- Katılım
- 6 Eki 2007
- Mesajlar
- 2,237
- Konu Yazar
- #1
Geçen hafta sonu motosikletimle İzmir'e gidip geldim. Savaştepe-Soma güzergahı kötü stabilize yolu ve gece epey ıssız olması nedeniyle cazip değil. Fakat yol yaklaşık 40 km kısalıyor. Bu nedenle Savaştepe-Soma-Bergama güzergahını seçmiştim. Gece saat 12'den sonra Balıkesir'i geçip Savaştepe ayrımına girdikten sonra hafif yağmur çiselemeye başladı. Savaştepe'ye 20 km kala gördüklerimi unutmam mümkün değil. Yolun 5-10m. kenarında üzerine beyaz çarşaf geçirmiş bir kişi bir yandan kollarını sallarken bir yandan da sağa sola hamle yapıyordu. Çalılıların içinde saklanan bir kişi de feneri ona doğru tutup sallayarak görüntüyü daha ürkütücü hale getirmeye çalışıyordu. Bu efekt pek işe yaramıyordu. Çünkü motorun uzun farı fener ışığı efektini etkisiz hale getiriyordu. Çok şaşırmakla birlikte gasp için kurulan bir tuzak olduğunu düşünerek biraz hızı arttırıp yola bir şey yuvarlamaları ihtimaline karşı gözlerimi dört açarak geçtim. Kulaklarımda silikon kulaklık takılı olduğu için bir ses duymadım. Geçtikten sonra gasp pususu ihtimali beni epey endişelendirdi. Çünkü Soma'ya kadar zifiri karanlık bir yol. "Başka bir tuzak varmı acaba?" sorusu epey tedirgin olmama yol açtı. Ayrıca çocuklukta dinlediğimiz hayalet hikayelerinin etkisi ile "bu yol hayaletli mi yoksa?" diye de düşündüm. Şiddetini arttıran yağmur, zifiri karanlık ve bozuk yol nedeniyle 60-70 km/h civarında seyrediyordum. Ama nedense, canım dip gaz gitmek istiyordu
Soma'ya varana kadar üzerimdeki gerginliği atamadım.
Dönünce eşime anlattım. "Sen motosiklet kullanırken uyudun. Bir de rüya mı gördün?" dedi.
Ama gerçekten rüya, göz yanılması falan yok. Olay aynen anlattığım gibidir. Dönüşte gündüz olmasına rağmen bu yolu kullanmadım. Bir daha da kullanmam.
Dönünce eşime anlattım. "Sen motosiklet kullanırken uyudun. Bir de rüya mı gördün?" dedi.