arkadaşlar yarın 11/05/08 tarihinde yol yapalım diyorum.
gezimizin ismi "ALLAH KERİM" gezisi. yola çıkıcaz kuyuluktan ve nerede gönlümüz dilerse orda duracaz. yol belirsiz, mekan belirsiz. çıkıcaz yola ve Allah Kerim dicez...
tahmini yol : kuyuluk girişinden giricez
tahmini kilometre : 51-150 km
tahmini duraklar : herhangi bi ağacın altı
tahmini yiyecekler : Allah ne verdiyse
tahmini hareket : uyananlar beni arıyınca
tahmini dönüş saati : Allah kerim
UYANANLAR BENİ ARASIN.... ORTAK HESAP YAPALIM...
dedim ve tabii ki "böyle gezi planı mı olur" diyenler çıktı aramızda... neyse, yıldırımla haberleştik o gelyo, diğerleri mazeret izinli
neysem, biz mustafayla buluşup önce bebişlerimizin karınlarını doyurduk
önce mustafanın bebişi

şimdi de beni uykularımdan eden vefalı yarim, ÇIRPI

ve yollara düştük, KUYULUK'tan girdik yola ve doğa bize yeşil yeşil göz kırpıyordu hemencecik

sevgililerimiz başbaşa vermiş bizi çekiştiriyor olmalılar

bu arada biz mustafayla tarihi bir kuyu ya da su kaynağı olarak kullanılan ve özenle merdivenleri yapılmış bir su yeri gördük. meraklıyız ya hani

mustafa çok susamış olacak ki

ve bu su yerinin hemen yanıbaşında tarihi bir dibek olduğunu düşündüğümüz, oyulmuş bir taş

ve baktık ki bizim kızlar sabırsızca yola bakıyorlar, bekletmedik tabii ki

ben çırpıya usulca yaklaşıyorum, ürkütmeden

önce güvenlik, sonra iş

işte ot-su-oksijenle çalışan ilk mekanizma. farklı amaçlara hizmet ettiği rivayet olunur



ve hava birden kapandı... bunun derdi tatlısu motorcularının olsun deyip hedefi belirledik. hedef bu dumamlı dağdı...Mersin MT yanımda oldukça ben her yola çıkarım abi

yakından bakalım

ve yolu belirledik, yağmur çişselemeye başlamıştı

bu da benim ÇIRPI'nın gözlerinden

ve biz bu yolda ilerlerken telefonum çaldı. Hüceyn " abi nerdesiniz, motorumu babamdan aldım, nerdesiniz abi, geliyorum abi filan deyince koordinatlarımızı verip ilk köy kahvesine girdik. GÜDÜMLÜ HÜSEYİN nasıl olsa bulacaktı bizi

ve biz sigara içip, çaylarımızı içerken kendi halinde bir köy kahvehanesinde oturup hem sohbet edip hem de oranın köylüleriyle tanıştık.

mustafa sabırsızca bekliyor, e tabii ki ben de

gel artık be hüseyin...

ben de hazırlanayım bari vakit geçsin...

ve hüseyin gelir gelmez yola çıktık... hedefe daha da yaklaştıkça hava iyice bozuyordu... ahanda güdümlü hüseyin ve hedef...

ve dağ taş sise büründü ve iştahımız daha da arttı.... rumuzda enduro mu var ne

kaskımın vizöründen manzara ve hava durumu

yağmur başlayınca içimizdeki çocukluklar yağmurda oynamaya çıktılar

işte güzel bir görüntü dedim içimden...

mustafa ve hüseyin de poz vermeye hevesliler... artis olucaklar sankim ama içlerinden biri kendini junior ghostrider sanıyor. bilim bakalım hangisi. evet doğru cevap


yağmuru gerçekten özlemişim beeee


yağmurun güzelliği de bir başa... şükürler olsun

birden bire içimde bi kıskançlık belirdi. hüseyin'in tişörtünü gördüm ve onu ortadan kaldırarak tişörtüne el koymayı düşündüğüm an ve cinayete teşebbüs aletim ... tişörtün reklamını az sonra görürsünüz

sonra baktım ki ben geleceğin mersin MT liderinine kıyarsam tarihi bir hata olacak... onu kanatlarım altına aldım


inşallah bu bir hata değildir

ve işte haksız olmadığımı gösteren en büyük kanıt

neyse çok oyalandık... hadi yola devam... gittikçe yaklaşıyoruz

ve yukarılardan yaptığımız keşifle henüz mevsimi gelmediği için sahiplerinin kilitleyip bıraktığı bir yayla evinin önüne motorlarımızı bırakıp hemen yan taraftaki doğayla iç içe geçmiş bahçecikte konaklamayı uygun buluyoruz...

işte güdümlü hüseyin bir işe yarıyorken ( kendi çantasını taşıyor )

ve konaklama yerimizin fotoğrafları... yanıbaşımızda eskiden beri aka aka yorulmuş bir derecik bize içten içe geldiği uzak yolların türkülerini mırıldanıyor

dedik ya hele yola çıkalım Allah kerim diye... yolda sucuk, ekmek, domates, biber ve kola aldık... ateş yakmak için sadece çakmağımız ve heryerde ıslak çalı ve odun parçaları var ama ateşle olan savaşa çekinmeden başladık... ilk olarak mustafa gerekli malzemeyi buldu " az ıslanmış bir çalı "

işte bu da hüseyin. o ne mi buldu, yenge hanıma "tekmil" vermek için cep telefonunun sinyal alabildiği bir yer buldu.... artık gerisini siz düşünün


acaba az önce kullanmak üzere olduğum aleti kullansam mı ne

paşamın keyfine diyecek yok, eldivenler hala elinde...

ve ben savaşı bir çakmak hareketiyle başlatıyorum....

ıslak çalıları çapraz ateşe alıyorum

mustafa bişey arıyor ama neyi?

ve yardımıma geliyor... birlikten kuvvet doğar

ve bu da açlıktan kurtuluşumuzun ilk zafer işareti

ve bu da zafere adım adım yaklaşmamız

elim ateşe değmişken bir de ateş dansı yapayım dedim ama bu hüseyinin gözünden kaçmamış

ufff yoruldum dinlenip diğer işlerimizle ilgilenmeliyim...

hemen ordaki bir demir sehpanın üzerine malzemeleri teker teker hazırlayıp sterilliğini(!) sağladım

tamamen doğal oldu

ve yemek vaktiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

birden bire hüseyin çıktı ortaya

yemeğimizi yedik ve tekrardan hiç bilmediğimiz bir yola doğru çıktık... daha önce hiç kullanmadığımız bir yoldu ve nereye gittiğpi hakkında bir fikrimiz de yoktu....

işte o tişört, he adam uçurumun dibinde bana reklam kokan hareketler yapıyor ( geç kalmış sayılmam hala şansım var)


hava tekrardan ve bu sefer daha da soğuyarak yağmaya başladı... mutluyduk...

hmmmmm hüseyinin bakışlarını yakaladım, aklı fikri yengede, türkcelle'de olsa bi türlü hayata yani yengeye bağlanamıyor

ve yola çıktığımızda çok hoş manzaralara rastladıkça sürekli durmak zorunda kaldık ve dikkat ettim ki biz bu paylaşımları seviyoruz

sözün bittiği anlardan birkaçı daha, doğa, dostluk ve paylaşım...

ve hüseyin yengeye doğru yola çıkıyor

ben demiştim di mi junior ghostrider diye, kazrimaya bak. maşallah diyeyim de nazr değmesin yiğidime

ve son mola yerimizdeyiz.... bundan sonraki pikniğimizi burada yapmayı planlıyoruz

o ne beee, kütükle bütünleşmişim... sakın karıştırmayın, siyah olan benim, diğeri kütük


ve mustafayla ben, oksijeni nikatinle yoğunlaştırarak yeşile entegre bir solunum sistemi elde etmeye çalışırken ilk başladığımız yere, ateşe geldik

sanırım oluyor ama dumansız olarak geliştirmeyi düşünüyoruz. çalışmalarımız sürecektir
arkadaşlar, bu gezide emeği geçen herkese en içten teşekkürlerimi sunuyorum... yine söylüyorum ve hep söyleyeceğim, MERSİN MT' den kim olursa olsun, sizinle her yola sorgusuz sualsiz gelirim....
ve son olarak da sevdiğim şiirden bir kaç mısra yazmak istiyorum,
Biz oldum olası böyle sarhoş, böyle umursamaz
Bu ilk saltanatımız değil,
biliyorsun...
Yaşamak; bir siyah mermerdir, işlediğimiz
içimiz serseri bizim, ama adımız değil,
biliyorsun....
ümit yaşar oğuzcan
herşey yürekçe olsun...
YÜREKÇEKALIN....


