı. Tabi ki benim Japon Güzelime de sulandı... Önce yok olmaz dedim, sonra kabul ettim.
Binemem ben gibi cevaplar alınca olsun fantezi yaparız dedi.
Koptuk... :queen: :cherry:
Ama abla o kadar hoşlandı ki motorlardan " Maaşallah de nazar deymesin ! " dedim. BENİM NAZARIM GEÇMEZ ! dedi, ve demedi... Uyuz oldum... Kim adına ne derse desin ben insanların düşüncelerinin enerji yaydığını ( bir fizikçi olarak ispatlı olduğunu söyleyebilirim ) ve bunların birçok etkeni etkilediğine inanırım. Adı belki nazar belki negatif enerji her ne derseniz...
Sonra Cahit, " Yahu benim makina hiç kafa kaldırmıyor, ben mi baceremiyorum?" dedi ve deneme yaptım.
Evet Cahit sen beceremiyormuşsun... Chooperdan gelmekle Crosstan gelmek arasındaki fark diye ne güzel ezdim seni ama di mi?::dalga:: ::144:: :cherry: Öptüm canım arkadaşım seni seviyorum :rendeer:
Ardından Anadoluhisarı'ndaki popülasyon artmaya başlayınca biz ufaktan Vaniköy'e doğru uzayalım hem görüş açısı daha geniş hem de birer çay içeriz dedik.
Vaniköy'e vardık. Girdik bir yere çay istedik. Garson plastik bardakta getiriyorum dedi. Ben de nasıl yani dedim? İlginç.. Öyle kaliteli sayılabilecek bir yerde plastik bardakla çay gelmesi... Ardından Cahit espriyi patlattı,
" Yok arkadaşım verelim parasını git şurdan bir takım ince belli al, bizden sonra da size kalır müşterilere ayıp olmasın..."
Tam toparlanmıştık yine koptuk... Plastik bardak olayının sebebi bizim sahile ineceğimizi düşünmesiymiş garsonun. giden bardak geri gelmiyor dedi. :cherry:
Vaniköy'den bir iki fotoğraf;
Öyle kardeş kardeş duruyorlar sanmayın... Resmen asılıyordu Cahit'in oğlu kızıma...
CAHİİİTTT!!! Sahip çık oğluna kırdırtmasın bana grenajlarını... :queen: (Galiba biraz kıskancım... :cherry: ) Korumacı Türk Erkeği profili... ::155::
İçtik çaylarımızı ( İnnnce belli bardakta...
Eveeeet sona doğru yaklaşıyoruz ( ya da biz öyle sanmıştık) ...
Yeni yıla girdik, toplu mesajlarımızı attık, şakalaştık, çayımızı kahvemizi içtik, çıkarken apaçilerin egzoz seslerini bagajlarından gelen patlat bass seslerine tıkadıııık ve yola çıktık.
Ama bir dipnot vermeliyim. Ben 2. köprüye yakın olduğumdan her daim 2. çevre yolunu kullanmışımdır. Ve dün düşündüm de ne zaman 1. çevre yoluna girsem başıma bir aksilik geliyor. Toplamda hesapladığımda bir kez sorunsuz geçmişim ( Onda da eve ceza gelmişti yanlış yere parktan) .
Neyse dedik ki,
1. çevreyoluna yakınız orda uzayalım İzmit'e... Artçılardan da okey gelince ufaktan yol almaya başladık.
Çengelköy'e kadar tabiri caizse yardıra yardıra geldik. Sonra yavaşladık, yoksa benzin yetmeyecek yolda kalacaktık :cherry:. Beylerbeyi sarayı'nın önünden geçerken zorunlu bir mola vermek zorunda kaldık. Buyrun fotoğraflar
Virajın tamamen yağlanmasından ve patates tarlasına dönmesinden dolayı yaklaşık 10 km ile seyrederken kaydım ve düştüm. Motoru kaldırdık, baktık pek birşey yok, grenajar gitmiş kimseye zaten birşey olacak sürat değil... Neyse dedik sağlık olsun bir yerimize birşey olmadı bari...
Yaklaşık 10 sn önce önlerinden geçtiğimiz TRAFİK POLİSİ ekip otosuna gittim ve durumu anlattım. Zabıt tutabilir misiniz dedim. Aldığım cevap ilginçti. Üzerinde TRAFİK POLİSİ yazan TRAFİK POLİSİ EKİP OTOSU'nun içinden inen muhtemelen TRAFİK POLİSİ olan memur bana TRAFİK POLİSİ olmadığını ve yerinden ayrılamayacağını söyledi. Neden dedim, şu anda göstermelik trafik polisiyiz farklı bir görevimiz var nöbetteyiz dedi. Amenna dedim olabilir... FBI misali gizli görev falan... Tamamdır... Bir ekip çağırın bari dedim çağırdı.
Üzerinden yaklaşık bir 20 dk geçti. Gelen giden yok... Yarın saat..... Tık yok....
Tekrar gittim yanlarına. Durumu anlattım 155i ara dedi. Çapırmamış mıydınız dedim, tek taraflı olduğu için önemsemediler herhalde beni dedi. 155i aradım.
