Allah razı olsun. Tavsiyelerinizi, zaten satın alma işlemini yapmış olsam bile; 'bir tecrübe' , 'bir öneri' , 'bir farkındalık' ve hatta 'olası bir problemi henüz oluşmadan önleme' amacıyla değerlendiriyorum ve bu bilgiler asla bir kulağımdan girip diğer kulağımdan çıkmıyor.
Bahsetmiş olduğunuz çoğu durum. Önceki verdiğim cevaptaki 'gri alan' diye belirttiğim şeyler ve gri alandaki şeylerden gerçekten nefret ettiğimi yinelemiş olmak istiyorum.
Bu arayış içerisinde, bilgi sahibi olmadan, sorunumu çözmek amacıyla bir konu açtım ve hem siz hem de diğer arkadaşların önerileriyle altın değerinde bilgiler öğrendim.
Şu da var ki; mantık ile hareket ediyor olsak bile bazen bize mantıklı gelen şeyler gerçek anlamda mantıklı olmayabilir ve beyin fırtınası yaparken, karşı tarafa itiraz ediyor gibi görünebiliriz. Eğer sözlerim bu çerçevede algılanıyorsa veya algılanacaksa lütfen mazur görün ve niyetimin asla kötü olmadığını ve bilakis değerli bilgilerinizin, benim görüşlerime çeliştiği durumların süratıma tokat gibi çarpmasının, Allah korusun yaşayacağım olası bir kazayı düşündüğümüzde eli öpülesi, müteşekkir olunası şeyler olduğunun farkında olduğumu değerlendirin ne olur.
Zira ben değerlendirme yaparken basit gibi bir konu gözükse de, iç dinamiğimde; adiliyet, maddi değerler, sorun çözmek gibi birçok parametreyi ele alan bir konuyla içimde de savaş veriyorum/veriyordum aslında. Ve bazen bu parametrelerde sapmalar ve öncelik sıralamalarında şaşmalar da olabiliyor.
Bir insan, bir problem yaşadığında; Önceliğini bu problemi ne olursa olsun çözeyim diyerek, diğer parametrelerin önceliğini bu önceliğin arkasına alabiliyor. -ki mesela benim problemim neydi? : Çocuğumu okula götürüp, getirmek için olabildiğince maliyetsiz ve güvenli bir yol ile bu sorunu çözmekti.
Bu sorunu çözmek için okul servisine çocuğu kayıt etmek istedim ilk başta aslında. Ancak okulun servisi de yok. Bu nedenle adım adım, bilmediğim konuda, kendi kurduğum mantıkla arayışa girdim.
Benim mantığım şuydu:
1- Cezai suçtan da bahsetmişsin örneğin o nedenle yasalarla ilerleyerek cevap vereyim; 2 kişilik bisikletler var biliyorsunuz. Yasalara göre bu bisikletler ile ruhsat, sigorta masrafı olmaksızın sürülebiliyor. Bu aynı bisikletin en fazla 250 Watt olması, hızının en fazla 25 km/s'yi geçmemesi ve pedal çevrilmediğinde motor gücünün kesilmesi durumunda yine ruhsat, plaka gibi maliyetler olmaksızın yasalara uygun olarak sürülebiliyor. (Ancak gideceğim yol mahalle yolu bile olsa yokuş yukarı bir yol, bu nedenle arayışımı bir sonraki adıma ilerlettim.
2- O halde dedim, tamam el gazı olsun. Peki bu durumda yasal olarak yapmam gereken neler dedim? Baktım ki; Bu durumda bisiklet, Moped sınıfına giriyor. Ehliyet ve plaka isteniyor ancak sigortadan muhaf tutulabiliyormuş.
Bu 2. maddede; muhaf tutulmak; olası bir problemde sorumluluğu üzerimden atmıyor bunun farkındayım. Ancak ben yayayken birisine yanlışlıkla çarpsam da sorumluluktan kaçmam zaten.
Ve aslında işte tam da bu aralıkta bir arayış içerisindeydim konuyu ilk açtığımda.
Peki normal bir pedallı bisiklette sigorta zorunluluğu yokken, 250cc, 600cc veya 1000cc motorda neden var? (Bu kısmı mantığımın ilerleyişini göstermek için gösteriyorum)
Çünkü benim mantığıma göre, mesela 600cc motor ile kaza yapıldığında, daha maliyetli, daha zarar verici problemlere yol açabilir. İstatistiğe göre, bisikletin bir yayaya zarar verme ihtimali son derece sınırlı.
Yani? (Mantığımın ilerleyişini devam ettiriyorum)
Karşı tarafa zarar verme ihtimalimiz oldukça ve bu ihtimal yükseldikçe, belirli bir eşikten itibaren bir sigorta zorunluluğu geliyor ve bu eşikten sonra sigorta masrafı da artıyor.
Zurnanın zırt dediği yere geleyim şimdi de mantığımın ilerleyiş şeklinde:
Heeee demek zarar verme olasılığım arttıkça sigorta gerekliliği oluyor. Eveeet bu çok mantıklı... E o zaman 250W de değil, hatta 25km/s'de değil, gerekirse çok daha düşük olan bir eşikte, el gazı da kullanabildiğim bir eşik bırakmış olmaları gerekir. Böylece ebeveyn'ler (Bu absürd sayılacak dercesinde yavaş hız sınırı ile) son derece güvenli sürüş yaparak (Ve arkada veya önde çocuğunu da taşıdığı için) zaten trafik yaptırımlarından da bağımsız olarak (abartarak söylüyorum: trafik polisi, yaptığın kaza başına sana para vereceğim dese bile) arkada çocuk olduğu için ebeveynler çok daha dikkatli süreceği için böyle bir zemin hazırlanmıştır ama ben bilmiyorumdur. Diye düşünmüştüm.
Mesela '20km/s'yi geçemeyen, ağırlığı 100kg'yi geçmeyen, el gazlı çocuk korumalı bisikletler' diye bir ayrım yapılmıştır ve bunu ben bilmiyorumdur diye düşünmüştüm. Çünkü mantığım, bunun mutlaka olması gerektiğini söylüyor.
Ancak elbette böyle bir şey bulamadım ve, her bulamadığım yeni adım için, sürekli harcama giderleri devamlı suretle artıyordu... Ben sürekli olan masraflar (akaryakıt, sigorta v.s) olmasın dedikçe, her adımda yeni masraflar biniyordu...
Neyse ki, okullar başladı ve arayışım devam ederken artık çocukları arayışım hala sonuçlanmadığı için mecburen yürüyerek götürüp getirmeye başladım. Ve hem öğrendiklerim hem de buradan aldığım bilgiler ile en sonunda motorsiklet almaya karar verdim. Elbette sigortası var bu arada. Neden motorsiklete sigorta isteniyor demiyorum ayrıca. Mantığımın ilerleyişinde sigortanın gereklilik halinin nedenleri için yürüttüğüm akılda da belirttiğim gibi.
Motordan memnun muyum? Gerçekten çok memnunum. Hatta bana, normal şartlarda öğrenemeyeceğim bilgiler de katmış oldu.
Peki kanunlardan tatmin miyim? Asla değilim! Çocuklu aileler, okula çocuğunu masrafsız şekilde bırakabilmesi için adeta bariyer örülmüş.
'Çocuğu ben mi yaptım? Sen yaptın! Sorumluluğunu da alacaksın' diye düşünenler buraya yazmasa bile olacak onu da çok iyi biliyorum. Ancak bakın; Türkiye'de doğum oranları öylesine azalıyor ki, TÜİK'e göre 56 yıl sonra ilk kez ilkokula başlayacak çocuk sayısı 1 milyonun altına inmiş durumda.
Devlet gelsin altıma otomobil çeksin de demiyorum ancak günümüz çağında bir çocuğa bakmak, bundan 10-20 sene önceye göre bile çok daha maliyetli, külfetli ve zor. Üstelik enflasyon bir taraftan, kapitaller bir taraftan şamaroğlanına dönmüşken devletin; tüm bu vahameti ve doğum oranlarının tepetaklak düşüşünü sanki sadece çocuğu okula bırakma meselesi gibi göstermek de istemiyorum tabiki.
Ancak işte; devlet bu olanağı sağlamayınca ne oluyor? İşte bu sefer o bahsettiğiniz gri alanda problemli sürüşe neden olan çok daha fazla sayıda kişi oluyor. Hatta gri alan bir yana dursun, bu bahsettiğim benim yaşadığım sorunu direkt olarak kıpkırmızı alanda aşanlar da var bizzat şahit oldum ve oluyorum.
Şimdi de sözün özüne geleyim. Yani asıl söylemek istediğime:
Bir kişi, maddi kısıtlardan ötürü çok bariz mantıklı gözüken bir şeye muhalefet de olabilir. Kendi mantığı, kendi problemine yoğunlaştığı için asıl problemlere gözleri körleşmiş de olabilir. Eşiyle o an kavga etmiş olabilir, iş arkadaşına bir şeye kızmış olabilir ve sonrasında dönüp foruma bir bakmış kendi sorununu çözerken birisi kendi konusuna muhalefet oluyor. O egoyla veya o sinirle, size veya sizin gibi kişilere ters, yanlış, saygısızca, kıt akıllıca cevaplar da verebilir. Hatta sadece çok egolu da olabilir hiç farketmez.
Siz, doğru gerçekleri süratımıza çarpmakla mükellefsiniz. Çünkü zamanında süratımıza atılmayan o tokat, daha sonra bize çok büyük bir imtihan olarak dönebilir.
Dahası; sadece beni veya size muhalefet eden veya etmiş olan kişiyi de değil; bu konuyu belki yıllar sonra okuyacak kişiyi de belki bir doğru düşünceyle, doğru kararlar vermesine vesile olmuş olacaksınız.
Ben biraz da içimi de döktüm konuyu da uzattım farkındayım kusuruma kalmayın. Yazdığınız cevap benim için çok kıymetli. Benim, çocuğumun veya trafikteki bir yayanın canı ve sağlığı; benim veya başka kişilerin egosundan falan çok daha önemli. Bu nedenle sözlerinizi asla yanlış anlamadığımı, hatta sonrası için de kulağıma küpe olduğunu bilmenizi ve doğruları gerekirse tokat gibi çarpma motivasyonunuzu asla kaybetmemenizi temenni ederim.