- Katılım
- 31 Mar 2005
- Mesajlar
- 168
- Konu Yazar
- #1
haftalardir niyetlendigim fakat hava sartlari nedeni ile kısmet olmayan Adana-Antakya gezimi nihayet bu hafta gerçekleştirdim.
Antakya ya en son çocuklugumda gitmiş oldugumdan bu gezi bende farkli bir heycana sebep olmuştu. Beni heycanlandiran bir diger konuda, CBR'la ilk defa bukadar uzun bir gezi yapacak olmamdi. Motorun plakasi takildigindan bu yana gecen bir aylik surede yapmış oldugum 3.000 km boyunca boyle bir gezi yapmamıştım. Bu motoru uzun gezilerde tanımam açısından merakla bekledigim bircok bilgiyi / hissi bana saglayacakti.
Adana'dan yola çıkarak Antakya - Harbiye - Samandag ve sonra tekrar Adana'ya donuş şeklinde planladigim geziye saat sabah 09:30 da, malesef tek başıma, başladim. Antakya'da St.Pier kilisesi, Mosaic muzesi ve Samandaginda da Titus Tuneli ile Kaya Mezarlar görülmeye deger yerlerden bazilariydi...
sabah kahvaltisini takiben yola koyuldum.
açık masmavi gokyüzü ve ufukta dizilen daglar, yemyeşil tarlalar eşliginde usluca ilerliyordum. gunes şimdiden içimi ısıtmaya başlamişti. ahh, birde yalniz olmasaydim-hersey nekadar guzel olacakti...
r:
ruzgar ve motor ugultusu ile gecen onlarca km sonra Ceyhani gecip İskenderun / Antakya istikametine dondukten kısa bir sure sonra masmavi Akdeniz beni karşılamıştı. sol tarafta tepeleri karli daglar sag tarafta Akdeniz.... motorla gezmek için daha uygun şartlar olabilirmiydi bilmiyorum...
İskenderun demircelik görüş alanima girdiginde bu eşsiz guzellikte ki manzara bir anda bacalardan çıkan korkunc dumanlardan kirlenmeye başladi. kirliligi ve buna boyun egmeyen doğayi motorumla ayni kare icerisinde gostermeye calistim...
İskenderun gişeleri sonrası virajlarla suslenmis otobanda sürüş keyif adeta doruga ulaşmıştı. tekrar söylüyorum - usluca : )
Otoban bitiminde yolun kapatildigi bolgede bir açıklık gorup burda bazi fotograf cekimleri için kucuk bir mola verdim.
once daglarla bir kac poz...
sonrasinda da yolun trafige kapali olmasinin verdigi rahatlıkla motoru evirip-cevirip fotograflarini çektim. burda sizlerle sadece bazilarini baylaşacam...
bukadar emege mutlaka kendimide fotograflamam lazimdi. yanima tripod almadigim icin makinayi yerde taslarin uzerine koyup, yere yatarak ayar yapmam gerekmisti. ben yerdeyken yan yoldan gecen araclardan birtanesi, herhalde yaralandigimi dusunmus olacak, durdu ve sofor bana dogru kosmaya basladi; tam o sırada ben ayarlari bitirmistim ve 10sn geri sayimi baslamisti... ayağa kalktim ve motora dogru kosmaya basladim. adam bir anda neye ugradigini şaşırdı. ben motorun yanında poz verirken kendimi çok aptal hissettim ve bu yuzumde ki ifadeye de yansidi... :queen:
otoban sonrasinda yolun durumu ile ilgili endiselerim vardi. yol yapım calismasi mı olacak, yol bozuk mu olacak vs vs vs fakat yol bekledigimden cooook daha kaliteli bir asfalta sahipti ve dag eteklerinde ki virajli yollardan ova manzarasi ile ilerledikten sonra karşıma çıkan duzluk beni Antakya' ya getirmisti. tahmin edeceginiz uzre benzin seviyesi uyari ışıgı çoktan yanmıştı. bilanço = 190km 15lt. bekledigimden çok daha az yakmisti. mutlu oldum :cherry:
Antakya ya geldigimde St.Pier kilisesine çıkmak istedim. fakat park yerinde yaşadiklarimdan dolayi burada duramadim. yola devam edip muzeye geldim. burasida kapaliydi. bende Harbiye tarafina gittim. burayi merak ediyordum. en son cocuklugumda gelmistim. maalesef burasida bekledigim gibi çıkmadi. gorulmeye deger tek sey ova manzarasiydi.. artik daha fazla zaman kaybetmeden Samandag'ina gitmem gerektigi gercegini dikkate alarak yola koyuldum. yollar hep cok guzeldi ve beni yipratmadi. taki Samandag'ina gelene kadar. kasaba/ilçe yollari berbatti. tabi birazda kabahat CBR'in muhtesem suspansyonlarindaydi...
Samandagin'da deniz kenarina geldigimde bir suprizle karsilastim. Jandarma motoru kasabaya almak istemedi. uzunca suren ugraslardan sonra cavusu ikna edip iceri girdim. ilk hedef kaya mezarlar. elimde bilimum surus kıyafeti ile tas-toprak demeden tirmanmaya basladim. biraz sonra gercekten cok guzel bir manzara beni bekliyordu...
deniz okadar guzeldi ki icimden yuzmek geldi...
ama bunun gordugum enguzel sey olmayacagindan henuz haberim yoktu. gittikce hersey daha guzel olmaya baslamisti.yolun biraz ilerisinde kaya mezarlarin oldugu bolgeye ulastım
insanlarin gecmiste okadar imkansizliklar icinde olmalarina ragmen basarmis olduklari ve bugunlere kadar gelen bu tarz yapılar ve birazdan goreceginiz sanat eserleri beni hayretler icerisinde birakiyordu. o insanlara birkez daha, bukezde sizlerin huzurunda saygi duydugumu belirtmek istiyorum...
yola devam edip bu sefer Titus tunerline dogru gidiyorum.
gunumuzde halen bazi İNSANLAR 15 yıl dayanabilecek bile kopruler yapamazken adamlarin yaptiklari kopru yuzyıllara meydan okumus... ( anladiniz siz onu !?! ) :queen:
Titus tuneli sehri su basmasin diye sel sularini denize kadar tasiyan bir tunel. ama bizim DSİ nin sulama kanallarina benzemiyor tabi... adamlar dagi oymak suretiyle bu tuneli acmişlar...
içeri girmeye basliyorsunuz...
bu nasil bir muhendisliktir, nasil bir sanattir. kelimelerle tarif edemiyorum...
yukarda ki fotografta gordugunuz tunelden gelen sel suyu asagida ki fotografta gorunen kanal boyunca denize kadar akiyor...
buralari gormus olmanın verdigi duygulari suan burada anlatamiyorum. sadece hayran kaldim demek eksik oluyor....
fakat daha gorulecek cok yer var, Antakya ya dogru donus yoluna cikiyorum
istikamet Antakya Muzesi...
burada belki yuztane fotograf cektim. muze muduru dayanamayip sen kimsin? niye bukadar fotograf cektin? dedi.
bende bu guzelliklerin paylaştikca daha fazla deger kazanacaigin soyledim, siz degerli motorseverleden bahsettim...
simdi kelimelerle sizi daha fazla yormadan Antakya muzesi sergisi ile basbasa birakiyorum....
huzurlarınızda Antakya Lahdi...
ve mozaikler....
muzeyi yeterince gezemesemde yeterli sayida fotograf cektikten sonra yola koyuluyorum. hava kararmadan otobana girmek istiyorum. arkamda bir "tarihi" birakarak eve dogru donuyorum.
yolda korfezde gunbatimini izledikten sonra tabi....
kazasiz belasiz eve geliyorum biraz şaşkınım. ya hic yorulmadim diyorum. taa ki - sıcak bir dus alana kadar. adeta biri fişimi çekiyor ve yaklasik 9 saat uyuyorum (normalden %30 fazla)
fakat herseye ragmen CBR'a aşıgım. yol boyunca beni hirpalamadan keyifli bir yolculuk yapmami sagladi. kafamda ki "bu yolla uzun yol buyuk bir ? " konusunda endiselenmemem gerektigini gosterdi.
eger kısmet olursa sizlerle daha cok maceramizi anlatacaz...
saygilar
CBR ve ben
Antakya ya en son çocuklugumda gitmiş oldugumdan bu gezi bende farkli bir heycana sebep olmuştu. Beni heycanlandiran bir diger konuda, CBR'la ilk defa bukadar uzun bir gezi yapacak olmamdi. Motorun plakasi takildigindan bu yana gecen bir aylik surede yapmış oldugum 3.000 km boyunca boyle bir gezi yapmamıştım. Bu motoru uzun gezilerde tanımam açısından merakla bekledigim bircok bilgiyi / hissi bana saglayacakti.
Adana'dan yola çıkarak Antakya - Harbiye - Samandag ve sonra tekrar Adana'ya donuş şeklinde planladigim geziye saat sabah 09:30 da, malesef tek başıma, başladim. Antakya'da St.Pier kilisesi, Mosaic muzesi ve Samandaginda da Titus Tuneli ile Kaya Mezarlar görülmeye deger yerlerden bazilariydi...
sabah kahvaltisini takiben yola koyuldum.
açık masmavi gokyüzü ve ufukta dizilen daglar, yemyeşil tarlalar eşliginde usluca ilerliyordum. gunes şimdiden içimi ısıtmaya başlamişti. ahh, birde yalniz olmasaydim-hersey nekadar guzel olacakti...
ruzgar ve motor ugultusu ile gecen onlarca km sonra Ceyhani gecip İskenderun / Antakya istikametine dondukten kısa bir sure sonra masmavi Akdeniz beni karşılamıştı. sol tarafta tepeleri karli daglar sag tarafta Akdeniz.... motorla gezmek için daha uygun şartlar olabilirmiydi bilmiyorum...
İskenderun demircelik görüş alanima girdiginde bu eşsiz guzellikte ki manzara bir anda bacalardan çıkan korkunc dumanlardan kirlenmeye başladi. kirliligi ve buna boyun egmeyen doğayi motorumla ayni kare icerisinde gostermeye calistim...
İskenderun gişeleri sonrası virajlarla suslenmis otobanda sürüş keyif adeta doruga ulaşmıştı. tekrar söylüyorum - usluca : )
Otoban bitiminde yolun kapatildigi bolgede bir açıklık gorup burda bazi fotograf cekimleri için kucuk bir mola verdim.
once daglarla bir kac poz...
sonrasinda da yolun trafige kapali olmasinin verdigi rahatlıkla motoru evirip-cevirip fotograflarini çektim. burda sizlerle sadece bazilarini baylaşacam...
bukadar emege mutlaka kendimide fotograflamam lazimdi. yanima tripod almadigim icin makinayi yerde taslarin uzerine koyup, yere yatarak ayar yapmam gerekmisti. ben yerdeyken yan yoldan gecen araclardan birtanesi, herhalde yaralandigimi dusunmus olacak, durdu ve sofor bana dogru kosmaya basladi; tam o sırada ben ayarlari bitirmistim ve 10sn geri sayimi baslamisti... ayağa kalktim ve motora dogru kosmaya basladim. adam bir anda neye ugradigini şaşırdı. ben motorun yanında poz verirken kendimi çok aptal hissettim ve bu yuzumde ki ifadeye de yansidi... :queen:
otoban sonrasinda yolun durumu ile ilgili endiselerim vardi. yol yapım calismasi mı olacak, yol bozuk mu olacak vs vs vs fakat yol bekledigimden cooook daha kaliteli bir asfalta sahipti ve dag eteklerinde ki virajli yollardan ova manzarasi ile ilerledikten sonra karşıma çıkan duzluk beni Antakya' ya getirmisti. tahmin edeceginiz uzre benzin seviyesi uyari ışıgı çoktan yanmıştı. bilanço = 190km 15lt. bekledigimden çok daha az yakmisti. mutlu oldum :cherry:
Antakya ya geldigimde St.Pier kilisesine çıkmak istedim. fakat park yerinde yaşadiklarimdan dolayi burada duramadim. yola devam edip muzeye geldim. burasida kapaliydi. bende Harbiye tarafina gittim. burayi merak ediyordum. en son cocuklugumda gelmistim. maalesef burasida bekledigim gibi çıkmadi. gorulmeye deger tek sey ova manzarasiydi.. artik daha fazla zaman kaybetmeden Samandag'ina gitmem gerektigi gercegini dikkate alarak yola koyuldum. yollar hep cok guzeldi ve beni yipratmadi. taki Samandag'ina gelene kadar. kasaba/ilçe yollari berbatti. tabi birazda kabahat CBR'in muhtesem suspansyonlarindaydi...
Samandagin'da deniz kenarina geldigimde bir suprizle karsilastim. Jandarma motoru kasabaya almak istemedi. uzunca suren ugraslardan sonra cavusu ikna edip iceri girdim. ilk hedef kaya mezarlar. elimde bilimum surus kıyafeti ile tas-toprak demeden tirmanmaya basladim. biraz sonra gercekten cok guzel bir manzara beni bekliyordu...
deniz okadar guzeldi ki icimden yuzmek geldi...
ama bunun gordugum enguzel sey olmayacagindan henuz haberim yoktu. gittikce hersey daha guzel olmaya baslamisti.yolun biraz ilerisinde kaya mezarlarin oldugu bolgeye ulastım
insanlarin gecmiste okadar imkansizliklar icinde olmalarina ragmen basarmis olduklari ve bugunlere kadar gelen bu tarz yapılar ve birazdan goreceginiz sanat eserleri beni hayretler icerisinde birakiyordu. o insanlara birkez daha, bukezde sizlerin huzurunda saygi duydugumu belirtmek istiyorum...
yola devam edip bu sefer Titus tunerline dogru gidiyorum.
gunumuzde halen bazi İNSANLAR 15 yıl dayanabilecek bile kopruler yapamazken adamlarin yaptiklari kopru yuzyıllara meydan okumus... ( anladiniz siz onu !?! ) :queen:
Titus tuneli sehri su basmasin diye sel sularini denize kadar tasiyan bir tunel. ama bizim DSİ nin sulama kanallarina benzemiyor tabi... adamlar dagi oymak suretiyle bu tuneli acmişlar...
içeri girmeye basliyorsunuz...
bu nasil bir muhendisliktir, nasil bir sanattir. kelimelerle tarif edemiyorum...
yukarda ki fotografta gordugunuz tunelden gelen sel suyu asagida ki fotografta gorunen kanal boyunca denize kadar akiyor...
buralari gormus olmanın verdigi duygulari suan burada anlatamiyorum. sadece hayran kaldim demek eksik oluyor....
fakat daha gorulecek cok yer var, Antakya ya dogru donus yoluna cikiyorum
istikamet Antakya Muzesi...
burada belki yuztane fotograf cektim. muze muduru dayanamayip sen kimsin? niye bukadar fotograf cektin? dedi.
bende bu guzelliklerin paylaştikca daha fazla deger kazanacaigin soyledim, siz degerli motorseverleden bahsettim...
simdi kelimelerle sizi daha fazla yormadan Antakya muzesi sergisi ile basbasa birakiyorum....
huzurlarınızda Antakya Lahdi...
ve mozaikler....
muzeyi yeterince gezemesemde yeterli sayida fotograf cektikten sonra yola koyuluyorum. hava kararmadan otobana girmek istiyorum. arkamda bir "tarihi" birakarak eve dogru donuyorum.
yolda korfezde gunbatimini izledikten sonra tabi....
kazasiz belasiz eve geliyorum biraz şaşkınım. ya hic yorulmadim diyorum. taa ki - sıcak bir dus alana kadar. adeta biri fişimi çekiyor ve yaklasik 9 saat uyuyorum (normalden %30 fazla)
fakat herseye ragmen CBR'a aşıgım. yol boyunca beni hirpalamadan keyifli bir yolculuk yapmami sagladi. kafamda ki "bu yolla uzun yol buyuk bir ? " konusunda endiselenmemem gerektigini gosterdi.
eger kısmet olursa sizlerle daha cok maceramizi anlatacaz...
saygilar
CBR ve ben