- Katılım
- 17 Nis 2006
- Mesajlar
- 1,348
- Konu Yazar
- #1
Saat gecenin kimbilir kaçı? !!!!!
Balkonumdan seyrediyorum hayatı; sokağımıza gecenin sessizliği çöküyor, arada duyulan araba seslerinin böldüğü…
Eski İstanbul beyefendileri ile yeni nesil genç İstanbul erkeği nasılda ayrışıyor; böyle 3 kat yukardan bile…..
Kimi arkadaşını, kimi sevgilisini, kimi teyzesini, kimi platonik aşkını bırakıyor evine. Bakıyorum 25 yaş altı şoför beyler yanındaki hanım arabayı terk eder etmez 2. vitesle vınlıyor. 40 yaş üzeri beyler de bekliyorlar ki; hanım apartmana binsin, pencerenin tülü hareket etsin diye.. ancak öle terk ediyorlar sokağı.
Evet ya hatırlıyorum… vardı böyle bişi… Bizi eve bıraktıklarında da beklerdi arkadaşlarımız perdemizin narin hareketini.. Zaten beklemeyeni biz beklemezdik.. Önemli bir ayrıcalık katardı yüreğimizin seçimlerinde..
Eskiyi özlüyorum; dinazor gibiyim hayatın içinde.. Silahında icadı eski ama mertliği ne bozdu bilmiyorum..
Gençliğimin en deli çağlarıydı ; bir arkadaşım Anamın adını destursuz almıştı ağzına da , fena benzetmiştim.. Hatta bu yüzden şikayetle federasyondan atılmıştım.. Değmişti ama hee.. gene olsa gene atılırım :cherry:
Şimdi yürürken sokaklarda yeni nesil birbirlerinin anasını, karısını, bacısını dilinden düşürmüyor.. Kavga esnasında da değil hee, köşe başı muhabbetlerde. Hayretle izliyorum.
Bir şey yapmalı diyorum içimden BİŞEY YAPMALI.. Eğitiminde ötesinde bir şey yapmalı.. Sevdayı yeniden avuçlarına vermeli, dostluğun sıcaklığını ve gücünü de yüreklerine…
Ya da bu değişimi kabullenmeli.. öle yabancı yabancı bakmalı hayata.. BİLEMİYORUM Kİ…
“ Lale devri çocuklarıyız biz, Zamanımız geçmiş…………..”
Sonra kendi sevdam düşüyor aklıma, yüreğime… kor oluyor her yanım. Yanıp tutuşuyor.
Saat ; sabaha karşı artık .. O derin uykularda, ben onun derdinde.
Dünyaya haykırmak isterken sevdamı; susuyorum… Sustukça ölüyorum ve susarak özlüyorum onu….Nan gibi çaktım aklıma ama mühürledim kelimeleri..
Şarkılarla avutuyorum depremlerle uğuldayan yüreğimi.. Sezen’le beraber söylüyorum “bu yorgun kırık dökük hikayede... Adı bende saklı”… evet ya; adı bende saklı…….
Balkonumdan seyrediyorum hayatı; sokağımıza gecenin sessizliği çöküyor, arada duyulan araba seslerinin böldüğü…
Eski İstanbul beyefendileri ile yeni nesil genç İstanbul erkeği nasılda ayrışıyor; böyle 3 kat yukardan bile…..
Kimi arkadaşını, kimi sevgilisini, kimi teyzesini, kimi platonik aşkını bırakıyor evine. Bakıyorum 25 yaş altı şoför beyler yanındaki hanım arabayı terk eder etmez 2. vitesle vınlıyor. 40 yaş üzeri beyler de bekliyorlar ki; hanım apartmana binsin, pencerenin tülü hareket etsin diye.. ancak öle terk ediyorlar sokağı.
Evet ya hatırlıyorum… vardı böyle bişi… Bizi eve bıraktıklarında da beklerdi arkadaşlarımız perdemizin narin hareketini.. Zaten beklemeyeni biz beklemezdik.. Önemli bir ayrıcalık katardı yüreğimizin seçimlerinde..
Eskiyi özlüyorum; dinazor gibiyim hayatın içinde.. Silahında icadı eski ama mertliği ne bozdu bilmiyorum..
Gençliğimin en deli çağlarıydı ; bir arkadaşım Anamın adını destursuz almıştı ağzına da , fena benzetmiştim.. Hatta bu yüzden şikayetle federasyondan atılmıştım.. Değmişti ama hee.. gene olsa gene atılırım :cherry:
Şimdi yürürken sokaklarda yeni nesil birbirlerinin anasını, karısını, bacısını dilinden düşürmüyor.. Kavga esnasında da değil hee, köşe başı muhabbetlerde. Hayretle izliyorum.
Bir şey yapmalı diyorum içimden BİŞEY YAPMALI.. Eğitiminde ötesinde bir şey yapmalı.. Sevdayı yeniden avuçlarına vermeli, dostluğun sıcaklığını ve gücünü de yüreklerine…
Ya da bu değişimi kabullenmeli.. öle yabancı yabancı bakmalı hayata.. BİLEMİYORUM Kİ…
“ Lale devri çocuklarıyız biz, Zamanımız geçmiş…………..”
Sonra kendi sevdam düşüyor aklıma, yüreğime… kor oluyor her yanım. Yanıp tutuşuyor.
Saat ; sabaha karşı artık .. O derin uykularda, ben onun derdinde.
Dünyaya haykırmak isterken sevdamı; susuyorum… Sustukça ölüyorum ve susarak özlüyorum onu….Nan gibi çaktım aklıma ama mühürledim kelimeleri..
Şarkılarla avutuyorum depremlerle uğuldayan yüreğimi.. Sezen’le beraber söylüyorum “bu yorgun kırık dökük hikayede... Adı bende saklı”… evet ya; adı bende saklı…….
Son düzenleme: