@Cavalry hocam öncelikle tekrar hoşgeldiniz. Uzun dönem birçok farklı cruiser makine kullandığınız için size danışmak istedim.
3 yıl önce scooter ile motora başladım. Arabamı sattığım için zorunlu bir geçiş oldu ama iki teker çok hoşuma gitti. Gerçi çok gezemedim, bu süre boyunca 18 bin km devirdim.
Bir süredir terlik niyetine scooter kullanıp 2. motor olarak cruiser düşünüyorum. Bildiğiniz gibi ülkemizde bu tarz oldukça sınırlı maalesef. Harley veya Indian şimdilik ütopya olarak kalıyor. Royal Enfield ise distribütör ve sınırlı servisiyle benim için ciddi soru işareti. Geriye çin malları veya eski japonlar kalıyor.
15-30 yaş aralığında japonlardan bir cruiser alsam bu makineyi anadoluda yürütebilir miyim? Sarf malzeme, yedek parça vs aramak saç baş yoldurur mu? Satış sonrası cruiser tecrübelerinizden biraz bahsederseniz çok makbule geçer.
Teşekkürler hoşbuldum

Biraz uzun bir yazı olacak, elimden geldiğince ifade etmeye çalışacağım.
3 yılda 18.000 km az da değil özellikle de yeni başladığınızı düşünürsek.
Cruiser konusunda Türkiye Piyasası gerçekten çok yetersiz kalıyor şu anda.
Ya Çin pazarı ya Amerikan pazarı zorunluluk gibi yıllardır dayatılıyor ki arada 10x kadar bir fiyat farkı var.(Diğerlerinin pazar payı yok denecek kadar az olduğu için değinmeyeceğim.)
Bana göre bu tip(eski Japon) motosikletlerinin eski olmasının yanısıra, kendini kanıtlamış olma durumları var. (Bakış açısı)
Yeni çıkan motosikletler "sürpriz yumurta" gibi geliyor bana.
Yüzbinlerce km yapan birsürü insan var bu Japonlarla, çoğunun kroniği yok ya da yok denilecek kadar az.
Harley ve Cruiser birbirlerine yakın türler olsa da farklı kültürler.
Sadece Harleyden oluşan birsürü kulüp/grup var.
Türkiye'de Harley zengin motoru olarak bilinirken(genel algı böyle, kanıt isteyen malum siteden Harleylerin kmsine de fiyatlarına da istediği zaman bakabilir), yurtdışında özellikle Amerika'da motorcu motoru olarak bilinir, çünkü anlamazsanız binemezsiniz o motora, ne sorunu olduğunu neler yapacağınızı çok iyi bilmelisiniz, eliniz anahtar tutmalı, takımlarınız olmalı.
Uzun sürüşler esnasında motorun bir sıkıntısı çıkınca bir kenara çekip birkaç kişi toplanıp o sorunu çözerler ve bundan keyif alırlar. Eski ayaktan marşlıları çoğu motorcu ilk denemelerinde çalıştıramaz bile.
Hells Angels liderinin zamanında yazdığı anılarından bir bölüm paylaşıyorum ;
Sonny Barger, Harley-Davidson kültürünün en büyük ikonu olmasına rağmen hayatının ilerleyen dönemlerinde şaşırtıcı bir dürüstlükle:
"Kültürümüz gereği Harley'e biniyoruz ama Japon motorları (özellikle Honda ve BMW) mekanik olarak çok daha üstün, sorunsuz ve hızlı. Eğer üye olma zorunluluğum olmasaydı kesinlikle bir Japon veya Avrupa motoruna binerdim" şeklinde itiraflarda bulunmuştur.
Bu karar aşaması bana göre temelde iki nedene dayanıyor,
Birincisi maddiyat
İkincisi de bu eforu, zamanı ve arıza verme ihtimaliyle sürmeye hazır mısınız ?
Bunları bilerek zaman ve bütçe ayıracak mısınız?
Bunlara evet diyorsanız Harleye binebilirsiniz.
Sorunsuz motosiklet arıyorsanız ellenmemiş, kurcalanmamış Japon alabilirsiniz, evladiyelik makineler, bende şu an olmasa tüm samimiyetimle söylüyorum ki yine gider Japon bakardım.
Keşke yenileri de gelse, piyasa ne durumda olursa olsun alacak insanlar var.
Ben binmezdim gerçi, karbüratör takıntımdan dolayı, umarım bu takıntımı da aşabilirim.
Yurtdışı siparişlerinin kapanmasıyla tabi ki parça tedariği zorlaştı özellikle ebay'de her türlü parça oluyordu, yurtdışı bağlantın varsa daha kolay olur. Türkiye'de oem ürünler olmasa da uyumlu parçalar çok rahat bulunuyor (hava filtresi, yağ filtresi, bujiler, contalar, balatalar, lastikler vs), sorunsuzunu alırsan başını ağrıtmaz, şu an bulunduğum Shadow grubunda yüzlerce insan var ve "yok motor elimde kaldı, yok parçasızlıktan yürütemiyorum, yok yolda kaldım" tarzı birşey okumadım henüz. Herkes aşk yaşıyor resmen. 20/30 yaşında motosikletler ve tabi ki bakmak gerekiyor ama bir şekilde yürütürsünüz.
Motosiklet markaları ve yaklaşımınız konusunda da sizinle hemfikiriz.
Amerika'da yaşıyor olsaydım en az birer tane
İndian ve Harleyim olurdu, belki bir tane de Victory.
Hindistan'da yaşıyor olsaydım gönül rahatlığıyla Royal Enfield'a binebilirdim, keşke V motor olsaydı diyerek gezerdim.
( o trafikte çıldırır süremezdim gerçi)
Şahsi düşüncemle günümüz piyasasında Türkiye'de Cruiser kullanacaksam hala Japon'dan şaşmam.
Honda, Kawasaki, Suzuki, Yamaha temiz olduğu sürece bana göre hala alınabilir.
Bir de şu açıdan düşünebilirsiniz; 20/40 yaş arasında bunların haricinde kaç tane yürüyen bu sayıda motor var ?
Almayı düşündüğünüz motorları listeleyip bu forumdan ilgili konuları okuyabilirsiniz, gerçekten çok kıymetli birsürü yorum/bilgi/paylaşım var. O konuları okuyup, güncel durumlarına, fiyatlarına vs. göz atmanızı tavsiye ederim.
Herkesin doğrusu kendine denirya,almayı düşündüğünüz motosikletleri araştırınca illa ki birisi daha fazla sinecektir içinize.
Kullanan kimi görürseniz de hiç çekinmeden gidip sorabilir, fikir edinebilirsiniz, dışarıdan bazıları biraz sert görünür ama muhabbet etmeye başlayınca boş yere çekindiğinizi fark edersiniz malum bu tip motosikletler çoğunlukla belli bir tarzla birlikte geliyor.
Final kısmına gelirsek;
Buraya kadar yüksek CCli Cruiserları kastettiğinizi düşünerek yazdım lakin düşük CCden başlayayım yavaş yavaş büyüteyim hem Cruiser'a, hem vitesli motora alışayım, ABS filan da olsun ama fiyatı da uygun olsun modunda düşünüyorsanız sanırım şu an 250CC seçeneğinde en mantıklısı Lifan V16,
Daha yüksek CC derseniz Royal Enfield ama o da V motor değil.
Daha da yüksek CC derseniz eski Japon
Her motorun fanatikleri de sevmeyenleri de vardır muhakkak, yoruma dayalı yazdıklarım benim şahsi deneyimlerim, gözlemlerim ve fikirlerim.