Gökteki 12 nolu formayı giyen her kimse gözlerinden öperim
Tam ben söyliycektim.
:cat:
Bu akşam barda bizimle birlikte maçı seyreden tüm Fransızlar(Tanıdık tanımadık) penaltıları nefeslerini tutarak izlediler.
Türkiye kalifiye olduğunda bizimle birlikte sevindiler.
Hatta bazı Fransızlar Türklerin oluşturduğu konvoya bile katıldı.
Futbol'un böyle bir güzelliği var işte.
Tavanda oturanlar birbiriyle didişirken, tabanda sımsıcak dostluk sahnelerine vesile oluveriyor.
Semih'in golü geldiğinde dışarıda yemek yiyen bir Fransız'ın ağzında yemek parçalarını yutmaya çalışarak televizyon başına koşturması görülmeye değerdi.
Maçı anlatan Fransız spiker bile Semih'in golü gelmeden önce;
" maç daha bitmedi, Türkler son dakika da gol atabilir" diyordu.
Dediği gibi de oldu...
Bu hafta sonu F1 yarışları olduğundan ve pistte benim bulunduğum şehirde bulunduğundan burası şu an Birleşmiş Milletler gibi.
İngilizi,Alman'ı hatta Brezilyalısı çok neşeli bir gece geçirdik.
Almanlar biraz endişeli ayrıldılar.
Ben onları yatıştırmak için,
"merak etmeyin, 80 dakika boyunca sahaya çıkmayacağız. O sırada istediğiniz kadar gol atabilirsiniz. Son 10 dakika bize yeter"
dedim.:mrgreen:
Bilmiyorum niye kızdılar.:silent:
Millilerimizi kutluyorum.
Onlara teslim olmamayı ve son ana kadar savaşmayı öğreten Fatih Hoca'yı ise 2 kere kutluyorum.
Bir UEFA kupası kazanmayı başarmış ilk ve tek TÜRK teknik adama bir Avrupa kupası yakışır diyorum.:cat: