Aslında kişiye göre değişiyo. Başlarda biraz daha kenarda köşede olan görevleri yaptığından sıkıcı veya zorlu gelebiliyo. Mesela D lisansın varken rally'de nokta görevlisi oluyosun. Sabahın 4'unde 5'inde seni dağda bir yere bırakıyolar tek başına, veriyolar eline bi düdük. Bekle dur. Bikaç saat sonra bi araba geçiyo, aha yarış başlamış diyosun. Düdük öttürüyosun (O da öttürürsen). Sonra belli aralıklarla arabalar geçmeye başlıyo falan. Orada tek eğlencen o oluyo. İyi bi noktadaysan güzel oluyo. Rally araçları güzel pozlar sergiliyo, veya çok hızlı geçiyo önünden. Bu şekilde vakit geçiyo. Öğlen biri geliyo security aracıyla, sana öğlen yemeği niyetine bi sandviç getiriyo, sandviç için değil de insan gördüğün için mutlu oluyosun :mrgreen: Gerçi yeterince görevli varsa noktalara ikişer ikişer bırakıyorlar sizi.
Ama pist yarışları, özellikle istanbulpark yarışları inanılmaz keyiflidir. Tek kötü yanı, mevsimine göre; ya sabahın köründe kurtköy esintisiyle işkemben donar, ya da yazın öğlen sıcağında et sote olursun :mrgreen: istanbulparkta yanında hem arkadaşların vardır, hem yarışlar daha keyifli ve heyecanlıdır, hem ortam daha renklidir hem de hemler bitmez :queen: tabi kişiye göre değişir. kimisi rally yarışlarını daha çok seviyordu :mrgreen: ben çekilecek gibi değil diyenlere "ne işiniz vardı o zaman hakem oldunuz, deli mi dürttü" derim. Çünkü, bugün olsa ben yine sıfırdan başlardım yine hakem olurdum. Bu arada en son A lisanstaydım ben de bıraktığımda. ::sm_smile