Arkadaşlarım büyük babamın adı "Temindar" (Temin- Güven; Dar- Zat şahıs anlamındadır yani Temindar= Elinden dilinden güvenilir kişi) dedem Çanakkale Gazisi idi. 1983 'de vefat etmiştir..
Ben çocuk iken dedem sürekli Çanakkale savaşını Kurtuluş Savaşı gazilik sarı madalyasına bakarak anlatırdı. Hemde ne anlatma...
Aslen Ardahan'lıyız.. Temindar dedem 1918 yılının başında Göle'den 18 yaşında asker olur. Dedemin ölümü 1983 de 83 yaşındadır..
Ardahan'a savaş emri gelir lakin o yıllarda ne medya, ne haber, ne siyaset ne de ulaşım hiçbirşey yoktur. O sırada hayatı 20 km kare içinde geçen dedeme adını hiç duymadığı Çanakkale'ye giedecek adını bile ve nedenlerini bile bilmediği savaşa katılacaltır.
Ne siyaset, ne politika, ne de düşmanın kim ve kimlerden oluştuğunu ve olduğunu bile bilmemektedir.
Ulaşım yoktur; dedemde hemen o an yürümemek için atlı süvarı birliklerine katılır. 10 günde atlar ile Erzurum'a gelinir. Diğer İlçe ve köylerden diğer erkekler toplanır. Yarısı yaya yarısı atlı birlikler 15 gün sonrada Erzincan'a gelir. Aynı olaylar sırası ile Sİvas'a 40 gün sonra ulaşılır. Burada Kara Tren'e askerler doldurulur. Dedem atlı birlikten alınır piyade olur... Bu arada yiyecek son derece kısıtlı olduğunu dedem anlatırdı. Askerliği 7 yıl sürmüştür dedemim. Adamcağız üzüm hoşafını çok severdi. Sanırım karavana olarak sürekli 7 yıl ekmek ve az şekerli üzüm hoşafı içmiş. Ve Sivas'a kadar Ardahan'dan savaşmak için yürümüş yürümüş ve yürümüş. Hatırladığım diğer bir nokta başka askerler zaman zaman firari de olurmuş ama af yok imiş. Dedem bizzat anlatırdı. Sivas'tan Eskişehir'e kadar kara tren ile 15 günlük seyahat diğer birlikler ile toplanarak tamamlanmış. Bu arada seyahat atlar ve diğer kümes hayvanları ile beraber.. Askerlere çarık ve çorabın olmadığını çıplak ayak ile kaldığını çok bahs ederdi Temindar dedem...
Bu arada memleket ile haberleşme diye bi'şey yok. Şimdi ki zaman gibi değil... Eskişehir ayazdır. Soğuktur... O an tren durur kalan yol Çanakkale'ye kadar tekrar yürünecektir. İnanılmaz.... Şu an kaç kişi yürür; bilmem..Bu arada alay kumandanları atlı birliklerin çarıklarını çıkartır yaya olarak devam edecek piyadelere verirler.. Eskişehirden tekrar uzun yürüyüş başlar. Aç bi'laç, yaya, çarıksız, çarıklı Ardahan'dan çıkıp Çanakkale'ye varması 5.5 ay sürer dedemin. Çanakkle'de hala niye bulunduğunu bilmez bilemez dedem. Savaşmaya geldiğini bilir ama niye savaşacak, sebeb nedir? Düşman kimdir? Düşman niye buraya gelir? Ne siyaset bilir, ne de Churcill 'i.... Hayatında ilk defa denizi görür şok olur.. "Allah'ım demiş dedem ne yüce bir su birikintisidir bu ya'rabbim" der. Bırakın savaş gemisi ile savaşmayı denizi ilk defa görür dedem. Dedem seyyar topçu bataryasının başına geçer. Ne nişangah ne top bırakın bununla savaş gemisine ateş etmeyi dedem hala denizin enginliği karşısında 1918'de şoktadır.. Kısa bir niaşn topçu eğitiminden sonra gelibolu tarafına seyyar bataryacı. Hayatında daha gemi görmemiştir. Ama dönemin en büyük savaş donanması olan Büyük Britanya İmaparatorluğunun savaş gemilerini batırması ve durdurması beklenmektedir Temindar dedemden.... Savaş başladığında hergün ağladığını anlatırdı ben çocuk iken dedem.. İnsan cesetleri dağ gibi olurdu der.. Ceset Kokusu, pislik , açlık sefillik diz boyudur. Seyyar bataryalar ingiliz savaş gemilerine karşı etkili değilmiş ama çok rahatısız edermiş derdi dedem. Toplarımız ufaktı der ama gavur savaş gemilerinden top geldimi darmadağın ederdi bizi derdi dedem. Ama biz seyyardık OĞUL derdi bana hemen ateş eder yerimiz belli olunca ya yarımadanın ucuna kaçardık yada yukarısına derdi. Hareketli idik bizi bulamzdı gavur gemisi... Gavur sadece dağları tepeleri döverdi OĞUL derdi..
Ayaklarında çarık yok imiş; ve de silah ta yokmuş. 4 askere bir adet piyade tüfegi ve bir topçu bataryası. O da düşman çıkarma yaparsa o tüfekle kendilerini savunsunlar diye .. Komik değil mi?. 4 asker 1 piyade tüfeği. Ve karşındaki dünyanın en büyük donanması..
Dedem derdi ki OĞUL o asker öldümü asker kokmasın diye suya bırakır hemen diğerimiz silahı alırdı derdi... Aklım şimdi almıyor...
Dedem 1918 den 1923'e kadar savaşmış savaşmış.. Hep bize istiklal madalyasını gösterir dururdu. Biraz aklıda gitmişti. Savaşta çok kişinin ölümünü görmüştü..
Cumhuriyeti müteakip Ankaradan Ardahana tekrar bir dönüşş var ki evlere şenlik ne tren var ne otobüs.. Bir yük trenine binmiş simsyah Sİvasta inmiş. Ardahana vardığından aradan babaannem ile haberleşme olmadan 7 yıl geçmiş......
İŞte şimdi Honda'lar, Mersedesler, Volvolar, Dragstarlar, V-Stromlar ile geziyor isek bu gazi ve şehitlere borçluyuz....
Evet benim yapmış olduğum 6 aylık kısa dönem askerlik sürem dedemin 1918 yılında dönemin en büyük ordusu ile savaşmak için Ardahandan Çanakkaleye yürüyüş süresi ile aynı. Aklınız almıyor değil mi? Benim de!
O yüzden bazı şeyleri eleştirelim ama eleştirirken ben yada biz neler yaptık ne kadar fedakarlık gösterdik onlarıda düşünelim....