• Sunuculara saldırı nedeniyle sitede sorun var. Çözüm için çalışıyoruz.

İç Honda NX500 ile 3500 km Doğu ve Güneydoğu Turu

Katılım
16 Mar 2024
Mesajlar
107
Merhaba dostlar. Ne zamandır hayalini kurduğum Doğu ve Güneydoğu turunda gezdiklerimi, gördüklerimi, yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz. Motorum 2025 model Honda NX500. 44 lt topcase, artçım olmadığı için sele üstünde 40 lt bir sosis çanta, her an elimin altında olmasını istediğim ufak tefek şeyler için 5.5 lt depo üstü çanta ile koruma demirlerine takılı 2 adet 6 lt lik yan çanta ile tura başladım. O kadar zaman google.maps'te gezinip birçok youtube videosu izledikten, plan program yaptıktan sonra iş çantaları alıp evden çıkmaya geldiğinde anladım ki en zoru başlamakmış meğer. Sabah uyandığımda hava biraz kapalı mı ne, yarın mı çıksam acaba diye kendimi vazgeçirme çabalarından yine kendi kendimi zorla sıyırarak çantaları yüklenip motorun yanına iniyorum sonunda.

1.Gün: Bursa'dan Yenişehir, Bilecik, Taraklı, Nallıhan, Beypazarı, Ankara:
Ana yolları mümkün olduğunca kullanmak istemediğim için bu güzergahı seçtim. Hem Nallıhan ve Beypazarını da hep görmek istemiştim. Nallıhan gerçekten çok güzel bir yermiş. Kuş cennetine uğramadan olmaz. Karşı tepelerdeki renk cümbüşünü izlemeye doyamadım. Sonraki durak Beypazarı. Beypazarı da güzel ama dar sokaklardan dönüşlerde bayağı sıkıntı yaşadım. Araçla girilmez tabelası yazan bir sokağa inat edip girmeye kalkışınca kendimi daracık, dik bir sokakta sağlı sollu oturan müşterilerin arasında milim milim ilerlemeye çalışırken buldum. Neyse, tecrübeyi aldık cebimize koyduk. Bilmediğin dar sokaklara motorla girme. Sonunda Gaz lambası Müzesine ulaşabildim. Gaz lambası müzesi açmak kimin aklına gelir yahu. Çeşit çeşit bir sürü gaz lambası, gitmişken görün derim. Akşama doğru Ankara'ya vardım. Kuzenin ısrarıyla 2 gece kalacağız mecbur.






2.Gün: Ankara'dan Polatlı, Duatepe ve Gordion Antik kenti gezisi:
Buraları motorsuz, kuzenin arabasıyla geziyoruz. İlk durak Duatepe anıtı. Sakarya meydan muharebesinde önemli çatışmalar olmuş burada. Savaşın asıl siklet merkezi burası olmasa da düşmanın geri püskürtülmeye ilk başlandığı yer olması önemli. Polatlı, Haymana, vakit olsa da doya doya gezebilsek. Afyon Kocatepe'den sonra burası da duygulandırıyor beni. Neyse, bir arı ısırığıyla gazi olup Gordion'a gitmek üzere Duatepe'den ayrılıyoruz.
Gordion'da beni şaşırtan şey tümülüsler. Her yer tümülüs, her yer tepecik. Adeta küçük birer piramit bunlar. Müzenin karşısında bulunan mezar odasına ulaşılmış tümülüse giriyoruz. İnanılmaz. Ahşap mezar odası halen duruyor. Mısır piramitleri ile bağlantısı var mı, insan düşünmeden edemiyor.









