vadi katliamına dur diyen motosikletler 2 ekimde yolda...

Katılım
29 Eyl 2010
Mesajlar
11
trabzonluyum..buranın tonya diye bir ilçesi var ve oraya hes yapılacak..proje yerinin fotografını çeksemde göstersem size..HAYIR diyen arkadaslarda bana orada kaybolacak kültürü, insanlığı gösterebilseler..çünkü zaten yok:)
birde su kaybolacak diyorsunuz..su nereye kayboluyor anlamıyorum..bu santral aldıgı suyu buharlaştıracak mı? hadi buharlaştırsın diyelim..geri dönmeyecekmi bu buhar su olarak:) işte bu olaya biz yenilebilir değil yenilenebilir enerji diyoruz bahar hes
ayrıca soygunculuk için başkanımıza bakın falan demişsin..sırf muhalefet olsun diye böyle bir şey yaptıgınız da belli oldu..neyse siyasete girmek istemiyorum..

doğayı mı korumak istiyorsun..araba kullanma, motosiklet kullanma!
canlılığı mı kurtarmak istiyorsun..parfüm kullanma!
bunlar günlük hayatta kullandıgın en en basitleri..yüzlerce sayabilirim..

ben çevreci değilim arkadaşım istersen yola tükür umrumda değil.. benim derdim gelecek nesiller anlayan gelir anlamayana diycek sözüm kalmamıştır...
 
Katılım
17 Ocak 2009
Mesajlar
1,141
Motosikleti
Honda Crf250L
ben çevreci değilim arkadaşım istersen yola tükür umrumda değil.. benim derdim gelecek nesiller anlayan gelir anlamayana diycek sözüm kalmamıştır...
yanlış hatırlamıyorsam protesto ettiğin şeylerden birisi de yeşil alanların yok olması, O2 in azalmasıydı..şimdi ise çevreci değilim diyorsun..
 
Katılım
23 Ağu 2008
Mesajlar
234
insanimizin cevre duyarliligini sorgulayan arkaslara soruyorum: biz ki vitrindeki koyunun ..'ne papatya takacak kadar duyarli ve incelikli bir cemiyetin mensuplariyiz, siz kim oluyorsunuz da cevre duyarliligimizi sorguluyorsunuz?
 
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
insanimizin cevre duyarliligini sorgulayan arkaslara soruyorum: biz ki vitrindeki koyunun ..'ne papatya takacak kadar duyarli ve incelikli bir cemiyetin mensuplariyiz, siz kim oluyorsunuz da cevre duyarliligimizi sorguluyorsunuz?

sorma azizim, bunlar ibrahim müteferrika'yıda zorlamıştı epey :)
 
Katılım
21 Mar 2009
Mesajlar
5,554
HES, (Hidroelektrik santral) su gücünden elektrik üreten bir enerji üretim sistemidir çoğunluğumuzun bildiği üzere..

Temz elektrik üretir, bacasızdır, atık miktarı azdır, termik veya nükleer santrallere nazaran tercih edilebilir bir enerji temin metodudur..

Ülkemiz, sizler lisede veya ortaokuldayken coğrafya ya da sosyal bilgiler öğretmenleriniz sizlere öyle anlattığı için "su zengini bir ülkedir" diye bilirsiniz..Lakin gerçek böyle DEĞİL.

Türkiye mevcut su kaynakları ile sadece komşu ülkelerden gene sadece bir miktar fazla suya sahiptir.
Dünya satranç tahtası üzerindeki bana göre tek ve en büyük kozumuz budur.

Meselemiz de tam olarak burada başlıyor zaten.

Şuan mevcut dünya düzeninde coğrafi konumumuz nedeniyle ülkemizde bulunan tatlı su rezervleri, gelecekte es kaza uzun vadeli plan yapabilen ve gene es kaza vatanını düşünen birilerinin iktidara gelmesi neticesinde elimizdeki en büyük koz olacak ve coğrafyada bağımsız söz hakına sahip olmamız durumu ortaya çıkacaktır.

İşte böyle bir olasılık, küresel hakim güçlerin sularımız üzerindeki ilgisinin temel nedenini oluşturmaktadır.

Konunun en can alıcı kısmına geçmeden bazı gerçekleri de hatırlatalım:

- Planlanan HES lerin tamamı devlete ait değil, özel sektöre ait olarak inşa edilmeye çalışılmaktadır.
- HES lerde orta ve uzun vadeli istihdam durumu söz konusu değildir.
- HES ler ömrü 40-50 yıl olan yapılardır. Bu süre değişken olmakla birlikte nihayetinde barajın su tutan kısmı akarsudan gelen alüvyon nedeniyle dolacak ve baraj işlevsiz hale gelecektir. Alın size binlerce tonluk bir garabet yapı.
- Türkiye'nin enerji darboğazında olduğu gerçeği yıllardır yalandan örtbas edilmekte, tamamiyle unutturulmamakta, çünkü HES yapımı için halkta enerjiye çözüm getirmesi noktasında pozitif hava yaratılmaya çalışılmaktadır.
- HES lerin inşaasına karşı çıkanların çevreci, lümpen elitistler olarak suçlanması planlı bir hamledir.
- HES lere karşı çıkanlar, bir ülkenin, su gibi son derece stratejik bir özkaynağını özel sektörün eline verilmemesi gerekliliğini düşünen, ülke ekonomisinin bağımsızlığını önemseyen kişilerdir.
- HES lere karşı çıkanlar ülkesini seven, geleceğini düşünen insanlardır.

Gelelim esas meseleye;

Ülkemizdeki bu çok değerli kaynak, mümkün olan her akarsuya bir baraj yapılarak kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır.
Suyun kontrolü, geleceğin kontrolü anlamına geldiğinden dolayı, HES lerden elektrik üretimi "aman, ne güzeldir" şeklinde lanse ederek halkın gözünde HES leri cici, HES karşıtlarını öcü olarak göstermek, küresel güçlerin amaçlarından birisidir.
Bu çekişme, ülkemizde yaklaşık son 10 yıldır son haddinde oynanan, (onlarca yıldır zaten var) ikilik yaratma planına da harfiyen uymaktadır.

Son söz olarak;
Ülkemiz, elinde bulunan özkaynakları, coğrafi konumu, komşularında bulunan zengin yeraltı kaynakları, Rusya ile çok yakın konumda olması, Orta Asya'ya açılan köprü konumunda bulunuşu, etnik yapısının çeşitliliği, semavi dinlerin pek çoğunun kutsal mekanlarına ev sahipliği yapması vb. bakımlardan geçmişte, şimdi ve gelecekte de sürekli ve artan bir ivmeyle kaos ortamına yakın bir kıvamda tutulacaktır.


Asıl bunların farkında olmak her gencin görevi değildir de nedir, sorarım size?
Ben, henüz ölmedim mesela!
 
Son düzenleme:
Katılım
26 Eyl 2007
Mesajlar
701
Ben Santral istiyorum, yemişim çiçeğini böceğini... Bu yapıları istemeyenlerin haklı gerekçeleri olduğu yadsınamaz lakin enerjininde bir şekilde ülke içinde sağlanması gereklidir.
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
HES, (Hidroelektrik santral) su gücünden elektrik üreten bir enerji üretim sistemidir çoğunluğumuzun bildiği üzere..

Temz elektrik üretir, bacasızdır, atık miktarı azdır, termik veya nükleer santrallere nazaran tercih edilebilir bir enerji temin metodudur..

Ülkemiz, sizler lisede veya ortaokuldayken coğrafya ya da sosyal bilgiler öğretmenleriniz sizlere öyle anlattığı için "su zengini bir ülkedir" diye bilirsiniz..Lakin gerçek böyle DEĞİL.

Türkiye mevcut su kaynakları ile sadece komşu ülkelerden gene sadece bir miktar fazla suya sahiptir.
Dünya satranç tahtası üzerindeki bana göre tek ve en büyük kozumuz budur.

Meselemiz de tam olarak burada başlıyor zaten.

Şuan mevcut dünya düzeninde coğrafi konumumuz nedeniyle ülkemizde bulunan tatlı su rezervleri, gelecekte es kaza uzun vadeli plan yapabilen ve gene es kaza vatanını düşünen birilerinin iktidara gelmesi neticesinde elimizdeki en büyük koz olacak ve coğrafyada bağımsız söz hakına sahip olmamız durumu ortaya çıkacaktır.

İşte böyle bir olasılık, küresel hakim güçlerin sularımız üzerindeki ilgisinin temel nedenini oluşturmaktadır.

Konunun en can alıcı kısmına geçmeden bazı gerçekleri de hatırlatalım:

- Planlanan HES lerin tamamı devlete ait değil, özel sektöre ait olarak inşa edilmeye çalışılmaktadır.
- HES lerde orta ve uzun vadeli istihdam durumu söz konusu değildir.
- HES ler ömrü 40-50 yıl olan yapılardır. Bu süre değişken olmakla birlikte nihayetinde barajın su tutan kısmı akarsudan gelen alüvyon nedeniyle dolacak ve baraj işlevsiz hale gelecektir. Alın size binlerce tonluk bir garabet yapı.
- Türkiye'nin enerji darboğazında olduğu gerçeği yıllardır yalandan örtbas edilmekte, tamamiyle unutturulmamakta, çünkü HES yapımı için halkta enerjiye çözüm getirmesi noktasında pozitif hava yaratılmaya çalışılmaktadır.
- HES lerin inşaasına karşı çıkanların çevreci, lümpen elitistler olarak suçlanması planlı bir hamledir.
- HES lere karşı çıkanlar, bir ülkenin, su gibi son derece stratejik bir özkaynağını özel sektörün eline verilmemesi gerekliliğini düşünen, ülke ekonomisinin bağımsızlığını önemseyen kişilerdir.
- HES lere karşı çıkanlar ülkesini seven, geleceğini düşünen insanlardır.

Gelelim esas meseleye;

Ülkemizdeki bu çok değerli kaynak, mümkün olan her akarsuya bir baraj yapılarak kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır.
Suyun kontrolü, geleceğin kontrolü anlamına geldiğinden dolayı, HES lerden elektrik üretimi "aman, ne güzeldir" şeklinde lanse ederek halkın gözünde HES leri cici, HES karşıtlarını öcü olarak göstermek, küresel güçlerin amaçlarından birisidir.
Bu çekişme, ülkemizde yaklaşık son 10 yıldır son haddinde oynanan, (onlarca yıldır zaten var) ikilik yaratma planına da harfiyen uymaktadır.

Son söz olarak;
Ülkemiz, elinde bulunan özkaynakları, coğrafi konumu, komşularında bulunan zengin yeraltı kaynakları, Rusya ile çok yakın konumda olması, Orta Asya'ya açılan köprü konumunda bulunuşu, etnik yapısının çeşitliliği, semavi dinlerin pek çoğunun kutsal mekanlarına ev sahipliği yapması vb. bakımlardan geçmişte, şimdi ve gelecekte de sürekli ve artan bir ivmeyle kaos ortamına yakın bir kıvamda tutulacaktır.


Asıl bunların farkında olmak her gencin görevi değildir de nedir, sorarım size?
Ben, henüz ölmedim mesela!

içtinmi sen?
Bir gel hohla bakayim.::23343::
Ayikken pek boyle uzun ve mantikli cümleler kurduguna sahit olmadim daha.:p
 
Katılım
21 Mar 2009
Mesajlar
5,554
içtinmi sen?
Bir gel hohla bakayim.::23343::
Ayikken pek boyle uzun ve mantikli cümleler kurduguna sahit olmadim daha.:p

Ade be...:mrgreen:

Bakma sen bana, küskün bir kişiyim ben, coq insanı..
Kimse bilmez, kimse duymaz :p
Kısmet, bir gün karşılaşır isek anlatırım.. :)

Ayrıca, bilen/bilmeyen kişilere, coğrafya öğretmeni olduğumu ve yetiştirdiğim öğrencilerimi tamamen bir önceki mesajımda anlatmaya çalıştığım ülke sevgisi ve bilincinde eğitmeye çalıştığımı hatırlatır ve duyururum naçizane..(şu anda coq'tan bahsetmiyorum ey okur, tam olarak senden bahsediyorum) :wiinkk:
 
Katılım
7 Nis 2010
Mesajlar
711
Bu gün yola çıkan arkadaşların yolları açık olsun ..
Selametle...
 
Katılım
21 Ocak 2007
Mesajlar
9
Uzun zamandır foruma girmediğim için bu yazıları yeni gördüm arkadaşlar.
Heslerle ilgili bilgiler zaten çoğu arkadaş tarafından verilmiş bu yüzden bu konuya giriş yapmayacağım.
Ben Kastamonulu olduğum için ve o yörenin, Milli parkımızın güzelliklerini bilen, suyun aktığı o dereyi gören bir insan olarak Heslerin Milli park sınırı içine yapılmasına karşıyım.
Zaten karşı olanların mücadelesi de budur. Hesler hiç yapılmasın denilmemektedir.
Ayrıca ağaçlar ve doğa beni ilgilendirmez, bırakın kessinler ve elektrik üretilsin diyen arkadaşların yazılarını hayretler içinde okudum. Nasıl bir zihniyet böyle düşünür ki?
Kimin yazdığını hatırlamıyorum ama bir arkadaş da zaten eninde sonunda enerji için hepsi kesilecek, doğa beni ilgilendirmez demiş. Bende diyorum ki o arkadaşa; büyük şehrin karmaşasından kaçmak için sen değil misin doğa gezilerine çıkan Motosiklet gruplarıyla? Doğa yok olunca nereye gideceksin acaba?

Yazılanları görünce o kaar çok sinirendim ki kafamı toparlayıp doğru düzgün yazamıyorum bile. Cümlelerim kouk kopuk oluyo.

Heslerin yapılmasının planlandığı bölgede rant sağlamak için insanların hayatlarını bile hiçe sayan, gözlerini bile kırpmadan o insanları öldüren, ceplerini biraz daha doldurmak için doğayı katleden ve buna izin verenleri kınıyorum. O bölgede turizm daha fazla gelir sağlarken sadece %3 elektrik üretilmesi için Hes yapılması kabul edilmemelidir.

Bahar arkadaşımızı ve bu yolda destek veren herkese teşekkür ederim...
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst