- Katılım
- 9 Şub 2008
- Mesajlar
- 2,858
- Konu Yazar
- #1
Selamlar
2 hafta kadar önce e5 kozyatağı civarında geçirdiğim kaza sonucu sol elim yaralandı ve sağ ayağım çatladı.
İşe gidip gelmek amacı ile aldığım 150cc bajaj bana kabusu yaşattı.
Küçük cc ye binmeye karşı olan ben kendi kuralımı çiğnemenin acısını yaşadım.
Hep söylerim doğru motosikleti doğru şekilde doğru kıyafetlerle ve sürekli aldığın eğitimlerle süreceksin.
istanbulda günde 50km motor sürüyorsan küçük cc adamı haşat eder, heleki büyük cc motor kullanıcısı iseniz.
Düşünün işte referansınız uzun zamandır 115hp 900cc lik bir motor. Hangi şeritten saatte kaç km hızla gitmeniz gerektiğini, sollama matematiğini vb kafanızda buna göre kurgulamışsınız. Sonra 150cc 15hp bir motora biniyorsunuz tamam ama bedeniniz ve ruhunuz bu geçişe hazır mı?
Nitekim;
e5'ten 2.köprü yoluna bağlanırken kozyatağı ayrımından yukarı geçerken önümdeki arabayı yollamaya başladım ama motorun gücü yetmediği için tekrar sağa çekildim. Sağda ise yokuş yukarı olduğu için motorun gücü yine yetersiz kaldı ve arkamdaki arabaların tacizine uğramadan önce kendimi güvenlik şeridine atma isteği duydum.
Güvenlik şeridinde bulunan ( bir leş ile besleniyordu hayvancağız ) köpekle birden burun buruna geldim.
Ne köpeğin ne de benim kaçacak zamanımız ve yerimiz yoktu. Ben köpeğe çarptım
Amortisörlerin ikisi birden kırıldı!!! Motorun üzerinden hightSlide oldum ve metrelerce sürüklendim.
Korumlarım korudu:
Motor pantolonu, mont, eldiven, kask tamdı. Ayağımda bot yoktu ve ayağım çatladı. Eldivenim vardı ama sürtünmeye daha fazla dayanamadı belliki eskimiş 1 yılı dolduran eldivenlerinde giyilmemesi gerekiyormuş.
Motor pantolunum ve montum yırtıldı ama korudular. Onlar olmasa hiç düşünemiyorum sonumu.
Sonuç itibari ile
Yaralandım. Kendi koyduğum küçük motor kullanma kuralını çiğnediğim için kendime bir kaç kez daha kızdım. Zavallı hayvan da oracıkta ölmüştü. İlk üzüntüm onun ölmesiydi. O hayvanın vicdan azabı içimde, hala geçmedi.
...
2 hafta oldu elim hala iyileşmedi. Sol elimi kullanamıyorum ayağım neyseki iyileşti.
Çıkarılacak bir kaç ders yazayım belki birilerine etki eder.
1-Kendinize ve amacınıza uygun bir motor seçin! ( En azından Köpeğe çarpınca amortisoru kırılan bir motor almayın )
2-Kıyafetleriniz hep tam olsun. Motor pantolonu dahi giymeyi ihmal etmeyin. Botsuz motora binmeyin
3-Eskiyen kıyafetlerinizi de değiştirin. Eldivenlerin avuç içleri zamanla zayıflayabiliyor ve düşünce korumayabiliyormuş. Acı tecrübe ile öğrenmeyin bunu
4-Güvenlik şeridine mümkün olduğunca girmeyin.
5-Kaza yapınca ambulansı bekleyin ben gibi hastane yakın diye yürüyerek gitmeyin. Düştüğünüzde ayağınızın çatladığını anlamayabiliyorsunuz.
Bir daha beni küçük motorla görmeyeceksiniz hatta belki bundan sonra hiç motorla bile görmeyebilirsiniz.
Hayat kısa, küçük.. Ancak hiç olmacak bir yerde size bağlı bile olmayan bir kaza riski motorda hep var. Bu ihtimalleri bilerek sürüyoruz her birimiz. Küçük telafi edilebilir kazaları kabullenerek sürüyoruz.
Ancak o telafi edilebilir bile dediğimiz kazanın bıraktığı elimdeli iyileşmek bilmeyen yaranın acısı ile 2 haftadır yaşıyorum.
Kıyafetlerim olsa bile bu kazada bir arabanın altında kalarak öledebilirdim veya daha kötüsü ömür boyu sakatta kalabilirdim.
Yazacak söylenecek çok şey var herkesin kendi muhasebesini yapıp motosikleti çok ciddiye almaları gerektiğini de bir kez daha hatırlatmak isterim.
Hoşça -Dostça
2 hafta kadar önce e5 kozyatağı civarında geçirdiğim kaza sonucu sol elim yaralandı ve sağ ayağım çatladı.
İşe gidip gelmek amacı ile aldığım 150cc bajaj bana kabusu yaşattı.
Küçük cc ye binmeye karşı olan ben kendi kuralımı çiğnemenin acısını yaşadım.
Hep söylerim doğru motosikleti doğru şekilde doğru kıyafetlerle ve sürekli aldığın eğitimlerle süreceksin.
istanbulda günde 50km motor sürüyorsan küçük cc adamı haşat eder, heleki büyük cc motor kullanıcısı iseniz.
Düşünün işte referansınız uzun zamandır 115hp 900cc lik bir motor. Hangi şeritten saatte kaç km hızla gitmeniz gerektiğini, sollama matematiğini vb kafanızda buna göre kurgulamışsınız. Sonra 150cc 15hp bir motora biniyorsunuz tamam ama bedeniniz ve ruhunuz bu geçişe hazır mı?
Nitekim;
e5'ten 2.köprü yoluna bağlanırken kozyatağı ayrımından yukarı geçerken önümdeki arabayı yollamaya başladım ama motorun gücü yetmediği için tekrar sağa çekildim. Sağda ise yokuş yukarı olduğu için motorun gücü yine yetersiz kaldı ve arkamdaki arabaların tacizine uğramadan önce kendimi güvenlik şeridine atma isteği duydum.
Güvenlik şeridinde bulunan ( bir leş ile besleniyordu hayvancağız ) köpekle birden burun buruna geldim.
Ne köpeğin ne de benim kaçacak zamanımız ve yerimiz yoktu. Ben köpeğe çarptım
Amortisörlerin ikisi birden kırıldı!!! Motorun üzerinden hightSlide oldum ve metrelerce sürüklendim.
Korumlarım korudu:
Motor pantolonu, mont, eldiven, kask tamdı. Ayağımda bot yoktu ve ayağım çatladı. Eldivenim vardı ama sürtünmeye daha fazla dayanamadı belliki eskimiş 1 yılı dolduran eldivenlerinde giyilmemesi gerekiyormuş.
Motor pantolunum ve montum yırtıldı ama korudular. Onlar olmasa hiç düşünemiyorum sonumu.
Sonuç itibari ile
Yaralandım. Kendi koyduğum küçük motor kullanma kuralını çiğnediğim için kendime bir kaç kez daha kızdım. Zavallı hayvan da oracıkta ölmüştü. İlk üzüntüm onun ölmesiydi. O hayvanın vicdan azabı içimde, hala geçmedi.
...
2 hafta oldu elim hala iyileşmedi. Sol elimi kullanamıyorum ayağım neyseki iyileşti.
Çıkarılacak bir kaç ders yazayım belki birilerine etki eder.
1-Kendinize ve amacınıza uygun bir motor seçin! ( En azından Köpeğe çarpınca amortisoru kırılan bir motor almayın )
2-Kıyafetleriniz hep tam olsun. Motor pantolonu dahi giymeyi ihmal etmeyin. Botsuz motora binmeyin
3-Eskiyen kıyafetlerinizi de değiştirin. Eldivenlerin avuç içleri zamanla zayıflayabiliyor ve düşünce korumayabiliyormuş. Acı tecrübe ile öğrenmeyin bunu
4-Güvenlik şeridine mümkün olduğunca girmeyin.
5-Kaza yapınca ambulansı bekleyin ben gibi hastane yakın diye yürüyerek gitmeyin. Düştüğünüzde ayağınızın çatladığını anlamayabiliyorsunuz.
Bir daha beni küçük motorla görmeyeceksiniz hatta belki bundan sonra hiç motorla bile görmeyebilirsiniz.
Hayat kısa, küçük.. Ancak hiç olmacak bir yerde size bağlı bile olmayan bir kaza riski motorda hep var. Bu ihtimalleri bilerek sürüyoruz her birimiz. Küçük telafi edilebilir kazaları kabullenerek sürüyoruz.
Ancak o telafi edilebilir bile dediğimiz kazanın bıraktığı elimdeli iyileşmek bilmeyen yaranın acısı ile 2 haftadır yaşıyorum.
Kıyafetlerim olsa bile bu kazada bir arabanın altında kalarak öledebilirdim veya daha kötüsü ömür boyu sakatta kalabilirdim.
Yazacak söylenecek çok şey var herkesin kendi muhasebesini yapıp motosikleti çok ciddiye almaları gerektiğini de bir kez daha hatırlatmak isterim.
Hoşça -Dostça