De ja VU...
20dk...yarım saat...45 dk...60....70...80...120...
Yaklaşık iki saat sonra bir ekip geldi, daha doğrusu geçti... İşaret ettim bağırdık durmadı gazladı...
Bekeyişe devam...
130...140... .... ... ...
Yaklaşık 2.5 saat sonra bir ekip geldi. Kaza mı yaptın? gibi ilginç bir soru sordu.
-Evet
-Nerde?
- (Nasıl yani? :silent::silent: ) Burada.
- Motorla mı?
- Evet ( Yok ben manyağım arabaya da kaskla montla biniyorum :cherry: )
Dayanamayıp güldüm, zaten sinirlerim allak bullak olmuş kaç saattir bekliyorum...
- Kaskon var mı?
- Yok. Olsa neden saatlerce sizi bekleyeyim?
- Beni uğraştırma ben seni suçlu bulacağım.
-Nasıl yani ya? :silent: Daha kazanın nasıl olduğunu söylemedim ki? ( Belki biri çarptı kaçtı? )
- Nasıl oldu kaza?
- Yer yağlı ve bozuktu kaydım.
- Tabi kayarsın o kadar hızlı gidersen !
- ( Whatta F..k !!!!!) Kamera açıktı 10 km ya vardı ya yoktu.
- O zaman sen motor kullanmayı bilmiyorsun.
- Motora bakar mısınız.... Bu motoru bilmeyen biri kullanabilir mi? ( Kime soruyorsun ki zaten birazdan alacaksın cevabını) Çocukluğum motor tepesinde geçti, ayrıca Kocaeli Motorsporları Kulübü başkanıyım, Tosfedten lisanslı göz...... falan filan....
- Bilmiyorsun kardeşim, bak ticari nasılda dönüyor. ( Bahsettiği sarı ticari bir Hyundai taksi)
- Nasıl yani?
- Bak neden başka kimse kaza yapmamış burda senden başka? Yağ mağ yok burda.
- E biri açık bırakılan bir kanalizasyona düştüğünde de mi öyle diyeceğiz senden başka kimse düşmedi sen suçlusun. Ayrıca 2 gün önce bir araç mobese direğini indirmiş burada. İnin bir ayağınızı yere sürün. Bakın pantolonumun üzerinde 2 cm yağ tabakası var.
- Ya kardeşim yürü git işine ben KAZAYA gidiyorum UĞRAŞTIRMA beni.
Tam gaz asıl... tekerler yağlı yolda fır fır dön... ve git....
Kaldığınla kal......
Git karakola şikayetçi ol, bu saatte şikayet edemezsin amir yok cevabını al...
Bari bir tutanak tutun de... Hastaneye gönderil, orda tüm trafikçilerin elinde olan küçük zımbırtıya üfle ( olmaz ama karakolda üflersen, 20 km gitmen lazım onun için) alkolsüz raporunu al geri dön falan filan...
İzmit'e dön... Saat kaç?
6:30...
Hemen yat.
Gece ( daha doğrusu sabah) rüyalarında polisten şikayetçi ol polise ceza verilsin (anca orda olur) sabah kalk 9 da sınava koş...
Anlayamadığım o kadar konuşup edene kadar bir tutanak tutsaydı çok mu zordu? Yazacağı şey, kaza yapmış bu mal yer yağlıymış görmemiş düşmüş gerizekalı. Bunu yazsa razıydım.
Ayrıca neden motor olunca KAZA sayılmıyor... İlle gidip birini mi biçmemiz lazım?
Beni uğraştırma ne demek yahu? Senin işin ne be adam?
Arabadan bile inmeden yer yağlı değil diyorsun, taksiyle motoru kıyas ediyorsun. Bravo...
Vidyoyu yükleyebilirsem ekleyeceğim ama şimdilik fotoğraflar var buyrun siz karar verin, oralarda oturanlar varsa gidip bakabilirler yağlı mıymış değil miymiş...
Polis bana ısrarla çise yağmıştır diyor. Yolun sadece bu tarafına mı yağdı diyorum cevap vermiyor. Buyrun bakın gidiş ve geliş asfaltı arasındaki renk farkına.
Tekerleklerin geçtiği yerlere yayılmış iyice diğer motorların olduğu kısma bakarsanız temiz.
Bu da Güzelim'in son hali..... :salut: :salut: :salut:
Buradan çıkartılacak bir çok sonuç buldum ama burada paylaşıp sizlerde de önyargı yaratmak istemiyorum.
Sakın Polislere garezim olduğunu düşünmeyin. En son tutanağı tutan başkomser çok iyi davrandı. Hatta o şekilde davranan ekip adına özür diledi. Gerçekten onur duydum onunla... Keşke hepsi o derece düşünceli olsa... Çok erdemli bir davranıştı yaptığı...
UNUTMADAN KAZAYA VE SİNİR BOZUCU BİR ÇOK DURUMA RAĞMEN HAYATIMIN EN TATLI YILBAŞI KUTLAMASIYDI...
Herkese Saygılar, Selamlar...
Orman Çocuğu Mogli...