3.Gün: Ankara, Çorum, Hattuşaş antik kenti, Amasya
Ve artık bilmediğim yollara giriyorum. Başkent Ankara’dan ah keşke diyip bir türlü gidemediğim Hititlerin efsanevi başkenti Hattuşaş’a doğru yola çıkııyorum. Yollar, kalabalık yollar. Hiç sevmediğim ana yollarda yapılan sıkıcı bir sürüşten sonra nihayet Hattuşaş tabelasını görüp sağa sapyor ve nefes almaya başlıyorum. Ve Hattuşaş. Dışarıdan pek anlaşılmıyor. Öyle antik roma, yunan, likya kentleri gibi gösterişli taş binalar, güzel sütunlar ve heykeller yok belki ama kesinlikle çok daha mistik, çok daha doğulu bir havası var. Şehri kendi aracınızla gezebiliyorsunuz. Şehrin kapıları, kapı kenarlarındaki kabarrmalar ve heykeller, kapının altndaki tünel, ortada duran parlak yeşil taş, bulunan o kadar kil tablete rağmen hala çözülememiş gizemleriyle ben nereye geldim diyorsunuz. Ama asıl olay daha yukarıdaymış meğer. Şehirden çıkıp hemen 2 km yukarıdaki Yazılıkaya tapınma alanına geldiğimde mekanın mistizmi beni büyüledi adeta. Hususi seçilmiş bir alan belli ki. Kayaların arasında dar bir koridordan geçip her tarafta kabartmalar görünce insan bir duraksıyor.
Kargo

















İçeride geçirdiğim her bir dakikadan memnun ayrılarak Amasya’ya doğru yola koyuluyoum. Önümde 180 km daha var ama mecbur. Ankara’da harcadığım zamanı telafi etmem gerekiyor. Sonunda akşam vakti Amasya’ya ulaşıyorum. Hemen bir otele yerleşip yemek işini halletmek üzere kendimi dışarya atıyorum. Amasra geceleyin güzelmiş gerçekten. İçinden akan yeşilırmak bana memleketim Devrek’i hatırlattı


. Osmanlı tarzı evler, kayalarda eski Pontus krallarının mezarları ve ortada akan Yeşilırmak, nehir kenarında akşam gezintisine çıkanlar. Bu şehrin gerçekten bir cazibesi var.
 
Katılım
22 May 2021
Mesajlar
143
Motosikleti
Cf moto 250 nk
Fotoğraf harika olmuş güzel yerlere gitmişsiniz nice kilometreler. Sanırım geziyi tek başınıza yaptınız sosis çantayı motorun üstünde bırakıp tarihi yerlerde nasıl geziyorsunuz hırsızlığa karşı önlemi var mı
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
1,042
Motosikleti
Paran varsa Japon, yoksa alman. - Crf250 L Africa Single - Wave 110i - Crypton S
Muhtemelen devamı gelecek olan bu gezi raporunun ilk beğeni mesajını da ben yazmış olayım. 🤌

Tüh be. @cikohan 'a kaptırmışım salise farkıyla. :ROFLMAO: 😆
 
Katılım
16 Mar 2024
Mesajlar
107
Fotoğraf harika olmuş güzel yerlere gitmişsiniz nice kilometreler. Sanırım geziyi tek başınıza yaptınız sosis çantayı motorun üstünde bırakıp tarihi yerlerde nasıl geziyorsunuz hırsızlığa karşı önlemi var mı
Aslında topcase tam da bunun için var. Ceketim, dizlikler ve eldivenler sığıyor. Yerine göre kaskı elime alıyorum veya ceketi üstüme giyip kaskı çantaya koyuyorum. Sosis çanta ise motor üstünde kaldı mecbur.
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
1,042
Motosikleti
Paran varsa Japon, yoksa alman. - Crf250 L Africa Single - Wave 110i - Crypton S
Konu başlığını görünce bir ara bir vatandaşın bizim forumun tüm konularını teknik bir Ali Cengiz oyunuyla araklayıp kendi sitesinde paylaşmış olduğu aklıma geldi. 😄

Bu konuyu görünce, 2025 Mart ayında o zamanlar yeni almış olduğum NX500 motorumla çıkmış olduğum ve forumda da paylaşmış olduğum Güneydoğu gezi raporumun benzer bir yöntemle kopyalanıp tekrar paylaşıldığını düşündüm yeminle. 😆 😂:ROFLMAO:

Neyse ki kendisiyle de birkaç kez yazıştığım ve denk geldikçe paylaşımlarını beğendiğim @kimbell71 forumdaş kendi yapmış olduğu gezisini paylaşmak için açmış bu konuyu. 🤌

Benim NX500 beyaz renkti.

Kırmızısı denk gelmemişti ilk partiden.

İlk mesajda kırmızı NX500'ü görünce bir güzel geldi gözüme. 😌😍

Konunun devamını bekliyor olacağım.

Paylaşım için teşekkürler. 😊
 
Katılım
16 Mar 2024
Mesajlar
107
5.Gün: Amasya, Tokat, Sivas
Sabah erkenden uyanınca hemen yakındaki Şeyh Hamdullah Hüsn-ü Hat müzesine gidiyorum. Hat sanatı üzerine gerçekten güzel bir müze olmuş. Gitmişken uğrayın kesinlikle. Sonra eski pontus kralllarının yaptırdığı kaya mezarları geziyorum. Burada hafif ve az yer kaplıyor diye seçtiğim ayakkabı konusunda ne kadar büyük hata yaptığımın farkına varıyorum. Ne gerek vardı oysa, al en rahat ayakkabını bak keyfine işte. Bir sürü dik merdiveni tırmandıktan sonraki manzara gerçekten güzel. Kaya mezarların içinde bişey yok bu arada, hem içine de giremiyorsunuz. Merdivenler boyunca ve kaya mezarların girişindeki salkım saçak kablolar ve kablo boruları çok kötü görünüyor. Gece güzel gözüküyor diye bu kadar çirkin bir görüntüye katlanmak gerekmiyor bence. Yorgun argın aşağı inip bir heves uzun blr yürüyüşle Amasya Tamimi (Genelgesi) müzesine gidiyorum ama beklentilerimi pek karşılamıyor. Asıl bina yıkılmış zaten. Otele döndükten sonra motosikleti yükleyip çıkış yapıyorken gözüm kale’ye takılıyor. Motosikletle gidiliyor mu dedim, evet dediler ama sonraki merdivenleri söylememişler. Bu sefer ayağımda botlarla gene bir sürü merdiven çıktım. Zirveye kadar 300 merdiven çıkmışımdır kesin. Kendimi iyice yorduktan sonra nihayet Tokat’a doğru yola çıkıyorum.











Tokat’ta eski bir arkadaşımı kısa bir süre ziyaret ettikten ve ateş almaya mı geldin fırçasını da yedikten sonra Sivas’a doğru yola çıkıyorum. Bugün hem gezi hem yol gerçekten yordu beni. Benzin almam gerekiyordu ama yarın alırım nasılsa diyip geçiştiriyorum. Öğretmenevi’ne yerleştiğim gibi yemek filan düşünmeden duş aldıktan sonra kafayı vurup yatıyorum.

6.Gün: Sivas, Divriği, Kemaliye
Bugün büyük gün. Hacı olmaya gidiyoruz. Ama önce Sivas’ta Gök Medrese’yi ziyaret etmek lazım. Medrese tadilat geçirmiş ancak oda girişlerine koyulan otomatik kapılar pek olmamış. Üstüne duvardaki elektrik prizlerini görünce irkildim resmen. Tamam sanat tarihçisi değilim ama 800 yıllık bir yapıya da bu yapılmaz yahu. Bunun dışında içeride çok güzel bilgilendirmeler var. Mesela medreseler üç çeşitmiş. Dar-ül şifa (tıp), dar-ül hadis (din bilimleri) ve dar-ül fıkıh (hukuk). 1071 malazgirt savaşı ve peşine moğol istilası sonucu Anadolu’ya akın eden müslüman halkın eğitim ihtiyacını karşılamak üzere yapılıyor medreseler. Şimdi motoru toplayıp Divriği’ye doğru yola koyulma zamanı.







Sivas’tan çıkarken aklıma benzin geliyor. Geri dönsem mi diye düşünürken nasılsa yolda bi istasyon bulurum diye devam ediyorum. Ama yokmuş meğer. Sivas Divriği arası 150 km ve benim trip-a 330 km gösteriyor. Km ler geçtikçe tedirgin olmaya başlıyorum. Sonunda trip-a 450 olunca benzin ikazı yanıp sönmeye başlıyor. 475 km de Divriği girişindeki benzinliğe ulaşıyorum sonunda. Motor yan ayaktayken 14.8 litre aldı depo. Demek orta sehpaya alsam 15.8 i görecekmişim. Bir depo ile 500 km yapılabileceğini de istemeden test etmiş oldum böylece. Divriği içine girmeden tepede Divriği Ulu cami ve Medresesi gözüküyor. Kalabalığa çok şaşırdım gerçekten. Motoru park edip caminin yanına gldince, işte o zaman anladım neden bu kadar kalabalık 🙂






Karşıma çıkan bu güzelliği hayranlıkla izlerken şu arkada ne var acaba diyip köşeyi döndüm ki, asıl mesele burdaymış meğer. Ve karşınızda Cennet Kapısı









Şu soruyu sorarsanız neden bu kadar güzel diye, cevabını mimar eserinde vermiş. Bülbülün güle olan aşkı. Yani, ilahi aşk.
 
Katılım
3 Şub 2014
Mesajlar
559
Motosikleti
Cruiser
Ellerinize, emeğinize sağlık.
Harika bir gezi olmuş, fotoğraflar da müthiş.

Seneye Ağustos'ta fırsat bulursanız, "Süvarinin İzinden" Haymana'ya sürebilirsiniz, ardından da Kocatepe'ye. Tam sizlik bir sürüş olur, tüyleriniz diken diken olacaktır.
 
Katılım
16 Mar 2024
Mesajlar
107
Ellerinize, emeğinize sağlık.
Harika bir gezi olmuş, fotoğraflar da müthiş.

Seneye Ağustos'ta fırsat bulursanız, "Süvarinin İzinden" Haymana'ya sürebilirsiniz, ardından da Kocatepe'ye. Tam sizlik bir sürüş olur, tüyleriniz diken diken olacaktır.

Teşekkür ederim. Onu seneye yapacağım inşallah. Kocatepe’yi gezdim ama Haymana’daki şehitlikleri ve savaş alanlarını ziyaret etmeyi çok istiyorum
 
Katılım
16 Mar 2024
Mesajlar
107
6. Gün (Devam):
Tekrar gelmek dileğiyle kendime söz verip Kemaliye’ye doğru yola çıkıyorum. Navigasyon Taş Yol’a ayarlandı. Dar ve dönemeçli yollarda cebelleştikten sonra ilk tünele varıyorum sonunda. Fırat nehri vadinin kıvrımları arasında salınırken her yerde durup fotoğraf çekmek istiyorum. Sonra an geliyor, kenarda durmuş elimde sigara sadece etrafı seyrediyorum. Öyle güzel öyle azametli ki insan kaybolmuş hissediyor.














Toz, toprak, taşlı yolda çeşit çeşit motorlar görüyorum. Xmax le gezen de var, 125 cc ile gezen de var, Africa Twin ile gezen de. Neyle gittiğinin bir önemi yokmuş demek. Önemli olan yola çıkmakmış. Hani hep konuşuruz ya şu motor mu bu motor mu diye, bu soru artık gereksiz gelmeye başladı bana.
Taşyol’da Romanya’dan Stefan’la tanıştık. Arkadaş ingilizce bilen Türklerin azlığından şikayetçi. Arabasıyla geziyor. Otel bakındık ama tutturdu kamp yerinde kalacam diye. Buna kamp yeri bakmak için bozuk yollarda motoru deviriyordum az daha.



Sonunda otele ikna oldu. Akşam bunu kahveye götürdüm tanısın bizi diye. Tarih, Osmanlı filan baya bi konuştuk, Türkiye ve Romanya’yı konuştuk, Sovyetleri, komünizmi, eskiyi yeniyi konuştuk birbirimize anlattık ama kahvede o kadar erkeğin bir araya gelip te neden içki içmediğini adama bir türlü anlatamadım.

7. Gün: Kemaliye, Hozat, Tunceli
Sabah otelde kahvaltı yapıp Stefan’la tekrar görüşmek dileğiyle vedalaştıktan sonra ben de yavaş yavaş toparlanıyorum. Bugün hedef Tunceli, yol kısa, pek acelem yok. Otelin önünde çay içerken 70 li yaşlarda bir abi ile sohbete başlıyoruz. Adam Bulgaristan Kırcali göçmeni çıktı iyi mi. 1877 deki 93 harbinden sonra buraya yerleştirilmişler. Gitmesem bilemezdim böyle birşeyi. Tunceli’de ne yenir tavsiyesini aldıktan sonra motoru yüklenip Tunceli’ye doğru yola çıkıyorum.


Kemaliye Hozat arası gerçekten çok keyifliydi. Sessiz, sakin, arada tek tük arabalar dışında ekeyfinizi bozan hiçbir şey yok. Yolda Vali Recep Yazıcıoğlu köprüsünden geçiyorsunuz. Her fırsatta duruyor, anın keyfini çıkarıyorum. O kadar güzel manzaralar var ki, anlatmaya fotoğraflar yeterli gelir mi bilmiyorum.
















Çemişgezek’e varınca karşı yamaçtaki mağaralar ilgimi çekiyor. Karşı kıyıya çıkan asma köprüye kadar aşağı iniyorum ama yok, oraya çıkmak benim harcım değil. Ben de köprünün yanıbaşındaki küçük şirin kafeterya’da biraz vakit geçirip yola devam ediyorum. Çemişgezek biraz daha vakit geçirilmeyi hakediyor ama yol da gitmeyince bitmiyor.









Hozatı da geçince Tunceli’ye varıyorum. Baraj gölü kenarında şirin bir şehir. Öğretmenevi’nde kalıyorum gene ama fiyat yüksek geldi biraz. Akşam yerel yemeklerden tadacam diye bilmediğim bişey yedim, yanına da içli köfte ama acısı gece çıktı. Hassas midem gece yarısı müthiş bir yanmayla uyandırdı beni. Bol bol su içmek zorunda kalarak 2 saat sonra ancak uyuyabildim. Sonraki günlerde bu bana ders oldu. Yolda bilmediğin şeyi yeme.
 
Katılım
8 Şub 2026
Mesajlar
510
güzel bir gezi, harika fotoğraflar emeğine sağlık. konudan bağımsız dün akşam kızım ile markete gittik, orada bir motoru görünce "baba bugün bizim okulun önünden büyük bir motor geçti yanı arkası çanta kaplıydı (muhtemelen gs) madem bu kadar çantaya ihtiyacı var neden motorla gidiyor diye sordu, mantık cevap veremedim. bu gezi yolculuklarına çıkan yada yolda gördüğüm tıka basa eşya doldurup giden motorcuları gördükçe ben de soruyorum madem bu kadar eşyan var neden doblo ile gitmiyorsun. tamam motorla doblo bir değil ama sizler değilmisiniz motorcu için gidilen yere bir an önce varmak değil yolu yaşamak. yolu araba ile yaşamak biraz daha mantıklı değil mi? yani çektiğiniz eziyete gerçekten değiyor mu?
 
Katılım
16 Mar 2024
Mesajlar
107
güzel bir gezi, harika fotoğraflar emeğine sağlık. konudan bağımsız dün akşam kızım ile markete gittik, orada bir motoru görünce "baba bugün bizim okulun önünden büyük bir motor geçti yanı arkası çanta kaplıydı (muhtemelen gs) madem bu kadar çantaya ihtiyacı var neden motorla gidiyor diye sordu, mantık cevap veremedim. bu gezi yolculuklarına çıkan yada yolda gördüğüm tıka basa eşya doldurup giden motorcuları gördükçe ben de soruyorum madem bu kadar eşyan var neden doblo ile gitmiyorsun. tamam motorla doblo bir değil ama sizler değilmisiniz motorcu için gidilen yere bir an önce varmak değil yolu yaşamak. yolu araba ile yaşamak biraz daha mantıklı değil mi? yani çektiğiniz eziyete gerçekten değiyor mu?
Şöyle söyleyeyim, arabayla giderken kaç kişiyle selamlaşıyorsunuz?
 
Katılım
3 Şub 2014
Mesajlar
559
Motosikleti
Cruiser
güzel bir gezi, harika fotoğraflar emeğine sağlık. konudan bağımsız dün akşam kızım ile markete gittik, orada bir motoru görünce "baba bugün bizim okulun önünden büyük bir motor geçti yanı arkası çanta kaplıydı (muhtemelen gs) madem bu kadar çantaya ihtiyacı var neden motorla gidiyor diye sordu, mantık cevap veremedim. bu gezi yolculuklarına çıkan yada yolda gördüğüm tıka basa eşya doldurup giden motorcuları gördükçe ben de soruyorum madem bu kadar eşyan var neden doblo ile gitmiyorsun. tamam motorla doblo bir değil ama sizler değilmisiniz motorcu için gidilen yere bir an önce varmak değil yolu yaşamak. yolu araba ile yaşamak biraz daha mantıklı değil mi? yani çektiğiniz eziyete gerçekten değiyor mu?
Cevap veriyorum, evet değiyor.

Eskilerin sevdiğim bir sözü var.
Bir yerden bir yere gitmek için arabaya binilir ama motora binmek için her yere gidilir.
İhtiyaç dahilinde ne lazımsa yüklenir.
Yolun da an'ın da itinayla tadı çıkarılır 🤟🏻👍🏻
Olay zor yada kolay olması değil, sadece olması.
 
Katılım
24 Şub 2015
Mesajlar
1,609
Motosikleti
K 1600 GTL
güzel bir gezi, harika fotoğraflar emeğine sağlık. konudan bağımsız dün akşam kızım ile markete gittik, orada bir motoru görünce "baba bugün bizim okulun önünden büyük bir motor geçti yanı arkası çanta kaplıydı (muhtemelen gs) madem bu kadar çantaya ihtiyacı var neden motorla gidiyor diye sordu, mantık cevap veremedim. bu gezi yolculuklarına çıkan yada yolda gördüğüm tıka basa eşya doldurup giden motorcuları gördükçe ben de soruyorum madem bu kadar eşyan var neden doblo ile gitmiyorsun. tamam motorla doblo bir değil ama sizler değilmisiniz motorcu için gidilen yere bir an önce varmak değil yolu yaşamak. yolu araba ile yaşamak biraz daha mantıklı değil mi? yani çektiğiniz eziyete gerçekten değiyor mu?
Motosiklet kullanmanın mantıklı bir tarafı yok zaten.
 
Katılım
8 Şub 2026
Mesajlar
510
Yolun da an'ın da itinayla tadı çıkarılır
Elbetteki yazdıkların doğrudur ama yolun tadı arabayla da çıkar, hele ki eski bir amerikansa yaylana yaylana daha bir çıkar. yani motora ve eziye bir önem atfetmenin (yolu yaşamak anlamında ) bir mantığını görmüyorum diyeceğim ama ;

Motosiklet kullanmanın mantıklı bir tarafı yok zaten.
zaten cevabı vermiş.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Şöyle söyleyeyim, arabayla giderken kaç kişiyle selamlaşıyorsunuz?
asosyal sıkıntı bir tip sayılmam ama yolda giderken kimseyle selamlaşmak ihtiyacı hissetmiyorum. onun dışında benzincideki pompacı ve kasiyer, mola yerindeki garson ve kasiyer, radarı haber veren cümle tayfa ile selamlaşıyorum.
 
Katılım
15 Ağu 2025
Mesajlar
72
güzel bir gezi, harika fotoğraflar emeğine sağlık. konudan bağımsız dün akşam kızım ile markete gittik, orada bir motoru görünce "baba bugün bizim okulun önünden büyük bir motor geçti yanı arkası çanta kaplıydı (muhtemelen gs) madem bu kadar çantaya ihtiyacı var neden motorla gidiyor diye sordu, mantık cevap veremedim. bu gezi yolculuklarına çıkan yada yolda gördüğüm tıka basa eşya doldurup giden motorcuları gördükçe ben de soruyorum madem bu kadar eşyan var neden doblo ile gitmiyorsun. tamam motorla doblo bir değil ama sizler değilmisiniz motorcu için gidilen yere bir an önce varmak değil yolu yaşamak. yolu araba ile yaşamak biraz daha mantıklı değil mi? yani çektiğiniz eziyete gerçekten değiyor mu?
Ben araba ile de yol yapmayı seviyorum fakat arabayla geçtiğim güzel yolların istisnasız hepsinde "ulan bu yolları motosiklet ile geçmek vardı" diye sitem ediyorum. Nasipse aldığımda tekrar o yollara sırf motosiklet ile geçmek için gideceğim.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst